Siyasal Bilimler

Aksiyon Haline Getirilen Şiilik

Bu makaleyi 5 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Ömer Faruk Aydın

 

Müellif ‘ten:

Şiiliğin aksiyon haline gelişini daha doğrusunu getirilişini ele alacağım bu yazıda Mehmet Saray’ın “Türkiye İran İlişkileri” kitabından ve kitapta yer verdiği Alman tarihçi Walter Hinz’in çalışmalarından faydalanacağım. Burada Şiiliğin doğuşuna değil karşımıza nasıl çıkarıldığında, kendisine hangi devirde, nasıl yaşama alanı bulduğuna değineceğim. Keyifli okumalar.

Meseleyi İzah

Şiilik, asırlardır İslam toplumu ve Müslüman Türkler arasında ayrışmalara sebep olan birtakım ilkel ritüel, görüş ve akidelere sahip olan bir aksiyondur. Bir “mezhep” olarak yola çıkıldığı iddiasını taşıyan bu görüş, tarihsel süreçte bir aksiyon halini almıştır. 21. Yüzyılda etkisini hala devam ettirmektedir. Aksiyon haline gelişinde en büyük katkıyı sağlayan ise -sonradan başkalaşacak olan- Sünni bir tarikattır.

Bu tarikat 13.yüzyılın ikinci yarısında Şeyh Safiyüddin tarafından Tebriz’in doğusunda yer alan Erdebil kasabasında kurulmuştur. Oğlu Sadreddin’in şeyhliği döneminde de bu tarikat, çalışmalarına Sünnilik çerçevesinde devam etmiştir. O dönemde İran’a hükmeden İlhanlıların üzerinde gayet müspet bir etki bırakmıştır.

Tarikat’ın Başkalaşım Dönemi

Devlet ricali üzerinde tesir bırakan bu Sünni tarikatın terakkisi, dönemin ileri gelen Şiilerini telaşa sevk etmiştir. Karşı tedbirler almayı öngören Şiiler, kısa süreç içerisinde bu tarikata sızmışlardır. Sünni tarikatın şeyhleri, Oğul Sadreddin’in Oğlu Hoca Ali devrinde Şii propagandist olarak ortaya çıkmaya başlamışlardır. Bu durum Torun Hoca Ali Oğlu Şeyh İbrahim devrinde artarak devam etmiştir.

Torun Hoca Ali, Timur’un üzerinde büyük bir etki bırakmıştır. Erdebil ve çevresi, bu dönemde tarikatın vakfiyesi olmuştur. Müstakil bir faaliyet merkezi haline gelen bu bölgeden Şiilik ihracına başlanmıştır.

 

Türkiye Türkleri için Tehlike Hâline Gelişi

Batı Türk Devleti’ne Osmanoğulları’nın hükmettiği dönem, Osmanlı Türkiyesi için ilk tehdit haline gelişi, Şiiliğin kalbi olan Erdebil ve çevresinin yayılım alanının Türkiye topraklarını da kapsıyor oluşudur. Şiilik, Türkiye’de yaşam alanını ilk olarak Fetret Devrinde bulmuştur. Timur’un, Hoca Ali’ye gösterdiği müsamaha sebebiyle Şiiliğe ve Batınîliğe yakın zümreler arasında bu tarikatın tesiri büyük olmuştur. Timur, Türkistan’a dönerken beraberinde götürmek istediği bir grup Türkmen’i, Hoca Ali’nin arzusu üzerine serbest bırakmış, bu Türkmenler Erdebil’e yerleşmiştir. Hoca Ali’nin tedrisatından geçen Türkmenler’in bir kısmı Türkiye’ye gelerek faaliyetlerine başlamışlardır.

 

Son: Aksiyon’un Organize Hâle Gelişi

Şiiliğin liderliğini yapmakta olan Şeyhlerin vazifelerini babadan oğula devretmeye başlamaları dinî topluluğa siyasî bir özellik kazandırmıştır. Uzak yerlerde bulunan, görev yapan, tarikat mensupları, “halifelik” düzeniyle birlikte çalışmalarda devamlılık kazanmıştır. Bu da tarikatı daha organize hale getirmiştir.

Bu duruma gelişe en büyük katkıyı Hoca Ali’nin kardeşi Alaaddin Ali’nin torunlarından Şeyh Cüneyd vermiştir. Teşkilatlanmayı hızlandıran Cüneyd kabiliyetli bir kişilikti. Adeta bir propagandistler ordusu kurmuştu. Azerbaycan, Türkiye’nin doğusu, İran’ın çeşitli bölgelerinde elemanları vasıtasıyla Şiiliği yayan Cüneyd, fikirlerine karşı çıkan bölgelerde isyanlar çıkartmıştır. Bu siyasî faaliyetleri Karakoyunlular’ı rahatsız etmiştir. Kendisi ve destekçileri Karakoyunlular tarafından ülkeden kovulmuştur.

Türkiye topraklarına gelecek olan Cüneyd ve faaliyetlerine bir başka yazımda değineceğim.

Comment here