TarihYeniçağ

Fatih Sultan Mehmed’in Karadeniz Egemenliği; Kırım’ın Osmanlı’ya Bağlanması

Bu makaleyi 11 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Yusuf Can Gündüz

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethi sonrası fetih yönünü batıdan kuzeye çeviriyor, İstanbul’u bir imparatorluk başkenti haline getirmek için Karadeniz’e inen tarihi ticaret yol ağının önemini biliyordu. Nitekim İstanbul, Karadeniz ile giriş-çıkışı kontrol altına alabilecek bir liman kenti konumundaydı. Karadeniz’in kuzeyinde bulunan verimli tarım arazileri, Tuna boylarına doğru uzanan kesimlerdeki hayvancılık, Kırım Yarımadasındaki tuz depoları, esir ticareti, balık ürünleri ve kürk ticareti Devlet-i Aliyye için başkenti İstanbul’u yeniden canlandırması anlamına geliyordu. Filhakika Karadeniz’e hakim olmak Devlet-i Aliyye ekonomisine büyük bir ölçüde katkı sağlayacaktı. İstanbul’un fethi sonrası Fatih Sultan Mehmed’in nüfuz politikası gereği İstanbul’a yerleştirilen nüfuzu beslemenin zorlaşacağı ön görülmüş ve halkın ucuz besine ulaşımı sağlanmaya çalışılmıştır. Bu gaye gereği Karadeniz’e kıyısı olan devletlere boyun eğdirme siyaseti izleyen Fatih Sultan Mehmed, Karadeniz ticaretinde etkili olan Latin kolonilerini denetimi altına almış, bu bölgedeki ticareti kapalı bir Osmanlı iç denizi haline getirmeye çalışmıştır. Nitekim Karadeniz’e yapılacak olan ilk askeri faaliyetin İstanbul’un fethinden hemen bir yıl sonra 1454 yazında vuku bulması, Fatih Sultan Mehmed’in imparatorluk merkezini İstanbul yapabilmesi ve devletin imparatorluğa dönüşmesi yolunda önemli bir adım olarak görülüyordu. Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul merkezli, bünyesinde birçok kültürü ve etnik unsuru barındıran Osmanlı İmparatorluğu rüyası, Karadeniz egemenliği ile gerçekleşecek, Karadeniz ticaretini elinde bulundurması nedeniyle Bizans İmparatorluğu döneminde çöküş yıllarını yaşamaya başlayan İstanbul’u yeniden canlandırabilecekti.

Kefe’nin Cenevizlilerden Alınması

Tarih 1454 yazını gösterdiğinde Karadeniz’e çıkan Osmanlı donanması, Kırım Hanı Hacı Giray’la buluşarak Karadeniz’de bulunan Kefe Cenevizlilerine karşı ortak harekât düzenledi. Kefe, büyük ticaret yolları üzerinde bulunması hasebiyle önemli bir liman şehri konumundaydı. Nitekim Venediklilerle olan rekabetleri sonrasında Altın Ordu Hanı’ndan Kefe’de ticaret yapmak için izin alan Cenevizliler, şehrin etrafını surlarla çevirmişti. Filhakika Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethetmesi Karadeniz’deki var olan düzeni sarsmış, Fatih’in Karadeniz’i bir Türk gölü haline getirmeyi düşünmesi bölgede bulunan Cenevizlileri zor duruma sokmuştu. Altın Ordu Devleti’ne ve Cenevizlilere düşman olan Kırım Hanı Hacı Giray, Fatih Sultan Mehmed ile ittifak yaparak 1454 yazında Kefe Cenevizlilerine karşı yapılan ortak harekâtta yer aldı. Osmanlı-Kırım kuvvetlerine karşı anlaşma yoluna giden Cenevizlileri, Devlet-i Aliyye’ye yıllık vergi vermeyi kabul ettiler. Kefe Cenevizlileri’nin vergiye bağlanmasının ardından baskısını üzerlerinden hafifletmeyen Fatih Sultan Mehmed, Kırım’ın üzerine yürümekte kararlı görünüyordu. Nitekim Fatih Sultan Mehmed, Kefe Cenevizlileri’nin anlaşmaya uymadıklarını bahane ederek Kefe’yi almaya karar vermiş, çok sayıda gemi hazırlattırarak 300.000’e yakın asker toplanmasını emretmişti. Filhakika, Fatih Sultan Mehmed’in bu kararı vermesindeki en önemli sebeplerden bir tanesi 1475 tarihlerine doğru Kırım’da ortaya çıkan karışıklık sonrasında Kefe Cenevizlileri’nin Kırım Hanlığı iç siyasetine müdahale ederek Fatih Sultan Mehmed’e karşı tutum sergilemeleridir.

Dönem itibariyle bakıldığında Fatih’in Bosna üzerindeki siyaseti için büyük önem kazan Kırım Hanlığında Eminek Bey ile Mengli Giray arasında başlayan taht mücadelesi Osmanlıyı harekete geçirdi. Nitekim Eminek Bey’in Mengli Giray tarafından azledilmesi üzerine iki taraf arasında başlayan mücadele sonucunda baskılara daha fazla dayanamayan Mengli Giray, Kefe yakınlarında ticaret kolonilerini kuran Cenevizlilere sığınmak zorunda kaldı. Kırım Hanlığı açısından Kefe’nin kıymetli olduğunu bilen Fatih Sultan Mehmed, Venediklilerle yapmış oldukları anlaşmadan faydalanarak Gedik Ahmet Paşa’yı 1457 baharında Kırım üzerine gönderdi. Birçok gemi ve kuvvetli bir orduyu Kefe’ye gönderen Fatih Sultan Mehmed, bu bölgede sadece Cenevizlilerle karşılaşmayacağını biliyordu.

Filhakika Kefe, çok zayıf Ceneviz kuvvetleriyle savunulsa da Fatih’in Karadeniz egemenliği için aldığı kararlar doğrultusunda Kefe’ye ve akabinde Kırım’a yönenilmesi elzemdi. Nitekim Devlet-i Aliyye’nin Kefe üzerindeki bu hareketliliğini haber alan Kefe Cenevizlileri, büyük bir hızla savunma tedbirlerini almaya başlamış, kaleye erzak yığmışlardı.

1475 Haziran’ının başlarında Kefe önlerine gelen Gedik Ahmet Paşa şehrin teslimi için teklif sunsa da aldığı red cevabı üzerine Kefe’den uzak bir yerde karaya Osmanlı tarafından çıkarma yapıldı. Çıkarma ile beraber kuşatma ve akabinde kaleye şiddetli top atışları atılmaya başlanmıştı. Devlet-i Aliyye’nin sert kuşatmasına karşılık verilemeyeceğini, dışarıdan desteğin gelemeyeceğini ve tek çarenin şehri teslim etmek olduğunu anlayan Kefe halkı şehri teslim etmelerini komutanlarına tehditkâr bir tutumla ilettiler. Nitekim 1475 Haziran’ının altı veya yedisinde karadan ve denizden kuşatılmaya başlanan şehir, kuşatmaya üç gün dayanabilmiş, 9 Haziran 1475 günü Osmanlı’ya teslim olmuştur.

Kefe’nin Alınması Sonrası Kırım Hanlığı’nın Osmanlı Himayesine Girmesi

Kefe’nin alınmasından sonra fetihlere devam eden Gedik Ahmet Paşa, donanmayı Azak Denizi’ne girdirerek Azak Kalesini almış akabinde Mankup şehrini kuşatmıştı. Nitekim kuşatılan ve top atışlarına maruz kalan Mankup Kalesi düşmemişti. Kalenin kuşatılmasının uzun zaman alacağını düşünene Gedik Ahmet Paşa, kale savunmasını yapan kuvvetleri dışarı çıkarmak için hileye başvurarak küçük bir kuvvetle Yakup Bey’i kuşatmada bırakarak kuşatma bölgesinden uzaklaştı. Bir müddet burada kalan Yakup Bey, Gedik Ahmet Paşa’nın planına göre kuşatmadan ayrılınca karşı saldırı için Yakup Bey’e doğru taarruza geçen kale muhafızları Gedik Ahmet Paşa’nın uyguladığı hilal taktiği yemini yutarak Türk kuvvetleri tarafından mağluo edildi. Mankup Kalesi’nin alınmasından sonra Kefe ile Kırım sahillerinde Cenevizlilere ait bütün limanların ele geçirilmesinin ardından Mengli Giray, Gedik Ahmet Paşa tarafından hapisten çıkarılarak Nur Devlet’in elinden Kırım Hanlığı’nı aldı. Osmanlı egemenliğini kabul ettiğini gösteren bir belge imzalayarak Kırım Hanlığı tahtına oturdu.

Nitekim Mengli Giray, Fatih Sultan Mehmed’e yazdığı mektupla bu durumu teyit ediyordu. Fatih’in düşmanlarına düşman, dostlarına dost olmayı ve onun hâmiliğini kabul etti. Böylece Devlet-i Aliyye, Kırım üzerindeki egemenliğini tam olarak sağlamış oluyor, Kırım Hanlığı Osmanlı himayesini altına giriyordu.

Fatih Sultan Mehmed Han, bu bölgeleri alarak Lehistan’ı baskı altında tutuyor, batıdaki düşmanlarına karşı destek kuvvet sevketme imkanı buluyor ve gelişmekte olan Moskova Knezliği’nin Karadeniz’e inme isteklerine engel oluyordu. Aynı zamanda Orta Asya’dan Kırım’a inen tarihi İpek Yolu’nun çıkış noktasını Kefe’nin alınması ile kontrol altına alıyordu. Nitekim Kefe’nin Cenevizlilerden alınmasından sonra Kırım Hanlığı’na devredilmemesi ve burada askeri bir bölgenin oluşturulması, makalemizin giriş kısmında bahsini ettiğimiz Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u imparatorluk merkezi haline getirebilmesi için gereken ekonomik gelirin sağlanması noktasında Fatih ve Devlet-i Aliyye için önem arz ediyordu.

Sonuç

Fatih Sultan Mehmed, Osmanlı Devleti’ni imparatorluk haline getirmek için çıktığı yolda İstanbul’un fethi sonrası yönünü Karadeniz’e çevirmiş, Kefe, Azak ve Menkup şehirlerini alarak Kırım’ın 1475 tarihinde Osmanlı’ya bağlanmasını sağlamıştır. Kırım’ı himayesi altına alan Osmanlı Devleti, çöküş yıllarını yaşayan İstanbul’u Kırım’dan elde ettiği ekonomik gelirlerle kurtarmış, batıdan gelebilecek saldırılara karşı kuzeyde askeri bölgeler oluşturarak savaş yükünü hafifletmiştir. Nitekim ilerleyen senelerde Osmanlı Devleti Kırım’ı kendisine bağlamasının faydaları görmüştür.

KAYNAKÇA:

Tansel, Selahattin. Osmanlı Kaynaklarına Göre Fatih Sultan Mehmed’in Siyasî ve Askerî Faaliyeti. Ankara:Türk Tarih Kurumu, 4.Basım, 2014.

Emecen, Feridun. Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluş ve Yükseliş Tarihi(1300-1600).

İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 5.Basım, 2019

İnalcık, Halil. Osmanlı İmparatorluğu Klâsik Çağ(1300-1600). Çev. Ruşen Sezer. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 22. Basım, Ağustos 2016

Mutu, Ahmet. “Hacı Giray I”. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. 14/474-475. İstanbul:TDV Yayınları, 1996.

Akbaş, Nur . “Osmanlı Kaynaklarına Göre Gedik Ahmed Paşa’nın Kırım Seferi”. Vakanüvis – Uluslararası Tarih Araştırmaları Dergisi 2 / (Kasım 2017): 14-26 . https://doi.org/10.24186/vakanuvis.356257

Öztürk, Yücel. “Fatih Zamanında Osmanlı Karadeniz Politikasının Oluşması ve Sonuçları”. Uluslararası Giresun ve Doğu Karadeniz Sosyal Bilimler Sempozyumu, ed. Gazanfer İltar. 1/138161. Ankara: Giresun Belediyesi, 2009

Comment here