Siyasal Bilimler

Suriye-SSCB İlişkilerinin Bölgeye Yansıması

Bu makaleyi 4 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Namık Yıldızalkan

Suriye de uzun yıllar boyunca Osmanlı hakimiyeti altında varlığını sürdürmüş, ancak ilerleyen süreçte Fransızlar tarafından sömürgeleştirilmişti. Fransa’ya karşı bağımsızlığını elde eden Suriye de tıpkı Mısır gibi müttefik arayışı içerisindeydi. Ancak Nasır’ın karizmatik kişiliği ve Arap dünyasında lider kabul edilmesi üzerine belli bir dönem Mısır hakimiyeti altında varlığını sürdürmüştü. Daha sonraki süreçte BAAS rejimi tarafından yönetilmeye başlayan ülke, coğrafi konumunun getirmiş olduğu tehlikelere karşı, ideolojik olarak yakın bulduğu SSCB ile sıcak temaslarda bulunmaya başladı.

Soğuk savaş öncesinde İsrail’in bölgedeki varlığı da Suriye’nin SSCB’ye müzahir olmasına vesile olmuştur. İsrail ve ABD’den güvenlik tehdidi algılayan Suriye SSCB’ye yaklaşmıştır. Dolayısıyla İsrail’in varlığı da SSCB’nin Ortadoğu’daki aktörlüğünün devamını sağlıyordu. “İki ülke arasında 1946 yılında başlayan diplomatik ilişkiler BAAS Partisi’nin Suriye’ye hâkim olmasının ardından ekonomik ve askeri alanda hızla gelişmiş, Suriye SSCB’nin Ortadoğu’daki en önemli ortağı haline gelmiştir.”[1] BAAS hareketi batı karşıtı ve anti-emperyalist bir hareketti. Bundan dolayı SSCB ile çok daha yakın temaslar kurma potansiyeline sahiptiler.

Suriye’nin Rusya açısından önemi oldukça büyüktü. Rusya tarih boyunca gerek ekonomik gerekse askeri ihtiyaçlarını karşılayabilmek için sıcak denizlere inme politikası yürütüyordu. Ancak Akdeniz’e doğrudan açılacak herhangi bir toprağa ve limana sahip değildi. Suriye ile diplomatik ve askeri iş birliği gerçekleştirmek istemesinin en önemli sebeplerinden biri Suriye’nin Akdeniz’e açılan sınırlara sahip olmasıdır. Keza bu iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesi ve artmasıyla birlikte SSCB bu imtiyazı elde etmiş, Akdeniz’de bir limana sahip olmuştu.” Rusya’nın Suriye’ye olan ilgisinin arkasında silah ticaretinin yanında, Suriye’nin Tartus limanındaki Rus ikmal ve bakım üssü önemli rol oynamaktadır.”[2] Bu liman sayesinde Akdeniz’de güç sahibi olan SSCB, ABD’nin çıkarlarına önemli bir tehdit oluşturuyordu. Ek olarak İsrail de tehlike altındaydı. Batı Blok’unda yer alan Türkiye için de bir risk söz konusuydu. Çünkü sınırlarının önemli bir kısmı SSCB’yle sınırdı. Güney sınırları ise SSCB’nin uydu devletleri ile sınıra sahipti. Bu durum ister istemez Türkiye’de gerginliklere ve endişelere yol açmıştır.

 

[1] AĞIR Osman ve TAKAR Meram, Rusya-Suriye İlişkilerinin Tarihsel Arka Planı, KSÜ Sosyal Bilimler Dergisi, C:13, S:2 (2016)

[2] AĞIR Osman ve TAKAR Meryem, a.g.e, s.296

Comment here