İncelemeYakınçağ

Makedonya Cephesi’nde Türkler ve Bulgaristan’ın Teslim Oluşuna Dair Kısa Bir Değerlendirme

Bu makaleyi 16 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Ahmet Emir Dağdeviren

Bu çalışmada diğer ülkelerin aksine ülkemizde bir hayli ihmal edilen Birinci Dünya Savaşı’nda “Makedonya Cephesi” konusu Zekeriya Türkmen’in “Büyük Harp’te Osmanlı Ordusu” makalesi, silahlı kuvvetler tarafından yayımlanan konuyla ilgili resmi kaynaklar ve dönemin gazetecileri, siyasileri tarafından yazılan hatıratlar üzerinden incelenecektir. Bu incelemede dönemin siyasi figürleri ve gazetecileri tarafından ortaya atılan birtakım iddialar da değerlendirilecektir.

Osmanlı Devleti 29 Ekim 1914 tarihinde bugün dahi tartışılan bir konu olan Türk donanmanın Karadeniz’deki Rus limanlarını bombalaması neticesinde İttifak devletleri Almanya ve Avusturya Macaristan’ın yanında Birinci Dünya Savaşı’na girmişti. Osmanlı Devleti’nin savaşa girdiği sırada Almanya, Marne Muharebesi’ni kaybederek Paris hayallerini ertelemiş, Batı Cephesi’ndeki ilerlemesi durarak İngiltere ve Fransa ile manevra şansının kalmadığı ve oldukça fazla insan ve malzeme kaybına yol açacak siper savaşına girişmişti.

Doğu Cephesi’nde ise Rusya’nın yavaş seferberliğinden faydalanarak  Fransa’nın yıldırım harbiyle saf dışı bırakılmasına dayanan Schliffen Planı gereği az sayıda asker bırakan Almanya, Rusya’nın seferberliğini kısa sürede tamamlaması ve akabinde Doğu Prusya’ya doğru taarruza geçmesi üzerine ilk başlarda kısmi yenilgi yaşamış daha sonra Hindenburg’un Türk kurmaylarına Sarıkamış Harekatını planlarken dahi ilham verecek cüretkar planıyla Tannenberg muharebesinde Rus 1. ve 2. Ordularını hezimete uğratarak geriye sürmüştü.

İttifak bloğunun bir diğer üyesi Avusturya Macaristan İmparatorluğu ise gerek etnik bakımdan bir hayli karmaşık ordusu gerek yetersiz altyapısı yüzünden Balkanlar’da Sırpların çetin savunması karşısında kayda değer ilerleme sağlayamamış, Galiçya’da ise Rus taarruzu karşısında başarısız olarak geri çekilmeye başlamıştı.

Böylesi bir ortamda savaşa dahil olan Osmanlı Devleti savaş boyunca Galiçya, Romanya ve Makedonya olmak üzere çeşitli Avrupa cephelerine asker göndermiştir.

Osmanlı Devleti’nin Mart 1915’te denizden, Nisan 1915’te ise karadan başlayan İtilaf saldırısını püskürtmesi ve Meriç koridorunu Bulgar egemenliğine bırakan sınır anlaşması sonucunda Bulgaristan İttifak devletlerine katılmış, 1915 sonbaharında başlayan İttifak saldırısında Sırbistan ve Karadağ yenilmiş, Berlin-İstanbul bağlantısı sağlanmıştı. Böylesi bir ortamda 1916 yılında İtilaf devletleri Selanik limanına konuşlanmaya başlamıştı.[1]

29 Ağustos 1916’da Almanya’nın kaderini ellerine alan Hindenburg-Ludendorff[2] ikilisi İttifak kuvvetlerinin müşterek stratejiler izlemesi adına Eylül 1916’da müttefik ülkelerin başkomutanlarıyla bir toplantı gerçekleştirdi. Bu toplantıda Balkanzug isimli Berlin, Viyana, Sofya ve İstanbul bağlantısının açık tutulması ve Selanik’e çıkan İtilaf  kuvvetlerinin Rusya ile birleşmesinin engellemesi için Makedonya cephesinde içinde Osmanlı Devleti’nin de bulunduğu bir İttifak gücü oluşturulmasına karar verildi.[3] Osmanlı Devleti bu bağlamda bölgeye 20. Kolordu, 50. Tümen ve Osmanlı Rumeli müfrezesi olarak adlandırılan 177. Takviyeli Piyade Alayı’nı gönderdi.[4] Bu birliklere bölgede bulunan yerli Müslüman-Türk unsurdan da katılım olmuş, bu durum Bulgarların tepkisini çekmişti.[5]

Makedonya’daki Osmanlı kuvvetleri birkaç muharebe dışında kayda değer bir çarpışma yaşamamıştı. Nitekim bir süre sonra cephe hattındaki en kayda değer olay karşılıklı topçu salvoları olmuştu. Makedonya’da bulunulan süre boyunca Bulgarlarla ilişkiler geliştirilmeye çalışılmış, askerler milli manevi yönlerinden kişisel temizlik ve bakıma, hücum eğitiminden gaz saldırısı eğitimine kadar geniş bir yelpazede eğitime tabii tutulmuştu.

1917 ilkbaharında Filistin cephesinde yaşanan hareketliliğin neticesinde Türk Başkomutanlığı Avrupa cephelerinde bulunan ordularını birer birer geri çağırmaya başladı. Nitekim Makedonya Cephesi’nde görev yapan 20. Kolordu 21 Mart 1917’de, Osmanlı Rumeli Müfrezesi 28 Haziran 1917’de ve son olarak 50. Tümen ise 30 Haziran 1917’de milli cephelere sevk edilmek üzere yurda dönmeye başladı.[6]

Makedonya Cephesi’nde asıl kıyamet Türk birliklerinin yurda dönmesinden sonra yaşandı. Atina’daki siyasi otoriteleri baskı altında tutarak Yunanistan’ın savaşa girmesini sağlayan İtilaf devletleri 15 Eylül 1918 günü Balkanlar’daki İttifak cephesine ağır bir genel taarruz başlattı. Yaklaşık 10 gün süren muharebelerin sonunda zaten gücüne ve potansiyeline oranla ağır bir yük altında bulunan Bulgaristan teslim olarak ateşkes istedi.[7]

29 Eylül 1918 tarihinde İtilaf devletleri adına Fransız General d’Esperoy ile Bulgaristan arasında Selanik Mütarekesi imzalandı ve Bulgaristan savaştan çekildi. O sırada Almanya’dan dönmekte olan Talat Paşa bu durumu öğrendiğinde “Boku yedik!”[8] diyerek tepki göstermiş, nitekim yaklaşık bir ay sonra da Osmanlı Devleti savaştan çekilmiştir.

Zekeriya Türkmen makalesinde Makedonya Cephesi’nin çökmesini Alman başkomutanlığının Haziran 1917’de Atina’da gerçekleşen iktidar değişikliğini okuyamamasına ve İtilaf devletlerinin Avrupa’dan kuvvet alıp Makedonya’ya sevk etmelerine ihmal vermemesine bağlamıştır.[9]

Silahlı Kuvvetler tarafından hazırlanan resmi Birinci Dünya Savaşı serisinde ise Makedonya Cephesi’nin çöküşü özelde Bulgaristan’ın Romanya saf dışı bırakıldığında imzalanan Bükreş Antlaşması’nda kendilerine Dobruca verilmediği için, genelde ise Wilson prensiplerinin ulusların gururlarını zedelemeyen barışlar vaadeden maddelerine güvenmesi sonucunda savaşma gayretinde meydana gelen isteksizliğine bağlamıştır.[10]

Yaşar Arslanyürek makalesinde Makedonya Cephesi’nin çökmesini ve Bulgaristan’ın ateşkes istemesini Bulgaristan başbakanı Mösyö Malinof’un sözünü alıntılayarak ülkenin içinde bulunduğu bir hayli fena olan maddi durumun Almanya ve Avusturya yardımlarının kesilmesiyle beraber derinleşmesine ve Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nun barış çabaları sonucunda yalnızlaşmasına bağlamıştır.[11]

Muzaffer Başkaya İngiliz gazetelerinden yola çıkarak Bulgaristan’ın savaştan çekilmesini incelediği makalesinde yine aynı şekilde mali sebeplere ve bu sebeplerin doğurduğu siyasi ihtilaflara değinmiştir.[12]

Sonuç

Makedonya Cephesi, Büyük Savaş içerisindeki önemine nazaran dünyada ve bilhassa ülkemizde tarihçiler tarafından oldukça ihmal edilmiş bir konudur. Bu cephede verilen mücadele özellikle İttifak devletleri bakımından oldukça önemlidir. Zira Makedonya Cephesi’nin ayakta durması Balkanlar’daki denetimin sağlanması, İttifak kuvvetlerinin özellikle Almanya’nın güney kanadının güvenliği ve diğer İttifak devletlerinin yani Bulgaristan ve Osmanlı Devleti’nin Almanya ve Avusturya Macaristan ile olan hayati kara bağlantısını sağlayan Balkanzug isimli demiryolunun korunması bakımından oldukça önemlidir.  Nitekim bu cephesinin çökmesi ve İstanbul’un tehlikeye girmesi üzerine Osmanlı Devleti’nin ateşkes talebinde bulunması bize bu cephenin Osmanlı Devleti için ne kadar hayati öneme sahip olduğunu göstermiştir.

Savaşın Avrupa’da sonuca ulaşacağına inanan Osmanlı başkomutanlığı elinden geldiğince Avrupa’daki müttefiklerine yardım etmeye, üzerine daha fazla İtilaf birliği çekmeye çalışmıştır. Nitekim müttefiklerinin çağrısı üzerine İstanbul ve Boğazlar bölgesini tehdit eden dolayısıyla kendisi için de bir hayli hayati öneme sahip olan Makedonya Cephesi’ne asker göndermiş, bununla birlikte bu durumun milli stratejiyi tehdit etmesine de müsaade etmemiştir. Nitekim Filistin, Irak ve Kafkasya’daki vaziyetin daha fazla asker ihtiyacına yol açması üzerine bu birlikler tekrar yurda çağırılmıştır.

Dolayısıyla Süleyman Nazif gibi Türk Ordusu’nun Avrupa cephelerindeki mücadelesini “çılgınca bir israf”[13] olarak nitelendirmek oldukça yanlış olacaktır.

Makedonya Cephesi’nin çökmesinin en büyük sebebi daha birkaç yıl önce gerçekleşmiş olan Balkan Savaşları’nda kendinden beklenilenin üstünde gayret sarfederek savaşan ve bunun sonucunda da milli enerjisinin, insan potansiyelinin ve parasının hatırı sayılır bir kısmını kaybeden Bulgaristan’a yüklenebileceğinin çok üstünde bir rol verilerek devasa endüstriyel, askeri ve maddi güce sahip İtilaf devletlerinin karşısında yalnız bırakılmasıdır.

Buna ek olarak büyük fedakarlıklar üstlenerek savaşı sürdüren Bulgar halkını ve kamoyununu tatmin edecek fedakarlıklardan kaçınılmış ve özellikle Bükreş Antlaşmasıyla Bulgaristan’ın Romanya üzerindeki emellerinin önüne geçilmiş, böylelikle savaş gayretinin düşmesine en sonunda ordusunun ilk büyük taarruzda bozguna uğrayarak isyan etmesine ve Bulgaristan’ın askeri, mali ve siyasi çalkantılara teslim olarak ateşkes istemesine yol açılmıştır.

Yine aynı şekilde İttifak devletleri Yunanistan’ın İtilaf tarafına kaymasına sebep olacak siyasi gelişmeleri okuyamamış ve Yunanistan’ın İtilaf bloğuna katılmasının nelere yol açabileceğini hesap edememiştir.

 

Son olarak Makedonya Cephesi’nin çökmesi, dolayısıyla Bulgaristan’ın teslim olması doğurduğu sonuçlar bakımından İttifak devletlerinin arasında domino etkisine yol açmış örneğin başkenti tehlikeye düşen Osmanlı Devleti’nin de ateşkes isteyerek savaştan çekilmesine yol açmıştır.

Makedonya Cephesi ve Balkanlar’daki İtilaf varlığı özellikle toprakları İttifak kuvvetlerinin işgali altında olan Rusya, Sırbistan, Romanya ve Karadağ kamoyu ve direnişi için oldukça önemlidir. Muhtemelen bu önemin farkında olan İtilaf devletleri savaşın sonuna kadar bu cephedeki varlıklarını sürdürmeye devam etmiş, uygun görülen şartların olgunlaştığı bir zamanda da taarruza geçmişlerdir.

Makedonya Cephesi’nin İtilaf devleri bakımından sahip olduğu bir diğer önem ise Çanakkale kara ve deniz muharebelerinde elde edilemeyen boğazlar ve İstanbul’u bu cepheden ele geçirerek Osmanlı’yı saf dışı bırakarak Rusya’ya ulaşmak ve İttifak bloğunu çembere almak stratejisidir. Almanya’yı Verdun, Somme ve dahi nice muharebede yenemeyen, yenemedikleri gibi birkaç km ilerlemek için binlerce zaiyat verdikleri Batı cephesinde savaşı sonlandıramayacaklarını anlayan İtilaf devletleri bu tarz tali cepheler açarak Almanya’yı dize getirmeye bir başka deyişle piyonları saf dışı bırakarak şahı zayıflatmaya ve ele geçirmeye çalışmışlardır.

 

  • Fotoğraflar İclal-Tunca Örses Arşivi’nden alınmıştır.

 

KAYNAKÇA

[1] Özet mahiyetinde yazdığımız bu mesele hakkında Hew Strachan, Basil Liddle Hart gibi isimlerin Birinci Dünya Savaşı kitaplarına bakılabilir.

[2] Hindenburg-Ludendorff ikilisinin yüksek komutanlığı hakkında bknz: Robert B. Asprey, The German High Command at War, Hindenburg and Ludendorff Conduct World War I

[3] Edward J. Erickson, Size Ölmeyi Emrediyorum! Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu, (Çev. Mehmet Tanju Akad), İstanbul, Kitap Yayınevi, 2011, sayfa 208-209

[4] Zekeriya Türkmen, Büyük Harpte Makedonya Cephesinde Osmanlı Ordusu: 20. Kolordu ve Bağlı Birliklerin (Takviyeli 177. Piyade Alayı) Makedonya Cephesindeki Mücadelesi, Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları Dergisi, İstanbul 2015/1-2, cilt: 14, Sy: 27-28, s. 211-232.

[5] Birinci Dünya Harbi 7.Cilt, Avrupa Cepheleri, 3. Kısım, Makedonya Cephesi, Ankara, Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi Başkanlığı, Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1967, sayfa 26

[6] Birinci Dünya Harbi 7. Cilt, Avrupa Cepheleri, 3. Kısım, Makedonya Cephesi, Ankara, Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi Başkanlığı, Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1967, sayfa 52, 66

[7] Arslanyürek, Yaşar. (2019). Bulgaristan Cephesi’ndeki Gelişmelerin Mondros’a Etkisi. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. 17-30.

[8] Gwyn Dyer, The Turkish Armistice of 1918

[9] Zekeriya Türkmen, Büyük Harpte Makedonya Cephesinde Osmanlı Ordusu: 20. Kolordu ve Bağlı Birliklerin (Takviyeli 177. Piyade Alayı) Makedonya Cephesindeki Mücadelesi, Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları Dergisi, İstanbul 2015/1-2, cilt: 14, Sy: 27-28, s. 231

[10] Birinci Dünya Harbi 7. Cilt, Avrupa Cepheleri, 3. Kısım, Makedonya Cephesi, Ankara, Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi Başkanlığı, Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1967, sayfa 68

[11] Arslanyürek, Yaşar. (2019). Bulgaristan Cephesi’ndeki Gelişmelerin Mondros’a Etkisi. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. Sayfa 22

[12] Başkaya, Muzaffer. (2015). İngiliz Basınına Göre Bulgaristan’ın Birinci Dünya Savaşı’ndan Çekilişi ve Selanik Antlaşması. Akademik İncelemeler Dergisi. Sayfa 59

[13] Süleyman Nazif, İleri gazetesi, Münci- i Azam, 20 Mart 1923

Comment here