Ramazan

Temaşa Sohbetleri: Edmondo de Amicis’in Karagöz Gözlemleri

Bu makaleyi 4 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Oğuzhan Murat Öztürk

Yolu Türkiye’den geçen meşhurları saymak gerekirse hiç şüphesiz Çocuk Kalbi adlı eseriyle tüm dünyada haklı bir şöhrete kavuşan Edmondo de Amicis’i de üstlerde bir yere koymak gerekir. 1846 yılında Oneglia’da doğan meşhur yazar 1874’te yani 28 yaşındayken İstanbul’a gelir. İstanbul’la alakalı seyahatnamelerde hatırı sayılır bir yeri olmasına karşın yazarın Türk toplumunu layıkıyla tanıdığı söylenemez. Tanık olduğu ya da vakıf olduğu şeylerden ziyade kulaktan dolma bilgilerle yetindiği görülür.

Dönem İstanbulu’nun hareketli kültür atmosferi içerisinde Amicis Karagöz’le de tanışma fırsatı bulacaktır.

Pera civarında gitmiş olduğu bir tiyatro oyunundan hareketle Türklerin “en yakası açılmadık şakalara, en edepsiz şakalara kahkahalarla güldüğünü” söyleyen Amicis, Türklerle alakalı cüretkâr yargılarını Karagöz oyunuyla şu şekilde tahkim etmeye çalışmıştı:

Bununla beraber, karakterindeki ve hayatındaki şehveti Türkler kadar iyi gizleyen yoktur. Sokaklarda, erkek kadınla beraber yürümez, kadına nadiren bakar, kadından daha da nadiren bahseder, karılarının hatırının sorulmasını hemen hemen bir hakaret olarak kabul eder, görünüşe inanılacak olsa, bu milletin dünya yüzündeki en afif ve en ciddi’ millet olduğu söylenebilirdi. Ama bu sadece görünüştedir. Karısının hali hatırı sorulunca kulaklarına kadar kızaran aynı Türk, kız olsun erkek olsun, çocuklarını Karagözün, duyguları uyanmadan evvel akıllarını karıştıran utanç verici edepsizliklerini dinlemeye gönderir. Başka bir şey olmasaydı bile, tek başına Karagöz Müslüman ciddiyetinin peçesinin altına gizlenen derin bozulma üzerinde hem bir fikir verebilir hem de bir delil olabilirdi. Karagöz, orta sınıftan bir Türk’ün karikatürünü temsil eden gülünç bir tasvir, bir çeşit Çin gölge oyunudur; şeffaf bir perdenin arkasında kollarını, bacaklarını, kafasını oynatır ve mevzuu umumiyetle bir aşk entrikası olan tuhaf bir şekilde eğlenceli bazı komedilerde daima baş rolü oynar. Bu, kuklanın hemcinsidir, ama bozuk bir hemcinsi; ahmak, hilekâr ve hayasız, şehvet düşkünü, aşağı tabakadan edepsiz bir kadın gibi ağzına geleni söyleyen ve seyircilerini her türlü şaka, cinas veya açıktan açığa veya üstü kapalı bir şekilde hayasızlık ifade eden garip hareketlerle güldüren ve hatta kasıklarını tuta tuta güldüren bir tiyatrodur.[1]

 

 

[1] Edmondo De Amicis, İstanbul (1874), Çev. Beynun Akyavaş, TTK, Ankara, 2021, s. 138.

Comment here