ÇeviriKitap İncelemesiOrtaçağ

Selçuklularda Vezirlik

Bu makaleyi 9 dakikada okuyabilirsiniz

The Seljuk Vezirate: A Study of Civil Administration, 1055 1194. By CARLA KLAUSNER. (Harvard Middle Eastern Monographs, No. 22.) Pp. 152. Cambridge: HARVARD UNIVERSITY PRESS. 1973. $4.50, Paperbound[1]

Stephen C. Fairbanks

[1] Journal of The American Oriental Studies, C, No. I, Şubat-Mart 1980 s.28-29.

Çeviren: Musa Yılmaz

Kadim İran Medeniyeti boyunca var olmuş olan Pers bürokrasisinin rolü tam olarak anlaşılamamıştır. Bunlar, Araplar, Türkler, Moğollar ve İran’ın diğer istilacı idarecileri tarafından kullanılmışlardır. Yerli İranlı bürokrasinin yabancı halklar tarafından kullanılması, Sasaniler’den günümüze kadar devam eden İran’ın kültürel ve sosyal geleneklerinin korunmasında önemli bir rol oynamıştır. Selçuklularda Vezirlik,  bu bürokratik sınıfın Selçuklu İran’ındaki rol ve durumlarını açıklamaktadır; Klausner’e göre Pers bürokrasisine olumsuz nir biçimde yaklaşmakta ve ana fikri ise Selçuklular’ın  İran’da ki gerilemesinin ve çöküşünün temel nedeni sivil idaresindeki zayıflıklarıdır.

Klausner’in temel olarak savunduğu, Selçuklu Türklerinin yeni bir idari sahip olmak suretiyle devlet ve dini bağlantısı olan Ortadoks medreselerde yetişmiş bir sınıf yaratmaktır. Bu yeni beklentiden dolayı Selçuklular kendi sistemlerine adam devşirmeye çalışmaktadır. Klausner’e göre, “Askeri sınıfın güç ve ihtirasının karşısına koyduğu bir denge unsurudur.” Selçuklularda vezir ve vezirlik üzerine yoğunlaşmak suretiyle eser, idari yapıya tevarüs etmiş olan zayıflıkları ve istikrarsızlığından dolayı ortaya çıkan işlevsizleşmiş ve Türk emir ve atabeylerin idari bozulmaların nedeni olmasına engel olunamayacağı gösterilmeye çalışılmıştır.

Selçukluların “Ortodoks bürokrasiyi” inşa etmek istediği eserde sıklıkla vurgulanmıştır. Bu fikir, aslında H.A.R Gibb tarafından Klausner’e doktora tezi olarak teklif eden hocasıdır. Ne Gibb ne de Klausner  bu fikri kanıtlamak için lazım olan dökümanı elde edebilecek durumda değildi. Bundari, Ravendi, Tarih al-Vuzera gibi eserlerinde içinde bulunduğu Selçuklu kaynakları geleneksel hale gelmiş olan katip ve bürokrat yetiştirme usulünde büyük bir değişimim olduğuna dair bir vurgu yoktur. Sekretaryal sanatlar, mâli yönetim ve vergi toplamak için gerekli olan beceriyi üstlerinden veya ustalarından öğrenmekteydiler. Bununla beraber devlet hiçbir okulu bürokrasi için  memur ve ruhban yetiştirmesi için desteklememekteydi.

Yazara göre, Selçuklu sultanları ahlaki bakımından iyi bir bürokrasiyi Türk ordu liderlerinin denetimini sağlayacak bir mekanizma olarak planlamaktaydılar. Fakat kaynaklar bize sultanların bunu düşündüğüne dair bir kanıt sunmamaktadır. Klausner’e göre yalnızca bir hadise bu duruma delil olarak gösterilebilir. Yazar sadece münferit bir hadiseye dayanarak bütün Selçuklu bürokrasisini tasvir etmeye çalışmakta ve sivil idarenin bir çöküntü içinde olduğu, aynı zamanda idaresi altında olan bölgelerde kopmaların meydana gelmesi nedeniyle Türk askeri sınıfının kuralsız bir hale geldiğini belirtmektedir.

Klausner Selçuklu bürokrasisini imkanların genişliği ve ahlaki bakımından çöküntü içinde olması nedeniyle istikrarsız ve yozlaşmış olarak görmektedir. Bu durumun ise Türk askeri aristokrasisinin müdahale ve manipülasyonuna neden olduğunu belirtir. Kaynaklarda sıklıkla rastladığımız üzere emir ve atabeylerin kendi çıkarları doğrultusunda vezirlerle hatta sultanlarla iş birliği yapmıştırlar. Fakat bu problemler, sadece vezirlik kurumunun müzdarib olduğu problemler değil, aynı zamanda diğer devlet kurumlarının da etkilendiği problemlerdir. Yazar, “Vezirlik kurumunu önemi, onun istikrarının veya istikrarsızlığının bütün kurumları etkilemesinden gelmektedir” Klausner’ göre kanıtların çokluğu bize vezirliğin durumu gösterir. Fakat, Bundari başta olmak üzere kaynaklar bize resmin tamamını vermez.

Klausner bu dönemdeki dönemin bürokrasisine ışık tutmak için bir eseri gözden kaçırmıştır: Tarih al-vuzera, Necmettin Kumi, Eser senelerden beri bilinmektedir. (Bkz. Luther, “A New Source For History of Iraq Seljuks: Tarıkh al-Vuzera”, Der Islam, XLV, Şubat 1969 s.111-128.) Eser, bize bürokrasinin küçük ve büyük bütün mensupları hakkında bilgi vermektedir. Selçuklu devletinin İran’da ki son yetmiş beş yılı içinde vezirler ve vezirlik, Türk emirler tarafından manipüle edildiği dönemdir. Eğer eser, kullanılmış olsaydı, ondan elde edilecek verilere atıf daha fazla olacaktı.

Tarih al-Vuzera’dan elde ettiğimiz veriler bize vezir ve sultanların değişmesine rağmen çoğu vazifelinin işlerine devam ettiğini göstermektedir. Vezirin durumu belirsizdir; onun idaresi altında Türk emirler tarafından engellenemeyecek bir profesyonel bürokratik yapı mevcuttur. Tarih al- Vuzera’nın detaylarına indiğimiz zaman bürokratik istikrarı sağlayan unsurları görebiliriz; Coğrafi ve sıhri bağlar, usta-çırak ilişkisi çerçevesinde gelişen patronaj sistemi bununla birlikte profesyonellik ve sağlam bir liyakat anlayışı. Patronaj ve adam kayırma yozlaşmanın belirtisinden ziyade layık olanın layık olduğu vazifeye gönderdiğine emin olmaktır.

Selçuklularda Vezirlik ana divanları ve görevlilerini, vezir ve vezirlik kurumunu anlattığı gibi anlatmakla beraber birkaç yeni bilgi eklemektedir. Fakat bu bilgiler, Ann Lambton’ın “Internal Structure of Seljuk Empire”(Cambridge History of Iran, V, S.203-282) ında ulaşılabilecek bilgilerdir. Lambton gibi Klausner de divanların rollerini ve sahip oldukları  vergi kalemlerini, dağınık ve yetersiz bir biçimde bilgi veren kaynaklardan toplamak suretiyle tasvir etmeye çalışmışlardır. Fakat bu tasvirler genel olarak yanıltıcıdır çünkü kurumsallşmış bir dünyadan hadiselere bakarlar.

Kitap boyunca Klausner, savunduklarını tam olarak delillendiremez. Bunun en iyi örneği 88.sayfada ki geç dönem Selçuklu devriyle ilgili şu paragraftır; “Sultan ile vezirin  makamlarından uzaklaşmaları birbirleriyle dikkate değer bir bağ içermektedir” Bunu desteklemek için ilk olarak  Abdülaziz Ebu Nasr gibi bazı görevlilerin hizmet etmeyi reddettiğini ifade eder. Ardından  benzer bir durumu aktarır; Anurşirvan İbn Halid’in gönülsüz bir şekilde hizmet ettiğini ifade eder. Fakat hadise Abbasi halifesiyle ilgili bir durumdur ki daha sonra da Selçuklular’a hizmet etmiştir. Aynı şekilde Seyfeddin İsfahani’nin istifasından da bahsetmektedir ama burada da Zengiler ile ilgilidir. Taceddin “iddia edildiği gibi” Sultan Mesut yerine buzlarla çalışmamış, Fars’a dönmüş ve Sultan Muhammed’in başa gelmesiyle vezirlik makamını tekrar kazanmak umuduyla İsfahan’a  geri dönmüştür  Klausner “çokça istifa etmiş” olan vezirin desteklediği bir müstevvifinin istifasını dipnotlarda sıklıkla vurgulamıştır. Klausner’in  vurguladığı sultan desteği olmayan emir ve atabeylerin vezirlik yerine başka önemli makamlara intisap ettiğidir. Eser, bu gibi mesnetsiz ve dağınık fikirlerin toplandığı bir kitaptır.

 

Comment here