Ortaçağ

Türk Okçuluk Geleneğine Dair Bir Kayıt

Bu makaleyi 4 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Yasin Usta

Gelenek oluşturmak, oluşturulan geleneği sürdürebilmek hem kişi hem kurumlar için oldukça önemlidir. İnsanların hamasî olarak övünç duyması, siyasî olarak kuvvet bulması ve tarihî olarak da yerini bilmesi bir gelenekle ilişiklidir desek, pek yanılmış olmayız. Bu sebeptendir kişilerin ve kurumların kendilerini tarihin bir yerine yaslamaları, çıkış noktaları olarak burayı bildirmeleri bir önceki cümlede belirttiklerimiz sebebiyledir. Türk tarihinde de birçok kurum gelenekselleşmiş ve günümüze kadar tekamüle uğrayarak gelmiştir. Bu geleneklerden biri de son yıllarda yeniden ilgilisinin arttığı okçuluk geleneğimizdir. Bilinir ki ateşli silahların henüz savaş meydanlarında boy göstermediği zamanlarda Türkler ok ve at ile düşmanlarına karşı hem oku hem de atı mahir kullanma becerileri sayesinde üstündürler. Arslan Yabgu’un Gazneli Mahmud’un filleri olduğunu haber eden kişiye “Sultan Mahmud’un filleri varsa bizim de oklarımız vardır. Aramızda harp olduğu zaman oklarımızla onun askeri delik deşik edilebilir.”[1] demesi, Arslan Yabgu’nun okçuluğuna olan özgüveninin emsalidir. Biz ilk cümlelerimizde belirttiğimiz geleneğe geri dönecek olursak, ilk olarak tarihi kayıtlardaki bir vakayı anlatacağız:

Selçukluların Horasan’a inmesinden endişelenen Arslan Cazib Sultan Mahmud’a “Benim görüşüm odur ki, ya hepsini gemiye bindirip [gemiyi suya] gark etmelerini/batırmalarını veya bundan sonra ok atamamaları için hepsinin başparmaklarını kesmelerini emretmek gerekir” diye tavsiyede bulunmuştur. Sultan Mahmud ise bunun üzerine Arslan Cazib’i katı kalpli olmakla itham etmiştir.[2]

Erkan Göksu bu bilginin dipnotunda şunu ifade etmektedir: “Geleneksel Türk okçuluğunda ok, başparmakla çekilir ve bu tekniğe “başparmak çekişi” denir. Bu teknikte parmağa “zihgîr” de denilen okçu yüzüğü takılırdı. Bu tekniğin başta hızlı atış, yani çok kısa sürede ardı ardına çok fazla ok atma ve isabet olmak üzere önemli avantajları vardı. Arslan Cazib’in, Selçuklu Türkmenlerinin ok atmalarını engellemek için başparmaklarının kesilmesini teklif etmesi, bundan ileri gelmekteydi.”

Arslan Cazib haksız çıkmamış ve ok kullanımında mahir olan Selçuklular Gaznelileri mağlup etmiş ve bu mağlubiyet Gazneliler için sonun başlangıcı olmuştur.

Lisans döneminde okçuluğu deneyimlemiş biri olaraktan “başparmak çekişi” hem hızlı hem de kuvvetli atışlar yapmayı sağlıyor. Birçok kişinin Türk usulü atışı bilmediği (hatta anlatılana göre tarihi dizilerimizin güzide ismi Cüneyt Arkın dahi usulden daha sonra haberdar olmuştur) malumdur. Son yıllarda ihya olan Türk okçuluğunun atış usulümüzü de yaşatması ve bunun bin senelik bir zaman diliminden bu yana var olması bir gurur kaynağıdır. Bu geleneğin asırlarca sürdürülmesi temennimizdir.

[1] Mehmet Altay Köymen, Büyük Selçukluğu İmparatorluğu Tarihi I (Kuruluş Devri), TTK, 2011, s. 77.

[2] Tabakât-ı Nâsırî, el-Cûzcânî, (çev. Erkan Göksu), Taşhan Yayınları, Tokat 2011, s. 13.

Comment here