OrtaçağTarih

Selahaddin Eyyubi’nin Mısır Hakimiyeti ve Mısır’daki Faaliyetleri

Bu makaleyi 29 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Yusuf Can Gündüz

Giriş

Urfa Haçlı Kontluğu’nun 1144 senesinde İmadeddin Zengi tarafından fethedilmesi Batı dünyasının korkuya kapılmasına sebep olmuş, Türklerin Urfa’nın fethi sonrasında durmayacakları görülmüş, sıranın Antakya ve Kudüs’e geleceği düşünülmüştür. Bu durum sonrasında 1147-1149 tarihleri arasında Anadolu’ya gerçekleşecek olan II.Haçlı Seferi meydana gelmiş ve Dımeşk, Haçlılar tarafından kuşatılmıştır. Her ne kadar bu kuşatma Nureddin Mahmud Zengi ve Seyfeddin Gazi tarafından kaldırılsa da Nureddin Mahmud Zengi’nin İslam birliğini sağlamak istemesi Dımeşk’in alınmasını mecbur bırakıyordu. Nitekim Dımeşk’in alınması için iki kardeş Selahaddin Eyyubi’nin babası Necmeddin Eyyub ve Şirkuh’tan yardım isteyen Nureddin Mahmud, iki kardeşin desteğiyle Haçlılara karşı mücadele ederek Dımeşk’i ele geçiriyordu. Dımeşk’in zaptı sonrasında her iki kardeş de güçlerini arttırmış, Necmeddin Eyyub Dımeşk valiliğine, Şirkuh ise ordu kumandanlığına atanmıştı. Böyle bir ortam içinde şehzade gibi yetişen ve iyi bir eğitim gören Selâhaddin genç yaşlarında Haçlılar’a karşı yapılan seferlere katıldı ve Dımaşk şahneliğine(askeri valilik) kadar yükseldi.

Mısır Seferleri ve Selahaddin Eyyubi’nin Mısır Hakimiyeti

Dımeşk’in Nureddin Zengi tarafından ele geçirilmesi üzerine Mısır’ın kıymeti Haçlıların genişleme emellerine göre önem kazanmıştı. Mısır’ı ele geçirdikleri takdirde Nureddin Zengi’ye karşı üstünlük sağlayacaklarını düşünüyorlar, Kudüs’ü korumanın tek yolunun Mısır’ı ele geçirmek olduğunu biliyorlardı. Nitekim Fatımi Devleti’nin içinde bulunduğu siyasi çekişmelerden fırsat bulan Kudüs valisi Amaury, Mısır’ın Bilbays şehrini kuşatmaya alsa da kuşatma sonuç vermedi ve geri çekilmek zorunda kaldı. Mısır’ın Müslümanlar açısından Kudüs Haçlı Devleti’ni yok etme imkanının önünde durması ve iç karışıklıklarla mücadele etmesi üzerine harekete geçen Nureddin Zengi, vezaret makamından indirilen Şaver’in yardım talebi üzerine Mısır’a ilk orduyu Şirkuh komutasında gönderdi. Nitekim Şirkuh’un yanında henüz o vakitlerde 27 yaşında olan Selahaddin Eyyubi’de bulunuyordu. Yapılan hazırlıklardan sonra, Şirkuh kumandasındaki büyük çoğunluğu Oğuzlardan meydana gelen birlik Şâver ile beraber 15 Nisan 1164 Perşembe günü Mısır’a hareket etti. Şirkuh’un Bilbays önünde Mısır kuvvetlerini yenmesi üzerine tekrar Mısır veziri olan Şaver, Nureddin Zengi ile yapılan anlaşma şartlarına uymayarak Şirkuh’tan Mısır’dan çıkmasını istedi. Bunun üzerine Mısır’daki Sunni muhalefetle işbirliği yapan Şirkuh, yeğeni Selahaddin Eyyubi’ye bir miktar kuvvet bırakarak Kahire’yi kuşattı. Bu sırada Mısır’daki durumu takip eden Kudüs kralı Amaury, Şâver’in yardım talebi üzerine harekete geçti. Kudüs kralının Şaver’e katılmasına binaen Şirkuh, Kahire kuşatmasını kaldırarak yeğeni Selahaddin Eyyubi’nin yanına, Bilbays şehrine geldi. Her gün şehrin surları önünde iki taraf arasında çarpışmalar oluyordu. Bu sırada Nureddin Zengi, Hârim ve Banyas gibi önemli şehirleri fethetmiş, Haçlı kuvvetlerini yenerek esirler almıştı. Bu durum üzerine Şaver ile olan ittifaklarından ve Bilbays kuşatmasından çekilen Haçlılar, ülkelerinin tehlikede olduğunu düşünerek geri çekildiler. Nitekim Haçlıların geri çekilme kararı üzerine üç taraf arasında anlaşma yapıldı. Şirkuh ve Kudüs Kralı geri döndüler. Mısır için gerçekleştirilen ilk sefer girişimi sonucunda önemli iki şehri ele geçiren Müslümanlar, Haçlılar karşısında stratejik üstünlüğü sağlıyorlardı. Sefer sonrasında daha da güçlenen genç emir Selahaddin Eyyubi, Nureddin Zengi tarafından Dımeşk subaşılığına getirildi.

Mısır veziri Şâver’in, Şirkuh’a karşı Haçlılar ile gizli ittifak yapması, Nureddin Zengi ve Şirkuh’u ikinci seferlerini yapmak üzere Mısır’a yönlendirdi. Gerekli hazırlıklarını tamamladıktan sonra Nureddin Zengi tarafından Mısır’a gönderilen Şirkuh komutasındaki kuvvetler 9 Ocak 1167 tarihinde Dımeşk’ten Mısır’a doğru harekete geçti. Nitekim yukarıda bahsini ettiğimiz ilk seferde olduğu gibi Mısır’a yapılan bu ikinci seferde de Selahaddin Eyyubi amcasının yanında bulunuyordu. İlk seferin benzeri niteliğini söyleyebileceğimiz ikinci seferde, Şirkuh’a karşı gelebilecek saldırılara karşı harekete geçen Nureddin Zengi, Kudüs Krallığı sınırlarında keşif hareketlerinde bulunuyordu. Nitekim kendisine karşı yapılabilecek saldırıyı öğrenen Şirkuh, Cize’de karargahını kurdu. Bir ay kadar burada bekledi. İki taraf 6 Nisan 1168 günü el-Bâbeyn denilen yerde karşılaştı. Şirkuh’un savaş meydanında uyguladığı, tarihçiler tarafından Türklerin kullandığı, düşmanı geri çekildiğine inandırarak pusuya düşürme taktiği olan hilal taktiği, meyvesini verdi. Savaş meydanında biraz vuruştuktan sonra geri çekilen Selahaddin Eyyubi komutasındaki kuvvetler, Haçlı ve Mısır kuvvetlerini pusuya düşürerek zafere ulaştılar. Nitekim Kudüs kralı esir düşmekten zor kurtuldu. Mağlup edilen Haçlı ve Mısır kuvvetleri yeniden toparlanış için Kahire’ye çekildi. Toparlanmanın ardından harekete geçen Şâver ve Amaury kuvvetleri, Selahaddin Eyyubi’nin savunduğu İskenderiyye şehrini kuşatmaya aldılar. Yaklaşık dört ay süren kuşatma sırasında vuku bulan yiyecek sıkıntısı üzerine genç kumandan Selahaddin Eyyubi, amcası Şirkuh’tan yardım istedi. Topladığı birlikleriyle Kahire’ye doğru hareket eden Şirkuh’un amacı; Selahaddin Eyyubi’yi kuşatma altına alan düşman kuvvetlerini ayırmak, kuşatmayı hafifletmekti. Nitekim Şirkuh’un Kahire’ye hareket etmesi üzerine düşman müttefiklerinin bir kısmı Şirkuh üzerine gönderildi. Bir yandan Şirkuh’un Kahire’yi kuşatmaya gidiyor diğer yandan Nureddin Zengi, Trablus Kontluğu’na sefer düzenliyor ve önemli kaleleri alıyordu. Uzun süren muharebeler sonrası yorgun düşen askerler ve Şâver tarafından Şirkuh’un askerlerinin altın karşılığı taraf değiştirmesi üzerine iki taraf arasında bir anlaşma imzalandı. Anlaşmanın ardından İskenderiyye’yi Şâver’e teslim eden Selahaddin Eyyubi, amcasının yanına gelerek Şirkuh’la beraber Dımeşk’e geldiler.

Yapılan ikinci seferi lehine çevirmeyi başaran Şâver, Şirkuh’a karşı daha da kinlendi ve ona yardım eden bazı emirleri öldürdü. Nitekim el-Bâbeyn’de gerçekleşen muhabere öncesinde Haçlılar ve Şâver arasında gerçekleşen gizli anlaşma maddeleri muhabere sonrasında hayata konuldu. Frenkler Kahire’de çarşı kurarak buraya asker bıraktılar. Bu durumlar karşısında içeriden aldığı istihbaratları analiz eden Nureddin Zengi ve Şirkuh, Şaver ve Frenklerin ters düşmesi durumu ve Haçlıların Mısır’ı ele geçirmek için yaptıkları  hamlelere karşı Şaver’e destek vermeye karar verdiler. Nitekim Şaver ve Haçlıların(Frenkler) arasının açılması üzerine Haçlılar Avrupa’dan gelen birliklerini bu bölgeye aktarmış, Mısır için harekete geçmeye hazırlanmışlardı. Şirkuh’a üçüncü Mısır seferi için hazırlanmasını emreden Nureddin Zengi, Şirkuh’a altın,at, teçhizat ve elbise vererek onu uğurladı. Şirkuh kumandasındaki bu kuvvetler, 17 Aralık 1168 tarihinde Mısır’a hareket ettiler. Şirkuh’un Kahire önüne varmasından önce geleceğinin haberini alan Amaury, ordusunu geri çekmek zorunda kaldı. Haçlıların Mısır’dan çekilmesi üzerine mücadeleyi kazanan Nureddin Zengi, Mısır’ın zenginliği ve donanmasına sahip oldu. Bu sırada sorun çıkarmaya devam eden Şaver, Selahaddin Eyyubi’nin de aralarında bulunduğu genç komutanlar tarafından tevkif edildi ve halifeye bu durum bildirildi. Halifenin Şaver’in idamını istemesi üzerine Şaver idam edildi. En kuvvetli komutanın ülkede vezir tayin edilmesi geleneği üzerine Şirkuh, Mısır’a halife tarafından vezir tayin edildi. Vezir tayin edildikten 2 ay sonra hastalanarak vefat eden Şirkuh’un yerine Mısır’ın vezirliği için askerler ihtilafa düştüler. Nitekim ordunun başkumandanı olarak tayin edilen Selahaddin Eyyubi, askerlerin halifeye baskısı sonucunda Mısır’da Fatımi veziri oldu.

Mısır’da vezir olmasıyla “sultan” lakabını alan Selahaddin Eyyubi, hem Fatımi halifesine hem de Nureddin Zengi’ye bağlı konumdaydı. Selahaddin Eyyubi’nin hızla yükselmesi ve güçlenmesi ülke içerisinde kendisine karşı cephe alınmasına sebep oldu. Ntiekim izlediği siyasi politika sebebiyle Mısır’daki askeri gücünü artırmayı hedefleyen ve komutanlarına ikta dağıtan Selahaddin Eyyubi, askeri gücü arkasına aldı. Mısır üzerinde kısa süreli istikrara kavuşan Selahaddin Eyyubi, iktalarını elinden aldığı komutanların hedefi haline gelmişti. Bir yandan Kıpti, Ermeni ve Sudanlı komutanlar ile mücadele veriyor, diğer yandan da Bizans-Haçlı kuvvetlerinin Mısır’a saldırmak üzere olduklarını biliyordu. Nitekim asker sayısının yetersizliği üzerine Nureddin Zengi’den yardım istemiş, Nureddin Zengi tarafından askeri yardım Selahaddin Eyyubi’ye gönderilmişti. Nureddin Zengi’nin yardımıyla bir nebze de olsun rahatlayan Selahaddin Eyyubi, kendisine karşı kurulacak olan suikast girişimi ile karşı karşıya kalacaktı. Nitekim Mısır içerisinde Selahaddin Eyyubi’ye cephe alan muhalif grup, Mısır yönetimini ele geçirmek için Haçlılar ile anlaşmış, anlaşma sonucu itibariyle Haçlıların Bilbays veya Dimyat üzerine sefer düzenlemeleri neticesinde Selahaddin Eyyubi’yi Kahire’den çıkartarak Mısır’da yönetimi ele geçirecekler, akabinde kuvvetleriyle Haçlılar ile mücadele eden Selahaddin Eyyubi’yi iki ateş arasına alacaklardı. Muhalif grubun yapmış olduğu bu planı öğrenen ve muhaliflerin başında Mutemid’in olduğunu bilen Selahaddin Eyyubi, muhaliflerin tepkisini çekmeyeceği bir zamanda Mutemid’i öldürtmüş, akabinde Mutemid taraftarlarını da sarayından uzaklaştırmıştır.

Mutemid’in öldürülmesi haberini alan Sudanlılar ve Ermeniler, Selahaddin Eyyubi’ye karşı isyan etmişler, Fatımi Halifeliğinin de desteklerini almışlardı. Halife tarafından desteklenen isyana karşı kuvvet gönderen Selahaddin Eyyubi, Fatımi halifesini isyancılardan ayırarak isyancıların af dilemelerini sağlamıştır. Nitekim eman verilmesini isteyen isyancı grup, Selahaddin Eyyubi tarafından Kahire’den uzaklaştırılmak ve Cize’ye gitmeleri şartıyla emanlarına kavuşmuşlardır. Durum üzerine Kahire’de huzur sağlayan Selahaddin Eyyubi, Mısır’ın tek hakimi konumuna gelmiştir.

Selahaddin Eyyubi’nin Haçlı, Bizans ve Nureddin Zengi ile İşbirliği

Muhalif isyancı grubu bertaraf eden Selahaddin Eyyubi, çok geçmeden Bizans-Haçlı ittifakı ile karşı karşıya kaldı. Nitekim Mısır’da Fatımilerden alınan verginin devam etmesini elçiler heyeti ile Selahaddin Eyyubi’den talep eden Bizans, taleplerinin Selahaddin Eyyubi tarafından reddedilmesi üzerine Kudüs Krallığı ile birleşti. Selahaddin Eyyubi ülkesi içerisinde isyanları yeni bastırmış olsa da tam manasıyla Mısır üzerinde hakimiyetini sağladığı söylenememektedir. Nitekim bu durumu bilen Bizans-Haçlı kuvvetleri, Selahaddin Eyyubi üzerine yapılacak olan sefer ile bertaraf edilmesi sonucunda Mısır’da tekrar isyanların patlak vereceğini biliyor, olası Selahaddin Eyyubi’nin mağlubiyeti sonrası Kudüs’ü koruma yolundaki Mısır’a hakim olacaklarını düşünüyorlardı. Filhakika Selahaddin Eyyubi, Mısır’daki hakimiyetini ve gücünü ispat etme fırsatı bulsa da herşeyini kaybetme ihtimaline de sahipti. Bizans Devleti ve Haçlılar arasında yapılan anlaşmaya göre Bizans Devleti denizden, Haçlılar ise karadan Mısır’a saldıracaklardı. İki yüzden fazla gemiden oluşan donanmasıyla yola çıkan Bizans Devleti, Kıbrıs’ta durmuş, üç ay yetecek erzak ikmali yapmıştı. Nitekim Bizans Devleti kuşatmanın üç ay süreceği kanaatindeydi. Kendisine yapılacak olan saldırı haberini alan Selahaddin Eyyubi, derhal harekete geçip savunma tedbirlerini alarak Nureddin Mahmud Zengi’den yardım istedi. Nureddin Zengi, bu yardım talebi üzerine Selahaddin Eyyubi’ye Turanşah komutasında bir destek kuvvet gönderdi. Yaptığı her hamleyi Nureddin Zengi’ye haberdar eden Selahaddin Eyyubi, hem Nureddin Zengi’den aldığı destek kuvvetleriyle hem de dayısı ve yeğenini güçlü bir birlikle Dimyat’a gönderdi. Nitekim onun bu savunma hamlesi saldırıya geçen Bizans-Haçlı müttefik ordusunu Dimyat’da durdurmakla kalmamış, ağır zaviyat vermelerine de sebep olmuştur. Bir yandan Dimyat’da savunma devam ederken diğer yanda Nureddin Zengi, Mısır seferlerinde yaptığı gibi Haçlı kalelerine ve topraklarına akınlar düzenliyordu. Dimyat savunmasının sağlam olması, Nureddin Zengi’nin haçlı kalelerine ve topraklarına akınlar düzenlemesi, erzak sıkıntıları çekmeleri ve şiddetli yağmur sonucu zarar görmeleri sebebiyle zor durumda kalan Haçlı-Bizans müttefik grubu Selahaddin Eyyubi ile anlaşmak zorunda kaldı. Yapılan anlaşma sonrasında Mısır’ın Selahaddin Eyyubi’ye ait olduğunu kabullenen Bizans Devleti, geri çekilmek zorunda kalarak dış politikayı izlemeye başlamıştır. Kudüs Krallığı ise saldırı stratejisini bırakarak sahip olduğu toprakları korumaya yönelik hamleler yapma kararı almıştır.

Haçlı-Bizans tehlikesini atlatan Selahaddin Eyyubi, hız kesmeyerek dostu Fatımi halifesinin vefatını bekledikten sonra Fatımi hilafetine son vermeyi hedeflemiş, Fatımi Hilafeti’nin ortadan kaldırılması için birtakım tedbirler almıştır. Şii tarzı ezanı yasaklamış, Fatımi kadılarını azletmiş ve yerlerine Sunni kadılar tayin etmiştir. Mısır’daki otoritesini kuvvetlendiren Selahaddin Eyyubi, Nureddin Mahmud Zengi’den ailesinin ve babasının Mısır’a gönderilmesini talep etmiş, bu talep Nureddin Mahmud Zengi tarafından da kabul edilmiştir. Filhakika Necmeddin Eyyub’un Mısır’a gelişiyle gücünü daha da arttırmıştır. Başlangıçta halkın tepkisinden çekinmesine rağmen Abbasi Halifeliği için hutbenin Mısır’da okunmasının ardından halkın tepki vermemesi üzerine Fatımi Halifeliğini tamamen kaldırarak Abbasi Halifeliğine bağlanmış, Mısır’da hutbeyi Abbasi Halifesi el-Mustadi Biemrillah adına okutmuştur. Fatımi Halifeliğine son vermesiyle birlikte Mısır’da hakimiyetini tamamiyle kuran Selahaddin Eyyubi, İslam Birliği’ni beraber sağladıkları Nureddin Zengi ile Haçlılarla mücadele etmeye devam etmiştir.

1170 yılı sonunda Nureddin Zengi’nin kardeşi Musul atabegi Mevdud ölmüştür. Nureddin Zengi bu durumdan yararlanarak Musul topraklarını kendi ülkesine katmıştır.

Akabinde Kudüs Krallığı’na akın yapan Selahaddin Eyyubi, 1170 yılı Aralık ayında Dârum ve Gazze’yi kuşatmıştır. Esir durumda bulunan pek çok müslümanı kurtardıktan ve düşman ülkesini yağmaladıktan sonra geri çekilmiştir. Selahaddin Eyyubi, Kudüs Krallığı’na yaptığı bu akını, düşmanının dikkatini başka tarafa çekmek için yapmış olup asıl olarak Haçlıların Kızıldeniz’e açılan kapısı Eyle Kalesi’ni hedeflemiştir. Gerekli hazırlıkları tamamladıktan sonra yaptırdığı gemilerle Eyle Seferi’ne çıkarak Dârum ve Gazze’de darbe yiyen Haçlıların toparlanmasından önce Eyle ve Kalesi’ni ele geçirmiştir. Bu seferden sonra Nureddin Zengi ile Selahaddin Eyyubi, Kudüs Krallığı’na bağlı Kerek-Şevbek Prinkepsliği’ne ortak bir sefer yapmayı kararlaştırmışlardır. Nitekim 23 Eylül 1171 tarihinde Kahire’den çıkan Selahaddin Eyyubi, Mısır’a yakın olan Şevbek kalesini kuşatmış, diğer taraftan Nureddin Zengi ise Dımeşk’dan gelerek Kerek’i kuşatmıştır. Bu esnada mevsimin ve havanın ağır şartları sebebiyle zaiyat vermeye başlayan Selahaddin Eyyubi, kuşatmayı bırakarak Mısır’a geri dönmüştür. İslam tarihçisi İbn-ül Esir’e göre Selahaddin Eyyubi’nin ani bir şekilde kuşatmadan ayrılarak Kahire’ye dönmesinin sebebi Nureddin Zengi ile görüşmek istememesidir. Lakin Selahaddin Eyyubi’nin Şevbek kuşatmasını bırakarak Kahire’ye dönmesinin gerçek sebebi Amaury’nin El-Ariş istikametinde Mısır üzerine yürümesidir.

Nureddin Zengi’nin Ölümünden Selahaddin Eyyubi’nin Ölümüne

Nureddin Zengi ve Selahaddin Eyyubi arasındaki dedikodular ne olursa olsun Nureddin Zengi ile Selahaddin Eyyubi’nin araları abartıldığı kadar açık olmamış aksine Selahaddin Eyyubi’nin 1173,1174 senelerinde yapmış olduğu Nube, Libya ve Yemen seferlerini Nureddin Zengi’den izin alarak gerçekleştirmiştir. Nureddin Zengi’nin ölümü üzerine Selahaddin Eyyubi, onun küçük oğluna sadık kalarak vefasını göstermiştir. 1173 tarihinde ikinci Kerek-Şevbek seferine çıkan Selahaddin Eyyubi, kaleleri ve etraflarını yağmalamış, Frenklere rehberlik eden Bedevileri dağıtmış ve babasının ölümü üzerine de Kahire’ye çekilmek zorunda kalmıştır. Bu durumdan sonra Nûbe seferşne çıkan Selahaddin Eyyubi’nin ağabeyi Turanşah, Nûbe seferinden döndükten sonra Nureddin Zengi’nin izniyle Yemen seferine çıkmış ve Yemeni zaptederek Nureddin Zengi’ye bağlı hale getirmiştir. Nitekim akabinde gelen Trablusgarb’ın ele geçirilişi Abbasi Halifesi’ne mektup gönderen Nureddin Zengi, İstanbul ve Kudüs’ün fethinin yakın olduğu söylemiştir.

Nureddin Zengi’nin hastalanarak ölümünden sonra küçük yaştaki oğlu el-Melik el- Salih’in devletin başına geçmesi devletin atabegliği için beraberinde mücadeleleri getirmişti. Nitekim Selahaddin Eyyubi’ye muhalif olan grup atabeglig mücadelesini kazanmıştı. Emirlerin birbirleri ile mücadelesinden faydalanan Amaury, Banyas’ı kuşatmıştı. Amaury’nin Banyas’ı kuşattığı haberini alan Selahaddin Eyyubi, derhal harekete geçerek Amaury’e karşı sefere çıktı. Filhakika Sadr’a geldiğinde iki taraf arasında anlaşma yapıldığını öğrenince geri döndü. Haçlı ve Sicilya donanmasının İskenderiye çıkartmasını mağlup eden ve yenilgiye uğratan Selahaddin Eyyubi, Nureddin Zengi’nin ölümünden sonra Şam ve el-Cezire’de meydana gelen olayları dikkatle takip ediyordu. Nitekim henüz Nureddin Zengi hayatta iken ondan sonra gelen ikinci adam konumunda olması ve Normanları hiçbir yardım almadan yenmesi Selahaddin Eyyubi’nin ne kadar büyük bir lider olduğunu tekrardan ispat etmişti. Selahaddin Eyyubi, Sicilya donanmasını mağlup ettikten ve Kenzüddevle isyanını  bastırdıktan sonra Bizans ve İtalyan şehir cumhuriyetleri ile yeni ticari anlaşmalar yaptı. Ülkedeki düzeni sağladığı sırada el-Melik el-Salih’in atabeglerinin Halep’teki tutumlarından şikayetçi olan grup ve Şam’daki akrabaları Selahaddin Eyyubi’yi Şam’a davet ettiler. 29 Ekim Pazartesi günü şehre girdi ve şehrin ileri gelenlerine ve halkına çok iyi davrandı. Şam’da Nureddin Zengi’nin oğlu el-Melik el-Salih adına hutbe okutarak, sultana mektup gönderdi ve Mısır’dan kendisine hizmet için geldiğini, etrafındakilerini dinlememesı gerektiğini söyledi. Selahaddin Eyyubi’nin bu mektubu Musulluların teşvikiyle sert bir cevap buldu. Nitekim sultanın yanındakiler Selahaddin Eyyubi’ye cephe almış durumda idiler. Selahaddin Eyyubi, cevaben gelen mektubun anlaşma taraftarı olmadığını anladı. Filhakika, Selahaddin Eyyubi’ye karşı kurulan Halep-Musul ittifakı Frenkler ve Haşhaşiler tarafından da destekleniyordu. En nihayetinde kendisine karşı yapılan bu ittifak ile 10 sene boyunca uğraşmak zorunda kalan Selahaddin Eyyubi, muhalif grubu bertaraf ettikten sonra bütün kuvvetlerini Haçlılara karşı kullanabildi.

Sonuç

Nureddin Zengi’nin ölümü ve akabinde gerçekleşen isyan ittifaklarını bertaraf ettikten sonra haçlılara karşı cihada başlayan Selahaddin Eyyubi, Şam sınırlarında gerekli savunma tedbirlerini aldıktan sonra Mısır’da da hudud kalelerini güçlendirdi. Nitekim Kahire ve Fustat’ı surlarla çevirerek Kalet el-Cebel’i yaptırdı. Her türlü savunma tedbirleri aldıktan sonra Mısır’dan ayrılarak Kudüs Krallığı’na karşı 14 Kasım ve 9 Aralık 1177 tarihleri arasında sefer düzenledi. Filhakika bu sefer sadece bir akın olarak düzenlenmişti. Hemen akabinde gerçekleşen Dârum ve Gazze yağmasından sonra hazırlıksız yakalanarak Remle yenilgisi ile dönen Selahaddin Eyyubi, iki taraf arasında Remle yenilgisinden sonra yapılan sulhun bozulması ile gerçekleşen Merc-i Uyûn zaferi ve Beyt Al-Ahzân Kalesi’nin fethi iki taraf arasındaki fitili daha da fazla ateşlemişti. Nitekim cihadı hız kesmeden devam eden Selahaddin Eyyubi, Beysan ve Beyrut’a sefer düzenleyerek Kerek’i kuşatmaya aldı. Filhakika cihadları sonrası 1180 yılından itibaren Kudüs Krallığı’na karşı askeri üstünlüğü sağlayan Selahaddin Eyyubi, Halep-Musul ve Frenklerle olan mücadelesini kazandıktan sonra yönünü Kudüs’ün kurtarılmasına çevirerek Hittin Zaferi’ni ve Filistin’i kurtararak Kudüs’ü fethetti. Kudüs’ün fethi sonrasında Kerek-Şevbek, Safed ve Kevbek kalelerini de fetheden Selahaddin Eyyubi, Kudüs’ün müslümanlar tarafından geri alınması üzerine gerçekleşen III. Haçlı Seferi ile karşı karşıya kaldı. Nitekim asıl gayeleri Kudüs’ü kurtarmak olan Haçlılar Akka müdafası ile karşılaşarak Kudüs yerine Akka ile yetinmek zorunda kaldılar. Her ne kadar sultan Selahaddin Eyyubi tarafından Akka savunması başarılı bir şekilde yürütülmeye çalışılsa da meydana gelen gelişmeler ve Haçlıların aldığı destekler neticesinde Akka, Haçlılar karşısında düşmek zorunda kaldı. Nitekim Akka’nın düşüşü sonrası hareketlerine devam eden Haçlılar, boşaltılan Askalan’a doğru hareket etmişlerdir. Haçlıların Kudüs’ü geri alma planları ve mücadeleleri Selahaddin Eyyubi tarafından durdurulsa da çetin muharebeler gerçekleşiyor, iki tarafta kayıplar veriyordu. Nitekim Kaysariyye ve Arsuf meydan muharebelerinden sonra Frenklerin Kudüs’ü müslümanlardan ve Selahaddin Eyyubi’den alma teşebbüslerinin sonuç vermemesi üzerine iki taraf arasında sulh yapılması kararı verildi.

Barışın sağlanması üzerine halife el-Nasır’a son durumları ve anlaşmayı haberdar eden Selahaddin Eyyubi, ilk iş olarak Askalan’ın devir teslimini alarak surları ve kaleleri yıktırdı. Kardeşi el-Adil ile birlikte 13 Eylül Pazar günü Kudüs’e gelerek şehrin surunun ve hendeklerinin ve diğer imar işlerinin tamamlanmasını emretti. Hudud kalelerini tanzim ettikten sonra Dımeşk’e dönmeyi ve orada birkaç gün kaldıktan sonra Mısır’a hareket edip bölgenin idaresini yeniden gözden geçirmeyi düşünen Selahaddin Eyyubi, Dımeşk’e geldiği sırada oğulları Melik el-Afdâl, el-Melik el-Zâhir ve el-Melik el-Zâfir buradaydı. Buradaki günlerini halkın şikayetlerini dinleyerek ve âlimler için ilim meclisleri düzenleyerek geçiren Selahaddin Eyyubi, kışı Dımeşk’te geçirdikten sonra Dımeşk’in doğusundaki çöle, kardeşi el- Âdil ile birlikte av partisine çıktı. 20 Şubat günü hacıları karşılasa da aynı gün hastalandı. Tabiplerinin itirazını dinlemeyerek uyuyarak kan aldırdı ve hastalığı günden güne şiddetlendi. Hastalığının şiddetlenmesi üzerine meclisteki yetkilerini büyük oğlu el-Melik el-Afdâl bıraktı. Dımeşk’teki emirlerini ve devlet adamlarını çağıran Selahaddin Eyyubi, onlardan el-Melik el- Afdâl için yazılı yemin aldı ve akabinde 4 Mart 1193 Çarşamba sabahı vefat etti. Öldüğü sırada 56 yaşında idi. Adet üzerine atı ve silahları tabi olduğu Abbasi halifesine gönderildi.

 

KAYNAKÇA:

  • Turan,Mehmet(2019).“Hıttin Savaşı’na Kadar Selahaddin Eyyubi’nin Faaliyetleri”. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi 12/66 (Ekim 2019) 421-426
  • Şeşen, Ramazan. Selahaddin Eyyubi ve Devlet. İstanbul:Kelepir Yayınları, Basım
  • İnce, Fatma(2019). “Selahaddin Eyyubî’nin İslam Birliğini Kurma Çabaları”. Karadeniz Araştırmaları. XVI/63: 455-466.
  • Şeşen, Ramazan. “Selâhaddîn-i Eyyûbî”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. 36/337-340. İstanbul:TDV Yayınları, 2009
  • Oflaz, Abdullahim(2016).”Eyyûbî Ailesinin İlk Dönem Tarihleri”. Iğdır Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 7 (Nisan 2016) 37-60.
  • İnce, Fatma. “Nureddin Mahmud b. Zengi ve Selâhaddin Eyyûbî İlişkileri”. Akademik Tarih ve Düşünce Dergisi 6/3 (Eylül 2019) 1645-1672.
  • Gül, Muammer. “Ön Asya’da Bir Türk Devleti:Eyyûbîler(1175-1250)”. Türkler Ansiklopedisi. 5/77-85. Ankara:Yeni Türkiye Yayınları, 2002
  • Polat,Yusuf(2018).“Orta Çağ    Batı    Kaynaklarına     Göre    Selahaddin    Eyyûbî”. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi 11/55 (Şubat 2018) 277-284
  • Gül, Muammer(2001).”Müslümanların Kudüs’ü Fethi”. Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 11 (2001) 47-58.

Comment here