Askeri TarihCumhuriyetDünya SavaşlarıTarihYakınçağ

MİLLİ MÜCADELE RUHU VE CEVİZDERE MUHAREBESİ

Bu makaleyi 15 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Elif Kara

ÖZET:

I.Cihan Harbi sonrasında Osmanlı’da Batı Cephesinde yoğun bir Yunan işgali başlamıştır. Milli mücadele döneminde Kütahya- Eskişehir Savaşları kaybedilince Yunan birlikleri Kütahya ve çevresine yerleşmiş, halka görülmemiş zulümler göstermiştir. Bende bu yazımda size Kütahya ve çevresinin bu zulme karşı gelişini ve orada yaşanmış olan Cevizdere Muharebesi hakkındaki bilgileri sizlerle paylaşacağım. Keyifli okumalar dilerim…

GİRİŞ:

28 Temmuz 1914’te tüm dünyanın dengelerini değiştirecek olan I. Cihan Harbi başlamıştır. Osmanlı Devleti de savaşın kanlı ellerinden kendini kurtaramamıştır. Önce Mondros Ateşkes Antlaşması ardından da Sevr Antlaşmasıyla Osmanlı Devleti işgallere tamamen açık hale gelmiştir. İşgalci devletler ve onların maşaları görülmemiş zulmü halka sunmuştur. Bu zulmü Mustafa Kemal Paşa ve taraftarları kabul etmeyerek Milli Mücadeleyi başlatmıştır. Doğu Cephesi Kuvay-ı Milliye ile işgalcilerden biraz temizlenmişse de Batı Cephesinde durum daha ciddidir. Yunan birlikleri İngilizlerin desteği ile İzmir’i işgal etmiş, gittikçede yayılmacı bir politika uygulamıştır. Özellikle; yapılmış olan Kütahya- Eskişehir savaşından sonra Yunan Kütahya çevresini mesken tutmuştur.

Bu dönemde Kütahya bölgesinde çekirge salgını yaşanmış, bu durum kolay kazanma amacı güden eşkıyalara neden olmuştur. Bu eşkıyaların başında Kabakçı Salih Efe, Topal Sadettin, Alagöz gibi eşkıyalar yer almıştır. Halk bu eşkıyaların zulmünden o kadar bıkmış ki Yunan işgaline sevinenler olmuştur.  Bu dönemde Dr. Fazıl Bey hem Yunan işgaline karşı hem de çetecilere karşı Emet Müdafaa-i Vatan Cemiyetini kurmuştur.(İzmir’in işgalinden sonra Ege bölgesinde kurulan ilk cemiyettir.) Yunanlılar Emet Milli Müfrezesinden haberdardır. Bu nedenle Yunan birlikleri sırasıyla; Simav, Gediz, Hacıbekir, Kütahya, Tavşanlıyı işgal etmiş; Eşkıya Kabakçı Salih ile işbirliği yaparak Emet, Değirmisaz, Yenice ve Dağardı bölgelerinin kontrolünü ona bırakmıştır. Lakin bu işbirliği uzun sürmemiştir. Yunan Komutanı Zamanist Kabakçı Salih Efeyle tartışmaya girerek onun kalemini kırmıştır. Kabakçı Salih kaçmayı başarmıştır. Kabakçı Salih intikam için Batı Cephesindeki Mücadeleye katılmak istemiştir. Kabakçı’nın bu isteği üzerine Sülye Bala’nın( köy adı) ileri gelenlerinden Molla Ümmet; “- Mimye köprüsünden bu tarafa geçersen seni vururum!” sözleriyle geri çevirmiştir.

Kabakçı Salih ile işbirliği bozulan Yunan birlikleri Emet Hükümet binasına 40 kuvvetini yerleştirmiştir. Bu olayın ardından 10 kişilik Yunan kuvveti de Değirmisaz bölgesine gıda ve silah teminatı yapmaya gönderilmiştir. Bu durum orada bulunan Sülye Balalıları kızdırmış, “-işgal altında olan biziz, bizim kendimizi savunacak silahımız yokken onlar makineli tüfeklerle halkı soyuyorlar.” diyerek Yunan kuvvetlerine baskın yapmaya karar vermişlerdir. Böylelikle önce köy odasına baskın yapmaya karar vermişlerdir. Lakin köye zarar gelmemesi için bu baskını ertesi gün köyün çıkışında yapmanın daha doğru olduğunu düşünerek planı değiştirmişlerdir. Ertesi gün Sülye Balalılar köyün dışında pusuya yatmış, 6 Yunanı pusuya düşürmeyi başarmıştır. Yunan birlikleri Değirmisaz olayının haberini alır almaz bu olayın intikamını oldukça acı bir biçimde almıştır. Yunanlılar, Değirmisaz Muhtarı Kadıoğlu İsmail ile iki azasını Emet’e getirterek burada insan aklının alamayacağı işkencelere maruz bırakmıştır. Değirmisazlılar’ın feryatları Emet sokaklarında çınlamıştır.

Yunan Derbent Merkezyeniköy Eşen ve Alabarda’ya baskın düzenlemiştir. Derbentliler geleceklerini tahmin ettikleri için dağlara ve tarlalara kaçmışlardır. Burada ilginç bir olay yaşanmıştır. Kaçış sırasında Burgulların Emine olarak bilinen bir kadın erken doğum yapmış, yakalanma korkusuyla bebeği çalılıklara bırakıp kaçmak zorunda kalmıştır. 3 gün sonra gelip baktıklarında mucize eseri bebeği kanlı canlı,  parmağını emerken bulmuşlardır. Bu bebek Burgulların Ramazan Demiralp olup 83 yaşına kadar yaşamış 2005 yılında vefat etmiştir. Lakin herkes bu bebek kadar şanslı olamamıştır. 18 Temmuz 1922 de Yunan Taburu evleri basarak kim olduğunu bakmadan insanları Böceklerin Hüseyin’in evine doldurarak evi yakmışlardır. Kaçmaya çalışanları da vurmuşlardır. Yanan insan kokusu günlerce köyden çıkmamıştır. Yunan zulme doymamıştır. Yunan Komutanı, Emet Belediye Reisi Terlemez Hasanı yanına çağırıp 40 askeri olduğunu ve onlara 40 Türk ve Müslüman kadın istediğini kendisine de Sülye Bala’nın en güzel Türk Müslüman kızını istediğini söylemiştir. Daha sonra da gidip Sülye Balayı yakıp yıkacağını bildirmiştir.

Terlemez Hasan zaman kazanmak için bunu ancak ertesi güne bir eğlence tertip ederek yapabileceğini, o şartla isteklerini yerine getirebileceğini söylemiştir. Bu şekilde Emet Müdafaa-i Vatan Cemiyeti Reisi Hatipoğlu Mustafa Sülye’ye haber göndermiştir. Böylelikle Emet Hükümet Konağına baskın yapma kararı alınmıştır.  Emet Hükümet Konağı baskını planı için Efelerden biri su ifadeyi kullanır; ” -bu binayı zamanında ben yaptım, yakalım len yine yaparız !”diyerek hükümet konağını yakma fikri doğmuştur. Ertesi gün eğlence tertip edilmiştir. Yunanlılar bir süre sonra sarhoş olunca çalgıcılar fırsat bularak binayı terk etmiştir. Plana göre; Hükümet binasını itfaiye tulumbasıyla gazyağı püskürtülerek ateşe verilecektir. Lakin tulumba çalışmaz. Hemen yeni bir plan yaparak Kalaycı Gâvuru Artin olarak bilinen gayrimüslimin eline gaz yağına batırılmış paçavralar tutuşturulmuştur. Bu paçavraları camdan içeri atması söylenmiş, o da korkuyla denileni yapmıştır. Böylelikle yangın çıkmış, kısa sürede binayı sarmıştır. Kaçmaya çalışanlarda tek tek indirilmiştir. 7. Tümenden gelen Ankaralı İbrahim Çavuş’un attığını vurmuş olması hâlâ halk arasında anlatılmaktadır.

Bu baskının ardından iki tabur Yunan askeri Emet’e yönlendirilmiştir. Artık Emetliler için iki seçenek vardır; ya köyleri boşaltıp dağa kaçacaklar yâda bu mezalime bir dur diyeceklerdir. Poyrazların Hüseyin ve Porsuk Ahmet gibi gençler halkı galeyana getirip karşı durma taraftarıdırlar. Böylelikle Yunan birliklerine karşı durma kararı alınmıştır. Yunan birliğinin Emet üzerine gidileceği haberi alınınca Emet, Tavşanlı, Dağardı, Harmancık, Keles, Orhaneli ve İnegöl bölgelerinden birçok efe gelmiştir. Ayrıca Kütahya çevresinde bulunan İsmet İnönü den askeri yardım istenmiştir. Lakin Çerkez Ethem olayı ile aynı döneme denk gelmesi hasebiyle yardım alamamışlardır. Atatürk tarafından görevlendirilen İnegöl’ün Edebey köyünden İzzet Efe de 12 adamıyla Alabarda’ya gelmiştir. Böylece gelen tüm müfrezeler Alabarda da toplanıp Emet köylerinde kalmış, Yunana karşı tetikte olmuşlardır. Kabakçı Salih Efe’de Yunan’a karşı müfrezede yerini almıştır.

Kabakçı ve Kuvay-ı Milliyeciler Yunanlılara pusu kurmak için önce Opanöz’ün altındaki Cörklen deresinde karar kılmıştır. Lakin nereden çıkıp geldiği belli olmayan bir kadın Kabakçıya hitaben;”- buraya durursan askerlerini Yunan’a kırdırırsın, Cevizderesine dur!” diyerek bir anda ortandan kaybolmuştur. Böylece plan değişmiş, pusu Cevizderesi tayin edilmiştir. Ceviz deresi pusu için oldukça uygun bir mevkidir. Pusunun baş tarafında Sülyeliler, ortasında Eğrigözlüler ve 7.  tümenden subaylar ve erler, sonunda ise Emetliler, Efeler yer almıştır. Silah sesi gelmeden ateşe başlanmayacaktır. 27 Nisan günü öğle vakti Yunan Ceviz deresine girmiştir. Lakin çok oldukları için tamamı pusunun içine giremez. Bu nedenle pusunun başındakiler pusu gerçekleşmeyecek sanarak yavaş yavaş açılmaya başlamışlardır. O anda bir mucize olmuş ve Yunan Komutanı atını sulamak için atından inmiştir. Porsuk Ahmet atların sesi sayesinde(bazı kaynakları göre atın gümüş eğerinin parlayıp gözünü almasıyla) uyuyup kaldığı siperden uyanmıştır. Yunanlıları böylece göz hapsine almıştır. Bu sırada Yunanlıların tamamı pusunun içine girmiştir.

Yunan bu sırada Porsuk Ahmet’e iyice yaklaşmıştır. Onu görme ihtimalleri çok yüksektir. Porsuk Ahmet’in ifadesine göre;”- O anda kafamdan birçok şey geçti. Nasıl olsa beni görecek ve öldürecekler. En iyisi ölmeden öldürebildiğim kadar Yunanlı öldürüp ondan sonra öleyim.” diyerek başlarındaki komutana nişan almıştır. Kurşun komutanın atının başına isabet etmiş komutan yere düşmüştür. İkinci atışında ise, komutanın silahına davranmasına izin vermeden komutanı vurmuştur. Böylece ilk atış atılarak Cevizdere savaşı başlamıştır. Pusunun açılmış olan başı ilk atıştan sonra yeniden kapanmış, Yunan tamamen pusunun icinde kalmıştır. Hatta yanlarında getirdikleri mitralyözü kurmaya bile fırsat bulamamış, mitralyöz Emetlilerin eline geçmiştir. Cevizdere savaşında her attığını vuran Tavşanlı Tepecik köylü Çolak Efe(Halil İbrahim) Yunan Kumandanının dikkatini çekmiş, en çok ateş ona doğru atılmıştır. Savaşı oldukça kanlı bir savaş olmuştur. Kabakçının baş adamı Alabardalı Kara Ahmet bir eliyle yaralı Yunan askerinin saçından kaldırıp kasaturayla boynunu vurmuştur. Bu dereden günlerce su yerine oluk oluk kan akmıştır.

Cevizdere Savaşı’nda mermi tufanı aksama kadar susmamıştır. Yunanlıların 25 kadarı bugün Şekerlerin Damları olarak bilinen samanlığa sığınmışlar ve açtıkları ateşle kendilerini korumuşlardır. Bu çabaları ise fazla uzun sürmemiştir. Efeler tarafından samanlığa atılan bombalarla birçoğu imha olmuştur. Kaçmaya çalışanlar da yol iz bilmedikleri için rast geldikleri köylüler tarafından öldürülmüşlerdir. Yalnız 2 tanesi Kütahya’daki birliğe ulaşabilmiştir. Sonuç olarak; Batıda hiçbir bölgede bu tarihe kadar Yunanlılara ağır bir darbe vurulmamıştır. Değirmisaz olaylarında 6,  Emet Hükümet Baskınında 40 ve 1 komutan, Cevizdere Savaşında ise; 250 civarında Yunanlı öldürülmüş, bu olay sadece bir hafta kadar kısa bir sürede yaşanmıştır.

Cevizderesi olayını haber almış olan Yunanlılar iki alay Kütahya’dan, uçak takviyeli iki alay İzmir’den olmak üzere 4 alaylı birliği Emet’e göndermiştir. 24 Mayıs’ta Yunan birliği Emet ile beraber 14 köyünü taş üstünde taş kalmayacak şekilde yakmıştır. Cevizderesine katılanlar isim isim tespit edilmiş, özellikle onların köyleri yakılmıştır. Köylerde çocuk, kadın, erkek, hamile, yaşlı demeden hunharca katletmiştir. Yunan birlikleri Umutlu köyünde Cevizderesi’nde ele geçirilen mitralyözü bulup geri almışlardır.  Ayrıca Porsuk Ahmet ve Belediye Reisi Terlemez Hasan ile birlikte 18 kişi Umutlu köyünden, 25 kişi Köprücek köyünden, Sülye, Eğrigöz, Küreci ve diğer köylerden de birçok esir alınmıştır. Bu esirlerin bir kısmı Simav’da hapsedilmiş, bir kısmı da Manisa da; Divan-ı Harpte yargılanarak Korfo adasına ve Atina’ya esir olarak götürülmüştür. Yunanlılar aynı gün Emet ve havalisini harabeye çevirdikten sonra Emet’i terk etmişlerdir.

1985 yılında o günlerden bize kalan bu mezalime kurban gidenlerin ve bu savaşta şehit olanların aziz hatırası adına Cevizdere Şehitlik Abidesi Kütahya Valiliği,  Emet Kaymakamlığı, Günlüce Belediyesi işbirliğiyle yapılmıştır. 1986’da Günlüce Belediyesi Cevizdere Zaferi’nde şehit olanların anısına sembolik mezarlar yaptırmıştır. Sözlerime Cevizdere Savaşı’nın hatırasına söylenen şu türküyle son vermek istiyorum:

Kızıldere’ye varınca görüldü Emet.

Mezarımı kazsın sağdıcım Mehmet.

Elveda dostlarım, sağ olsun Millet.

Mezar oldu bana Cevizderesi.

Yandım arkadaşlar burası neresi?

Cevizderesi’ne çektim sancağı.

Yiğitler yatağı Emet bucağı.

Bu oğlunu yitirdi, yanar mı ocağı?

Yandım arkadaşlar burası neresi?

(Halk Türküsü)

KAYNAKÇA:

ÖZTÜRK, Ahmet, MİLLİ MÜCADELE’DE ZOR YILLAR(1919-1922) KÜTAHYA ve HAVALİSİ, Egemen Yayınları, Tavşanlı-Kütahya.

Comment here