Tarih Yazımı

Tarihe Bakış

Bu makaleyi 8 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Harun Özcan

19.yüzyıl, sosyal bilimlerin birbirinden ayrışmaya ve çeşitlenmeye başladığı yüzyıldır. Tarih de bu dönemde bilimsel olarak gelişmeye başlamıştır. Nihayetinde gerçek-doğru kaynaklara dayanan ve olgular üzerine inşa edilen, metodolojisi belli bir tarih anlayışından bahsetmek mümkün olmuştur. “Kadim zamanlar”ın yarı gerçek yarı efsane tarih yaklaşımından, bilimsel-metodolojik tarih anlayışına geçiş, beraberinde birtakım farklılıkları ve yenilikleri getirmiştir. Bu farklılıklardan en önemli olanı kaynaklara dayanan bir tarih metodolojisidir. Ancak sosyal bilimlerin bir nevi açmazı olan genel geçerlilik yahut ikilik sorunu, tarih biliminde de tezahür etmiştir. Tarih biliminin yoruma açık olması ve tarihçinin bakış açısı, tarihi zaman zaman net hüküm vermekten kaçınmaya sevk etmiş ve bu durum söz konusu ikiliği ortaya çıkarmıştır.

Tarihi yapan insan olduğu gibi, yazan da insandır. Her insanın kültürel, sosyal, dini, coğrafi, ekonomik faktörler çerçevesinde gelişen bir dünya görüşü vardır. Tarihçi, dünya görüşünü bilimsel gerçeklikten olabildiğince uzak tutmalı ve nesnel değerlendirmeler yapabilmelidir. Ancak tarihe bakış ve tarihi yorumlama da salt kaynaklara yahut eldeki verilere bakılarak yapılamamaktadır, bu yönüyle yorum zaman zaman kaçınılmaz olmaktadır. Bu konuya şöyle bir örnek vermek mümkündür: Halil İnalcık Hoca’nın “Aşıkpaşazade Tarihi Nasıl Okunmalıdır?(1) adlı makalesinde değindiği üzere, Aşıkpaşazade’nin eserlerinde Fatih dönemi de dâhil olmak üzere farklı dönem Osmanlı tarihi anlatılarına rastlanır. Aşıkpaşazade’nin eserlerinde Fatih döneminin ünlü vezirlerinden biri olan Rum Mehmed Paşa’ya tepki duyması ve eleştirmesi, aynı zamanda Fatih döneminde uygulanan mali politikalarla da yakından ilişkilidir. Mali politikaların Aşıkpaşazade’yi de bizzat etkilemesi, bir noktada içerisinde yaşadığı dönemin yöneticilerini eleştirmesine ve eleştirileri eserlerine yansıtmasına sebep olmuştur denilebilir. Fatih Sultan Mehmed döneminin ekonomik göstergeleri ışığında, mevzubahis politikaların hazineye olumlu yönde etkisi görülürse, burada Aşıkpaşazade’nin kişisel kaygılarla hareket ettiği ve tarihi nesnel gerçeklik dışına çıkarak yorumladığı söylenebilir. (Ancak unutulmamalıdır ki 15. Yüzyıl nesnel tarih anlayışının ortaya çıkışı için oldukça erkendir.)

Tarihin belirli olgular üzerine inşa edildiğini söylemek mümkündür. Bakış açısı ve yorum, bu süreç içerisinde ortaya çıkar. Edward Hallett Carr, “Tarih Nedir?” sorusu için şöyle cevap verir: “Tarihçi ile olguları arasında kesintisiz bir karşılıklı etkileşim süreci, bugün ile geçmiş arasında bitmez bir diyalog”.(2) O halde, tarihçiye düşen en önemli görevin, olguların inşası sürecinde nesnel davranmak ve tarihi yorumlamaktan olabildiğince uzak durmak olduğu söylenebilir. Tarihçinin görevi en nihayetinde bilime –ve dolayısıyla insanlığa- hizmettir.

Tarihi yorumlama, tarihsel bakış açışı etrafında şekillenir. Görülen gerçeklik bazen herkes için farklı olabilmektedir çünkü bakış açısında farklılıklar olması mümkündür. Tarihin de yorumsuz yapılamayacağını bir kez daha tekrarlamak gerekecektir, çünkü salt kaynaklara dayalı tarihçilik için sahip olunması gereken maddi ve manevi birikimin her zaman sağlanamayacağı söylenebilir. Bazen tarihsel kaynakların etkisiz, eksik yahut yetersiz olduğu durumlar olabilir, işte tarihin yorumlanması işi burada devreye girer. Tarih felsefecisi Will Durant “Tarih kendisi hakkındaki genelleştirme ve kaideleri her an yıkabilir, kolay yorumlanabilir bir şey değildir.”(3) der.

Yorumlamanın; bakış açısı etkisinde yapıldığı kabulüyle zaman zaman gerçeklikleri çarpıtmak için de kullanıldığı görülmüştür. Nesnellikten ve gerçeklerden uzak olguların yorumlama ile birlikte çarpıtıldığı ve hakikat olarak sunulduğu durumlar olmuştur. Buna verilebilecek en iyi örneklerden biri, 1915 Ermeni Olayları ve sözde soykırım iddiasıdır. Osmanlı arşivleri incelendiğinde ve bu konuda çalışmalarını sürdüren tarihçiler okunduğunda, sözde soykırım iddiası rahatlıkla çürütülebilecektir(4) . Sözde soykırım iddiasının aksine, 1915 tarihli Tehcir Kanunu’na göre, “göç eden Ermenilere zorluk çıkarılmaması, yardım edilmesi, zulüm edilmemesi, nakillerinin bir an önce sağlanması, zorluk çıkaran personel hakkında işlem yapılması(5) ve dahası gibi hükümler yer almaktadır. Ermeni kafilelerinin göç esnasında salgın hastalıklarla, coğrafi zorluklarla ve hırsızlıkla karşılaşmaları, soykırımla nitelendirilemeyecek bir durumdur. Soykırım sözcüğünün anlamı Türk Dil Kurumu sözlüğünde şu şekilde verilmiştir: “Bir insan topluluğunu ulusal, dinsel vb. sebeplerle yok etme, jenosit, genosit, pogrom(6). Hal böyleyken Ermeni tarafının sözde soykırım iddiasını Dünya kamuoyunda yaymaya çalışması ve Avrupa’daki birtakım ülkelerin parlamentolarında sözde soykırım ile ilgili kararlar aldırması(7); tarihi gerçekliklerin yorumlama sonucunda nasıl çarpıtıldığını ve hakikatin yalana nasıl dönüştüğünü açıklamak açısından iyi bir örnektir.

Özetlemek gerekirse, tarihçi de tıpkı diğer sosyal bilimciler gibi bilime hizmet etmektedir. Tarih bilimi, 19. Yüzyıl itibariyle bir sistematiğe oturmuş ve yöntemlere dayanmıştır. Tarih bilimiyle uğraşan tarihçiler, zaman zaman farklı faktörlerin etkisiyle görüş ayrılıkları ve yaklaşım farklılıkları gösterebilmektedirler. Önemli olan yaklaşım farklılıklarını mümkün olabildiği kadarıyla nesnellik ve gerçeklikten uzak tutarak bilimin amacından saptırmamak ancak yine bilimin içerisinde değerlendirebilmektir. Tarihçi, bu yönüyle etik yahut ahlaki bir görev üstlenmektedir. “Yazanın yapana sadık kaldığı” tarih anlayışı, tüm tarihçiler için bir felsefe, şiar olmalıdır.

 

KAYNAKÇA VE DİPNOTLAR

 

1)“How to Read Aşıkpaşazade History?”, C.Heywood ve C.Imber, Studies of Ottoman History in Honour Of Professor V.L Manage, İstanbul: The Isis Press, 1994, s 139-156. Çeviri: Fahri Unan

2) Edward Hallett Carr, Tarih Nedir? , İletişim Yayınları, 21. Baskı, İstanbul, 2018, sayfa 82

3) Tarih Nasıl Yazılır? , Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2.Baskı, İstanbul, 2019

4) Bu konuda detaylı bilgi sahibi olmak isteyenler, Sn. Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun “Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları” ve “Ermeni Tehciri” eserlerini inceleyebilirler.

5) http://www.tariharsivi.org/icerik/2270/tehcir-kanunu-sevk-ve-iskan-kanunu-.html (Erişim tarihi: 20/09/2020)

6) https://sozluk.gov.tr/ (Erişim Tarihi: 20/09/2020)

7) Konuyla ilgili farklı haber linkleri aşağıda verilmiştir. (Erişim Tarihi: 20/09/2020)

https://tr.euronews.com/2019/12/12/1915-olaylarini-ermeni-soykirimi-olarak-hangi-ulkeler-resmen-taniyor-abd-senato-tasari

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/uzmanlara-gore-1915-olaylarina-iliskin-iddialar-ermeni-kimliginin-insasinda-ve-siyasette-aracsallastiriliyor/1817520

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/bize-ders-vermeye-kalkisanlarin-hepsinin-gecmisi-kanli-41193316

https://www.hurriyet.com.tr/dunya/ecevit-bilimsel-calisma-lazim-39185114

https://www.cnnturk.com/dunya/erdogan-talimat-verdi-sozde-ermeni-soykirimi-iddialarina-karsi-strateji-gelistirecek-kurum-olusturuluyor

 

Comment here