İncelemeOrtaçağ

Türk Kültüründe Oğuz-Türkmen-Yörük Kavramları

Bu makaleyi 20 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Salih Başar

Son zamanlarda, kültür, alt kültür, etnik köken, etnik köken, etnik grup vb. gibi kültürle ilgili kavramlar, küreselleşme, yerelleşme ve bölgesel yerelleşme sürecinde tamamen yer almaktadır. Ancak, bu kavramların anlamları ve sınırları hakkında bir fikir birliği yoktur. Özellikle, en tartışmalı olanlar etnik köken ve etnik gruplarla ilgilidir. Bu kavramlar hem Türk hem de Türk kültürü için çok önemlidir. Bazı çalışmalarda Oğuz, Türkmen ve Yürük’ un farklı etnik gruplar olduğu iddia edilmiştir. Bu çalışmada Oğuz-Türkmen-Yürük kavramlarının anlamları ve Oğuz-Türkmen-Yürük’ün Türk kültürü için ne anlama geldiği incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Oğuz, Türkmen, Yürük, kültür, alt kültür, etnik grup.

Tarihin birçok döneminde olduğu gibi günümüzde de kültür, medeniyet, milli, kültür, alt kültür, etnik grup, ırk ve etniklik vb. kültür ile ilgili kavramlar hakkında farklı görüşler ileri sürülmektedir. Söz konusu kavramlar ile ifade edilmek istenilenlerin sınırları henüz tam olarak çizilemediği, dolayısıyla da bir uzlaşmaya varılamadığı için kültür konusu yoğun tartışmaların devam ettiği bir alan olma özelliğini devam ettirmektedir. Son zamanlarda, bu kavramlar içerisinde, ne anlama geldiği ve sınırlarının ne olduğu konusunda tartışmaların yoğunlaştığı kavramların başında ise “etnik grup” kavramı gelmektedir. Etnik grup dolayısıyla da etnik köken meselesi dünyanın birçok yerinde en çok çalışılan ve tartışılan konular arasında yer almaktadır. “Türk sosyolojisinde ise etniklik-etnik grup kavramları bir alt disiplin olarak gereken ilgiyi görmemiştir”(Aksoy 2000: i05). Ancak Türk kültürü açısından etniklik ve etnik grup konusu büyük bir önem taşımaktadır. Türk: Alevi: Genel, Türk: Sünni: Yörük, Türk: Alevi: Yörük, Türkmen: Sünni, Türkmen: Alevilerin birer etnik grup olduğunu ileri sürülmektedir. Türkiye’nin etnik yapısı hakkında ileri sürülen bu görüşler çerçevesinde bu çalışmada kısaca etnik grup tanımlamasına ve Türk kültüründe Oğuz- Türkmen- Yörük kavramlarına değinilecektir.

Türk sosyolojisinde etniklik, etnik kimlik ve etnik grup kavramları üzerine çalışan bilim adamlarından Türkdoğan (1997:59,40) “etnik” kavramını: “Dil, din ve kültürel farklılaşmaların bir yansıması” olarak görmekte, “etnik grup” kavramını ise; genellikle üyeleri nesilden nesile taşınan, kendine özgü ve başka gruplardan farklı sosyal ve kültürel geleneği paylaşan veya daha karmaşık bir. toplumun parçası olan ya da tek başına bir grup olarak tanımlamaktadır. Erkal (1994b: 133) ise etnik grubun, “birbirinden sosyal mesafe bakımından

uzak, ırkı veya kültürel olarak oluşmuş bir sosyal grup” olduğunu ifade etmektedir. Etnik grubu kültürel unsurların belirlediğini belirten Erkal, bu unsurlar arasında değer hükümleri, davranış normları, din, dil, örf ve adetleri göstermektedir. Erkal (1994a: 90-91), bir etnik grubun oluşması için ise ana kültür kalıbından dilde, dinde, görenek ve geleneklerde, edebiyatta, mimaride, sosyal hayatın her parçasında tamamen farklılıkların söz konusu olması gerektiğini belirtir. Küresel olarak etnik grup; “ortak bir geçmişe sahip, yaygın bir şekilde tarih şuuru olan, bulundukları toprak üzerindeki unsurları paylaşan ve dayanışma içerisinde olan gruplar” olarak tanımlamaktadır. Buna neden olarak da günümüzde milletlerin büyük bir kısmının belirli bir etnik topluluğun devamı olmasını göstermektedir. Antropolojik literatürde ise “etnik gurup” : I) Geniş ölçüde biyolojik olarak kendini devam ettiren; 2) başlıca kültürel değerleri paylaşan; 3) bir etkileşim ve iletişim alanı oluşturan 4) aynı yapı içerisinde yer alan diğer kategorilerden ayırt edilebilecek şekilde, diğerleri tarafından tanımlanan ve kendisini tanımlayan bir kategoriye üyeliği gösterir şeklinde anlaşılmaktadır (Bartlı 1996:296). Etniklik ve etnik grup ile ilgili yapılan bu tanımlamalara bakıldığında etnik grup kavramının sınırlarının çokta belirsiz olmadığı görülür. Ancak etnik gurup ile ilgili kimi yaklaşımlar bu konuyu belirsizliğe itmekte ve çeşitli tartışmaların meydana gelmesine neden olmaktadır. Bu durum ise etnik grup kavramının tanımlayana ve tanımlanana göre değişmesine yol açmaktadır.

Sosyolojik açıdan bir toplum içerisinde kültürel çeşitliliklerin bulunması doğal bir şeydir. Birçok modern toplumda bazı grupların üyeleri içinde bulundukları toplumun esas kültürünü paylaşırken aynı zamanda birtakım farklı değerlere, normlara, geleneklere ve yaşama tarzına da sahip olabilirler. Bu durum bütün toplumlar için geçerlidir. Buna göre “alt kültür” içinde yer aldıkları ekonomik, siyasal ve kültürel yapının temel değerlerine karşı olmamakla beraber hâkim kültürden kısmi olarak farklılaşan kültürel durum olarak kabul edilir.

Sosyolojik anlamda alt kültür olarak tanımlanan gruplar birçok yaklaşımda ise birer etnik grup olarak görülmektedir. Bu açıdan bakıldığında; Türkleri, Türkmenleri ve Yörükleri farklı birer etnik grup olarak görülmesi hatta Türkmenleri ve Yörükleri kendi içerisinde de Alevi ve Sünni şeklinde bölerek yapılmış olan kategorilendirmenin yanlış bir yaklaşım olduğu görülmektedir. Bu durumun daha iyi anlaşılabilmesi için Türk kültüründe Oğuz, Türkmen ve Yörük kavramlarının hangi anlamları ifade ettiğine kısaca değinelim. Oğuz Adı Oğuz adının ne anlama geldiği ile ilgili olarak eski eserlerde yeterli bilgilere rastlanılamamaktadır. Bu

konudaki bilgi eksikliği ise Oğuz adının anlamı ile ilgili olarak çeşitli görüşlerin ileri sürülmesine yol açmıştır. Kafesoğlu, “Oğuz” adına ilk defa Barlık çayı (Ulu – kem = Yenisey’e dökülür) kıyısındaki ı. Kitabede rastlanıldığını (Altı Oğuz Bodunu) belirtir. Burada altı kabilenin birleşerek bir “bodun” meydana getirmelerinden bahsedilmektedir. Bununla birlikte Kafesoğlu, Oğuz tarzında adlandırmaların çok daha gerilere götürülmesinin mümkün olduğunu da ileri sürer. Çin kaynaklarında, M.Ö 2.asra ait, O-kut adında bir kavimden bahsedildiğini ifade eden Kafesoğlu’na göre bu ad Türkçe “Ogur” isminin Çince’de ki şeklidir ki, Türkçe’de Z sesinin R telaffuz eden Türk topluluklarının söyleyiş farklılıklarından ileri gelmiştir. Buna göre Ogur kelimesi Oğuz adının R Türkçe’sindeki ifade tarzıdır(Kafesoğlu 1992 : 156). Oğuz adı ise Kafesoğlu’na göre “ok” kelimesinde gelmektedir. Ok kelimesi Türkçe’de kabile anlamında kullanılmaktadır. Buna göre “ok” kelimesinin eski Türkçe’de çoğul eki olan z ilavesi ile türetilen “Oğuz” adı doğrudan doğruya “Türk kabileleri” manasını ifade etmektedir (Kafesoğlu 1992 : i56). Oğuzlar üzerine çalışmaları ile bilinen Faruk Sümer ise Oğuz adının aslı ile ilgili olarak bir çok bilim adamı tarafından çeşitli görüşlerin belirtildiğini, örneğin 1. Marquart, D. Sinor, L. Bazin, ve J. Hamilton’un görüşleri, ancak gerçeğe en yakın olanının Macar bilginlerinden J. Nemeth tarafından ileri sürülenin olduğunu ifade eder.

Oğuzlar eski devirleri az bilinen Türk kavimlerindendir. Oğuzların tarihine bakıldığında Oğuzlar hakkında son 9 yüz yıllık tarihin çok iyi bilindiği görülmektedir. Bize Oğuzlar ve Oğuzca hakkında bilgileri veren ilk Türk bilgini ise Kaşgarlı Mahmud’ dur. Özellikle halk ve memleket hakkında verdiği bilgiler az ve tesadüfi olmakla birlikte büyük değer taşımaktadır (Banguoğlu 1960 :1- 3). XI. yüzyılda Oğuzların 24 boydan meydana geldiği görülmektedir. Bize bu bilgiyi veren Kaşgarlı Mahmud’tur. Kaşgarlı Mahmud bu boylardan 22’sine ait bir liste vermiştir. Oğuz boylarına ait tam liste ise XIV. Yüzyılın başlarında Reşided’din tarafından verilmiştir. Reşided-din’de 24 boy iki kola ayrılmıştır. Bunlardan biri Boz – Ok diğeri de Üç – Ok adlarını taşımaktadır.

Oğuz Türklerinde boy teşkilatı çok mükemmel ve muntazamdı. Boyların bir ordunun alayları, taburları, bölükleri gibi düzenli disiplinli teşkilatları vardı. Bir askeri bölüğünü, taburunu, alayını bilmesi gibi, her Türk de soyunu, sopunu, oymağını, boyunu bilirdi (Türkay 1979 : 13). Oğuz boylarının Arab ve diğer bazı kavimlerde olduğu gibi, münferit bir hayat geçirdikleri veya tek başına siyasi bir harekette bulundukları nadir olarak görülür. Onların

daima el halinde (yani üç – dört oymak bir arada) yaşamayı sevdikleri görülmektedir. Bu husus onların siyasi yaşamlarında önemli bir neden olmuştur (Sümer 1992 : 163)

Oğuz devletinin yıkılışı hakkında tarihi kaynaklarda çok fazla bilgi yoktur. Oğuz devletinin yıkılması ile ilgili olarak ilk ihtimal iç çekişmeler nedeniyle yıkıldığı, ikinci ihtimal ise oğuz devletinin kuzeydeki komşuları Kıpçaklar tarafından ortadan kaldırıldıkları yönündedir. Selçuklu Devletinin kurulması üzerine Oğuz ülkesinden dalgalar halinde Yakın Doğuya göçler yapılmaya başlandığı görülmektedir. Kalabalık bir gurup ise 1054 yılında Karadeniz’in kuzeyindeki topraklara göç etmiştir. Bu süreçte Oğuzlar arasında yerleşik hayata geçişin sürdüğü de görülmektedir (Sümer i992:62-66). Tarihi kaynaklarda bu tarihlerden sonra ise Oğuz adının yerini büyük oranda Türkmen adının almaya başladığı kaydedilmektedir. Şimdi kısaca Türkmen adının anlamına değinelim Türkmen Adı Oğuzların İslamiyet’i kabulünden sonraki durumları ve Türkmenler hakkında çeşitli fikirler ileri sürülmüştür. Sümer (1992 : 60) Oğuzlardan Müslümanlığı kabul eden gruplara onları gayri Müslim kardeşlerinden ayırt etmek için, Mavera un-nehr Müslümanlarınca Türkmen denildiğini ifade eder. Bundan dolayı o dönemden sonraki zamanlarda Türkmen adının Mavera ün-nehr Müslümanları arasında “Müslüman Türk” anlamında kullanılmaya başlandığı görülmektedir.

Türkmen adı yazılı literatürde ise ilk olarak X uncu yüzyılın son yarısında Mukaddesi de görülüyor. Mukaddesi o zamanki İslam ülkesinin Orta-Asya’daki sınırında bulunan yerleri anlatırken “Türkmen” adını iki yerde kullanmıştır (İnan 1987:555). Türkmen kelimesinin ilk izahına ise Xl. Yüzyılda Kaşgarlı Mahmud’ un büyük lügatinde rastlanmaktadır.(Kafesoğlu 1958 : 121). Son dönem Türk bilginlerinden Hüseyin Hüsameddin’e göre Türkmen adındaki “men” Türkçe büyüklük eki olup, Türkmen “büyük Türk” anlamına gelmekte, Necip Asım’a göre ise Türkmen kelimesi, Türk ile adam manasına gelen man’ dan meydana gelmiştir ve “Türk eri” tabirinin tercümesidir. Türk tarihi ile ilgilenen yabancı Türkologlardan Türkmen kelimesinin anlamı üzerinde ilk bilimsel çalışmaları yapanlardan Vambery’e göre ise Türkmen kelimesi Türk ile men’ den oluşmuştur ve “Türklük, Türkler” anlamına gelmektedir. 1. Deny’de Türk dili grameri adlı eserinde Türkçe’deki -men, -man ekinin kocaman, karaman, şişman v.b. sözlerde görüldüğü gibi birleştiği kelimeye mübalağa, fazlalık, büyüklük, üstünlük manası verdiği, bu vesileyle de Türk ve -men’den oluşan Türkmen kelimesinin “koyu Türk, halis kan Türk” anlamına geldiği görüşünü ileri sürmektedir (Kafesoğlu 1958 : 122 – 123). Türkmenler(Oğuzlar), çok kısa bir süre içinde başta Anadolu’nun dört bir yanı olmak

üzere Balkanlar, Ortadoğu, Kuzey Afrika kıyı şeridinde uzanmışlar ve buralara 24 oğuz boyuna mensup toplulukları yerleştirmişlerdir. Türkmenler Oğuz Türklerinin kendileridirler ve Oğuzların 24 boy ve soyadlarını: Afşar, Beğdili, Karkın, Bayındır, Çepni, Salur, Alanyontlu, Yüreğir, Ağva (Ağba), Kınık, Bayat, Yazır, Akcvli, Karaevli, Döğer, Dudurga gibi, kabile ve aşiret halinde olmayanlar da köy ve yer adları halinde bu adları taşımışlardır (Kum 1949 : 69 – 70). Türkmenler ana yurtlarından getirdikleri devlet teşkilatlarına ait müesseselerini ve geleneklerini İslam Dünyasında da devam ettirmişlerdir. Osmanlı Devleti döneminde çok önemli görevlerde bulunan Türkmenler bir süre sonra yerleşik hayata geçmeye başlamışlardır. Türkmenlerden yerleşik hayata geçmeyip konar-göçer yaşayanların bir kısmının ise Yörük olarak adlandırıldığı görülmektedir. Şimdi Yörük adına ve Yörüklere kısaca değinelim. Yörük kelimesi etimolojik açıdan çok fazla tartışılmış kelimelerden birisidir. Türkmen ve Yörük kelimesinin tarihi vesikalarda eş anlamlı kullanıldığını belirten Eröz’e göre (1967 :6) Yörük kelimesi yörümek fiilinden türeyen bir isimdir ve yörüyen, bir yerde durmayan, göçküncü, konar-göçer, göçebe olan anlamlarına gelmektedir. Eröz, Yörümek fiilinden yapılma Yörük kelimesinin aynı zamanda Anadolu’ya gelip yurt tutan göçebe Oğuz boylarını (Türkmenleri) ifade eden bir kelime olduğunu kaydeder(Eröz 1991 :20). Oğuzlar, Türkmenler ve Yörükler üzerine çalışmaları ile bilinen Faruk Sümer’e göre de Yörük adı yörü-fiilinden -k ekiyle yapılmış bir isim olup yörüyen anlamına, deyim olarak ise göçebe anlamına gelmektedir. Sümer, Kanunnamelerde de Yörük deyiminin göçebe yaşayış şeklini ifade ettiğini kaydetmektedir.

Yörüklerin yayıldıkları sahalar ise Kızılırmak yayının batısından İçeli’de içine alacak şekilde çekilecek çizginin batısında kalan bölgeler ile Rumeli toprakları olarak tespit edilmiştir. Bundan dolayı, Anadolu’nun batı bölgelerinde XVII. Yüzyıldan önce konar – göçerlik edenlere ve bunların kurdukları köylere “Yörük” veya “Yörük – köyü”, bahsedilen yüzyıldan sonra buralara gelen konar – göçerlere de “Türkmen” denilmiştir (Gündüz 1997 : 38). Eröz ve Sümer gibi Türkay’da (1979 : 821) Yörük deyiminin iyi ve çabuk yürüyen, göçebe, Anadolu’nun çadırda oturan Türkmenleri, bir yer de yerleşmeyen göçebe halkı anlamlarına geldiğini, bunların, Anadolu’ya ve oradan Rumeli’ye yayılmış Türkmen toplulukları olduğunu ifade etmektedir. Görüldüğü üzere “Yörük” Anadolu ve Rumeli’de konar-göçer hayatı yaşayan Türk kabilelerine verilen bir isimdir. Yörüklerin başında bulunan kişinin ise “mir-i Yörükan” veya “Yörük Beyi” olarak adlandırıldığı görülmektedir. Dulkadir(1997: 11-

13),Yörüklerin Anadolu’da veya Rumeli’de oturdukları bölgelerin adını aldıkları gibi, kendi eski adları ile de anıldıklarını kaydetmektedir. Örneğin Anadolu Yörüklerinin bazılarının adları şunlardır. İçel Yörükleri, Alaiye Yörükleri, Tekeli Yörükleri, Bursa Yörükleri, Haruniye Yörükleri, Maraş Yörükleri, Ankara Yörükleri, Eğridir Yörükleri, Arac Yörükleri, Taraklı Yörükleri, Murtana Yörükleri vb.

 

Salih BAŞAR

 

Bibliyografya:

AKSOY, Erdal. “Anadolu’da Yaşayan Oğuz Türklerinde Sosyal Farklılaşma: Türkmenler ve Yörükler”, Kök Araştırmalar Dergisi Osmanlı Özel Sayısı, 2000: 105- 121.

BANGUOGLU, Tahsin. “Oğuzlar ve Oğuzeli Üzerine”, Türk Dili Araştırmalar Yıllığı

CAFEROGLU, Ahmet. “Anadolu Etnik Yapısının Oğuz-Türkmen-Yörük Üçlüsü”,

İslam Tetkikleri Enstitüsü Dergisi Cilt V, Cüz 1-4,1973:75-86

ERKAL, Mustafa. Etnik Tuzak, İstanbul, Türk Dünyası Araştırmalar Vakfı, i994a.

ERÖZ, Mehmet. Yörükler, İstanbul, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, 1991.

GÖKBİLGİN, Tayyib. Rumeli’de Yörükler, Tatarlar ve Evlad-ı Fatihan, İstanbul,

İstanbul Edebiyat Fakültesi Yayınları, 1957.

KAFESOGLU, İbrahim. “Türkmen Adı, Manası ve Mahiyeti”, Jean Den armağanından Ayrı

Basım, Ankara, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1958:121-133.

Türk Kültürü Araştırmaları, Yıl XXIl/I-2, Ankara: Türk Kültürünü Araştırma

Enstitüsü Yayını, 1984.

“Bozoklu Oğuz Boylarına Dair”, Ankara, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1953:64- 103.

Oğuzlar(Türkmenler), İstanbul, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları, 199

Comment here