Siyasal Bilimler

Uluslararası Sistemler

Bu makaleyi 6 dakikada okuyabilirsiniz

 

Hazırlayan: Taha Polat

Aslında insanlık tarihi savaş tarihi olarak ele alınabilir çünkü tarih büyük ölçüde silah teknolojileri ve gelişen teknolojilerle şekillenmiştir. Savaş tarihi olarak ele aldığımız insanlık tarihinin ana aktörleri ise devletler olmuştur. Dünya tarihinin büyük bir kısmında ise bu devletlerin güç dengesi olmamıştır. İnsanlığın büyük bir bölümü ve tarihin en uzun devirleri imparatorluklardır. İmparatorluklar ise uluslararası sisteme ihtiyaç duymamış, bizzat uluslararası sistem olma gayreti içerisinde bulunmuşlardır. İmparatorluklar için iki büyük trajedi vardır: ilki isteklerine kavuşamamak, ikincisi ise ona kavuşmaktır. Yani doğal sınırlarına ulaşan yenecek düşmanı kalmayan imparatorluklar için en büyük tehlike oluşan boşluktur. Dünya tarihinde bunun birçok örneği mevcuttur.  Uluslararası sistemin meydana gelmesi ise başlangıç olarak güç dengelerinin olduğu dönemlere denk gelir. Bu örneklere Eski Yunanistan’ın ve Rönesans İtalya’sının şehir devletlerinde ve 1648 Vestfalya Antlaşmasının ortaya çıkardığı devlet sisteminde rastlanır. Yani bugünkü dünya düzeninin hâkim olduğu modern devlet ve modern uluslararası ilişkilerin doğuşu otuz yıl savaşlarını bitiren genel adıyla Vestfalya Antlaşmalarında belirlenen ilkeler modern sistemin mimarisi olmuştur. Şekillenen sistemler, karşılaşılan kırılmalar ile bozulmuş; yerine yenileri geliştirilmeye çalışılmıştır. Vestfalya’nın bozulmasına sebep olan kırılmalar: Fransız Devrimi ve Napoleon Savaşlarının neden olduğu karışıklıklardır. Bu karışıklıklardan sonra Avrupa liderleri 1815 Viyana Kongresi ile var olan statükoyu koruma yoluna gitmeye çalışmışlar ve güç dengesini şekillendirmeye çalışmışlardır. Ancak ilerleyen gelişmelerle birlikte Almanya’nın İngiltere’ye askeri açıdan yetişme çabaları, yeni sömürge arayışları, oluşan kaba kuvvetin acımasız bir şekilde ortaya çıkışı, diplomasinin geçerli metodunun düşmanı güçle sindirmek olduğu bir ortamda oluşan denge, 1914’te geri adım atılmayacak bir kriz doğurmuştur ve I. Dünya Savaşı patlak vermiştir. I. Dünya Savaşı’nın bitimiyle ABD Başkanı Wilson’un açıkladığı ilkeler doğrultusunda oluşan kabuller tam olarak bir sistem oluşturmamış; oluşan durum iki dünya savaşı arası bir çatışmasızlık olmuştur. Avrupa’nın dünya hâkimiyetini kaybetmesi I. Dünya Savaşı’yla gerçekleşmiştir. Ortaya çıkan çatışmasızlık ise 1929 Ekonomik krizinin doğurduğu sonuçlarla birlikte II. Dünya Savaşı’na giden yolu hızlandırmıştır. II. Dünya Savaşı’nda yaşanılan yıkımlar ve acılar oluşan gelişmelerin ve topyekûn mücadelenin oluşturduğu yıkımın ve kaybın gözler önüne serilmesine neden olmuş, dünyada mücadele farklı bir boyuta evirilmiştir. II. Dünya Savaşı oluşan iki kutuplu dünya teknoloji mücadelesi, ideoloji ihraçları gibi mücadelelere sahne olmuştur. Bu Soğuk Savaş ise ancak 40 yıl kadar sürmüştür. Dünya tarihinden bugüne kadar gelinen süreçte fark edilen bir husus olarak kurulan düzenlerin süresinin gittikçe kısaldığı görülmektedir Vestfalya’da oluşan düzen 150 yıl, Viyana’da oluşan düzen ise yaklaşık bir yüzyıl korunabilmiş, Soğuk Savaş ise 40 yıl düzeni muhafaza edebilmiştir. Gelişen teknoloji, yaşanılan hayatın hızlılığı, oluşturulan sistemlerin süresini kısaltmıştır. Bozulan bu sistemler ve teknolojinin getirdiği yıkıcılık ise devletleri farklı şekilde mücadele etmeye itmiştir. Bu mücadeleler yumuşak güç, uzaktan savaş, vekâlet savaşları, ekonomik savaşlar, istihbarat paylaşımları, özel askeri şirketlerin oluşumu, güvenlik alanında işbirlikleri olmuştu. Ancak bunlara siber ve drone alanındaki teknolojilerde eklenmiştir. Bu yeni gelişen teknolojinin yanında büyük ölçekli jeopolitik savaş için yapılan harcamalar ise artarak devam etmiştir. Yani devletlerin sisteme duyduğu güvensizlik devam etmektedir. Devletlerle birlikte uluslararası sahneye çok uluslu şirketler eklenmiş mücadele çok farklı boyutlara evirilmiştir. 21.yüzyıl’da dünyanın aldığı hal; küreselleşme çabaları, milletlerin kimliklerini kaybetme tehlikesi, Ulus-devletler, küresel çetelerin oluşumu, önümüzdeki süreçlerde verilecek mücadeleler, dünyanın aldığı-alacağı hal,  herkes tarafından merak konusu haline gelmiştir.

Comment here