Siyasal BilimlerSosyoloji

Yeni Toplumsal Hareketler Bağlamında ‘Ekolojik Hareket’

Bu makaleyi 8 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Merve Yılmaz

Ernst Haeckel’in ilk kez kullandığı ekoloji kelimesi yunanca “hane, ev, eve ait olan” anlamına gelen “oikos” sözcüğü ile bilim anlamına gelen ‘logos’ sözcüklerinden türetmiştir. Ekolojik hareketleri ise 1900’lü yılların ikinci yarısından itibaren ortaya çıkmış ve çevre sorunlarına eğilmeye başlamıştır.[1] Sanayileşme sonrası endüstriyel toplumların sonsuz tüketim anlayışı ekolojik krize yol açmıştır. Ekolojizm, insanın doğa ile olan ilişkisini sorunsallaştırıp insanın doğada yarattığı tahribatının ‘doğayı sonsuz bir kaynak olarak görme’ algısını değiştirmek için çözümler üretmeye çalışmıştır. Gaia Teorisi evrenin sonsuz bir yenileme ve onarma gücüne sahip olduğu iddiasına karşı  George Perkins Marsh insanlığın açgözlülüğünden kaynaklı yıkıcı faaliyetlerinin doğanın tedavi edici gücünü aşabileceğini savunmaktadır. Greenpeace, Friends of the Earth, Worldwide Fund for Nature gibi sivil kuruluşların yanında 1973 yılında İngiltere’de kurulan ‘Ekoloji Partisi ve 1983 yılında Almanya’da kurulan ‘Yeşiller Partisi’ ile  politik arenada var olmuşlardır.[2] Bunun yanında derin ekolojistler doğanın kaynak olarak görülmesine karşıyken Bookchin’in eleştirisi insansız bir çözümün mümkün olamayacağını yönündedir.

‘Radikal çevreci’ olarak nitelendirilmesinin yanında  geleneksel ideolojilerin dünya genelinde siyasal, sosyo-ekonomik ve çevresel sorunları çözmede yetersiz kalması ülkeleri kutuplaştırmıştır. Bu ise çevreci görüşlerin toplumsal alanda güçlenmesini ve yeni bir kolektif kimlik türü olarak ortaya çıkmasını sağlamıştır.[3]

“Doğaya Geri Dönüş” sloganıyla ekolojistlerin işlediği çevre konusu, 1972 yılında Stockholm Konferansı ile birlikte ilgilinin yükseldiği görülmektedir. Bu tarihten sonra 1985 “Ozon Tabakasının Korunmasına Dair Viyana Sözleşmesi”, 1987  “Ozon Tabakasını İncelten Maddelere Dair Montreal Protokolü”, 1997’de ‘Kyoto Protokolü’ ,2015’de  ‘Paris Anlaşması’ kabul edilmiştir.[4] Her ne kadar uluslararası anlamda antlaşmalar sözleşmeler kabul edilmiş olsa da BM tarafından Ekim 2015’te yayımlanan, “İklim Bağlantılı Doğal Afetlerin İnsani Maliyeti” isimli raporda, 20 yılda kayıtlara geçen 6,457 doğal afetin %90’ı sel, fırtına, sıcak hava dalgası, kuraklık ve diğer aşırı iklim hareketlerinden kaynaklanmış; 1995 yılından bu yana aşırı iklim hareketleri kaynaklı afetler nedeniyle 606 bin kişinin yaşamını yitirmiş; 4,1 milyar insan ise bu olaylardan etkilenmiştir.

 

‘Extinction Rebellion’ Yokoluş İsyanı Nedir? [5]

Yeni toplumsal hareketlerden ekolojist hareketler bağlamında inceleyeceğimiz Yok oluş dönüştürücü bir harekettir. Extinction rebellion hareketi kendilerini kitlesel yok oluşu durdurmak için şiddet içermeyen sivil itaatsizliği kullanan uluslararası bir hareket olarak tanımlamaktadırlar. Sosyal fermantasyon aşamasını geçip ‘kaygılı yurttaşlar’ olarak 31 Ekim 2018 tarihinde sanayileşmenin ve çevre tahribatının ilk başladığı yer olarak, Britanya’da eylemleri başlamıştır.

Küresel aciliyetle karşı karşıya olduğumuzu ve gezegenin altıncı kitlesel yok oluşun içinde olduğumuzu hatırlatan bir bildiri hazırlamışlardır. Bugün yaşamakta olan sellerin, orman yangınlarının, aşırı hava olaylarının gelecek neslin daha dehşet olaylar içerisinde kalması endişesiyle harekete geçmenin vakti şimdi olduğunu dile getirmişlerdir.

İsyanın sebeplerinden biri de siyasi sistemin bu aciliyetten habersizmiş gibi politikalar ürettiği ve bu sorunun görmezden gelindiği içindir. 31 Ekimden 2018’den itibaren şiddete dayanmayan sivil itaatsizlik eylemlerine yurttaşları davet etmişler ve kitlesel gözaltılarla birlikte tutuklamaları göze alarak eyleme davet etmişlerdir.

Ulaşmak istedikleri hedef  Birleşik Krallığın olağanüstü hal ilan edip ülkede 2025’e kadar sıfır karbon ekonomisi yaratmak üzere harekete geçmesini istemişlerdir. Talepleri arasında sıfır karbonlu geleceğimizin için sıradan insanlardan oluşan bir millet meclisi vardır.

“Yükselen sivil itaatsizlik kampanyası” ile sosyal medya sayesinde geniş örgütlenme konumuna gelmiştir. Aktif olarak kullandıkları twitter, instagram ve web siteleriyle kısa sürede yayılma sağlayıp kolektif hareket olmalarını kolaylaştırmışlardır.

Vizyonları kendi yaşamlarının ötesinde gelecek nesillere ve gezegenimiz bütünlüğünün restorasyonuna adanmış bir ufuk olarak belirlemişlerdir.

Bu harekette genç, yaşlı, siyah, beyaz, farklı inançlar ve cinsiyetler  bulunabilmektedir. Avrupa’nın serveti emperyalizm, sömürgecilik ve kölelik aracılığıyla çaldığı gerçeğini tazminatla olması gerektiğini savunuyorlar. Çünkü en ağır emisyonlar en zengin ülkeler tarafından üretilirken, en ağır sonuçlar en yoksullar tarafından hissediliyor.

Katılımcı, merkezi olmayan ve kapsayıcı bir hareket inşa etmek için çalışan hareketin ilke ve değerleri şu şekildedir:

  1. Gelecek nesiller için paylaşılan değişim vizyonları
  2. Sistem değişikliğine ulaşmak için “Momentum güdümlü örgütlenme” gibi fikirleri kullanarak neyin gerekli olduğuna göre görevler belirlemek
  3. Rejeneratif bir kültüre ihtiyacımız varolduğu için sağlıklı, esnek ve uyarlanabilir bir kültür yaratmak
  4. Açıkça kendimize ve toksik sisteme meydan okumak için konfor alanlarımızı terk etmek
  5. Düşünmeye ve öğrenmeye değer vermek
  6. Herkesi ve her kesimden insanı davet etmek
  7. Güç için aktif olarak azaltmak : Daha adil katılım için iktidar hiyerarşilerini yıkmak.
  8. Suçlamayı ve aşağılamayı engellemek
  9. Şiddet içermeyecek çevreler
  10. Özerkliği ve merkezden yönetilmemeyi temel almak

 

 

 

[1] Deniz Zengin, Duygu Akdoğanbulut, Mehmet Çelik, Bora Sarıca, Serhat Ertuğrul  , ‘Homo Sapiens’in Doğa Algısı’

[2] Nafiz Tok (2012) “Siyasal İdeolojiler”, Siyaset Bilimi

[3]  Selim Kılıç, Nafiz Tok, ‘Çevrecilikte Yeni Bir Kimlik: Ekolojizm’

[4]  Türkiye Dışişleri Bakanlığı , ‘İklim Değişikliğiyle Mücadele’   http://www.mfa.gov.tr/sub.tr.mfa?6f41190c-6742-405a-9e5a-784385301607   daha fazla bilgiye web sitesinden ulaşabilirsiniz.

[5] Bu yazı ‘Extinction Rebellion’ sitesinden derlenmiştir. https://rebellion.global/

Comment here