Kitap İncelemesiOrtaçağ

Mustafa Alican, Doğu’nun ve Batı’nın Büyük Sultanı Alparslan, Timaş, İstanbul 2019.

Bu makaleyi 6 dakikada okuyabilirsiniz

 

Hazırlayan: Musa Yılmaz

Tarihimizde sayısız lider ve onların büyük zaferleri vardır. Fakat liderlerin incelenmesi genelde ilmi olarak yapılmaktadır. Tarih ilmi ise burada önemli bir röle sahiptir. Fakat ilmi olarak üretilen eserler herkese hitap etmez ve sadece belli bir kitle tarafından istifade edilir. Bu nedenle toplumun tamamı faydalanamaz. Bu boşluğu ise popüler tarihçilik doldurmaktadır. Popüler tarihçilik ise bu boşluğu temiz doğru bir şekilde doldurmaz ve çoğu zaman hakikati tahrif eder. Bu ise toplumun doğru bilginin yerine yanlış veya yanıltılmış bilgilerle zehirlenmesine neden olur. Merhum Halil İnalcık’ın ifadesiyle “Bilim adamları nazlıdır ama kenara çekilirlerse, bilim madrabazların eline kalır.” Bu kendi tarihimizi ve kahramanlarımızı doğru bir şekilde anlamamıza engel olur. Sultan Alparslan ise bu kahramanların en büyüklerinden ve ideallerinin doğru bir biçimde anlaşılması ve genç dimağlara da aktarılması gerekir. İşte Mustafa Alican’ın Doğu’nun ve Batı’nın Büyük Sultanı Alparslan eseri ise bu idealle ortaya çıkmış bir eserdir. Burada yapacağımız ise eserin bölümlerini açıklamak olmayacak, eserin yapısını incelemeye çalışacağız.

Eserin yapısına baktığımızda dikkatimizi çeken ilk husus üslubu olmuştur. Yazar hedef kitlesini gençler olarak kabul ettiğinden dolayı rahat bir üslup tercih etmiş ve akademik tarihin problemleriyle ilgilenmemiş ve tartışmalara girmemeyi tercih etmiştir. Bununla beraber bazı yerlerde bilgi merkezli bir anlatı içine girerek okuyucunun bilgi açlığını da ihmal etmiyor. Fakat tüm bunları yaparken hedef kitlesinin dikkatini muhafaza etmek için akıcı bir dil kullanmayı tercih etmekte ve romansı havayı da korumaya çalışır. Bunu yaparken bazen romantizme kaçan tarafları da vardır. Böylece okuyucu bir taraftan doğru bilgiye ulaşırken bir taraftan da zevkli bir roman okuyormuşçasına bir keyif alır.

Mustafa Alican önsözünde bahsettiği gibi “Doğu’nun ve Batı’nın Büyük Sultanı Alparslan ismini verdiğimiz bu kitap, akademik bir altyapıya yaslanan ve Selçuklu Sultanı Alparslan’ın insani taraflarını öne çıkarma gayreti içinde olan bir metin olarak tasarlandı” (s.9) Bu ibare bizim nazarımızda önemlidir; Tarihteki olaylar, kişiler ve toplumlar bir tarihçi için çoğu zaman bir nesne haline gelir. Bu da hem okuyucu için hem de tarihçi için bazı şeylerin gözden kaçmasına neden olur. Bunlar arasında en önemlisi ise tarihteki kişinin bir insan olduğu ve onun tarihin bir nesnesi olmadığıdır. Bu eserde ise Sultan Alparslan’ın farklı şartlar içinde dahi olsa bizler gibi duyguları olan, düşünceleri olan ve bazen anlam veremediği hadiselere şahit olan biri olduğu sıklıkla görülmektedir. Bunu yapmak için yazarın en sık kullandığı yöntem ise Sultan Alparslan’ın gözünden dünyayı okuyucuya yansıtmaktır. Böylece çocuk olan Alparslan ile belli bir olgunluğa gelen Alparslan’ın dünya algısını ne şekilde değiştiğini okuyucu rahat bir biçimde takip edebilmektedir. Yazarın kullandığı bir diğer yol ise niyet okumaları ve ruhsal betimlemelerdir; Alican, Sultan Alparslan’ın savaşlardan önce ne hissettiği, ilk zaferinden sonra gelen kendini kanıtlamış olmanın hissi vb. ayrıntılarla insan olan Alparslan’ın iç dünyasına bir yolculuk imkânı sunmaktadır. Aynı zamanda Alparslan’ın çevresindekilerinde nasıl hissettiği de okuyucuya yansıtılmaktadır. Fakat bunu yaparken bazı yerlerde fazlasıyla romantik bir tavır sergilemiş ve ister istemez Selçukluların karşısındakileri öteki haline getirmiştir.

Eserin bir başka niteliği ise genç okuyucuyu çeşitli eserlere doğru yönlendirmesidir. Bunu iki şekilde yapar. İlk olarak metnin içinde atıflarda bulunur. İlgili kaynakta geçen bilgiyi aktarır ve bu bilgininin kim tarafından bize aktarıldığını belirtmektedir. Böylece okuyucu daha fazla bilgi için ilgili esere gitmesi sağlanmaktadır. Yazarın bir diğer yöntemi ise eserin sonunda seçilmiş kaynakça bölümü ile Selçuklu tarihçiliğinin klasikleşmiş eserleri okuyucunun merak ve ilgisine sunulmaktadır. Böylece yazar bu yolda ilerlemek isteyenlere için bir nevi harita vermektedir.

Türkiye’de popüler tarihçiliğin durumuna baktığımızda bu eser, hem genel okuyucu kitlesine doğru bilgiyi aktarması açısından hem de akademik dünyaya bir insan ve birey olarak Sultan Alparslan’ı tanıtması bakımından önemlidir. Ülkemizde popüler tarihçiliğin akademik ahlaktan ödün vermeden yapılabileceğine göstermesi bakımından örnek teşkil etmektedir.

Comment here