AvrupaÇeviriOrtaçağ

Bizans İmparatorluğu

Bu makaleyi 12 dakikada okuyabilirsiniz

 

Çeviren: Malik Aktay

Bizans İmparatorluğu’nun kökleri 330 yılına uzanan muazzam ve güçlü bir medeniyeti vardı. Roma İmparatoru I. Constantine, Antik Yunan Kolonisi Bizans üzerine Yeni Roma kurmaya karar verdi. Batı Roma İmparatorluğu M.S 476’da Cermen kabileleri üzerinde ezildiğinde, doğu yarısı 1000 yıl daha yaşam mücadelesini sürdürdü. Asya ile Avrupa’daki bir tampon bölge olmasının da verdiği artı ile zengin sanat geleneği ve edebiyatı oluşturuldu. XI. Constantine’nin saltanatı sırasında Osmanlı’nın Bizans’ı tarihin derinliklerine gömmesine rağmen Bizans’ın etkileri günümüzde dahi hissedilmektedir.

Çeviri

Byzantium 

Byzantine terimi Byzantium’dan gelir, Antik Yunan kolonisi olan kent Byzas isimli bir adam tarafından kuruldu. Boğazın Avrupa tarafında bulunmaktadır. (Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan boğaz) Bizans kentinin hedefi zaten transit geçiş bölgesine hizmet etmekti ve ticaret noktasından kazanç sağlamak için muazzam bir noktaydı. 330’da Roma İmparatoru I. Constantine Yeni Roma olarak Bizans’ı seçti ve şehre Konstantinopolis adını verdi. 5 yıl önce ise İznik Konsili’nde Constantine eski bir Yahudi mezhebi olan Hristiyanlığı Roma’nın resmi dini yaptı. Konstantinopolis vatandaşları ve Doğu Roma İmparatorluğu’nun geri kalanı kendilerini güçlü bir şekilde Romalı ve Hristiyan olarak görüyorlardı. Şunu da belirtmek gerekir ki bir çoğu Latince değil Yunanca konuşuyordu. 

Bunu biliyor muydun? Bizans İmparatorluğu neredeyse Eski Çağ’dan Yeni Çağ’ın başlarına kadar durmaksızın devam eden tek devletti. 

Constantine Roma’yı birleştirip uzun bir süre hükmetmesine rağmen, bu birlik onun ölümünden sonra hayali olduğunu kanıtladı. İmparator I Valentinian tekrar imparatorluğu doğu batı olarak ayırdı. Kendini batı da gücün merkezine koydu ayrıca erkek kardeşi Valens’i ise doğuda imparatorluğunu yönetti. Bu ayrılma aslında 2 bölgenin kaderiydi ve gelecek yüzyıllarda etkisini gösterecekti. Batı’da ise Cerman kavimlerinden Vizigotlar gibi istilalarına sürekli devam ettiler ta ki Roma İmparatorluğu’nun İtalya’daki son parçalarına varıncaya kadar. 476’da ise barbar Odoacer son Roma İmparatoru Romulus Agustus’u tahtından yolladı. Roma düşmüştü… 

Bizans İmparatorluğu’nun Yükselmesi 

Roma’nın doğu yarısında ise coğrafi teşekkülüne ithafen dış saldırılara karşı daha az saldırı aldı. Konstantinopolis boğazın üzerinde yer alırken, başkentin savunmasını alt etmek çok zordu ve buna ek olarak Avrupa ile sınırı Doğu Roma İmparatorluğu’nun çok azdı. Ayrıca yönetici merkezli ve iç politikanın dengeli olması, erken ortaçağ devletlerine oranla da zengin olmasıyla kendini ön plana çıkartmıştır. Şunu da belirtmek gerekir ki Bizans İmparatorlarının ekonomik kaynakları kullanmasındaki erişim ve insan gücünü gayet iyi bir şekilde toplamaları sayesinde başarılı bir şekilde dış saldırılarla ilgilenildi. 

Doğu Roma İmparatorluğu 

Bu avantajların bir sonucu olarak Doğu Roma İmparatorluğu ya da genel olarak bilinen Bizans İmparatorluğu veyahut Bizans, Roma’nın düşüşünden sonra -Şehirlerin Kraliçesi- yüzyıllar boyunca ayakta kaldı. Bizans, Roma yasaları ile ve Roma siyasi kurumları ile yönetildi. Ayrıca resmi dili Latince olmasına rağmen geniş ölçüde Yunanca konuşuluyordu, öğrenciler ise Yunan tarihi, edebiyatı ve kültürü ile öğrenim görüyordu. Dini olarak ise 451’deki Kadıköy Konsili’nde resmi olarak Hristiyan Dünyası ayrı patrikler halinde bölündü, bunların içinde Roma, (Patrik ileride kendine Papa diyecekti) İskenderiyye, Antakya ve Kudüs vardı. Hatta şunu da belirtmek gerekir ki İslam İmparatorluğu yedinci yüzyılda Antakya, İskenderiye ve Kudüs’ü almasına rağmen Bizans İmparatoru Doğu Hristiyanları’nın manevi lideri olarak kaldı. 

I. Justinian 

Justinian, 527’de gücü ele geçirdi ve 565’deki ölümüne dek bunu elinde tuttu. Bizans İmparatorluğu’nun ilk büyük yöneticisiydi. Onun saltanatı boyunca, Akdeniz tekrar Bizans’ın elinde oldu ve Batı Roma’nın bir kısmını Kuzey Afrika’da dahil ele geçirdi. İmparatorluğun büyük anıtları Justinian’ın emri altında inşa edilecekti, bunların içerisinde muhteşem kubbeli Church of Holy Wisdom ya da diğer adıyla Hagia Sophia da vardı. Justinian ayrıca Roma Hukuku’nu reforme edip sistemleştirdi ve  modern devlet konseptinin şekillenmesine yardımcı olacaktı. Justinian’ın ölümüyle birlikte, Bizans İmparatorluğu Avrupa’nın en güçlü devleti konumuna yükselmişti. Fakat savaşlardan kalan ve katlanarak ilerleyen korkunç borçlar devlete ciddi bir yük gibi binmişti, Justinian’ın ardılları halka ağır vergiler yükledi ve Bizans halkı bu ağır vergiler yüzünden ezilmeye başladı. Ek olarak İmparatorluk ordusu ciddi biçimde küçülmüştü ve Justinian döneminde fethedilen bölgelerle mücadele etmekte zorluk yaşıyordu. 7’nci ve 8’inci yüzyıllarda Slavlardan ve Perslerden gelen saldırılar, iç politikaların dengesizliği ve ekonomik gerileme muazzam imparatorluğu tehdit ediyordu. 622’de Mekke’de ortaya çıkan ve Hz.Muhammed tarafından kurulan İslam Devleti yeni ve çok daha ciddi bir tehdit konumuna yükselmişti. Müslüman orduları Bizans İmparatorluğu toprağı olan Suriye’ye bir fırtına gibi girmeye başlamıştı. Yüzyılın sonunda Bizans Suriye’yi, Kutsal Toprakları, Mısır’ı, ileride de Kuzey Afrika’yı İslam gücüne karşı kaybedecekti. 

İkonoklazm 

8’inci ve erken 9’uncu yüzyıllar boyunca Bizans İmparatorları (730 yılında III. Leo ile başlayan) ikonların kutsallıklarını inkar eden bir harekete öncülük ettiler, bunlara tapmanın yasaklanmasını izleyen günler başlıyordu. (Literatürde resimlerin yok edilmesi) Bu hareket çeşitli yöneticilerin nezdinde giderek azaldı fakat 843’a kadar kesin olarak sona ermedi. Ta ki III. Michael’in çeşitli dini görüntülerin lehine bir kilise konsilinde karar vermesine kadar. 

Bizans Sanatı 

Geç 10’uncu yüzyıl ve erken 11’inci yüzyıl boyunca, III. Michael’in ardılı Basil tarafından kurulan Makedonya Hanedanlığı devrinde, Bizans altın çağını yaşadı. Ayrıca Bizans çok az bölgeye egemen olmasına rağmen Justinian devrinden daha fazla uluslararası prestije, ticarete ve zenginliğe sahipti. Bu güçlü imparatorluk Bizans mozaikleri ve sanatı gibi, özellikle kiliseleri restore etmesi, sarayları ve kültürel kurumlara ek olarak Antik Yunan tarihine ve kültürüne daha çok sahip çıkmaya, benimsemeye başlamıştı. Yunanca zaten Heraclius devrine resmi devlet dili haline gelmişti. Manastır kültürünün merkezi olarak Kuzeydoğu Yunanistan’ında Athos Dağı’nda gelişmeye başlaması, rahiplerin her gün, pek çok kurumu yönetmeye başlaması (yetimhaneler, okullar, hastaneler) gibi ayrıca Bizans Misyonerleri’nin Doğu Balkanlar’da (Bulgaristan ve Sırbistan dahil) Slav halkları ve özellikle Rusları Hristiyan inancına dönüştürmesi büyük başarıydı ve günümüzde de etkilerini görebileceğimiz bir dini ortam oluşturuyordu. 

Haçlı Seferleri 

11’nci yüzyılın sonunda bilinen dünyada Avrupa’daki Hristiyanlar 1095’den 1291’e kadar sürecek olan dönemde Haçlı Seferlerini başlattılar. Orta Asya’dan Anadolu’ya gelen Selçuklu Türkleri, Bizans başkentini tehdit etmekteydi, İmparator I. Alexius Türklerle başa çıkamayınca (Ki ileride Myriokephalon muharebesi ile etkisini gösterecek) yüzünü yardım için batıya döndü. Papa II. Urban Fransa’nın Clermont kentinde kutsal savaşı beyan etti ve Birinci Haçlı Seferi’nin tohumları atıldı ve filizlenmesi için kısa bir bekleyiş gerekti. Fransa’dan, Almanya’dan ve İtalya’dan ordular Bizans’a doğru akın akın gelirken, Alexius Haçlı liderlerine sadakat yemini ettirmeye çalıştı. Türkler’den geri kazanılan topraklarla imparatorluğunu tekrar geri kazanmak umuduyla. İznik kentinin Bizans ve Haçlı Ordularıyla Türkler’den geri alınmasıyla Alexius ve ordusu geri döndü (Bu bilenmelerin ileride 4.ncü Haçlı Seferi ile etkilerini göreceğiz), fakat bunu Haçlılar ihanet olarak algıladı. Sonraki Haçlı Seferleri sırasındaysa Bizans’a karşı düşmanlık devam etti ve 1204’de ise Konstantinopolis’in yağması ve fethedilmesiyle bunun sonuçları ortaya çıktı. Latin devleti Konstantinopolis’te titrek bir zeminde kurulmuştu, bununla birlikte halkın açık bir şekilde Katolik Latinlere düşmanlığı ve devletin maddi gelirinin fazla olmamasıyla zaten kötü bir durumda olan Latin Hükümdarlığı daha da zor bir duruma girmişti. Birçok mülteci ise Konstantinopolis’den 1261’de tekrar başkenti alacak olan sürgün devlet diyebileceğimiz Nicaea’daki Bizans Devleti’ne kaçmıştır. 

Konstantinopolis’in düşüşü 

Paleologos İmparatorları yönetimi boyunca, 1261’de VIII. Michael’in başlangıcıyla bir zamanların muazzam olan devleti, ekonomisi, insan gücü sekteye uğramıştı ve asla eski gücüne ve şanına kavuşamayacaktı. 1369’da V. İoannis Türklerin tehditlerine karşı koymak için Batı’ya yardım istemeye gitti, fakat Venedik’te borçlu olduğu ve ödeyemediği için tutuklandı. 4 yıl sonraysa Bizans, Bulgarlar ve Sırp Prensliği güçlü Türklerin vassalı konumuna düşmüştü. Vassal bir devlet olarak, Bizans sultana haraç ödüyordu ve sultana askeri milis kuvvetleri sağlıyordu. İoannis’in halefleri, ara sıra Osmanlı baskılarından biraz nefes almaya imkanı olsa da 1421’de II. Murad’ın yükselmesiyle son soluklanmasını yaşamıştı. Murad Bizanslılar’ın bütün ayrıcalıklarını yok etmişti ve Konstantinopolis kuşatmasına hazırlıkları başlatıyordu. II. Mehmet ise bu süreci daha süratle ve kesin bir şekilde bitirmek istedi. 29 Mayıs 1453’de Osmanlı ordularının Konstantinopolis’e girmesinden sonra Fatih’in muazzam ve gösterişli ordusu Aya Sofya’ya girecek ve yapıyı camiye çevirecekti. Bizans İmparatorluğu’nun çöküşü, muazzam bir çağı kapadı, İmparator XI. Constantine son kuşatmada öldü ve Bizans İmparatorluğu çökmüştü. Fakat görünürde yeni bir imparatorluk gözüküyordu: Osmanlı İmparatorluğu. 

Bizans İmparatorluğu’nun Mirası 

Osmanlı’nın 1453’deki fethine giden yolda, Bizans kültürü, sanatı, edebiyatı mimarisi ve teolojisi sendelese bile Bizans kültürü Batı entellektüel geleneğini büyük bir şekilde İtalyan Rönesansın Yunan Pagan çevirmenleri ve Hristiyan yazarlarıyla etkilemeye devam etti. (Bu süreç 1453’den sonra devam etmiştir birçok akademisyen ve bilgin Konstantinopolis’den İtalya’ya kaçmıştır). Bizans’ın yok olmasından sonra Doğu Ortodoks Mezhebi Rusya, Romanya, Sırbistan, Bulgaristan, Yunanistan gibi ülkeleri hem kültürü hem medeniyeti ile etkilemeye devam etti. 

Çeviri metin; https://www.history.com/topics/ancient-middle-east/byzantine-empire 

Website ismi; History 

Yayınlama tarihi 24 Ağustos 2010 

Comments (3)

  1. Bizansın çöküşünü hızlandıran etkenlerden biri de metinde de geçen ortaçağ din partizanlığıdir. Dolayısıyla katolikler ve protestanlar arasındaki rekabet ve avrupada yaşanan siyasi krizler bizans imparatorluğunun binevi unutulmasına yol açmış oldu.4.Haçlı Seferinde bu tohum atıldıktan sonra da Osmanlının belirli aralıklarla Istanbulu kuşatıp sonunda da galip geleceği aşikârdı aslında.
    Kültürel miras bırakma açısından son roma medeniyeti ,ilk roma imparatorluğu , cumhuriyeti ve de krallıklarından esinlenmiş hatırı sayılır kudretli bir imparatorluktu.(Her ne kadar mimari sanat vb unsurlarda cağın gerektirdiklerine uyum sağlasa da kendine has bir medeniyetti.) Özellikle Ayasofyanin eşsiz mimarisi günümüze kadar gelebilmiş bir sanat yapıtı.Yanıbaşına inşa edilen yerebatan sarnıcı da bu medeniyetten kalan önemli yapıtlara örnek teşkil eder.Gönül isterdi ki daha çok mimari miras kalsın. Osmanlı Imparatorlugu döneminde, zamanında Fatih mevkiisinde yani imparatorluğun merkezi konumundaki yerde açığa çıkarılması gereken ama üstüne yerleşim alanları kurulan ve saray yapılan bu sebepten dolayi da gün yüzüne çıkarılması bir hayli zor olan Bizans hipodromu da vardı.Eğer günümüze kalabilseydi güzel olurdu diyebileceğimiz yapılardan biriydi.
    Umarım bu medeniyetten kalan eserlerin daha fazlası geleceğe de taşınır.

  2. Gercekten mukemmel olmus. Tebrikler Malik Atay

  3. Gardaşım ağzından bal damlıyor

Comment here