Yakınçağ

Genel Hatlarıyla İkinci Dünya Savaşı

Bu makaleyi 11 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Rabia Sümeyye Karapınar

 

Birinci Dünya Savaş’ından yenik ayrılan ülkeler ile yapılan antlaşmalara karşı çıkan ve kendisiyle yapılan antlaşmaları yırtarak tamamen özgürlüğünü kazanan ilk ülke Türkiye Cumhuriyeti olmuştur. Bu ağır antlaşmaların, ilerleyen zamanlarda toplumlardaki tepkileri, İkinci Dünya Savaşı’nın en büyük nedenlerinden biri olmuştur. Özellikle Almanya’ya uygulanan ağır yaptırımlar, galip geldiği halde istediğini alamayan ülkeler, II. Dünya Savaşı’nın başlamasında önemli rol oynamışlardır. Türkiye Cumhuriyeti bağımsızlığını kazandıktan sonra, ülkenin kalkınması ve modernleşmesi için çalışmalar başlamış, yeni fabrikalar ve üretim tesisleri kurulmuştur. Fakat Türkiye’de gelişim ivmesi artmaya başlarken, Avrupa’da da sular ısınmaya başlamıştı ve muhtemel bir savaş kapıda görünüyordu.

İkinci Dünya Savaşı, 1939-1945 yılları arasında yaşanmıştır. Rivayet olunduğuna göre 60 milyonun üzerinde insanın hayatını kaybetmesi ile literatüre geçmiş, dünyanın çehresini değiştiren küresel bir savaştır. Bu savaş, Yahudi Soykırımı olmak üzere kitlesel ölümlerin hat safhada yaşandığı, kimyasal ve nükleer silahların ilk defa kullanıldığı, insanlık tarihinin en büyük ve en kanlı savaşıdır. Savaşın tarafları Müttefik Devletler; Büyük Britanya, Fransa, Sovyetler Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri, Mihver Devletler; Almanya, İtalya ve Japonya’dır. Savaş seyrinde göreceğimiz gibi Sovyetler Birliği savaşın başında Mihver grubunda iken, SS namluları kendisine çevrilince saf değiştirip, Müttefik grubun yanında savaşı bitirmişti. 2. Dünya Savaşı’nda milyonlarca insan hayatını kaybetmiş, milyonlarcası da savaşın getirdiği acıları yaşamak zorunda kalmış, binlerce şehir ve köy haritadan silinmiş, sayısız kültür mirası yok edilmiş, dünya emsali görülmeyen bir yoksulluğa mahkum olmuştur.

İnsanlık, o zamana kadarki tarihinin en büyük felaketi olan Birinci Dünya Savaşı’nın ardından barışın önemini daha iyi anlamıştı. Her ne kadar halk bazında barış ön plana çıkmışsa da pek çok ülkenin siyasi kadroları hala çeşitli emellerinden vazgeçememişlerdi. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünya devletleri yeni bir savaşın çıkmasını önlemek, uluslararası güvenliği ve barışı korumak ve bunun devamlılığını sağlamak için bazı teşebbüslerde bulunmuşlardı. Bunların birincisi 10 Ocak 1920‘de resmen kurulan Milletler Cemiyeti‘dir. Merkezi Cenevre olan cemiyetin asıl üyeleri 1. Dünya Savaşı’nın galip devletleridir. Sonradan diğer devletler de cemiyete katılmıştır. Türkiye ise 1932’de cemiyete üye olmuştur.

İkincisi 16 Ekim 1925‘te Almanya, İngiltere, İtalya, Belçika, Polonya ve Çekoslovakya arasında imzalanan Lokarno Antlaşması‘dır. Bu antlaşma ile Almanya Batı sınırlarının sürekliliğini kabul etmiş, Polonya ve Çekoslovakya sınırları için güvence vermiştir.

Üçüncüsü ABD Dışişleri Bakanı Kellog’un önerisi doğrultusunda 27 Ağustos 1928‘de Paris’te imzalanan Kellog Paktı‘dır. İngiltere, Almanya, İtalya, Japonya ve ABD arasında imzalanan bu pakta 8 Temmuz 1929’da Türkiye dahil belli başlı büyük devletler katılmıştır. Bu pakt ile savunma anlayışına dayanmayan savaş, kanun dışı sayılmıştır. Tüm bunlara rağmen II. Dünya Savaşı’nın çıkması önlenememiştir.

Birinci Dünya Savaşı’nın devletler arasındaki dengeleri alt üst etmesi savaştan sonra huzursuzluğu ve dünya barışını korumak amacıyla kurulan Milletler Cemiyeti’nin İngiltere’nin güdümünden çıkamaması bu örgüte karşı duyulan güvensizliği arttırdı. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından kısa sürede toparlanan Almanya, Versay Antlaşması ile uğradığı mağduriyetini gidermek için politikasını değiştirdi. Birinci Dünya Savaşı sonunda Almanya’nın İngiltere ve Fransa’ya duyduğu nefret doruk noktaya ulaşmıştı. Milliyetçi fikir akımlarının güçlendiği Almanya’da halk, idarecileri ile toparlandı. Versay Antlaşması’nın ağır koşullarına rağmen kısa sürede tekrar güçlenmeyi başaran ve gücünü arttıran Almanya, Versay’ın şartlarını reddederek hızla silahlanmaya başladı. 1933’te iktidara yükselen Nazi Partisi gün geçtikçe palazlanmaya ve saldırgan bir politika izlemeye başladı. 1930’lardan itibaren Dünya barışını tehdit etmeye başlayan Almanya’nın diktatör lideri Hitler Avusturya ve Çekoslovakya’yı işgal ederek savaş sürecini başlattı.

İkinci Dünya Savaşı’nın çıkmasında Almanya’nın dışında İtalya’nın izlediği saldırgan politika da etkili olmuştur. Birinci Dünya Savaşı’nın galiplerinden olmasına rağmen İtalya savaşta umduğunu bulamamış, İtilaf Devletleri İtalya’yı bol vaatlerle yanlarına çekmişlerdi. Savaş bittiğinde sözlerinde durmayan İtilaf Devletleri’nin İtalya’yı savaşın ganimetleri paylaşılırken tasfiye etmek istemeleri de İtalya’nın tepkisine neden olmuştu. Savaş sonrasında İngiltere ve Fransa’dan giderek uzaklaşan İtalya, diktatör lideri Benito Mussolini’nin izlediği saldırgan politika ile Almanya’nın yanında yer aldı. Almanya ile birlikte hareket eden İtalya, bir yandan Libya’dan Afrika’nın iç kesimlerine doğru ilerlerken diğer yandan da Habeşistan’ı işgal etti. İtalya’nın Arnavutluk’u kontrol ederek Balkanlara girmesi bölgedeki huzursuzluğu arttırdı.

Birinci Dünya Savaşı sırasında Uzakdoğu’daki egemenlik sahasını genişleten Japonya savaştan sonra bölgenin tek hakimi olma arzusuna kapıldı. Savaş sonunda İngiltere’nin Uzakdoğu’dan büyük ölçüde çekilerek Ortadoğu’ya kayması Uzakdoğu’da bir boşluk meydana getirmişti. Bu boşluğu doldurmak amacıyla Japonya ve ABD arasında başlayan rekabetten üstün çıkan Japonya bölgeye hakim oldu. Daha sonra Mançurya ve Çin topraklarına saldıran Japonya, Almanya ve İtalya ile ittifak kurdu.

Almanya’nın 1939’da Avusturya ve Çekoslovakya’yı işgaliyle başlayan savaş, Fransa ve İngiltere’nin Almanya’ya savaş ilan etmesiyle Dünya Savaşı şekline dönüşmüş ve savaş, Avrupa’dan Uzak Doğu’ya, Afrika’dan Amerika’ya kadar bütün dünyaya yayılmıştır.

Almanya, Polonya meselesini çözdükten sonra Danimarka ve Norveç’i de alarak batıya yönelmiş, Hollanda, Belçika, Çekoslovakya’yı işgal etmiş ve 14 Haziran 1940’ta Paris’e girmiştir. 22 Haziran 1940’ta Fransa’yla Campiegne Mütarekesi’ni imzalamış ve Fransa teslim olmuştur.. Habeşistan’ı ve Eritre’yi işgal eden Almanya’nın müttefiki İtalya, 13 Eylül 1940’ta Paris’e girmiştir. Macaristan, Romanya ve Bulgaristan’ı kendi yanına çeken Almanya, Yugoslavya’yı da işgal etmiş, İtalya’da Yunanistan’a girmiştir. Böylece 1941’de Balkanlar’a, Doğu Akdeniz ve Ege’ye hakim olmuştur. Savaşların başından itibaren Almanya’nın yanında yer alan Rusya, Balkanların işgalini tepkiyle karşılamıştı. Almanya, kıta Avrupa’sında kontrolü ele geçirdi, ancak İngiltere’ye beklenen darbeyi bir türlü vuramamıştı. Japonya, Mançurya ve Hindiçin’i işgal ederek başlangıçta bazı başarılar elde ettiyse de 1942’den itibaren durum tersine döndü.

1941 yılında savaş alanı yeni katılmalarla hızla genişledi. Rusya ve ABD İngiltere’nin yanında yer alırken, Japonya da Almanya yanında savaşa girdi. Birinci Dünya Savaşı’nda olduğu gibi İkinci Dünya Savaşı’nda da ABD savaşın seyrini değiştirmiştir. ABD’nin ekonomik desteğinin ardından İngiltere yanında savaşa girmesi Miğfer grubunun işini zorlaştırmış ve onları teker teker savaştan çekilmek zorunda bırakmıştı. Önce 3 Eylül 1943’te İtalya mütareke imzalayarak savaştan çekilmiştir. İtalya’nın savaş dışı kalmasından etkilenmeyen Almanya, Rus ordularına üstünlük sağlayarak Moskova önlerine kadar ilerledi. 1943 yılına kadar savaşı kontrolünde bulunduran Almanya bu tarihten itibaren sarsılmaya başladı. Kaynakları tükenen Alman orduları iklim koşullarının da etkisiyle Moskova önlerinde Rus ordularına yenildi. 1943 yılından itibaren karşı saldırıya geçen Rus orduları 1945 yılında Almanya’ya kadar ulaştı.

Almanya doğudan Rusya tarafından sıkıştırılırken, batıdan da İngiltere, Amerika ve Fransa Normandiya Çıkarması’nı yaparak 1945 yılında Almanya’yı teslim aldılar. Almanya’nın teslim olmasından sonra Müttefik Devletler Japonya’ya yüklendiler. Savaş meydanında Japonya’nın sırtı bir türlü yere gelmeyince, Amerika elindeki en büyük nükleer ve kimyasal silah olan “atom bombası”nı kullanmıştı. Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombaları ile şok olan Japonya’nın 10 Ağustos 1945’te teslim olması ile savaş sona ermiştir.

 

 

 

KAYNAKÇA

KAYA, Önder, Roma İmparatorluğu’ndan Hitler’in Almanya’sına Avrupa Tarihi Üzerine Yazılar, Timaş Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 2011

KOÇAK, Cemil, Türkiye’de Milli Şef Dönemi (1938-1950) , İletişim Yayınları, İstanbul, 2007, 1. Cilt

ARMAOĞLU, Fahir, 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi, Akım Kitabevi, 11. Baskı

ROBERTS ,J. M., Avrupa Tarihi, İnkılap Kitabevi, İstanbul, 2015

Comment here