İslamOrtaçağTarih

ARTUKLULARDA KÜLTÜREL HAYAT

Bu makaleyi 10 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Mustafa Can Tiryaki

Artuklular, Birinci Beylikler devrinde kurulmuş olan beyliklerden biridir. Malazgirt’in fethine katılan Artuk Bey, Selçuklu sultanları tarafından çeşitli görevlere atanmıştır. Bunun ardından ise üç kol üzerinden kurulan Artuklu Beyliği, Harput, Mardin ve Hısnıkefa üzerine hükmettiler. Bölgenin genişliği, onların kültürel ve iktisadi hayatta çok önemli hale getirdi. Yazımızda, işte bu kültür ve iktisadın gelişimini inceleyeceğiz.

Kültürel ve İktisadi Hayat

Kuzey Mezopotamya, özellikle Mardin’de hüküm sürmüş bir beyliğin, farklı kültür, din ve öğretilerinin halklarını yönetmesi gayet olağandır. Artuklular, Hanefi mezhebinden olmalarına rağmen Kürt Şafii ve Arap Hanbelileri de yönetmişler ve onların mezhebine uygun medreseler açmışlardır. Zengi ve Eyyubi hanedanlarının bu konudaki katı tutumunun aksine[1] onlar bütün dinleri ve mezhepleri ihya etmekle uğraşmışlardır. Zira bunu yaparak felsefe ve bilim gibi işlerde epey yol kat ettiler. Moğol İstilası ile sufi ve heterodoks bir İslam anlayışına doğru evrilme yaşandıysa da Sünni anlayış gücünü kaybetmemiştir. Hristiyanlar himaye edilmiş ve hatta kilise yapmalarına izin verilmiştir.[2] Hristiyanlar ile Müslümanlar evleniyor, doğan çocukları iki cemaate de kabul edilmediğinden onlara “Turkubuli” deniyordu.[3]

Artuklular, medrese ve benzeri yapılar yoluyla bilimi de desteklemekteydiler. Yönetici ailede birçok bilgili insanın bulunması bir yana, günümüze eser ulaştıran birçok alim vardır. Özellikle İran’dan davet edilen alimler, saray tarafından mükafatlandırılmış ve himaye edilmişlerdir. Bu ilim faaliyetleri Hüsameddin Timür-taş ile başlamıştır.[4] İlim ve kültürün bu denli ilerlemesinde üçüncü kısımda bahsedilecek hastahaneler, medreseler ve diğer yapıların çok etkili olduğunu söyleyebiliriz. İlim ve kültür adamlarına örnek verecek olursak Ebubekir El-Şasi, İlalmış oğlu Dursun oğlu Ömer b. Hızır, Seyfeddin Amidi gibi isimler Artuklu ilim ve kültür adamlarından sayılabilir.[5]

İpek Yolu ve diğer Arap ticaret yolları üzerinde bulunan Artuklular, bu nedenle iktisadi alanda çok büyümüşlerdir. Büyümelerinin ilk nedeni yukarıda bahsedildiği gibi sosyokültürel bir refahın bulunması idi. Bu hoşgörü politikası sayesinde Hristiyan, Müslüman ve Yahudi tüccarlar bu ülkede rahatça ticaret yapabilmekteydi. Özellikle bir ticaret şehri olarak inşa edilen Koç-hisar, uluslararası bir Pazar yeri haline gelmişti.[6]

Mardin, döneminin en büyük şehirlerinden biri idi. 1328 miladi yılında buraya uğrayan İbn-i Battuta buranın İslam beldelerinin en büyüklerinden olduğunu, çok iyi çarşılarının olduğunu ve burada kaliteli kumaşların olduğunu anlatır. Yine şehrin yapılarından övgüyle bahseder[7] Marco Polo ise aynen şöyle demektedir “Çok büyük miktarda pamuk yetiştirilen ve başka şeylerin yanı sıra büyük bokeran imalatı da Muş ve Mardin denen başka vilayetler de buradadır.” [8] Bu iki seyyahtan başka birçok seyyah ve coğrafyacı da Mardin Şehri hakkında bilgiler vermiştir. (İdrisi, Kazvini vb.[9])

Amid, Nusaybin, Düneysir, Dara gibi diğer Artuklu şehirleri hakkında da birçok coğrafyacı bilgiler vermişlerdir. Bu bilgilerin umumunu değerlendirecek olursak, Artuklular iktisadi hayatın gelişmesine önem vermiş ve ticareti desteklemişlerdir.

Mimari

Türkistan’daki Türk Devletlerinde saray, ibadethane ve kervansaraylar devletin merkezi gücünün ve hükümdarlığın en önemli sembolleridir.[10] Diğer bütün Anadolu Beylikleri gibi Artuklular da bu geleneği devam ettirmiş, şehri saray ve ibadethane çevresine kurup kervansaraylarla desteklemiştir. Mimaride çok ilerlediklerinden dolayı Güneydoğu Anadolu sanatı Artuklu sanatı adıyla anılmaya başlamıştır.[11] Eski dönemlerde ibadethaneler aynı zamanda bir eğitim merkezi ve şifa merkezi olduğundan, Artuklular da bu ihtiyaçları karşılamak üzere medrese ve hastaneler kurmuşlardır. Bunun dışında Mezopotamya’nın yapısında seyahati kolaylaştırmak için köprüler oluşturulmuştur.

Mardin’in merkezine yapılan Mardin Ulu Camii Necmeddin Alp tarafından başlanmış ve oğlu İl-gazi tarafından bitirilmiştir. Bunu minarede ve duvarındaki iki ayrı kitabeden anlaşılmaktadır. Yine caminin vakfiyesinden de bu camiyenin büyük bir külliye olduğu anlaşılmaktadır.[12] Bundan başka bir de Meyyafarikin (Silvan) Ulu Camisi vardır. Cami Necmeddin Alp tarafından yapılmış, büyük ihtimalle de Eyyubi yönetimi altında iken restore edilmiştir.[13] Bundan başka Harput ve Düneysir’de de ulu camiler yapılmıştır.

Diyar-ı Bekir’de yapılan Hasankeyf Sarayı, Artukluların ilk merkezi olması muhtemel bir bölgede yapılmış saraydır.[14] Diyarbakır surlarının içinde bulunan Diyarbakır Artuklu Sarayı’nın 1206-1207 yıllarında yapıldığını sarayın kitabesinden öğrenmekteyiz. Bu sıralarda Artuklulardan Melik Salih Nâsıreddin Mahmûd bin Muhammed hüküm sürmekteydi. Sarayın kalıntıları arasında çiniler ve hamam bulunmuştur. Türk-İslam Sanatını yansıtan birçok simge de kalıntılar arasından bulunmuştur.[15]

Yukarıda da belirtildiği gibi Medrese, Türk-İslam dünyasında üniversiteler gibi çalışmış ve eğitim ihtiyacını karşılamıştır. Dini anlamak için verilen pozitif ilim dersleri de alimlerin birer “hezarfen” olmalarını sağlamış, felsefe, mantık, matematik ve tıp gibi konularda ihtisas sahibi insanlar da oluşmuştur. Mardin Sultan İsa Medresesi, Hatuniye Medresesi[16], Marufiye Medresesi ve Mardin Şerifiye Medresesi, Artuklu dönemi medreselerine örnek verilebilir.

KAYNAKÇA

Ali Sevim, Yaşar Yücel, Türkiye Tarihi, Ankara, TTK, 1989

Ara Altun,”ARTUKLULAR”,TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/artuklular#2-artuklu-sanati (14.06.2020).

Erdoğan Merçil, Müslüman-Türk Devletleri Tarihi, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Yayınları, 1985

Fuad Köprülü, “Artukoğulları”, İslam Ansiklopedisi, C. I, 1978, s. 624.

Hüseyin Erkan Bedirhanoğlu, Artuklular’ın Siyasi, Sosyo-ekonomik ve Kültürel Yapısı, Eskişehir, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Tezi, 2019

Kürşat Yıldırım, “Eski Türk Tarihinin Mekanı Üzerine-I: Şehir.” Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, 352, 2016

Marco Polo, Dünyanın Hikaye Edilişi: Harikalar Kitabı, çev. Işık Ergüden, İstanbul, Ötüken, 2019

Muharrem Kesik, Anadolu Türk Beylikleri, İstanbul, Bilge Kültür Sanat, 2018

Osman Turan, Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi, İstanbul, Ötüken, 2013

Şeyhmus Nayır, Artukluların Sosyo-ekonomik ve Kültürel Hayatı, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Tezi, 2010

 

 

 

 

 

[1] Hüseyin Erkan Bedirhanoğlu, Artuklular’ın Siyasi, Sosyo-ekonomik ve Kültürel Yapısı, Eskişehir, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Tezi, 2019, s.80

[2] Şeyhmus Nayır, Artukluların Sosyo-ekonomik ve Kültürel Hayatı, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Tezi, 2010, s.118

[3] a.g.e, s.119

[4] Osman Turan, Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi, İstanbul, Ötüken, 2013, s.231

[5] Turan, a.g.e, s.232

[6] a.g.e, s.219

[7] a.g.e, s.222

[8] Marco Polo, Dünyanın Hikaye Edilişi: Harikalar Kitabı, çev. Işık Ergüden, İstanbul, Ötüken, 2019, s. 75

[9] Turan, a.g.e, s.223

[10] Kürşat Yıldırım, “Eski Türk Tarihinin Mekanı Üzerine-I: Şehir.” Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, 352, 2016, s.25

[11] Ara Altun, “ARTUKLULAR”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/artuklular#2-artuklu-sanati (14.06.2020).

[12] Turan, a.g.e, s.225

[13] Nayır, a.g.e, s.124

[14] a.g.e, s.142

[15] a.g.e, s.143

[16] İsminin Hatuniye olma sebebi hükümdarın validesi tarafından yaptırılmasıdır (bkz. Bedirhanoğlu, s.198)

Comment here