OrtaçağRöportaj

Ömer Faruk Uyanık İle “Bizans İmparatoru IV. Romanos Diogenes 1068-1071” Söyleşisi

Bu makaleyi 13 dakikada okuyabilirsiniz

Söyleşen: Batuhan Taşkın

Batuhan TAŞKIN: Tarihi Çevir Ekibi olarak röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür eder ve müsaadenizle röportaj konumuza giriş yapmak isterim. Öncelikle Bizans Tarihi açısından İmparator IV. Romanos Diogenes’in önemi nedir?

Ömer Faruk UYANIK: İlginiz için teşekkür ederek başlamak istiyorum. IV. Romanos, oldukça kritik bir dönemde Bizans İmparatorluğu tahtına çıkmıştır. Makedonya Hanedanı’nın son imparatoru olan II. Basileios’tan sonraki süreçte imparatorluk, ekonomik ve askerî açıdan oldukça sıkıntılı bir sürece girmiştir. Aynı dönemde Selçukluların da Anadolu topraklarında belirmesiyle Bizans sarayı bu süreci idare edebilecek bir imparator görmek istemiştir. İşte IV. Romanos Diogenes tam da bu sırada Selçukluların önderliğinde Anadolu’ya göç eden Türkmen kitlelerine karşı koyabileceği düşüncesiyle tahta çıkarılmıştır.

Batuhan TAŞKIN: Bildiğiniz gibi IV. Romanos Diogenes dönemi öncesi Bizans İmparatorluğu gerek içte gerek dışta birden fazla sorun ile karşılaşmakta ve sınırlarında sürekli olarak belli başlı tehdit unsurları ile uğraşmak zorunda kalıyordu. IV. Romanos Diogenes dönemi öncesi Bizans İmparatorluğu hakkında genel bir değerlendirme yapacak olursanız neler söylerdiniz?

Ömer Faruk UYANIK: 867 yılından itibaren Bizans İmparatorluğu’nu yöneten Makedonya Hanedanı’nın son üyesi olan II. Basileos’tan sonra tahta çıkan imparatorların muktedir bir yönetim sergileyememeleri hem iç hem de dış politikada kendini göstermiştir. Her ne kadar II. Basileios Bulgar topraklarına hâkim olmuşsa da kuzeyinde Ruslar, batısında Peçenekler, Normanlar ve Müslümanlar ile mücadele halindeydi. Bu siyasi ve askeri mücadelenin yanı sıra imparatorluk sarayında da farklı bir mücadele sürmekteydi. Askerî aristokrasinin ve memur sınıfının sarayda ve yönetimde etkin olma çabası, XI. yüzyılda imparatorluğun dikkatini iç meselelere çekmesine neden olmuştur denebilir. Zira bu mücadele sırasında askerî ve iktisadî yapının bozulması hız kazanmıştır.

Batuhan TAŞKIN: Bizans İmparatoru II. Basileios dönemi tam bir kırılma noktası olmuş ve bu kırılma noktası sonrasında da Bizans büyük sorunlar ile uğraşmak zorunda kalmıştır. Bu sorunların önemli olanlarından biri Selçuklular, diğeri ise Papalık ile karşılıklı olarak birbirlerini aforoz etme olayıdır. Selçuklulara değinmeden önce Papalık ile birbirlerini karşılıklı aforoz etme olayı hakkında bilgi verebilir misiniz?

Ömer Faruk UYANIK: Konstantinopolis’in kurularak imparatorluk merkezi yapılmasına kadar geri giden bu süreç, XI. yüzyılda İtalya’daki siyasî meselelerde son raddesine ulaşmıştır. Bulgarların ardından Rusların da Hıristiyanlığı kabul etmesinde etkin rol oynayan Bizans İmparatorluğu’nun ve dolayısıyla Patrikliğin giderek güçlenmesi ve Roma’nın bu duruma karşı İtalya’da Bizans İmparatorluğu’na karşı Norman beylerine destek vermesiyle birlikte iki kilise arasındaki gerilim yükselmiştir. Son raddede dinî doktrinlerin tartışılmasıyla birlikte Roma’dan gelen heyet, 16 Temmuz 1054’te Konstantinopolis’teki Patrik ve onun yoldaşlarını aforoz eden metni Ayasofya Kilisesi’nde ilân ederek resmî ayrılığı başlatmıştır.

Batuhan TAŞKIN: Selçukluların başlatmış olduğu Türkmen Politikası neticesinde Anadolu ekseninde başlayan Türkmen Akınları ve bu akınlara karşı Bizans ordusunun takındığı tavır ve uygulamış olduğu müdahaleler nelerdi?

Ömer Faruk UYANIK: Selçuklular, Türkistan topraklarından ilk önce İran topraklarına gelmiş, burada devlet kurduktan sonra Azerbaycan toprakları üzerinden Anadolu’ya giriş yapmışlardır. Kendilerine yurt tutmak adına giriştikleri bu keşif hareketinin öncüsü Çağrı Bey olup Anadolu’ya ilk geliş tarihi hakkında farklı görüşler mevcuttur. XI. yüzyılın ilk çeyreğinde başlayan bu akınlar sırasında Bizans İmparatorluğu tahtında II. Basileios bulunmaktaydı. Ermeni Krallığı’nın topraklarını imparatorluğuna katan II. Basileios, her ne kadar sınırlarını genişletmişse de Türklerin karşısındaki tampon devleti ortadan kaldırarak doğrudan Bizans ile temas kurulmasına neden oldu. II. Basileios’tan sonraki imparatorlar, muktedir bir yönetim sergileyememeleri ve memur-askerî sınıf çatışmaları dolayısıyla Anadolu’ya gereken dikkati gösterdikleri söylenemez. Ayrıca memur sınıfından imparatorların askerî sınıfın gücünü kırmaya yönelik politikaları Selçukluların ilerleyişini kolaylaştıran nedenlerden olmuştur. Bununla birlikte Selçuklular ile yapılan Hasankale Savaşı da imparatorluğun Selçuklu ilerleyişine tamamen kayıtsız kalmadığını göstermesi açısından oldukça önemlidir.

Batuhan TAŞKIN: IV. Romanos Diogenes imparator olmadan önce askeri bir kimliği sahip oluşu babası Kostantinos’un askeri anlamda önemli görevlerde yer almasından mı kaynaklanmaktadır? İmparator olmadan önceki hayatı hakkında kaynaklar hangi bilgileri vermektedir?

Ömer Faruk UYANIK: Askerî sınıfa mensup ailelerde oğul, babası gibi asker olarak yetişmektedir. Zira Romanos da babası Konstantinos gibi imparatorluğun Balkan topraklarında önemli görevlerde bulunmuştur. Her ne kadar babası tahtı ele geçirme girişimi sırasında yakalanarak ölmüşse de Romanos üzerindeki şüpheler bir süre sonra kalkmış ve Sardike’de (bugün: Sofya) Peçeneklere karşı mücadele etmiştir. Bulgar kralı Ivan Vladislav’ın torunu olan Samouel Alousianos’un kız kardeşi ile evlendiği de kaynaklarda belirtilmektedir.

Batuhan TAŞKIN: IV. Romanos Diogenes’in babasının ordu içerisinde önemli görevler görmesi ve annesinin bir rivayete göre İmparator III. Romanos Argyros’un kız kardeşi, başka bir rivayete göre ise İmparator Argyros’un yeğeni olduğunu söylemektedir. Bu bilgilerden hareketle IV. Romanos Diogenes hem soy hem de askeri anlamda kendini güçlü hissetmesinden ötürü mü tahtı ele geçirmek için bir plan tertip etmiştir?

Ömer Faruk UYANIK: Elbette bir komutanın, hem hayatı boyunca elde ettiği başarılardan hem de önemli bir aileye mensup olmasının verdiği özgüven ile yönetimi ele geçirmeyi düşünmesi gayet muhtemeldir. Ayrıca bu komutanın maiyetinin ve destekçilerinin büyüklüğü de oldukça önemli bir etkendir.

Batuhan TAŞKIN: IV. Romanos Diogenes tahtı ele geçirmek arzusunun altında yatan sebep veya sebepler ekseninde nasıl tahta çıktığını anlatır mısınız?

Ömer Faruk UYANIK: Bizans kaynakları, Romanos’un tahta çıkışının sebebinin bir makam elde etme isteği veya zevk için olmadığını aksine Romanos’un, yöneticilerin beceriksizliği dolayısıyla imparatorluğun içine düştüğü bu kötü durumu düzeltme isteği ile hareket ettiğini yazmaktadır. Diogenes, işte bu düşüncelerle hareket ederek kendisine yandaş toplamaya başlamışsa da maiyetindeki bir Ermeni’nin ihaneti dolayısıyla yakalanarak başkente gönderilmiştir. İdam cezası kaldırılan Diogenes ilk önce sürülmüş ardından memleketine gönderilmişse de başkente tekrar çağrılıp bazı unvanlar almıştır. Mahkemesi görülürken İmparatoriçe Eudokia ve diğer saray görevlilerinin üzerinde oldukça olumlu bir intiba bırakan Diogenes, Eudokia tarafından eş adayı olarak sarayda gündeme getirilmiştir. Vefat eden imparator tarafından evlenmesini yasaklayan bir yemin ettirilen imparatoriçe hile ile bu yemin belgesini ele geçirerek bir oldubitti ile IV. Romanos’u tahta çıkarmıştır.

Batuhan TAŞKIN: Askeri ve Sivil Aristokrasinin yönetimde söz sahibi olma mücadelesi ekseninde Romanos Diogenes dönemini ve bu döneme damgasını vurmuş Anadolu Seferleri eşliğinde gerçekleşen Malazgirt Savaşı’nı değerlendirmiş olsanız neler söylersiniz?

Ömer Faruk UYANIK: IV. Romanos Diogenes, yukarıda belirttiğimiz nedenlerden dolayı tahta çıkmış ve onun imparatorluğu döneminde Selçuklular üzerine dört adet sefer düzenlenmiştir. Bu dönemde askerî sınıftan olan Diogenes ile sarayda hâkim olan memur sınıfının hâkimiyet mücadelesi de devam etmekteydi. Kendisi üzerinde hâkimiyet kurmaya çalışan Psellos’u ikinci seferlerde yanında alması da bu yüzdendir. Ancak bu mücadele son seferde Diogenes aleyhinde yön değiştirecek ve Diogenes’in hem imparatorluğunu hem de hayatını kaybedecek olan süreci başlatacaktır.

Batuhan TAŞKIN: Eserinizde Malazgirt Savaşı aynı zamanda Bizans Tarihi açısından da oldukça önemli bir savaştır ve bu savaşın Bizans açısından bir değerlendirmesi yapılması gerektiğini yazmışsınız. Peki Malazgirt Savaşı ve savaş sonrası IV. Romanos Diogenes’i esir alan Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan hakkında Bizans kaynakları neler söylemektedir? Bizans kaynakları Malazgirt Savaşı sonrası alınan yenilginin ne kadar elzem olduğunun farkında mıydılar?

Ömer Faruk UYANIK: Bizans kaynakları, Sultan Alparslan’ın İmparator IV. Romanos Diogenes’e oldukça iyi davrandığını, onu kucakladığını, teselli ettiğini, onunla aynı sofrayı paylaştığını belirtmektedir. Ayrıca Alparslan’ın kazandığı zaferi Tanrı’ya bağladığını yazmaktadırlar. Diogenes ile sekiz gün geçiren Alparslan daha sonra imparatorla barış anlaşması yaparak onu serbest bırakmıştır. Ancak saraydakiler Malazgirt yenilgisinin ne kadar önemli olduğunun farkında değildi. Bunun en önemli göstergesi imparatoru tahttan indirmeleridir. Zira barış anlaşması yapan Diogenes’in tahttan indirilmesi bu anlaşmayı geçersiz kılmıştır.

Batuhan TAŞKIN: IV. Romanos Diogenes’in esirlikten kurtulduğu andan ölümüne kadar ki olan süreçte başından neler geçmiştir? Ölümü nasıl ve hangi şartlar altında olmuştur?

Ömer Faruk UYANIK: Diogenes serbest kaldıktan sonra Theodosiopolis’te (bugün: Erzurum) biraz vakit geçirmiş ardından başkente mektup yazarak durumunu bildirmiştir. Kendisinin düşürüldüğünü anladıktan sonra Anadolu’da kendisine ordu toplamış ve sarayın emriyle yola çıkan orduya karşı koymuşsa da mağlup edilerek Adana’ya çekilmiştir. Burada kendisi için bir çıkış yolu göremeyince teslim olarak keşiş hayatını benimsemişse de saraydaki memur sınıfının hırsıyla ilk önce yolda zehirlenmiş ardından gelen ikinci emirle gözlerine mil çekilme kararı alınmıştır. Kaynaklarda acı bir şekilde anlatılan bu işlemin ardından bir katır üzerinde başkente kadar getirilmişse de şehre girmesine müsaade edilmeyerek Prote’ye (bugün: Kınalıada) gönderilmiştir. Burada bir süre hasta olarak kalan Diogenes yaralarının etkisiyle kısa süre sonra vefat etmiş, eşi Eudokia’nın yeni imparator olan oğlundan izin alarak yaptığı cenaze töreni ile defnedilmiştir. Bu şekilde imparatorluğun bekasını düşünen bu imparatorun sonu gelmiştir.

Batuhan TAŞKIN: Hem vermiş olduğunuz bilgiler hem de röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için tekrar teşekkür eder ve başarılarınızın daimi olmasını temenni ederim.

Comment here