BiyografiOrtaçağTarih

Eretna Bey ve Eretnalılar Beyliği (1327-1381)

Bu makaleyi 13 dakikada okuyabilirsiniz

ERETNALILAR (1327-1381)

ERETNA ADI VE ERETNA’NIN SOYU

Eretna adı bir çok belgede değişik şekillerde yazılmış, bir çok tarihçi tarafından da değişik okunmuştur. H. N. Orkun “Erteni”, Atsız “Ertana” , İ.H. Danişmend “Erteni” olarak okumuştur. Divan-ı Lügati’t-Türk’te “Erdini” “Kıymetli İnci” manasında kullanılmıştır. Bazı tarihçiler anlamının “Büyük İnci” olduğunu savunmuşlardır. Emir Eretna’nın çok iri bir kişi olması sebebiyle, iri inci manasında gelen bu ismi aldığı söylenmektedir.

Anılan dönemden kalan bazı mektuplarda “Ertana” adı geçerken, Kadı Burhaneddin’in özel tarihçisi tarafından “Eratna” şeklinde yazılmıştır. Yine bu dönemden kalan sikke, vakfiye ve kitabelerde “Eratna” şeklinde yazılmıştır. Bunlardan başka kaynak eserlerde ve araştırmalarda Ertana, Eratna, Artena v.b. değişik yazılımlar da bulunmaktadır.

Emir Eretna’nın soyu hakkında da kesin bilgiler bulunmamaktadır. Her ne kadar  onun Tatar olduğu söylenmişse de, bir çok müellif onun Uygur Türklerinden olduğu hususunda birleşmişlerdir.[1] Emir Eretna’nın babasının Kayseri Emirliği yapan Cafer Bey olduğu söylenmiş, kimi müelliflerse onun Abaka Han’ın emirlerinden Taycu Bahşi’nin oğlu olduğunu söylemişlerdir. Elde bu konuyla ilgili belge olmamakla birlikte Taycu Bahşi’nin Anadolu’ya gelerek Müslüman olduğu, Cafer adını alıp Kayseri Emirliği yaptığı düşünülmektedir. Eretna’nın 4 erkek kardeşi ile birlikte biri Karamanoğlu’nda, diğeri de Emir Timurtaş’la evli iki kız kardeşinin de olduğu anlaşılmaktadır.[2]

UMUMİ VALİLİĞİNE KADAR ERETNA

Gazan Han zamanında devlet yönetiminde Uygurların etkinliği artmış, bu kişiler devlette önemli görevlere gelmiştir. Eretna’nın ağabeyleri Anadolu’nin işgali için gönderilen ordularda önemli görevler üstlenmişlerdir. Kız kardeşinin Emir Timurtaş ile evlenmesiyle birlikte, Eretna, Timurtaş’ın emrinde göreve başlamış ve onun önemli adamlarından biri olmuştur.

Timurtaş’ın İlhanlı hükümdarı Ebu Said Han’a ilk isyan hareketinde, Timurtaş’ı İlhanlı veziri olan babası Emir Çoban kurtarmıştır ve tekrar Anadolu Genel Valiliğine getirilmiştir. Fakat ileri ki zamanlarda babasının Ebu Said ile arası açılmış, ülkede çıkan karışıklıklar sonucunda Timurtaş kardeşinin ve babasının öldüğü haberlerini almıştır. Bu durum karşısında ne yapacağına karar veremeyen Timurtaş, ne itaat etmeye ne de isyan etmeye kalkışmıştır. Bunun yerine Anadolu Genel Valiliğine Eretna’yı vekil olarak bırakmış ve Memlüklü devletine sığınmıştır. Bir süre sonra da burada öldürülmüştür.

GENEL VALİLİĞİNDEN, SULTANLIĞINA KADAR ERETNA (1327-1343)

İlhanlı devletindeki iç isyanları başarılı bir şekilde bastıran Ebu Said, Anadolu Genel Valiliğine dayısı Ali Emir Padişah’ı atamış, o da yerine İnanç Noyan’ı seçerek Anadolu’ya göndermiştir. İnanç Noyan, Sivas’ı kuşattı fakat Eretna burayı çok iyi savunarak onun ele geçirmesine fırsat vermedi. Bir süre sonra Eretna, izlediği akıllı siyasetle İnançla arasını düzeltti. Bu sırada bir çok Anadolu Emiri bir araya gelerek İnanç’ın ordusunu Niksar’da yok etmiştir. Bu durumu haber alan Ali Emir Anadolu’ya gelerek Sivas’ta bir süre kalmış, Horasan Valiliğine tayini sebebiyle vekaletini Eretnaya bırakarak gitmiştir.

Daha sonra genel valiliğe Celayirli Şeyh Hasan tayin edilmiş, o da vekaleten bu görevi Eretna’ya bırakmıştır. Celayirli ise Anadolu içlerine girerek buraları Ebu Said adına işgal etmiş, bütün emirlere baş eğdirmiştir. Daha sonra vekilliğine Eretna devam etmiş, kendisi de Bağdat’a dönmüştür.

Anadolu Genel Valiliğine tekrardan Ali Emir atanmış, ondan sonra Emir Mahmud atanmıştır. Bu arada eski eşiyle (Celayirli, Ebu Said’in baskısıyla eşinden boşanmak mecburiyetinde kalmış, Ebu Said bu kadınla evlenmiştir.) mektuplaştığı iddia edilen Celayirli tutuklanarak Kemah kalesine hapsedilmiştir. Fakat bunun iftira olduğu anlaşılarak, serbest bırakılmıştır. Emir Mahmud’un yerine Devletşah tayin edilmişse de, hemen ölmesi üzerine tekrar bu göreve Celayirli Şeyh Hasan tayin edilmiştir. Emir Mahmud İran’a giderken Eretna’yı yanında götürmüştü. Emir Mahmud burada Emir İnal’i bertaraf etmek isteyen bir grupla birlikte hareket etmiş, bu hareket başarısız olunca tutuklanmışlardı. Bu işte Eretna’da tutuklanmak istemişse de, kaçmayı başararak Celayirli’ye sığınmıştır. Celayirli ise onun affedilmesini sağlamıştır.

Emir Eretna bölgeye gelen her valinin yanında bulunmuş, onların güvenlerini kazanarak vekilliklerini yapmıştır. Bu arada izlediği akıllı ve ince siyaset sayesinde güvenilir bir emir olduğunu kanıtlamıştır.[3] Halkın kendisine sevgi beslemesini sağlayan Eretna, bölgedeki beyler üzerinde de sağlam bir otorite kurmuştur.

Ebu Said’in 1335’de ölümü üzerine, İlhanlı devleti parçalanma sürecine girmiş, iyi bir mevkii kapmaya çalışan Celayirli ise görevini Eretna’ya bırakarak İran’a gitmiştir. İktidar mücadelesini Ali Padişah’a karşı galip gelen Celayirli kazanmıştır. Eretna’da bağlılığını ona bildirmiştir. Celayirli iktidarı ele geçirince, Timurtaş’ın oğlu Şeyh Hasan Çobanlı ortaya çıkmış. Babasının ölemediğini iddia etmiş, babasına çok benzeyen bir köleyi annesi ile evlendirerek Timurtaş’ın ortaya çıktığını duyurmuştur. Bu oyunla etrafına bir çok asker bulmayı başardı. Celayirli ve Çobanlı arasındaki savaşta Çobanlı galip gelmeyi başararak Azerbaycan ve civarının yönetimini ele geçirdi. Bir süre sonra sahte Timurtaş ile arası bozulan Çobanlı onu ortadan kaldırdı. Memlüklerden yardım alarak yeniden Çobanlıya saldıran, Celayirli yine mağlup olmaktan kurtulamadı. Bu sırada Çobanlı’nın zaferinden rahatsız olan Eretna ise Memlüklerle yakın ilişki kullanmaya çalışıyordu. Eretna’nın korktuğu başına geldi ve Çobanlı Eretna’dan tabiyet istedi. Fakat Eretna bunu kabul etmedi. Bunun üzerine Çobanlı Eretna’nın topraklarının bir kısmını işgal etti. Bunun üzerine Eretna çareyi Memlüklülere başvurmakta buldu ve Melik Nasır’a elçiler göndererek onun adına Anadolu naipliğini yapacağını bildirerek sırtını Memlüklere dayamış oldu. Eretna, Melik Nasır’ın 1341 yılında ölümüne kadar, bazen iyi bazen kötü şekilde ilişkisini devam ettirmiştir.

Aynı zamanda Maraş ve civarındaki Türkmenler tarafından kurulan Dulkadir beyliği Eretna’nın topraklarına saldırıyordu. Dulkadir beyliğinin reisi Zeyneddin Karaca’da Memlüklerden naiplik almıştı. Eretna bu yüzden melik Nasır’a şikayette bulundu ve Zeyneddin Karaca’nın topraklarına saldırdığını bildirdi. Melik Nasır bunun sebebinin onun adına para basmayı ve hutbe okutmayı kesmesinin sebep olduğunu bildirdi. Eretna, çevredeki beyliklerin saldırılarından çekindiği için Melik Nasır adına para basmayı ve hutbe okutmaya mecbur kaldı.

Çobanlı ise Memlüklerden çekinmediğini göstermek, hem de Eretna’ya haddini bildirmek için bir ordu hazırladı. Durumu haber alan Eretna asker ve yardım toplamaya başladı. Çobanlı savaşa bizzat katılmadı ve yerine hükümdarlığa geçirdiği Süleyman Han’ı ordunun başında Anadolu’ya gönderdi. 343 yılında Karanbük’te yapılan savaşta Süleyman Han galip geldiyse de, savaş alanından kaçıp saklanan Eretna, Süleyman Han’ın askerlerinin ganimet toplandığını görünce geri dönüp düşmanını tamamen yok etti ve çok büyük ganimetler elde etti. Duruma çok hiddetlenen Çobanlı bunun intikamını almak istediyse de, karısı tarafından zehirlendiği için buna muvaffak olamadı. Böylece Eretna Çobanlıdan da kurtulmuş oluyordu. Bu tarihten itibarende Eretna’nın bağımsız olarak hareket ederek, devletini kurduğu kabul edilmektedir.

EMİR ERETNA’NIN BAĞIMSIZLIK İLANI VE ÖLÜMÜ (1343-1352)

Dönemin kaynaklarından Eretna’nın tam olarak ne zaman bağımsızlığını ilan ettiği anlaşılmamakla beraber, Karanbük zaferinden (1343) sonra mümkün olduğu düşünülmektedir. Aslında Eretna daha önceki yıllarda da adına para kestirip, hutbe okutsa da başı sıkıştığında Memlüklere veya Celayirlere tabii olduğunu bildirip devletini korumuştur.  Karanbük zaferinden kısa bir süre sonra Çobanlı Şeyh Hasan ölmüş, Eretna böylece büyük bir düşmandan kurtulmuştur. Bu sırada da Memlük devletinde de iç karışıklıklar yaşandığı için etrafında onu etkileyecek büyük bir güç kalmamıştır.

Eretna bağımsızlığını ilan ettiğinde Anadolu’nun büyük kısmına hakim bulunuyordu. Sivas ilk başlarda devletin yönetildiği yer olsa da, Eretna hükümet merkezini Kayseri’ye taşımıştır.Niğde, Erzincan, Amasya, Tokat, zaman zaman Karamanlılar, Osmanlılar ve Eretnalılar arasında el değiştiren Ankara, Samsun, Sinop, Konya gibi yerler Eretnalıların hakimiyetinde olan yerlerdir. Topraklarının yüzölçümü 214.000 km²’ye ulaşmıştır.[4]

Çobanlı Şeyh Hasan’dan sonra yerine kardeşi Melik Eşref geçmiş, Eretna’da burada karışıklık çıkarmak için Şeyh Hasan’ın Doğu-Karahisar Kalesine hapsettirdiği amcalarını serbest bırakmıştır. Çobanoğlu Surgan ve beraberindekiler Melik Eşref’e karşı ayaklanmışlar fakat başarılı olamamışlardır. Surgan, Eretna’ya sığınıp ondan yardım talep etmişse de, Eretna, Eşref’e karşı her zaman dikkatli bir politika izlediği için bu teklifi kabul etmemiştir. Eretna, Eşref’in düşmanlarına yardım etmemesine rağmen, araları da hiçbir zaman iyi olmamıştır. 1350’de Eşref’in kendisine saldıracağını düşünen Eretna Memlüklere elçiler göndererek, Anadolu naipliği için yine ferman istemiştir. Eşref’te Memlüklere elçiler göndererek iki ülke arasında savaş çıkarsa  tarafsız kalmasını istemiştir. Memlük Meliki Salih, Eretna’nın her fırsatta tabiiyetini bozduğunu bildiği için Eşref’in teklifini kabul ederek tarafsız kalacağını bildirmiştir. Bütün bunlara rağmen Eşref’in, Eretna devletine karşı bir sefere çıktığına dair kayıt bulunmamaktadır.

[1] Kemal GÖDE, Eretnalılar, s.26

[2] GÖDE, a.g.e. , s.29

[3] GÖDE, a.g.e. , s.37

[4] GÖDE, a.g.e. , s.69

Comment here