RöportajSiyasal BilimlerTarih

Faşizm Nedir?

Bu makaleyi 10 dakikada okuyabilirsiniz

Alihan Limoncuoğlu kimdir?

Lisans eğitimini İstanbul Bilgi Üniversitesi “Uluslararası İlişkiler” programında tamamlayan Limoncuoğlu, Essex Üniversitesi’nde “İdeoloji ve Söylem  Analizi” alanında yüksek lisans programını daha sonra da Exeter Üniversitesi’nde “Etno Siyaset” alanında doktorasını tamamlamıştır. Yıldız Teknik Üniversitesi ve Medipol Üniversitesi’nde eğitim veren Limoncuoğlu “Milliyetçilik”, “Faşizm”, “Siyasi Düşünceler Tarihi”, “Siyasi Hareketler” konularında araştırmalarına devam etmektedir.

Hazırlayan: Ahmet Emir Dağdeviren

Dağdeviren: Hocam öncelikle söyleşi talebimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Konuya giriş mahiyetinde, kime “Faşist” denir? Politik düzlemde kabaca sağa düşen herkes faşist midir?

Limoncuoğlu: Faşizm ideolojisine gönül vermiş kişilere faşist denir. Faşizm sağ ve sol kavramlarının dışında tanımlanması icap eden bir dünya görüşüdür. Zaten kendini de bu sağ sol paradigmasının dışında tanımlar.

Dağdeviren: Peki Faşizm insanlara ne vaat ediyordu? Faşizm’in genel olarak temel prensipleri nelerdir?

Limoncuoğlu: Faşizm insanlara yaşamak için bir sebep, bir disiplin veriyordu. Faşizm, milleti ve devleti kutsayan milletin ve devletin çıkarını en ön plana koyan bunun için de otoriter bir nizam tesis etmeyi amaçlayan bir yönetim şeklidir. Korporatist iktisattan beslenir ve de onun bir formu olan buyurgan korporatist bir iktisadi sistem uygulamaya çalışır. Liberalizme ve sosyalizme karşıdır.

"İnan, itaat et, dövüş!"
“İnan, itaat et, dövüş!”

Dağdeviren: Faşizmin beslendiği felsefi, siyasi, tarihi kaynaklardan kabaca bahsedebilir misiniz?

Limoncuoğlu: Faşizm, birçok kaynaktan beslenmiştir. Bunların en başında da muhakkak ki Georges Sorel gelir. Korporatizmin modern formunun mucidi sayılabilecek Sorel’in dışında, Gabriele D’annunzio’yu da faşizmin ruhani ideoloğu olarak kabul edebiliriz. Hem faşizmin doktrini isimli eserin yazılımında gölge yazarlık yapmış hem de Fiume’de ilk faşist deneyi uygulamaya koymuştur.

Dağdeviren: Ve Mussolini… Faşizm meşalesini tutuşturan ama zamanla Hitler’in ve İkinci Dünya Savaşı’nın popülaritesinin gölgesinde kalan oldukça önemli bir isim. Mussolini kimdir?

Limoncuoğlu: Benito Mussolini olarak bildiğimiz ama tam adı Benito Amilcare Andrea Mussolini olan zat komünist bir babanın, muhafazakar bir annenin çocuğu. Zaten ilk üç ismi de o zamanın bilinen sevilen devrimcilerinden mülhem konulmuştur. Gençlik yıllarında ateşli komünistliği ve çapkınlığı ile bilinirdi. Hatta öyle ki askerlik zamanı geldiğinde pasifist olduğu için İtalyan ordusuna katılmamıştır. Bunun yanı sıra oldukça entelektüel, birikimli birisiydi. Küçük yaşlardan itibaren okumaya oldukça fazla önem vermiş, Almanca, Fransızca ve İngilizce bildiği, en azından aşina olduğu söylenir. Zamanla İtalyan komünist partisinin resmi yayın organı Avanti’nin editörlüğüne kadar yükselmiş fakat Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla beraber pasifist tutumunu terk ederek şahinler hizbine geçmesi ve akabinde savaşa bilfiil katılması yoldaşlarıyla arasını açmış ve partiden uzaklaştırılmıştır. Her ne kadar gerçekliği tam olarak bilinmese de Lenin’in bu ayrılıktan sonra “İtalya’da devrimi yapacak adamı kaybettik.” dediği söylenir. Çünkü Mussolini hem iyi bir konuşmacı, hem karizmatik bir isim hemde kalemi güçlü iyi bir kuramcıydı.

Birinci Dünya Savaşı’nın bitmesiyle beraber İtalya’da oluşan kaotik ortam Mussolini’nin harekete geçmesini hızlandırdı. Fakat faşist oluşum ilk zamanlarda örgütlü solun ve iktidardaki diğer siyasi hiziplerin karşısında pek bir varlık gösteremedi. Hatta bu başarısızlık döneminde Mussolini’nin muhalifleri Milano sokaklarında dalga geçmek amacıyla Mussolini’nin siyasi kariyerini temsilen üzerinde isminin yazılı olduğu bir tabut bile dolaştırmışlardır. Fakat zaman içinde sosyalistlerin etkisini artırması ve hükümetin sosyalistlerin karşısında aciz kalması Mussolini’nin ve Karagömleklilerin popülaritesini yükseltmiştir. Özellikle eski muharipler Karagömleklilere ilgi göstermiş zamanla sosyalistlerin kuvvetli olduğu bölgelere “cezalandırma seferleri” düzenlenmiştir. Bu politik şiddet ortamında hükümetin acizliğini fırsat bilen Mussolini Ekim 1922’de iktidarı ele geçirmek için harekete geçmiş, ülkenin dört bir yanındaki faşistleri Roma’ya yürümeye ve hükümeti devirmeye davet etmiştir. Bunun üzerine Mussolini’yi engelleyecek kudreti bulunmayan kral kendisini başbakan olarak atamıştır.

Bu dönemden sonra İtalya’da hızla faşist politikalar uygulanmaya başlamıştır. Bu politikalarla beraber İtalya birçok alanda devasa atılımlar yapmış, adeta bir asırdan diğerine geçmiştir.

Faşistler Roma yollarında... "Ya Roma, ya ölüm!"
Faşistler Roma yollarında… “Ya Roma, ya ölüm!”

Dağdeviren: Hocam genelde Faşizm denilince insanların aklına Naziler gelir. Halbuki Nazizm gerek ekonomik yönden gerek millet/ırk anlayışı bakımından diğer Faşist hareketlerden oldukça farklıdır. Sizce Naziler, Faşizm’in neresindedir?

Limoncuoğlu: Nazizm faşizmden elbette etkilenmiştir ama ikisinde çok ciddi farklar mevcuttur. Nazizm daha çok faşizmin aksiyon pratiğinden etkilenmiştir. Halbuki hem iktisadi olarak hem de ırkçılık bakımından ayrılırlar. Faşizm kesinlikle ırkçı değildir. Nazizm ise kesinlikle ırkçıdır. Ayrıca Nazizm iktisadi olarak söylemde faşizmin solunda, pratikte ise sağındadır. Bu farkı günümüzde Hitler ve Mussolini’nin ülkelerindeki imgelerine bakarak anlayabiliriz. Mussolini, Hitlere nazaran kendi ülkesinde daha saygın bir konumda yer alır ve birçok sevene, taraftara sahiptir. Faşizm İtalya’ya özgü siyasi bir teoridir. Bu teoriden türetilmiş ideolojiler var, mesela Falanjizm veya Avusturya’daki Austrofaşizm… Ben Nazizim’i Faşizm teorisinin altında bile görmüyorum.

Dağdeviren: Hocam son olarak D’annunzio ve beraberindeki lejyonerlerin Fiume macerasına değinmek istiyorum. Yeryüzündeki ilk faşist devletçikten bize biraz bahsedebilir misiniz?

Limoncuoğlu: Fiume deneyi gerçekten dünya tarihinin en enteresan olaylarından biridir. D’annunzio ve beraberinde hatırı sayılır bir Arditi de bulunan bir grup, çoğunluğu İtalyanlardan oluşan fakat İtalya’nın liberal hükümeti tarafından, yeni kurulan, Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı’na bırakılan Fiume kentine girip burayı İtalya’ya bağlamak istediler, bu istek İtalyan hükümeti tarafından reddedilince, kendi bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bu ilanın akabinde ilk faşist para ve ilk faşist anayasa yapıldı. Carnaro isimli bu devlet 15 ay aslında gayet başarılı bir şekilde yönetildi fakat uluslararası baskılar sonucu D’annunzio ve arkadaşları şehirden ayrılmak zorunda kaldılar.

Şair, pilot, devrimci… Gabriele D’Annunzio

Dağdeviren: Hocam oldukça güzel ve bilgilendirici bir söyleşi oldu, zaman ayırıp, sorularımızı cevapladığınız için Tarihi Çevir adına teşekkür ederim.

Limoncuoğlu: Rica ederim. Son olarak şunu eklemek istiyorum Faşizm, anti komünist sokak kabadayıları tarafından oluşturulan alelade reaksiyoner bir hareket değildir. Kendine özgü bir estetik, sanat, felsefe vs. anlayışına sahip hiç de yabana atılmayacak türden bir siyasi teoridir.

Comment here