Siyasal Bilimler

Supranational Dünya’nın Tesisi: Yeni Çağ Akımları

Bu makaleyi 10 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Hüseyin Cahit Şen

       Kişisel gelişim. Bu lafı çoğu kez duyarsınız değil mi? Şimdi sizinle bu klişeleşmiş sözün çıkış noktasına gidelim.

         ‘’Yeni Çağ Hareketleri’’ ya da İngilizcesi ile ‘’New Age’’. İsminden de anlaşılacağı üzere yeni bir çağın yeni hareketleridir. Tabi yeni denebilirse! Bir şeye yeni denebilmesi için öncesinde onun herhangi bir yer ve zamanda deneyimsel olarak geçmişte tezahür etmemesi yahut bulunmaması gerekmektedir. Lakin Yeni Çağ Hareketleri neredeyse geçmiş ile geleceğin karışımıdır. Çoğu araştırmacılar bu hareketlere ‘’ruhsal süpermarket’’ ismini vermişlerdir. Bu hareketler geçmişte yaşanmış bütün din (Budizm, Hinduizm, İslam, Hristiyanlık, Sihizm, Taoizm, Ezoterizm, Agnostisizm, Paganizm vs.) ve bütün felsefeleri (stoacılık, panteizm, pananteizm vs.) ele alan ve onları bireysellik vurguları ile birleştiren, bunu da seküler hayata modern unsurlar ile (psikoloji, astrofizik, astroloji, alternatif tıp, organik tarım vs.) aktarmaya çalışan kazuistik bir öğretidir. Bu hareketler holistik(bütüncül) ve elektik(seçici) bir özelliğe sahiptir. Yani kendi dinini kendinin inşa etmesi de denebilir bu hareketlerin asıl amacına. Özelliklerine daha çok değinmek gerekirse bu hareketlerin dine karşı din vurgusu çok fazladır. Vasıtasız (elçisiz),dogmasız, kitapsız, kutsal ve otoriter bir figür(halife, papa, haham vs.) bulunmayan bu dinler ya da günümüzün deyimiyle bu yaşam felsefesi, kendini geliştirme ve kendini gerçekleştirme üzerine inşa edilmiş paranormal ve parapsişik bir insan yaratmaya çalışır. Kişisel gelişim, özüne dönme, iç huzur gibi kavramları çoğu doğu mistisizminin ana kavramlarıdır. Bu hareketlerin en çok üzerinde durduğu şey ‘’şifa’ ’kavramı olup, kendi içindeki kozmik güç ile kendi fiziksel ve psikolojik sorunlarını çözme çabası olarak değerlendirilebilir. Bu satırları okurken günümüzün modası(zengin modası) yoga ve meditasyonun aklınıza geldiğini biliyorum. Bu hareketlerin pratiklerine baktığımızda en başta yoga ve meditasyon olduğunu görüyoruz. Diğer pratikleri ise her vakit duyduğumuz astral seyahat, reenkarnasyon, astroloji, pozitif düşünme, sofizm, animizm, Taoizm, büyücülük vs. Bu tip şeylere kitle iletişim araçları ile çokça maruz kalmaktayız çünkü bu hareketler tam da şunu istemektedir: ’Geleneksel kutsalından vazgeç ve kendi kutsalını yarat, çünkü sen kutsalın yansımasısın. ’. Bu söylem bize tam da şunu hatırlatır: ‘’panteizm’’ yani Tanrı aşkın değil, içkin bir varlıktır. Ayrıca İslam’da olan bir akım olan Sudur Teorisi(her şey Tanrı’dan taşmıştır teorisi ) yani günümüz deyimi ile ‘’pananteizm’’ bu akımın en çok kullandığı şeylerdir. Yunan filozoflarında da görülen akılla tanrısallaşma da bu hareketin amaçları arasındadır.

           Yeni Çağ hareketleri modern değil Post modern üstü bir akımdır. Modernleşmeye tepki olarak doğan bu akım modernizmin de ekmeğini yiyip modern karşıtı gibi görünen ama aynı anda da modernliğin uzantısı olarak gözümüze çarpar. Hatta bütün dinleri aynı şeyin bozulmuş hali olarak gören akım aynı anda bütün dinlerden bir şeyler barındırır. Günümüze akıl çağı diyen kişiler bulunabilir ama günümüz yüz sene önceki hatta otuz sene önceki gün değildir; her şey çok değişmiştir ve değişecektir. Eğer bu hareketi toplumsal bir hareket olarak alırsak-ki öyledir-eski toplumsal hareketlerin sınıf bazlı oluşundan çıkarıp birey bazlı olmasına yorabiliriz. Çünkü eski hareketler endüstri bazlı ve haliyle sınıfsaldı ama bu hareketler evrensel ve bireyseldir. Nasıl olur? Evrensel oluşu, tüm insanlığa hitap etmesi; bireysel oluşu ise bireyin kendini gerçekleştirmesi ile bu işin olacağını söyleyip bireyin bizzat(vasıtasız) ruhsal âlem ile temas kurmasını sağlaması ve istenmesidir. Kısacası bu hareketler seküler bir kutsalı arama işidir. Tabi burada sekülerleşmenin netliği de ayrı bir sorgulamaya giriyor. Yaygın kanaatin aksine sekülerleşme burada kendini dinin yok oluşu değil, dinin köklü değişimi olarak gösteriyor.

           Kısaca bu hareketleri saymak gerekirse-ki çoğunu benimsemiş durumdayız-: Barış Hareketleri, Ekolojik Hareketler, Ufoloji, Alternatif Tıp, Organik Tarım, Nükleer Enerji, Hayvan Hakları Hareketleri, Feminizm Hareketleri, Eşcinsel Hareketler, Fundamentalist Dini Hareketler… Bu hareketlere canlı bir örnek vermek icap ederse ‘’Hippi Hareketi’’ örnek verilebilir. Hippi hareketleri, altmışlı yıllarda dönemin faşist ve komünist yapılanmalarına karşı çıkıp, özgürlüğün bireyin içinde olduğunu savunan akımdır. Uyuşturucu, müzik ve cinsellik bu kültürün içindedir.

          Yazımızın sonuna doğru bu hareketlerin nasıl ortaya çıktığı ve neden buna gerek duyulduğunu politik psikoloji açısından izaha çalışacağım. Öncelikle bu hareketlerin oluşum zemini, ellili yıllardan sonra savaş sonrası ümitsiz durum, eğitimin yaygınlaşması, toplumdaki teknolojik mekanikleşme, aşırı rasyonelleşmedir. Öncelikle eğitim konusunda aşırı bir eğitim programı ile ailesiyle bağını yitiren birey, bireyselleşmiştir. Teknoloji ile alt ve üst tabaka arası fark iyice açılmış ve asla o seviyelere erişememe kültürü yerleşmiştir. Hatta buna sosyoloji ve iktisatta ‘’yoksunluk kuramı’’ denmektedir. Modern öğretiler ile insanın manadan yoksunlaşması sonucu bir mana arayışı bu akımları doğurdu denebilir. Tarihe 68 Hareketleri olarak geçecek olan 1967 yılının 21 Ekim gecesi, Washington’da Pentagon önünde toplanan dünyanın dört bir yanından gençler, bilinen tüm Tanrılara bir manifesto okuyup, yardım dilediler. Konuşma tüm tanrıları sayarak başlayıp; olan bütün kötülükleri sıralayıp, yardım dilenip, son olarak da ‘’burada yeni bir Supra-Politika’ ’başladığını sizlere duyuruyoruz’ ’deyimiyle bitmiştir. Yine bu akımın inananlarına göre dünya ve evren önümüzdeki 2000’li yılların başında Hristiyanlığın simgesi balık burcundan çıkıp yeni bir insan-doğa harmonisini getirmesi olası kova burcuna girecektir. Tüm kaos ve yıldız sistemlerinde ve de dünyada yeni bir dönem başlayacaktır. Bu nedenle, yeniçağ hareketlerinin simgesi gök ve yeryüzünün yeniden dostça bağdaşmasını simgeleyen ‘’gökkuşağı’’ dır. Dikkat edin ‘’gökkuşağı’’ şu an LGBT eylemlerinin kullandığı bir semboldür. Türkiye’de bazı belediyeler aracılığıyla bu simge göz önüne getirilmektedir. Ayrıca bu akımın öncüleri bizim beynimize çeşitli(simge, kare, TV, sinema, dergi, kitap vs.) ile girmeye çalışmaktadır. Mesela edebiyat alanında Harry Potter; gazetede fal, burç, astroloji sayfaları; dergilerde UFO yazıları; TV ve sinemada The Exorcist, Matrix,  Files. Türkiye’de ise Sırlar Dünyası, Kalp Gözü, Sır Kapısı, Sırların Efendisi, Büyük Buluşma, Sihirli Annem, Gizli Dosyalar vs. bunlardan bazılarıdır.

         Sonuç olarak, Yeni Çağ akımları insanın yabancılaşması sonucu ortaya çıkan ve aşırı rasyonellik ve mekaniklikten sıyrılmak isteyen ama aynı zamanda eski dedikleri dinlere bağlı kalmadan bir mana(anlam) arayışına giren insan topluluklarıdır. Ne modernizmi eleştirmeleri ne de dinleri eleştirmeleri onlardan yararlanmayacağı anlamına gelmez, aksine holistik (bütüncül) bir bakış açısıyla sanki bütün felsefeler, dinler, bilim bir süpermarkette teşhir edilip içinden kendine uygun olanı alıyormuşçasına bir akımdır da denebilir bu hareketlere. Evet, yazımın başında da dediğim gibi kişisel gelişim vs. tarzı yaklaşımlar hep bu hareketlerin yansımalarıdır.

Hüseyin Cahit Şen

Comment here