Ortaçağ

Mısır Valiliğinden Önce Ahmed Bin Tolun

Bu makaleyi 10 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Furkan Uzel

Tolunoğulları, Abbasîlere ismen bağlı fakat onların bağrından kopmuş bir Türk hanedanlığıdır. Bu yüzden Tolunoğullarının tam bağımsız olduklarını söyleyemeyiz. Bu hanedanlığın tebaasında Türklerin ağırlıkta olduğunu söyleyemesek de, idare Türklerin elindedir. Ayrıca Tolunoğullarına “bilinen ilk Müslüman Türk hanedanlığı” vasfını vermekte sakınca yoktur. Bu hanedanlığın kurucusu Ahmed bin Tolun’dur. Bu yazıda Ahmed bin Tolun’un Mısır valiliğine gelmeden, yani Tolunoğullarının tohumları atılmadan önceki hayatını anlatacağım.

Ahmed’in babası Tolun Dokuz Oğuz’a mensup Buhârâ asıllı bir Türk’tür [1]. Tolun isminin Türkçedeki dolun, yani dolunaydan geldiği söylenir [2]. Araplar ona “Tulun’üt-Türkî” demişlerdir [3]. Tolun, 815-816’da Buhârâ’dan Sâmânî valisi Nuh b. Esed tarafından Halife Me’mun’a hediye olarak gönderilmişti. Abbasîlerin himâyesine girdikten sonra askerî görevlerde yükselerek Bağdat’taki Türk beyleri arasına katılmıştı [4].

Tolun’un oğlu Ahmed ise 835 yılında Bağdat’ta doğmuştur [5]. Ahmed, Bağdat’ta doğmuş olmasına rağmen çocukluğu Türklerin yoğun olduğu ve başşehir olan Sâmerrâ’da geçmiştir. Askerî terbiye almasının yanında sağlam bir hafızdı [6] ve Türk kumandanlarının destekleriyle hadis ile Hanefî fıkhı alanında eğitim görmüştü [7]. Bu bilgilerden Ahmed’in hem askerî hem de dinî olarak iyi eğitim aldığı anlaşılmaktadır.

Tolun 854 yılında hayata gözlerini yumdu. Bu sırada halifelik makamında bulunan el-Mütevekkil, Tolun’un komutanlık ve beylik görevini Ahmed’e verdi. Lâkin Ahmed, Türk asıllı Vezir Ubeydullah b. Yahya b. Hakan’ın yardımıyla Bizans’a karşı yapılan gazaların merkezi olan Tarsus’a gitti. Burada sadece askerî tecrübesini geliştirmekle kalmadı, farklı ülkelerden gelen âlimlerin ilim meclislerine katılarak dinî ilimlerde onlardan faydalandı [8].

Ahmed bin Tolun tarafından inşa ettirilen İbn Tolun Camii

Tarsus’tan Sâmerrâ’ya dönüş tarihine dair herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır. Fakat 862 yılında dönmüş olmasının muhtemel olduğuna işaret edenler vardır [9]. Ahmed, Sâmerrâ’ya geldikten sonra o sıralar halife olan Müstain’in güvenini kazanmıştı [10]. Hatta bir seferinde Müstain’e Bizans’tan gelen hediye ve halifenin hizmetçilerinin bulunduğu kafilenin eşkıya saldırısına uğradığı, kafilede bulunan Ahmed’in bu saldırıyı bertaraf ettiği anlatılır. Müstain, Ahmed’e Meyyâs adında bir de cariye hediye etmişti. Bu cariyeden, Ahmed’den sonra Tolunoğullarının başına geçecek olan oğlu Humâraveyh doğmuştur [12]. Müstain’in tahttan indirildikten sonra sürgüne giderken yanına koruyucu olarak Ahmed bin Tolun’u seçmiştir [12]. Müstain’in bu hareketi, Ahmed’e güvenmesinin bir neticesidir.

Halife Mu’tez’in annesi Kabiha’nın teşviki ile Bağdat’taki Türk beylerinin Müstain’i öldürdüğü takdirde Ahmed’e Vâsıt valiliğinin verileceğini vaat ettikleri, Ahmed ise cevaben “Allah kendisine biat ettiğim halifeyi öldürmeyi bana nasip etmesin” dediği söylenir [13]. Bir başka rivayete göre, Mu’tez, Müstain’i öldürmesi için Ahmed’e mektup yazmış, Ahmed ise bu teklifi reddetmiştir [14]. Rivayetlerin ortak neticesine bakarsak Ahmed’in bu teklifi reddettiğinde müttefiklik söz konusudur. Mu’tez’in veya annesinin Ahmed bin Tolun’dan Müstain’i öldürmesini istemesinin altında muhalif tasfiyesi isteği yattığı söylenebilir. Ancak Hacib Said b. Salih adında bir zât, Ahmed bin Tolun’dan Müstain’i teslim alıp ölünceye kadar dövmüştür. Müstain’in defin işleriyle ise Ahmed bin Tolun uğraşmıştır [15].

Abbasîlerde birçok halifenin döneminde olduğu gibi Halife Mu’tez devrinde de Türk unsuru baskındı. Hatta o zamanlardaki Türk nüfuzuna dair İbnü’t-Tıktaka’da şöyle bir rivayet vardır: Mu’tez halife olunca, müneccimlere onun ne kadar tahtta kalacağı sorulmuş. O sırada mecliste bulunan nüktedan bir adam “Ben onun ömrünün, hilâfetinin ne kadar olacağını müneccimlerden daha iyi biliyorum” demiş. Oradakiler, adama halifenin ne kadar tahtta kalacağını sorunca, o da şöyle cevap vermiş: “Türkler ne kadar isterlerse.” Bu cevaptan sonra mecliste gülmeyen kalmamış [16]. Bu rivayette vurgulanmak istenen, Abbasîlerde Türklerin ne denli nüfûz sahibi olduklarıdır.

Ahmed’in annesi Tolun öldükten sonra Bayık Bey ile evlenmişti. Bu evliliğin gerçekleşmesinden mütevellit Bayık Bey, Ahmed’in üvey babası konumundaydı. Bayık Bey, Halife Mu’tez zamanında devlet idaresinde büyük bir nüfûz kurmuştu. Halife Mu’tez, onu tehlike olarak addettiği için merkezden uzaklaştırmak gâyesiyle onu Mısır’a vali tayin etti. Fakat Mısır’a gitmeye gönlü olmayan Bayık Bey, Mısır’a gitmek yerine nâibi olarak Ahmed’i oraya gönderdi. Ahmed, Bayık Bey’in nâibi olarak 15 Eylül 868’de Mısır’ın idare merkezi Fustât’a varmıştı [17]. Böylece Mısır’da Ahmed bin Tolun devri başlamış oluyordu.

 

 

Dipnotlar:

[1] Ahmet Turan Yüksel, “Müslüman Türk Devletleri”, İslâm Tarihi, Cilt: 2, Editör: Ahmet Önkal, Hikmetevi Yayınları, İstanbul 2019, Sayfa 143.

[2] Erdoğan Merçil, Müslüman-Türk Devletleri Tarihi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1997, Sayfa 4.

[3] Yılmaz Öztuna, Devletler ve Hanedanlar, Cilt: 1, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1996, Sayfa 320.

[4] İbn Kesîr, Büyük İslâm Tarihi (El Bidâye ve’n-Nihâye), Cilt: 11, Çeviren: Mehmet Keskin, Çağrı Yayınları, İstanbul 1994, Sayfa 93; Kâzım Yaşar Kopraman, “Tolunoğulları”, Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi, Cilt: 6, Çağ Yayınları, İstanbul 1992, Sayfa 57.

[5] Ahmet Turan Yüksel, “Müslüman Türk Devletleri”, İslâm Tarihi, Cilt: 2, Editör: Ahmet Önkal, Hikmetevi Yayınları, İstanbul 2019, Sayfa 144.

[6] İbn Kesîr, Büyük İslâm Tarihi (El Bidâye ve’n-Nihâye), Cilt: 11, Çeviren: Mehmet Keskin, Çağrı Yayınları, İstanbul 1994, Sayfa 95.

[7] Hakkı Dursun Yıldız, “Ahmed b. Tolun”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, Cilt: 2, İstanbul 1989, Sayfa 141.

[8] Hakkı Dursun Yıldız, “Ahmed b. Tolun”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, Cilt: 2, İstanbul 1989, Sayfa 141; Ahmet Turan Yüksel, “Müslüman Türk Devletleri”, İslâm Tarihi, Cilt: 2, Editör: Ahmet Önkal, Hikmetevi Yayınları, İstanbul 2019, Sayfa 144; Kâzım Yaşar Kopraman, “Tolunoğulları”, Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi, Cilt: 6, Çağ Yayınları, İstanbul 1992, Sayfa 57.

[9] Hakkı Dursun Yıldız, “Ahmed b. Tolun”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, Cilt: 2, İstanbul 1989, Sayfa 141; Ahmet Turan Yüksel, “Müslüman Türk Devletleri”, İslâm Tarihi, Cilt: 2, Editör: Ahmet Önkal, Hikmetevi Yayınları, İstanbul 2019, Sayfa 144.

[10] Hakkı Dursun Yıldız, “Ahmed b. Tolun”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, Cilt: 2, İstanbul 1989, Sayfa 141.

[11] Kâzım Yaşar Kopraman, “Tolunoğulları”, Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi, Cilt: 6, Çağ Yayınları, İstanbul 1992, Sayfa 58.

[12] Carl Brockelmann, İslam Ulusları ve Devletleri Tarihi, Çeviren: Neşet Çağatay, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 2018, Sayfa 113.

[13] Kâzım Yaşar Kopraman, “Tolunoğulları”, Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi, Cilt: 6, Çağ Yayınları, İstanbul 1992, Sayfa 58.

[14] El-Kalkaşendî, Halifelik Kurumu ve Tarihi, Çeviren: Ramazan Şeşen, Yeditepe Yayınevi, İstanbul 2019, Sayfa 130; Celâleddîn Suyûtî, Halifeler Tarihi, Çeviren: Onur Özatağ, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2015, Sayfa 371.

[15] El-Kalkaşendî, Halifelik Kurumu ve Tarihi, Çeviren: Ramazan Şeşen, Yeditepe Yayınevi, İstanbul 2019, Sayfa 130.

[16] İbnü’t-Tıktaka, El-Fahrî, Çeviren: Ramazan Şeşen, Bilge Kültür Sanat, İstanbul 2016, Sayfa 179.

[17] Ali Öngül, İlk Müslüman Türk Devletleri, Çamlıca Basım Yayın, İstanbul 2018, Sayfa 24-25.

 

Comment here