Siyasal BilimlerSosyoloji

68 Hareketleri ve Yeni Toplumsal Hareketlerin Karakteristik Açıdan İncelenmesi

Bu makaleyi 31 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Hüseyin Cahit Şen

Önceki toplumsal hareketlerden içerik bakımından tamamıyla ayrılan 68 hareketleri, bir sınıf mücadelesi değil, kendi sorunlarına dair daha fazla söz hakkı isteyen çeşitli ve birbirinden bağımsız grupların mücadelesidir. Geçmişte hiyerarşik ve merkezi olan toplumsal hareketler giderek kendini daha esnek, merkezi olmayan ve geçmiş toplumsal hareketlerin homojenliğinin aksine heterojen bir yapıya bırakmıştır. Katılımcıların sosyal yapısı, örgütlenme yapıları, değerleri, amaçları, yol ve yöntemleri farklılaşmıştır denilse de hala eskinin izlerini taşıdığını söyleyenler çıkmaktadır. 60’lardan itibaren dünyada hızlı bir dönüşüm meydana gelmiştir. Sistem karşıtı hareketlerin de bundan nasibini aldığı söylenir.60’ların öğrenci, sivil hareketleri ve yeni sol hareketler,70 ve 80’lerin lgbt, kadın, çevre, barış ve insan hakları hareketleri,90 ve 2000’lerin Küresel Adalet Hareketi[1] birbirinin ardı sıra vuku bulmuştur ve birbirinden beslenmiştir.

68 hareketlerinin karakteristik özelliklerine gelecek olursak, bu hareketler yazımızın başında dediğimiz gibi bir sınıfsal mücadeleci değil, kendi sorunlarına dair daha fazla söz hakkı isteyen toplumsal hareketlerdir. Kimliğe dayalı yaklaşımı olan, orta sınıfın katılımının arttığı, sınıf temelli gözükmeyen, iktidarda da gözü olmayan aslında kültürel kodlarda bir değişim isteyen özelliklere sahiptir. Bu yeni diye tabir edilen toplumsal hareketlere 60’ların sonunda kavramsallaştıran iki farklı yaklaşım vardır: ABD merkezli Kaynak Mobilizasyonu Yaklaşımı ve Avrupa merkezli Yeni Toplumsal Hareketler Teorileri[2]. İlk yaklaşım, yeni diye tabir ettiğimiz bu hareketleri eskiden tam bir kopuşla değil, benzerlik ve farklılıklarına da dikkat çekerek açıklar. İkinci yaklaşım ise 60 sonrası hareketlerin ekonomik, kurumsal siyaset kaynaklı sorunlar yerine farklılık, eşitlik ve katılım gibi kimlik inşasına ilişkin meselelere odaklanır. Eski hareketlerin dinamiklerini içerse de yerelde oluşan(mayalanan) tepkilerin kolektifleşmesiyle oluşur ve yayılır. 70’lerin endüstriyel toplumsal yapısına karşı çıkar, bu nedenle Serol Teber’in kitabında[3] ve Elif Topal Demiroğlu’nun makalesinde bu hareketlerden, diğer bir tanımı da olan ‘’post endüstriyel[4]’’ olarak nitelenmektedir. Talepler materyal ve ekonomik olmaktan çıkmış post materyal bir hal almıştır(ahlak, kişisel gelişim, yaşam kalitesini arttırma, özgürlük vs.). Bu talepler siyaset üzerinde dile getirilip kamuoyu önünde tartışılmıştır. Offe eski ve yeni toplumsal hareketlerin farklılaşmasının ana nedeninin, eski ve yeni siyaset ayrışmasından doğduğunu ileri sürer[5]. Eski siyasette materyal değerler öncelikli iken, yeni tip siyaset post materyal değerler üzerinden yürür. Örnek olarak özgürlük, kimlik değerleri, katılımcı demokrasi hedefi, çevre, ifade özgürlüğü, gay/lezbiyen hakları, barış, feminizm hareketleriyken kapsam olarak yeni orta sınıfı, gençleri ve eğitimlileri kapsar. Burada şunu söylemek istiyorum ki, Avrupa’da ve sonra da dünyada yaygınlaşan “herkesi kapsayan parti” hüviyetinin bu yeni siyaset üzerinde etkisi vardır. Bu hareketler, sadece bir iktidar eleştirisi olmakla kalmaz, aynı zamanda yerleşik kültür ve toplumsal düzenin de eleştirisidir. Sosyal ihtiyaçlar piyasaya bağlanmış, ardından yaşam metalaşmış ve devlet tüm toplumsal yeniden üretim mekanizmalarına girmiş, sonuç olarak da toplumsal hayat bürokratikleşmiş yani insanlar politize olmuştur. Kitle iletişim araçlarının kullanılması da bu hareketleri destekleyenleri arttırmış, her şeyin kamuoyunun önünde olması insanlara ayrı bir güven vermiştir. Castells’e göre bu hareketlerin çıkış nedeni kapitalist dinamiklerin kentsel mekan dönüşümüne etkisi ve bu sıralarda meydana gelen eylemelerdir.[6] Ona göre hareketler hem sınıfa bağlıdır ama aynı zamanda da sınıf temelli olmayan talepler sunar. Offe’ye göre de batıdaki refah toplumunun oluşum nedeni tam da bu tehditler neticesinde olmuştur. Şöyle demek daha doğru olur, sosyalizme geçişi istemeyen batı, insanların insanca yaşam taleplerinin kapitalist sistem içinde kalarak refah devleti modeli (sosyal devlet) modeli ile gidermeye çalışmıştır. Bu hareketlerin tabanı genellikle yeni ortaya çıkan orta sınıftır. Offe hatta bir taban sıralaması da yapmıştır: 1-Yeni orta sınıf(hizmet ve kamu sektörü çalışanları) 2-eski orta sınıf 3-iş piyasası dışında kalan insanlar. Kamuoyu yaratma bu hareketlerin tipik özelliğidir. Melucci’ye göre harekete katılanlar sadece maddi kazanımı değil sembolik ve kültürel menfaatler için de savaşırlar[7]. Kısacası bu hareketlerin tipik özelliğinden biri de farklı görüşlere ve farklı geleneklere sahip bireylerin belli konularda birleşmesidir. Hareket alanları, kurumsal olmayan siyasettir yani normal siyasetin dışında kalırlar genelde. Offe’nin araştırmalarından çıkardığı sonuç ise hareketin en önemli başarısının ‘’bağlanmama’’ özelliğinin olduğudur. Örgütlenmelerde esneklik göze çarpar. Melluci’ye göre bu hareketler, bizim de değineceğimiz gibi, nükleer politikalara karşı, barış, kürtaj gibi temel konular üzerinden ortaya çıkıp yayılmıştır. Hareketlerin kullandığı eylem biçimleri gündelik hayatla iç içedir ve bu nedenle çokça takipçisi mevuttur. Gündelik hayatla alakalı çokça eylem tarzları vardır(özel amaçlı dernekler, mitingler, oturma eylemleri, grev, insan zinciri, hareketsiz durma, kamp kurma, işgal eylemleri, dilekçe gönderme vs.).

Bu hareketlerin aşamalarına, hedeflerine ve eylem repertuarına detaylı bir biçimde değinirsek öncelikle soğuk savaşın zirvede olduğu 50’li yıllar 68 hareketlerinin social ferment(mayalanma) aşaması[8] sayılabilir. Gençlik, kadın ve siyahi hareketleri olarak başlayan bu toplumsal hareketler çoğu konuda özerk bil hal alarak, birçok toplumsal hareket vücuda getirmiştir.1945 sonrası nüfus artışı(savaşta kayıp psikolojisi) ile 60’lı yıllarda nüfus patlaması yaşandı. Savaşı sadece ebeveynlerinden duyan çocukların talepleri de kısıtlı değildi. Mesela önceleri eğitim paralı(üst) kesimin işi iken eğitim artık herkes için bir hak oldu ve böylece alt sınıf olarak tabir edilen ailelerin çocukları da üniversitelere gitmeye başladı. Tabi üniversite hayatı ile ailelerinden kopan çocuklar kendi hayatlarını idame ettirme psikolojisi ile ve Serol Teber’in İnsanın Hiçleşme Serüvenine Giriş kitabında da belirttiği gibi toplumdaki mekanikleşme ve aşırı rasyonelleşme ile bireyin anlam arayışı onu bireyselleşmeye itmiştir. Kısacası insan hem modern hayata hem genel tarihin dışına itilmiş Serol Teber’in tabiri ile post modern[9] ve post historik[10] dönem başlamıştır. Teknoloji ile alt-üst tabaka arası ayrım iyice açılmış ve alt tabakada hayal kırıklığı meydana gelmiştir, buna psikolojide ‘’yoksunluk kuramı’’ [11] da denir. Öğrenciler üniversitelerdeki artan nüfustan kaynaklı meydana gelen yetersiz derslik, yurt, kütüphane sorunları ile alt tabakadaki maddi durum yetersizliği 68 hareketlerinde öğrenci ayaklanmalarının temeli olmuştur.

60’lı yıllardaki kültürel hava öncekinden apayrıydı. Gençlere dergiler, magazinler, filmler sunulmuş, çeşitli pornografik posterler dağıtılmış ve cinsellik ayıp olmaktan çıkmıştır. Serol Teber’in tabiri ile ‘’seksüel özgürlük’’ bu yeni çağın, yani yeni düşünce biçiminin insan yetiştirmesinde dönüm noktası olmuştur.1950’ler feminist aktivistlerin doğum kontrol haplarının yasallaşmasını istemeleri ve eşit işe eşit ücret talebi yani iş hayatında cinsiyet ayrımcılığına karşı çabası ile öne çıkar. Diğer bir neden ise 50’lerde kent çevresindeki mahalleler arttırmış ve bu banliyö yaşamı kadınları ev işlerinde hapsetmiştir. 50’lerdaki kadın hareketlerinde bu öfke de ön plandadır. 50’li yıllara bir başka açıdan bakmak gerekirse bu yıllarda olgunluğa erişmiş bir diğer hareket de ABD’dedeki ‘’Sivil Haklar Hareketi[12]’’dir. Bir davada eğitimden siyahi çocukların eşit yaralanma hakkı ihlal ediliyor diye karar kılınınca beyazlar bu karara sert tepki göstermişler, çocuklarını okuldan almışlar hatta siyahlara daha da kötü davranmaya başlamışlardır. Bu olay hareketin daha da hararetlenmesine neden olmuştur. 1955’in bir kış günü otobüste Montgomerli siyahi Rosa Park beyazlara yer vermeyi reddetmesi ve tepkiyle karşılaşması üzerine olayların önü alınamaz olmuştur. Kısacası bu tavır bir kıvılcım olmuştur.13 ay boyunca otobüslere binmeyerek bu ayrımcılığa karşı duran siyahiler, sonunda kararın kalkması ile otobüslere binmeye başlamışlardır. Sivil haklar hareketi güçlenirken kadın aktivistler de bu harekete destek vermişler ve hareket kürtajın yasallaşması gibi alanlara da kaymıştır.

Nükleer silah denemeleri 50’li yıllarda onulmaz bir noktaya gelmişti, bu yarışa karşı çıkan gençler bir dizi protesto dalgası ile meydanlara doluyordu. 52’de başlayıp 63’e kadar süren ‘’Ban the Bomb’’ hareketi bu döneme ses getirmiştir. 1957’deki Trafalgar meydanındaki eyleme çok sayıda genç katılmıştır, talep ise nükleer testlerin iptalidir. Son yürüyüş ise Aldermaston’dan Londra’ya olmuş ve sonrasında uluslararası ölçekte nükleer silah denemelerine sınırlama getirilmiştir.

Üniversite öğrencilerin de siyasi konulara müdahil olmak istediği bu dönemde 64-65’lerde Berkeley Üniversite’sinde protestolar 68’in habercisiydi. Öğrenciler siyasi tartışma ortamının özgürleştirilmesini ve ifade özgürlüğü istemişlerdir. Tekelci kapitalizmden devlet kapitalizmine geçiş sonucu orta sınıfın sermaye tekeline bağlı olması ve sömürü kavramının önceki zamanlardan ziyade tarımsal ve sanayi emekçisinden de ötesine yayılması ile bu hareketler iyice yayılmıştır.

68’in toplumsal hareketleri 1848 ve 1917 devrimlerinden oldukça farklıdır, nedenleri ise sendika ve parti yapılanmalarının gelişip hareketlerinin kısıtlanması ve 2.Dünya savaşı sonrası iktidara yakın sol örgütlerde artış, işçi sınıfının radikalizminin azalması ve işçi sınıfının otokratik devlete sosyal refah devleti(kapitalizmin sosyal yönü) kisvesi altında entegre olmaları (Fordizm uzlaşması) ve ulusal kurtuluş mücadelelerinin zafer kazanmaları sonucu direncin çevreye yayılması (Asya, Pasifik ve Afrika’da sistem karşıtı hareketlerin yükselmesi) olarak sıralanabilir[13].Liberal demokrasi ve serbest piyasa ekonomisi talepleri karşılamaktan uzak ve katı merkezi bir yapısı olan ve ekonomik kalkınma modeli diye sunulan Sovyetlerdeki sosyalizm hayal kırıklığına neden olmuştu. 60’larda sol cenahta bir hareketlilik mevcuttu. 60’ların ‘’yeni sol[14]’’ adlı akımı Karl Marx’ın ilk dönem yazdığı 1844 El Yazmaları ve Alman İdeolojisi kitabını yeni bir bakış açısı ile okudu ve referans aldı. Kısacası kendine bu harekettekiler  ‘’Hegelci Genç Marksistler’’ demişlerdi. Bunu demelerinin nedeni ise Marx’ın Hegel diyalektiğini kendi görüşüne entegre edip Hegel’den ilham alınmış kendince bir diyalektik ortaya koymasındandır. Bu dönemde, zamanında Leninist uygulamalara muhalefet etmiş ve bu yüzden yüksek mertebelere gelemeyen ve o anki Sovyet komünizmi tarafından dikkate alınmayan Gramsci, Rosa Luxemburg, Lukacs bu yeni hareketin öncüleri olmuşlardır.

21 Ekim 1967’de Washington’da dünyanın dört bir yanından gelen gençler Pentagon önünde hem Vietnam savaşına tepki göstermek hem de yeni çağ akımlarının başladığının açıklayan bir manifesto okudular[15]. Bu sırada ABD’de bir başka toplumsal hareket olan sivil haklar hareketleri(ırkçılık karşıtı hareketler)  ve buna verilen tepkiler bir dizi yürüyüşe ve protestolu mitinglere neden oldu. Bu iki tepki (Vietnam savaşın karşı olan savaş karşıtı hareketler ile ırkçılığa karşı olan sivil haklar hareketi) birleşmiştir. Hareketin geniş kitlelere yayılmasının nedenleri arasında sosyologlara göre başlıca iki neden vardır: öğrencilerin kampüs işgalleri, sokak eylemlerine polisin sert müdahalesi. ABD’de Berkeley ve Columbia üniversitelerinde ‘’sit in’’  eylemleri ve ‘’direct action’’ hareketleri kısa sürede başka ülkelere de sıçramıştır. Vietnam savaşını protesto etmek için düzenlenen öğrenci eylemlerine 68’te Merin Luther King gibi sembol bir ismin öldürülmesi, Fransa’daki öğrenci hareketlerini de tetiklemiştir. Strasbourg ve Nantes üniversite öğrencilerinin siyasal ve toplumsal alanda talepte bulunup üniversitelerdeki öğrenci yoksulluğu hakkında broşür dağıtmaları olayları tetiklemiştir. Fransız Ulusal Birliği, Marksist Leninist Komünist Gençlik, Troçkist grup öğrencilerle beraber işbirliği içinde protestolara(eylemlere) katılmışlardır. Sourbonne üniversitesi de işgal edilmiş ve orada da ABD’dedeki gibi sit in tarzı grevler yapılmıştır. Almanya’ya bakacak olursak, hareketlerin başlıca nedenleri arasında Sosyal Demokrat Parti’ye olan güvenin azalması ve öğrenci liderlerinden Dutsche’nin vurulmasını sayabiliriz. İngiltere’de ise kıvılcım olarak İşçi Partisi’nin Zimbabve’de olan ırkçılığa sessiz kalması ve Vietnam savaşı yetmiştir. Afrika’da ise 68 eylemleri(olayları),sömürü ya da üst bir terim olarak emperyalizm karşıtlığı ve beyaz egemenliğine başkaldırı biçiminde gelişmiştir (Tunus-Fas-Mısır-Senegal).68 hareketlerini Çekoslovakya’ya gençler getirmeye çalışmış ama 20 Ağustos 1968 Prag Baharı yani Sovyet işgali ile kısa sürmüştür. Bu yıllar dünyada olduğu kadar Türkiye’de de solun bölünmesinin hız kazandığı yıllardı.68 hareketlerinin karakteri ekonomik ya da kültürel karakterde değildi lakin bazı bu yönde talepleri de yadsınamazdı. 68 hareketleri aslında karakteristik açıdan kıtalararası farklılaşıyordu denebilir. Mesela Avrupa’daki hareketlerin temeli merkeziyetçi yapıların karşısında bireysel özgürlüğü savunan ve üst yapısal bir dönüşümü arzulayan bu nedenler ile de toplumsal hareketlerin revoulationary alanına giren bir karakterde iken, Asya ve Latin Amerika’da derinden ve daha hızlı hatta gerekirse şiddete gerek olan devrimler talep etmişlerdir yani bu da revolutionary social movement kategorisine girer.Avrupa’daki hareketler için local of society yani hem revoulationary hem reformative[16]olan hareketlerdir denebilir. Sonuç olarak, toplumsal hareketlere inanç bir kez daha güçlenmiştir. Bir başka sonucu ise, bu hareketler Avrupa’daki günlük hayatı ve ilişkileri politize etmiştir yani günlük hayata siyasete girmiştir. Kısacası aile, cinsellik, cinsiyetçilik, ırkçılık, eğitim tarzı ve kültürel ilişkiler gibi günlük hayat bileşenleri üzerinden siyaset yapma gelişmiştir. Bir başka gelişme ise, ırkçılık ve cinsiyetçilik gibi kavramların sadece psikolojinin konusu olarak değil yani sadece bireysel değil, aynı zamanda bu mefhumların sosyolojik bir önyargı da olabileceğini ve kurumsal bir biçimde vuku bulacağının gösterilmiş olmasıdır. Yerleşik düzene de çokça eleştiri gelmiş ve birbirinden farklı çoğu da geçmişte olmayan mücadele alanları açılmıştır.

Bu hareketlerin yeni olmadığına dair eleştirilere gelince; eleştirmenlere göre kadınlar, öğrenciler, etnik kimlikler, ırklar, cinsel gruplar, azınlıklar gibi gruplar ve adalet, ekoloji, barış temalarını içeren hareketlerin tarihsel öncülleri geçmişte çokça mevcuttur. Diğer bir eleştiri ise, kapitalist toplum devleti dönüştürerek aynı zamanda çelişkiler içinde yine kapitalist toplumu kabul ettikleri ve kapitalist devletle yüzleşmekten beri olmalarıdır. Aslında bu hareketin kültürel değerlere karşı olması ve siteme eleştiri getirmesi ile toplumsal hareketlerin revoulationary kısmına girmesine karşın eleştirilere göre sistem içinde kalması ve içerden değiştirmeye çalışması onu reformative karakterli yapmaktadır. Doğan Çetinkaya da yeni diye tabir olunan bu hareketlerin eski toplumsal hareketler ile benzerliklerini vurgulamıştır[17]. Mesela hareketlerin kimlik üzerinde durması, farklı araçlar kullanması ve gündelik hayatı siyasete dahil etmesi geçen yüzyılın milliyetçi hareketlerinde de mevcuttur. Diğer bir eleştiri ise bu hareketlerin yeni orta sınıf temelli barış hareketi olması ve böyle tip hareketlerin ilk defa mevcut olması üzerinedir. Lakin orta sınıf temelli olması, 1800’lerin başında ABD ve Avrupa’da olduğu gibi toplumsal hareketlerde de vardı ve orta sınıf temelli idi. Yeni toplumsal hareketlerin heterojen karakterine de bir eleştiri gelmiştir ve eleştirmenlere göre bu hareketler istatistiklere göre bazen eski toplumsal hareketlerden daha da homojen karaktere bürünmüş olarak karşımıza çıkabilmektedir. Yeni toplumsal hareketlerin geleceği kurgusuz bir şekilde ilerlemektedir. Hatta bazılarına göre de sona yakındır. Taleplerin karşılık bulması, kurumsallaşmış siyasetten ziyade zayıf ağlarla(sosyal medya, formlar, platformlar vs.) ile birbirine bağlanmaktadır. Burada ben bir eleştiri getirmek istiyorum, öncelikle eleştirmenlerin bu görüşüne katılmak mümkün değil çünkü sosyal medya fenomeni biri bazen bir parti liderinden daha çok benimsenmiş olabilmekte ve ne derse desin inanılmaktadır. Son zamanlarda sosyal medya fenomenleri üzerinden reklamın moda olması ve onların da bu reklamlardan milyarlar kazanmaları hatta sırf bu işi yapan insanların çıkması ve gün geçtikçe çoğalması bu eleştiriyi çürütmektedir. Son olarak da 21.yy’da’’Küseresel Adalet Hareketi’’ gibi küreselleşmeye, toplumsal yaşam ve kültüre karşı tepki gösteren yeni mücadeleler ortaya çıkmıştır. Bu hareketler hem eski hem de yeni hareketlerin öğelerini içermektedir.

68 hareketlerinin Türkiye’de de etkisi olmuştur. Örnek vermek gerekirse 6. Filoya karşı yapılan eylem[18] ya da Kommer Olayı[19] diye nitelendirilen bu tip hareketler 68 hareketlerinin Türkiye’deki yansımalarıdır. Nitekim bir dizi öğrenci hareketi vukua gelmiş hatta 80 darbesi ile bu hareketleri de ilişkilendirebiliriz. Şu an günümüzde oluşan feminist hareketler, lgbt hareketleri, çevreci hareketler, hayvan hakları hareketleri, doğayı koruma hareketleri , eşit yaşam hareketleri vs. hatta son yıllarda kendini geliştirme, kişisel gelişim gibi konulara eğilimin artması ve yoga, meditasyon tarzı kişisel arınma metotları da bu hareketlerin yansımasıdır. Ülkemizde de son yıllarda da kişisel gelişim kursları, yoga öğretisi kursları ve çeşitli meditasyon etkinlikleri topluca ya da bireysel olarak yapılmakta ve ülkemizde her işlenen kadın şiddetinde ya da cinayetinde feminist dernekler devreye girmektedir.

Sonuç olarak, 1968 ve öncülleri olan bir dizi hareket, yeni dünyanın yeni hareket tarzları olarak karşımıza çıkmış, çıkıyor ve bundan sonra da çıkmaya devam edecektir. 68 hareketleri genellikle(bazıları istisna) sistem içinde var olarak sistem eleştirisi, kültür eleştirisi ve propagandalarını yapmaktadır. Bu yönüyle toplumsal hareket türlerinden kısmi değişimi hedefleyen ‘’reformative’’  hareketlere girmektedir. Lakin bu yeni toplumsal hareket türlerinde sistemin topyekün değişmesini hedefleyen bazı istisna diye nitelendirilen diğer türlerinin de  ‘’revoulationary social movement’’ sınıfına girdiğini belirtmekte fayda var. Yeni toplumsal hareketlerin sınıf temelli değil kimlik inşası ve birey temelli olduğunu söylemiştik. Bu sebeple bazı istisnalar hariç hareketlerin geneli ‘’local of individual’’ kategorisine girmekte ve ‘’redemptive social movement’’olarak değerlendirilmektedir. Bu hareket türleri kendi içinde de bazı türlere ayrıldığı için modernizm eleştirisi yapan bazı ‘’altenative social movement’’[20] türlerine de rastlanmak mümkündür. Kısacası bu hareketler modernizm karşıtı gibi görünen ama modernizm uzantısı olma vasfındadır.

 

 

[1] Karşı Küreselleşme Hareketi olarak da bilinir. Detaylı bilgi için bkz. (Donatella della Porta, Mario Diani, Toplumsal Hareketler, TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI, 2020)

[2] Elif Topal Demiroğlu, Yeni Toplumsal Hareketler: Bir Literatür Taraması, Marmara Üniversitesi Siyasal Bilimler Dergisi • Cilt 2, Sayı 1, Mart 2014,  ss. 133-144

[3] İnsanın Hiçleşme Serüvenine Giriş / Politik-Psikoloji Notları, Serol Teber, PAPİRÜS YAYINEVİ, 2001, İstanbul

[4] Sanayi sonrası, detaylı bilgi için bkz. (DönüşümDoç. Dr. Veysel Bozkurt, Endüstriyel Post Endüstriyel Dönüşüm, ALFA AKTÜEL YAYINLARI, 2005)

[5] Offe, C. (1985) “New Social Movements: Challenging the Boundaries of Institutional Politics”, Social Research, 52(4): 817-868

[6] Castells, Kimliğin Gücü Enformasyon Çağı-Ekonomik Toplum ve Kültür, 2. Cilt, çev. Ebru Kılıç, İstanbul: Bilgi Üniversitesi Yayınları.

[7] Melucci, A. (1985) “Symbolic Challenge of Contemporary Movements”, Social Research, 52(4): 789-816.

[8] Toplumsal hareketlerin mayalanma aşaması detaylı bilgi için bkz. (Toplumsal hareketlerin  sınıflandırmasında kullanılan terimlerdir. Ayrıntılı bilgi çin bkz. (Simone I.Flynn- Types of Social Movement) ve (Jonathan Christiansen- Four Stages of Social Movements)

[9] Modernizm sonrası. Modern düşünceye ait kavram ve anlayışların yeniden gündeme gelmesi ve hatta bunların abes karşılanıp sorgulanması ile başlamış ve devam etmektedir.

[10] Tarih ötesi. Detaylı bilgi için bkz. (İnsanın Hiçleşme Serüvenine Giriş- Serol Teber)

[11] Göreli yoksunluk olarak da adlandırılır. Mutlak yoksunluktan ziyade, diğerlerine göre bir eksiklik algısının hissedildiği durumdur. Kısacası inanılmış ve hakkı olan şeylerden yoksun kaldığını düşünme halidir.

[12] Irk ayrımından dolayı ABD’de ortaya çıkmış ve toplumda eşitliği sağlamak amacı gütmüştü. Sonraları birçok diğer hareketle birleşmiş ve ABD ile sınırlı kalmayıp dünya çapında eylemlere neden olmuştur. Direniş savunucusu Martin Luther King bu hareketin liderlerindendir ve suikaste kurban gitmiştir.

[13] Çetinkaya, Y. D. (der.) (2008) Toplumsal Hareketler: Tarih, Teori ve Deneyim, İstanbul: İletişim Yayınları

[14] Sovyet tarzı sosyalizminden ve Avrupa tarzı sosyal demokrasiden farklı ileri toplumlarda toplumcu aydınlar (çoğu akademisyen) tarafından geliştirilen toplumcu düşünceyi yeniden temin edip ayağa kaldırmayı amaçlayan, liberal sol olarak da bilinen akımdır.

[15] Manifesto için İnsanın Hiçleşme Serüvenine Giriş / Politik-Psikoloji Notları, Serol Teber (syf.168)

[16] Toplumsal hareketlerin  sınıflandırmasında kullanılan terimlerdir. Ayrıntılı bilgi çin bkz. (Simone I.Flynn- Types of Social Movement) ve (Jonathan Christiansen- Four Stages of Social Movements)

Revoulationary social movement: Toplumu bütün olarak değiştirmeyi hedeflerler. Reformative social movement:Toplumda belli alanlarda kısmi değişimleri hedefler. Alternative Socail Movement: Bireylerde sınırlı değişimini hedefler Redemptive social movement: Tamamen kişisel dönüşüm arayan ve doğası gereği tipik olarak dinsel olan bir harekettir.

[17] Çetinkaya, Y. Doğan-Tarih ve Kuram Arasında Toplumsal Hareketler

[18] 1967- 1969 yılları arasında ve özellikle de18 Temmuz 1968’de yalnızca Türkiye’de Amerikan karşıtı eylemlerinden biri gerçekleşti. Dolmabahçe rıhtımına yanaşan 6. Filo’nun askerleri Deniz Gezmiş’in başında bulunduğu gençler tarafından örgütlenerek filoya saldırıya başladılar. Önce Taksim Meydanı’nda toplandılar, oradan Dolmabahçe’ye yürüdüler. Başlarında Deniz Gezmiş, Aslan Kılıç gibi o zamanki gençlik önderleri vardı.  Detaylı Bilgi İçin bkz. (Mehmet Ali Birand- 6.Filo 32.Gün Belgeseli)

[19] Robert Kommer, ABD’nin eski Ankara büyükelçisidir. 1969’da ODTÜ’de arabası bir grup ABD aleyhtarı gençlik örgütü tarafından yakılmıştır.

[20] Toplumsal hareketlerin sınıflandırmasında kullanılan terimlerdir. Ayrıntılı bilgi çin bkz. (Simone I.Flynn- Types of Social Movement) ve (Jonathan Christiansen- Four Stages of Social Movements). Buradaki hareketlerin kısa bir tanımını önceki dipnotlarda yapmıştım.

 

KAYNAKÇA

 

Çetinkaya, Y. D. (der.) (2008) Toplumsal Hareketler: Tarih, Teori ve Deneyim, İstanbul: İletişim Yayınları

Elif TOPAL DEMİROĞLU, Yeni Toplumsal Hareketler: Bir Literatür Taraması, Marmara Üniversitesi Siyasal Bilimler Dergisi • Cilt 2, Sayı 1, Mart 2014

MICHEL WIEVIORKA, After New Social Movements, Social Movement Studies, Vol. 4, No. 1, 1–19, May 2005

Hayriye Özen, Meydan Hareketleri ve ‘Eski’ ve ‘Yeni’ Toplumsal Hareketler,  Mülkiye Dergisi, 39(2), 11-40.

İnsanın Hiçleşme Serüvenine Giriş / Politik-Psikoloji Notları, Serol Teber, PAPİRÜS YAYINEVİ, 2001, İstanbul

Offe, C. (1985) “New Social Movements: Challenging the Boundaries of Institutional Politics”, Social Research, 52

Çetinkaya, Y. Doğan-Tarih ve Kuram Arasında Toplumsal Hareketler

Castells, M. (2008 [1997]) Kimliğin Gücü Enformasyon Çağı-Ekonomik Toplum ve Kültür, 2. Cilt, çev. Ebru Kılıç, İstanbul: Bilgi Üniversitesi Yayınları.

Melucci, A. (1985) “Symbolic Challenge of Contemporary Movements”, Social Research, 52(4)

Simone I.Flynn- Types of Social Movement, Sociology Reference Guide

Jonathan Christiansen- Four Stages of Social Movements, Sociology Reference Guide

Donatella della Porta, Mario Diani, Toplumsal Hareketler, TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI, 2020

Comment here