Tarih

Lavrenty Beria ve Gizemli Konak

Bu makaleyi 11 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Namık Yıldızalkan

Moskova şehir merkezinde, Malaya Nikitskaya Caddesi ve Vspolny şeridinin köşesinde eski bir konak bulunmaktadır. Yıllar boyunca mimari değerini korumuş olan bu yapı aynı zamanda devlet korumasındadır. Ancak bir zamanlar burada yaşamış ve daha sonra burada ölmüş olan insanların hayaletleri bu yapının korunaklı olmasındaki bir diğer etken. Uzun yıllar NKVD (Narodnıy komissariyat vnutrennih del) yani İçişleri Halk Komiserliği’nin başında bulunan Lavrenty Beria da bu konağa ev sahipliği yapmıştı.

Ezoteriklere göre hayalet, ölmüş bir kişinin ruhudur. Bu ruh, gerçek ve diğer dünya arasında sıkışmış durumdadır. Bu durum genellikle bir kişinin hayatını sona erdiren şok edici bir olay yahut travmalardan kaynaklanır. Hayaletin kendisi öldüğünü anlayamaz ve insanlarla iletişimde kalmaya devam eder. Beria malikanesindeki tuhaf olayları açıklayan da budur.

Patrik Göletleri (Lanetli Göletler)

17. yüzyılda, Moskova henüz metropol değilken, patriklere ait olan bir arazinin ortasında oldukça büyük bir bataklık varmış. Efsaneye göre bu bataklık, yaratıklar ve kötü ruhlar için birer sığınakmış. Aynı zamanda bu bataklıkta yöre halkı keçilerini otlatıyormuş. Bu yüzden bu ruhlara katlanmak zorundalarmış. Bir gün, çobanlar sürülerinin içinde siyah bir keçinin belirdiğini fark etmişler. Siyah keçinin ortaya çıkışıyla birlikte diğer keçiler sütten kesilmiş ve yünleri dökülmüş. Hatta bu keçi birinin bahçesine girerse, o evin sahibi kısa bir süre içinde ölüverirmiş. İnsanlar bu lanetli keçiden kurtulmak için ona bağırsalar da sopayla tehdit etseler de işe yaramamış. Sadece haç işareti hayvanın korkmasını ve uzaklaşmasını sağlıyormuş. Haçın bu gizemli gücünü gören çobanlar panik içerisinde Patrik Joachim’e gitmişler. Çobanlar, şeytanın kendilerine kara keçi şeklinde göründüğünü söyleyerek Patrik’e yakarışlarda bulunmuşlar. Patrik çobanları dinlemiş ve ardından bataklığın kurutulmasını emretmiş. Kurutulan bataklık dualar eşliğinde kutsanmış. Bu kutsama ile siyah keçi kaybolmuş ve bu göletlere patriklerin isimleri verilmiş. Her şeye rağmen Moskovalılar, kedilerin ve köpeklerin bu göllere yaklaşmaktan kaçındıklarını, kuğuların ise bu göletlerde uzun süre yaşayamadığını fark etmişler. Siyah keçi hadisesinin üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen, Moskovalı yaşlılar, çocukların ve gençlerin, geceleri göletlerin yakınlarında gezmelerini yasaklamışlar. Bu efsane dolayısıyla Patrik Gölleri yıllardır mistik bir atmosfere sahip.

Patrik Gölleri 19. Yüzyılda da oldukça popüler bir yerdi. 1884’te mimar Karneev, dönemin Moskova Belediye Başkanı Tarasov için ihtişamlı bir konak inşa etti. Ancak Tarasov buraya taşındıktan kısa bir süre sonra hayata gözlerini yumdu. Tarasov’un ölümünden sonra bu konakta sermayedar Bakakin ailesi yaşadı. Bu aile konağı bir otele dönüştürerek odaları kiralamayı düşünüyordu. Ancak beklenmedik bir şekilde aile reisi 1913’te hayatını kaybetti. Bir yıl sonra eşi de kocası gibi bir akıbete uğrayacaktı. Devrimden sonra ise bu konak VÇK (Vserossiyskaya chrezvychaynaya komissiya) personelleri tarafından kullanılmaya başlandı. Söylentilere göre konağın bodrum katlarında sorgu ve infazlar gerçekleştirilirdi. Binanın kullanılış amacı, 1938’de göreve yeni atanan Halk Komiseri Lavrenty Beria yerleşene kadar belirsizdi.

Bir Garip Canavar

1938 yılında NKVD’nin başkanlığını üstlenen Beria bu köşke yerleşti. Konağın esrarengiz geçmişi ve Beria döneminde burada öldürülmüş olan insanlar onu rahatsız etmiyordu. Belki burada nelerin yaşandığına dair hiç bilgisi yoktu. Belki de tüm yaşanmışlıkları düşünmemeyi tercih ediyordu. Beria ile eşi Nino Gegechkori ve oğulları Sergo da bu konakta yaşıyordu. Beria, devletle alakalı önemli bilgilerin olduğunu iddia ederek eşini ve oğlunu evin bazı bölümlerine girilmemesi konusunda uyarmıştı. Bilemeyiz, belki de bu yüzdendir ki odaların duvarları ardında Halk Komiserinin metresleriyle görüştüğü yaygın bir iddia olarak günümüze dek ulaştı. Ünlü tarihçi Anton Vladimirovich Antonov- Ovseenko ‘Beria’ adlı kitabında Halk Komiseri’nin 200’den fazla kadın metresinin olduğunu iddia etti. Bazı tarihçilere göre ise, Halk Komiserinin görev süresi boyunca yaklaşık 700 kişiye tecavüz ettiği belirtilmiştir. Meşhur Beria davasında, koruması Rafael Sarkisov, şefinin onu yeni kurbanlar bulması için zorladığını itiraf etti. Bu koşulları yaratabilmek adına da gözaltı süsü verilerek birçok kadın zorla Nikitskaya Konağı’na getiriliyordu. Sarkisov’a göre, Beria’yla temasa geçtikten sonra birçok kadın kürtaj yaptırmıştı. Mağdurların hiçbiri bu şiddete direnecek güce sahip değildi. Direnenler ve bu olayı açıklığa kavuşturmak isteyen kimselerin ya akrabaları öldürüldü ya da NKVD tarafından tutuklandılar. Aynı zamanda Antonov- Ovseenko, daha sonraları evin bodrum katında muhtemelen cesetleri parçaladıkları ve daha sonra kanalizasyona indirdikleri bir oda bulduğunu yazdı. Daha sonra elde edilen bulgulara göre de konağının avlusunda, kurbanların cesetlerini yakmak için mini krematoryum inşa edildiği ortaya çıktı.

ÜRPERTİCİ BULGULAR

(1960’ların ortalarında, Mosgortrans müteahhitleri Beria’nın malikanesinin yakınlarında kazı yaparken insan kemikleriyle karşılaştı. Çağrılan uzmanlar, cesetlerin yaşlarının 30’dan fazla olmadığını saptadı. Ancak daha sonra, daha önce bilinmeyen ve 18. Yüzyıldan kalma bir mezarlık olduğu belirtildi. Bu açıklamaların ardından tüm kemikler kayboldu.)

Beria korkusu sadece kadınlar tarafında değil aynı zamanda hayatları boyunca ölümle baş göz olmuş olan generaller tarafından da yaşandı. Nitekim sonu da bu generallerin elinden oldu. Stalin’in ölmesiyle birlikte gözden düşen Beria, köşke giren bir grup general tarafından infaz edildi. Askerlerle iyi geçinememesinden dolayı olmuş olsa gerek ki oğlu Sergo’nun da ifade ettiği gibi yargılanmadan infaz edildi. Beria’nın infaz edilmesiyle birlikte malikanede kadınlara ait eşyalardan oluşturulmuş koleksiyonlar ele geçirildi. Bu eşyaların nasıl ve nereden alındığına dair hiçbir bilgi paylaşılmadı.

Medyumlar, bu konakta şiddete ve şok edici olaylara maruz kalmış kişiler dolayısıyla bu yapıtın paranormal olaylara ev sahipliği yapmasını doğal karşıladılar. Konağın bulunduğu alan da -Patrik Göletleri- göz önüne alındığında bu yapıt huzursuz ruhlar için bir sığınak olmaya mahkumdu. Beria’nın ölümüyle birlikte konak uzun süre boş kaldı. Kruşçev döneminde, Moskova’ya gelen parti görevlileri, daha önce bu binada kimin yaşadığını öğrenir öğrenmez bu uğursuz yeri kullanmak istemediklerini söylediler. Beria ölmüştü ancak esrarengiz olaylar hala devam ediyordu. Dönemin görgü tanıklarına göre bina boş olduğu halde, gece yarısı civarlarında, siyah bir limuzin konağa giriyordu. Gerçekte limuzini gören kimse yoktu. Ancak insanlar arabanın motor sesini, kapı çarpma seslerini ve ayak seslerini duyduklarını iddia ediyorlardı. Bazı kimselere göre ise, geceleri bu konaktan Kafkas aksanına sahip hanımların ağlama sesleri ve belirsiz ifadeleri duyuluyordu.

Bu konak son olarak Tunus büyükelçiliğine devredildi. Garip olaylar tekrardan gerçekleşmeye başlamıştı. Konağın ne tarihini ne de Beria’nın gerçekten kim olduğunu bilmeyen Araplar, konağın koridorlarında kilolu bir adamın siluetini gördüklerini iddia ettiler. Geceleri ahşap zeminde koşuşturmalar olduğunu ayrıca öksüren ve ağır ağır nefes alan birinin bina içerisinde gezdiğini belirttiler. Zaman zaman, büyükelçilik yetkilileri raporlarını ve belgelerini buruşmuş ve dağınık hallerde buluyorlardı. Ancak tüm bu olayların neden ve nasıl kaynaklandığını bir türlü açıklığa kavuşturamıyorlardı.

Yakın zamanda ise büyücüler ve medyumlar büyükelçiliğin duvarlarında bir dizi deney yaptılar. Hepsi, bu binanın ne olduğunu ve kimlere ev sahipliği yaptığını bilmeksizin, duvarların ve binanın şiddete ve kötülüğe doyduğunu ifade ettiler. Daha sonra bu eylemi düzenleyen kimseler, medyumlara ve büyücülere bu konağın uzun yıllar boyunca kimlere ev sahipliği yaptığını açıkladılar. Böylece bu konakta yaşanan esrarengiz olayların nedenleri Moskovalılar tarafından anlaşılmış oldu.

Yararlanılan Kaynak: загадки истории (Zagadki istorii)

 

Comment here