EskiçağTarih

Antik Yunan’da Hoplitler veTiranlar

Bu makaleyi 17 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: İrem AYTAÇ

Giriş

Tipik Yunan yerleşimlerinde insanlar hayatta kalmak ile meşguldü. Zayıf topluluklar ile sınır problemleri ve ticaret meseleleri çatışmalara dönüşmüştür. Bu bağlamda önemli olan konu ise bu kentlerin orduya sahip olmalarıydı. Nitekim bir orduya sahip olabilmek için mali bir güce sahip olmak gerekmiyordu. Çünkü çiftçi halkın çoğunun bir diğer mesleği askerlikti. Bunun sonucunda kentin üçüncü en zenginlerini oluşturan hoplit askerleri doğmuştur. ‘Hoplite’ sözcüğü, ortasındaki kasnağın bir mil yardımıyla idare edildiği ve kenarından kavranan ağır kalkan, hoplon’dan türemiştir.1 Hoplon, “büyük kalkan” anlamına gelirken hoplit kelimesi “büyük kalkanlı adam” anlamını taşımıştır.2 Bu askerler antik Grek şehrinin yurttaşları oldukları belirtilmekle birlikte, iki buçuk metrelik uzun mızrak, düz ixpos kılıç ve bronz kalkan kullandıkları kaydedilmiştir. Savaş meydanlarında arka arkaya sıralanan ve sık saflarla ilerleyen kalkanlı piyadeler olmakla birlikte bu askerler, göğüs ve baldır zırhlı, kılıç ve kargı silahla oluşan askerlerdir. Yazar Charles Freeman kitabında hoplit askerlerini şöyle belirtmektedir;

“Hoplitler, savaş meydanında birbiri arkasına sıralanan ve sık saflarla yürüyen kargılı ve kalkanlı piyadeler olarak eğitildiler. Her sıradaki askerler ya birbirlerine kalkanlarıyla bağlanıp kargılarını başlarının üstüne kaldırmış bir halde ya da sol kollarıyla kalkanlarını tutup, sağ kollarının altına kargılarını yaslayarak ilerlerlerdi. İleri manevra yaparken atıklan korkunç çığlıklar kendilerine ne denli güvendiklerini gösteriyor.” (Freemon, 2003).
Bu askerlerin savaş sırasında oluşturdukları düzene ise falanks düzeni denmektedir. Kökenlerinin nereden geldiği bilinmemekle beraber ilk görüldükleri yerin MÖ.8. yüzyıl Spartası olduğu belirtilmiştir. Bu bilginin kaynağı ise Homeros’un İlyada destanı olduğunu belirtmek gerekir. Fakat bazı tarihçiler bu bilginin daha sonraki döneme rastlandığını yani MÖ. 7. Yüzyılda hoplitlerin varlığını ileri sürmüşlerdir. Bu bilgiyi destekleyen kaynak ise Korint’teki kazılarda ele geçirilen Chigi Vazosu’dur. Vazo üzerinde ki resimler birbiri ardına sıralanmış falanks düzeniyle birlikte zırhlı askerleri bizlere göstermektedir. Kaynağın kesinliğiyle beraber hoplitlerin tarihide belirlenmiştir. Bu kısımda ilk olarak falanks düzeninden bahsetmek hoplitlerin sistemini anlamamız açısından daha kolay olacaktır.

Falanks düzeni, mızrak (dory), cirit ve benzerleriyle silahlanmış ağır piyadelerin oluşturduğu, düzgün sıra ve saflardan oluşan dikdörtgen biçimli bir dizilim şeklidir. Antik yazarlar arasındaki görüş birliğine göre falanks’da askerler birlikte sefere gider, birlikte yürür, birlikte kamp yapar; savaşta ise tek bir vücut gibi düşmana karşı ilerleyerek çarpışmaya girişirlerdi.4 Nitekim hoplitler savaş meydanlarında karşı tarafa güç gösterisi yapar ve at üzerinde becerilerini ortaya koyarlardı. Savaşlar bu güç gösterileriyle başladıktan sonra itiş kakışlarla savaşılır ve son sahnede kaybedilen tarafın ekinleri yağmalanırdı. 5 Burada, bu askeri yapıya Spartalıları örnek verebiliriz. Spartalılar bu özellikler ile Antik Yunan’ın savaş konusunda en güçlü ve en çekinilen kent devleti olarak karşımıza çıkmaktadır. Hoplit eğitimi küçük yaşlarda başlamakla beraber ciddi bir eğitim sistemi ile geliştilmektedir. Hangi yaşlarda eğitme başlandığı bilinmemekte olup Sparta, Girit ve Atina’da hoplit eğitimi, MÖ 4. yüzyılda ergenliğe geçiş ritüelleri ile kapsamlı fiziksel ve askerî eğitimin birleştirildiği bir sisteme dönüşmüştür.6 Yunan dünyası askeri eğitiminde, karın deşme ve gırtlak kesme gibi savaş tekniklerinin olduğu fakat bunların öğretici bir yanının olmadığı bilinmekle birlikte çoğu savaşın haksız, çoğu generallerinde yetersiz olduğunu belirtmek gerekir. Klasik dönemde, saflar halinde dizilmiş piyadenin başlıca silahı, kısa boylu atış mızrağından büsbütün farklı bir nesne olan uzun mızraktı. Bunların uçları gerçektir ve yeterince haindir. Oklar, el sapanları, kılıçlar vb. ile birlikte mızraklar, önemli bir silah çeşitliliği meydana getirmekteydi.7 Nitekim yunan vazo resimlerinde bu askerlerin olağanüstü tuhaflığı ve bir o kadar da güzel miğferler kullandıkları göze çarpmaktadır. Buna örnek olarak Trakya’da kabile reislerinin, at üzerinde savaşa giderken, miğferlerinin tepesinde bir demir kuşkanatlarını çırpmaktadır.

Antik Yunan kenti askerleri, hoplitler ve sparta ile karşımıza çıkan bir güç olmuştur. Burada askeri sistem her ne kadar önem taşımış ise yönetici kadroda sistemin bel kemiğini oluşturmuştur. Fakat antik yunan kentlerinde, yönetimi istemeyen, zorla yönetime sahip olan veyahut olmak isteyen kişi ve kişiler görülmüş ve bu kısımda Tiranlık meselesi doğmuştur. Bir tiranın iktidarı ele geçirmeden önce başarılı bir askeri geçmişinin olduğuna dair ipuçları bulunmaktadır; bu durumda, tiran doğrudan hoplitlerin temsilcisi olabilir. Bununla birlikte erki anayasaya aykırı bir biçimde ele geçirebilmek için, geleneksel olan ya da olmayan bütün destek araçlarını güdümlemeye kesin kararlı ve hazır bireylerin sunduğu model, genel olandı. İma edilense aristokrat hükümetlerin çekilmeyi reddetmeleri ve siyasi değişim için gerekli alternatif bir yönetimin halihazırda bulunmamasıydı.9
Lidya dilinden alınmış ya da Etrüsk’çe de “efendi” anlamına gelen “turan”dan gelme bir sözcük olduğu sanılan ve ilk kez 7. yüzyıl lirik şairlerinden Arhilohos tarafından kullanıldığı anlaşılan “tirannos” özcüğü ile yunanlılar bazen halk tabakasına bazen de yüksek sınıflara mensup, fakat alt tabakaların ve sevgisini kazanmış bu tabakalara dayanarak bir hükümet darbesi sonunda iktidar mevkiine çıkmış ve tek başına saltanat sürmeye başlamış kişiler kastedilmişdir. 10 Tyrannos, resmi bir unvan olmamakla birlikte hükümdarlığı tanımlayan bir sözcük olarak karşımıza çıkmaktadır. Farklı yönetim biçimini temsil ettiği görülmekle birlikte, tanım gereği iktidarı meşru krallar gibi miras yoluyla değil, zorla ele geçirerek hükümdar olmaları ve buna rağmen tiranlıklarını kendilerinden sonra oğullarına bıraktıkları bir hanedanlık kurmuşlardır. Tiranlar genellikle çok yetenekli kişiler olmakla, parti kavgalarını ortadan kaldırarak yurtları içinde sükûn, güvenlik, düzeni sağlamak ve ahlakı iyileştirmekle, askerî ve ekonomik gelişime önem vermekle, oturdukları şehirleri anıtsal binalarla süslemekle, dine ve güzel sanatlara karşı özel bir ilgi göstermekle beraber halk tarafından daima bir gasıp sayılmışlardır. 11 Yunan tarihinin en eski tarihi kişileri olan tiranlara dair pek fazla bilgimiz yoktur. Nitekim tiranların ilk olarak İyonya’da ortaya çıkması daha sonra emperyalist siyasetin sonucunda Akdeniz kıyılarına kadar yayıldıklarını belirtmek gerekir. En ünlü ilk tiranlık, MÖ 657 civarında Korinthos’da Bakkhiades ailesinin öncülük ettiği oligarşi karşıtlı muhalefetle doğdu. 12 Altıncı yüzyılda başlayıp ikinci yarısında doruk noktasına ulaşan, yedinci yüzyıla kadar devam eden tiranlar, dönemin barok, zengin ve şatafatlı yaşamın İyonya zevkini yansıtmıştır. Bilinen ilk büyük tiran, İÖ 600 civarında iktidara gelen Miletoslu Thrasybulos idi.13 Ana şehrini Lidyalılar’a karşı başarıyla savunmuş bunun nezdinde şehri büyük refaha kavuşturmuştur. Büyük İyonya tiranlarının sonuncusu ise Samoslu Polikrates olmuştur. MÖ 6. Yüzyılın ilk yarısında Anadolu’daki Yunan şehirlerinin Pers baskısı altında bulunduğu bir zamanda Samos’ta iktidarı ele geçirmiş, iç karışıklığı bütün engelleri ustaca ortadan kaldırdıktan sonra donanmasıyla Pers’lerin başka yerlerde olmalarından faydalanarak, adalardan birçoğunu, hatta tüm Ege denizini egemenliği altına almıştır. 14 Tiranlık her ne kadar ülke refahı için yapılan bir rejim olsa da genel anlamda zaman içerisinde hoşnutsuzluğa yol açmıştır. Öyle ki tiranlar harcadıkları bütün çabaya rağmen, hiçbir zaman kuşaktan kuşağa aktarılan bir liderlik ideolojisi yaratmayı başaramamışlardır. Nitekim tiranlar, önemsiz bir diktatör haline geldiğinde sürdürebileceği bir yönetim anlayışını elinde bulunduramıyordu. Bir tiranın düzenli bir orduyu besleyebilecek bir kaynağı yoktu ve hoplitler geçimlerini kendi topraklarından sağlayan bağımsız kişilerdi. Burada hoplit askerleri zorla bir kimsenin iktidarını desteklememişler ve itaatkâr bir güce dönüşmemişlerdir. Tiranların çöküşü ile hoplitler yönetimi devralmak için her zaman yerlerini korumuşlardır.

Sonuç

Antik yunan topraklarında kentlerin en önemli unsuru bir orduya sahip olmasıydı. Nitekim bir orduya sahip olmak antik yunan kentlerinde bir problem olmamış aksine çiftçi halkın çoğu askerlik mesleği ile meşgul olmuşlardır. Greklerde en temel askeri birimi oluşturan yaya asker grubu hoplitler’den oluşmaktadır. Hoplitler, yunan savaş gücünün en temel unsurunu oluşturmuşlardır. Güçlü ve tecrübeli hoplitler savaş meydanlarında en prestijli unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Savaş meydanlarında arka arkaya ve sık saflarla ilerleyen ağır ekipmanları ile zırhlı piyade olarak tanımlanan hoplitler, falanks sistemiyle birçok savaşlarda ön planda yer almışlardır. Öyle ki hoplitler Akdeniz dünyasında en iyi savaşçıları olarak tanınmış bunun yanı sıra Lidya, Babil ve Mısır’da paralı asker olarak büyük talep görmüştür. Antik Yunan her ne kadar askeri sistemiyle ön planda karşımıza çıksa da bir diğer önemli unsur ise yönetim ile ilgili olmuştur. Askeri sistemin güçlü olmasının yanı sıra yönetimde diktatörlük sağlam kalamamıştır. Nitekim hükümetten memnun olmayan ve rejimi beğenmeyen bazı kişiler yönetime zorla el koyarak kendi hükümranlıklarını yaratmayı amaçlamışlardır. Kökeni bakımından “bey ve efendi” anlamına gelen tiran, oligarşi ile yönetilen kent devletlerine zorla ve bir bakıma da yasal olmayarak el koyan kişilere verilen isim olarak nitelendirilmiştir. MÖ 6 ve 7. Yüzyıllarda görünen tiranlıkta en önemli unsur, toplumu refaha ulaştırmaktı. Tiranların bir askeri geçmişe sahip oldukları vurgulanmakla birlikte bu kişilerin hoplit askerleri olabileceği de belirtilmektedir. Tiranlar, İyonya ve bazı kentlerde yaşanan sınıf mücadeleleri sonucunda hükümet ve demokrasi rejimine karşı çıkmışlardır. İlk başlarda halk tarafından iyi karşılanan tiranlar zaman içerisinde hoşnutsuzluğa yol açmıştır. Bu bağlamda tiranlara karşı birçok suikast girişimlerinin de olduğunu belirtmek gerekir. Yasal olmayan bir şekilde diktatör olarak karşımıza çıkan tiranlık sağlam olmayan temeller sonucunda yıkılmıştır.

1, Charles Freeman, Mısır, Yunan ve Roma Antik Akdeniz Uygarlıkları, Suat Kemal Angı (çev.), Dost Kitapevi Yayınları, Ankara 2003, s.139.
2 Eren Karakoç, “Antik Dönemlerdeki Grek Paralı Askerler ve Hoplitlerin Önemi”, Akademik Bakış Dergisi Sayı 55, Kırgızistan 2016, s.493.

3Şekil1:https://cdnacikogretim.istanbul.edu.tr/auzefcontent/20_21_Bahar/antik_yunan_sosyal_tarihi/7/index.html (Ziyaret Tarihi: 21.05.2021, 15:41)

4 Karakoç, s.494

5 Freeman, s.140.
6 Yusuf Gürkan Ergin, “Antik Yunan Sosyal Tarihi”, İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi Tarih Lisans Programı, İstanbul 2015, s.166.
7 Peter Levi, “Yunan Askeri”, Atlaslı Büyük Uygarlıklar Ansiklopedisi / Eski Yunan, (Çev. Neşe Erdilek), İletişim Yayınları, Cilt III, İstanbul 1987, s.134.
8 Şekil 2: https://etpoetica.files.wordpress.com/2018/03/atlaslc4b1-bc3bcyc3bck-uygarlc4b1klar-ansiklopedisi-eski-yunan-iletic59fim-yayc4b1nlarc4b1.pdf (Ziyaret Tarihi: 22.05.2021, 02.24)

9 Freeman, s.142.
10 Arif Müfid Mansel, Ege ve Yunan Tarihi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1999, s.179.

11 Mansel, s.179.
12 Thomas R. Martın, Eski Yunan / Tarih Öncesinden Helenistik Çağ’a, (Çev. Ümit Hüsrev Yolsal), Say Yayınları, İstanbul 2012, s.145.

13 Egon Frıedell, Antik Yunan’ın Kültür Tarihi, (Çev. Necati Aça) , Dost Kitap Evi Yayınları, Ankara 1999,s.103.

14 Mansel, s.180.

KAYNAKÇA

ERGİN, Yusuf Gürkan, “Antik Yunan Sosyal Tarihi”, İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi Tarih Lisans Programı, İstanbul 2015, s.166.
FREEMAN, Charles, Mısır, Yunan ve Roma Antik Akdeniz Uygarlıkları, Suat Kemal Angı (çev.), Dost Kitapevi Yayınları, Ankara 2003, s.139-140-142.
FRIEDELL, Egon, Antik Yunan’ın Kültür Tarihi, (Çev. Necati Aça) , Dost Kitap Evi Yayınları, Ankara 1999, s.103.
KARAKOÇ, Eren, “Antik Dönemlerdeki Grek Paralı Askerler ve Hoplitlerin Önemi”, Akademik Bakış Dergisi, Sayı 55, Kırgızistan 2016, s.493-494.
LEVİ, Peter, “Yunan Askeri”, Atlaslı Büyük Uygarlıklar Ansiklopedisi / Eski Yunan, (Çev. Neşe Erdilek), İletişim Yayınları, Cilt III, İstanbul 1987, s.134.
MANSEL, Arif Müfid, Ege ve Yunan Tarihi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1999, s.179-180.
MARTIN, Thomas R., Eski Yunan / Tarih Öncesinden Helenistik Çağ’a, (Çev. Ümit Hüsrev Yolsal), Say Yayınları, İstanbul 2012, s.145.1

Comment here