ÇeviriListe

Bizans İmparatorluğu Hakkında Bilmediğin 10 Şey

Bu makaleyi 12 dakikada okuyabilirsiniz

Çeviren: Malik Aktay

 

EVAN ANDREWS 

Bizans İmparatorluğu Hakkında Bilmediğin 10 Şey 

1. Düşüşüne Kadar Bizans İmparatorluğu Olarak Adlandırılmıyordu

‘Bizans İmparatorluğu’ terimi 18’inci ve 19’uncu yüzyıl boyunca yaygın kullanımdan gelmiştir, ama Antik İmparatorluklara göre tamamen yabancıydı bu terim. Onlar için Bizans Roma İmparatorluğu’nun devamıydı, sadece gücün merkezi Roma’dan yeni başkent Konstantinopolis’e geçmiş olmasıydı. Uzun bir süre Yunanca konuşulması ve Hristiyan olmalarına rağmen Bizanslılar kendilerine Romalı demişlerdir, ayrıca Roma yasasına, kültürüne ve oyunlarına bağlı kaldılar. Bizans daha sonra kendine Yunan kimliği her ne kadar kazandırsa da Roma köklerini yıkılışına kadar yaşattı. Hatta Türk lider ve komutan Fatih Sultan Mehmet Konstantinopolis’i aldıktan sonra kendisine Roma’nın Caesar’ı ünvanını aldı.

2. Konstantinopolis İmparatorluk Başkentine Hizmet Etmek Amacıyla İnşa Edildi

İmparatorluğun kökleri 324 yılına tarihleniyor, İmparator Konstantin Roma’nın çürüyen şehrini terk edip maiyeti ve halkı ile Bizans’a geçti, stratejik bölge olan boğazın üzerinde bir liman şehri Avrupa ile Asya’yı ayıran bölgeydi. Sadece 6 yıl içinde, Konstantin uyuyan Yunan kolonisini forumlarla, kamu yapılarıyla, üniversitelerle ve savunma surlarıyla metropolis bir başkente çevirdi. Hatta Konstantin Antik Roma anıtlarını ve heykellerini bile dünya başkenti statüsünü sağlamlaştırmak için çeşitli bölgelerden getirdi. Konstantin şehri 330’da Nova Roma yani Yeni Roma olarak açtı. Kurucusundan sonra Konstantinopolis olarak bilindi.

3. En Etkili İmparatorlar Alçakgönüllü Kökenlerden Geldi

Bizans, imparator olması mümkün görünmeyen 1. Justinian’ın saltanatı ile yükseldi, 482 civarında Balkanlar’da doğdu, Justinianus (çoban ve asker daha sonra imparator olacak amcası 1. Justin tarafından) yanına alınmadan önce bir köylü çocuğuydu. 527’de Justinian Justin’den başarılı olduğunu kanıtladı, Justinian saltanatı boyunca kötü Yunanca aksanı ile konuşuyordu. (Bu onun eyalet kökenli olduğunu gösterir) O doğal bir hükümdar olduğunu kanıtlamıştı. 40 yıl boyunca, kayıp Roma topraklarını tekrar ele geçirdi ve hırslı yapısıyla yeni inşaat projeleri başlattı, şimdi tarihin mimari başarılarından biri olan kubbeli Ayasofya’da bunlardan biriydi. Belki bunlardan en önemlisi Justinianus modern sarsılmaz hukuk ilminin özeti olan Justinianus’un sorumluluğunda toplanan Roma yasalarını Corpus Juris Civilis’e dönüştürmesiydi.

4. Araba Yarışları Severlerin İsyanı İmparatorluğu Altını Üstüne Getirdi

Modern sporlar gibi Bizans yarışlarını ölümüne seven bireyler vardı bugün de olduğu gibi. Bizans yarışlarında Maviler ve Yeşiller denen iki çift fanatik grup vardı. Bu grupların fanatikleri de (çoğunlukla şiddet içeren) kendi temsil ettikleri takımın renklerini giyiyorlardı. Bu holiganlar birbirlerine doğal olarak düşmanlardı ama 532’de vergilerin hoşnutsuzluğu ve liderlerinin idam edilmesi her iki grubu birlikte kanlı bir isyana teşvik etti. Bu isyan ise “Nika Ayaklanması” olarak tarihe geçti. Birkaç gün boyunca Maviler ve Yeşiller başkenti altını üstüne getirdiler hatta bir imparator taçlandırmayı bile denediler. İmparator neredeyse kaçacaktı ama eşi Theodora bundan vazgeçirdi ve onu tacı için asilce savaşması gerektiğine ikna etti. Theodora’nın sözleriyle desteklenen Justinianus kendi muhafızlarına isyancıların merkezi olan Hipodromun çıkışlarını kapatmasının emrini verdi. Ardından bir dizi paralı askerleri ile isyancıları gafil avladılar. Sonuç ise muazzam bir katliam oldu. Savaş sona erdiğinde tahmini 30.000 insan öldürüldü, bu neredeyse başkentin %10’u demekti.

5. Bizans İmparatorlarının ve Yöneticilerinin Rakiplerini Körleştirdikleri Biliniyordu

Bizans politikacıları sıklıkla rakiplerini öldürmek yerine korkunç şekilde fiziksel acı vermeyi tercih ediyorlardı. Tahtı gasp yolu ile ele geçiren veyahut alt edilen imparatorları birliklerine liderlik yapmasın diye kör ediliyordu. Ayrıca çocuklarına babalık yapmasını önlemek için hadım ediliyordu. Ayrıca diğer cezalarda vardı dilleri, burunları ve dudaklarının kesilmesi gibi. Sakatlamak sözde iktidara karşı gelenleri engellemesi içindi, Çirkin ve biçimsiz insanlar geleneksel olarak yasaklanmıştı imparatorluk kuralları gereği fakat her zaman evdeki hesap çarşıya uymadığı gibi bu da bazen işe yaramıyordu. Ünlü İmparator 2. Justinanus 695’de tahtından indirildiğinde burnu kesildi fakat sürgünden 10 yıl sonra geri döndü ve tahtı elde etti. Burnunu ise protez altın bir burun ile sakladığı biliniyor.

6. Bizans ordusu Napalm’ın Ortaçağ Versiyonunu Kullanıyordu.

Bizans askeri başarılarının çoğunu Yunan Ateşi denilen gizemli bir yangın çıkaran sıvı bir maddeye borçluydu. Bu ateş düşman gemilerini ve birliklerini yakmak için kullanılıyordu. Bu kusursuz ateşin tarifi tarihin karanlıklarında kayboldu. Petrol ve çam reçinesinden sülfüre kadar her şeyi içeren bir maddeydi. Tarihi kayıtlar bunu şöyle tarif etmektedir: “Bir bomba gibi fırlatılan yapışkan bir madde olarak göstermektedir. Su ile ve denizde bile söndürülemeyecek bir şekilde yanmaktadır” Yunan ateşi Bizans deniz güçleri ile birleştirilmiş şekilde dönemin en ünlü maddesiydi. Bizanslılar bu ateşi yıkıcı Arap ve Rus işgalcilerine 8. 9. ve 10. yüzyıllarda Konstaninopolis kuşatmalarında bu birlikleri püskürtmek için kullanıldı.

7. İmparatorluk Doğu Ortodoks Kilisesi Olarak Yükseldi

Bizans hemen hemen Hristiyan İmparatorluğu olarak kaldı. Ve yüzyıllar içerisinde Yunanca konuşan doğu kilisesi kendini ayinsel ve dini olarak Batı Latin Katolik kilisesinden farklı olarak geliştirdi. Dinsel ve teolojik gerginlik sonunda 1054 yılında infilak etti, Konstantinopolis Patriği ile Papa temsilcileri birbirlerini kararname ile aforoz ettiler. Bu ‘Büyük Ayrılık’ (Schisma) her iki tarafı farklı mezhep bölgesine ayırdı ve günümüzü şekillendiren coğrafi mezhep ayrılığının temelleri atıldı. Batıda Roma Katolik Kilisesi doğuda ise Bizans Ortodoks Kilisesi. Papa Paul VI ve Patrik Athenagoras I, 1960’da bir görüşme ile birbirlerinin aforozunu kaldırdı.

8. Haçlı Seferleri ile Yağmalanan Başkent

Bizans tarihinin belki de en kötü parçalarından biri erken 13. yüzyılda başlamaktadır. Hristiyan savaşçılar 4. Haçlı Seferi için Venedik’te toplanmıştı. Haçlılar sözde Kudüs’ü Müslüman Türklerden geri almak için yelken açacaklardı fakat nakit sıkıntısı ve Ortodoks Bizans ile birbirlerinden nefret etmelerinin de fitili çoktan ateşlenmişti, tahtı gasp edilmiş olan Bizans İmparatorunu gücü tekrar ele geçirmek için yardım etmek Haçlıların işine yaramıştı ve özellikle de Venedik Doçu’nun. Kudüs’e yelken açmak için sefer masraflarının anlaşması yapıldıktan sonra 1204’te Haçlılar Konstantinopol’de 3 gün süren inanılmaz bir yağmaya başladılar. Hatta bu yağmalarda azizlerin resimlerine saygısızlık yapmaları, rahibelere tecavüz etmeleri ve halkı katletmeleri, ayrıca Patriklik tahtına bir fahişeyi çıkartmaları zaten bunların genel amaçlarını belirler. Bu olaylardan sonra tabii ki Bizans İmparatorluğunun yerine Latin İmparatorluğu kuruldu ve pastanın çoğunu Venedik’in aldığını unutmamalıyız. Konstantinopolis tekrar 1261’de geri alındığında ise eski muhteşemliğine tekrar kavuşamadı.

9. Gelişen Teknoloji ile Yeni Silahların Çıkması Bizans İmparatorluğu’nun Sonunu Getirdi

 

Konstantinopolis’in kalın ve yüksek surları yüzyıllar boyunca birçok milleti körfez dışında tuttu, Gotlar, Persler, Ruslar, Araplar gibi. Ama askeri teknoloji değişmedikçe bunun başarılamaz olduğu görüldü. 1453 ilkbaharında çoktan Bizans sınırlarını kendi toprakları içine katmış olan Türkler, II Mehmed önderliğinde Macar mühendisin topları tasarlamasıyla başkenti kuşatmaya başlamışlardı. ocak ayının sonlarında Edirne’den yola çıkarılmış ve ancak iki ay sonra İstanbul önlerine getirilebilmiştir. Toplar, bazı tarihçilere göre 30 araba 140 öküzle çekilmiştir. Uzun haftalar bombalamadan sonra savunma kırıldı ve Osmanlı birlikleri şehri 29 Mayıs 1453’te kılıçlarının hakkı ile almışlardı. Öldürülenlerin arasında son imparator XI. Constantine de vardı ve son anları söylenenlere göre üstündeki erguvanî kıyafeti çıkarıp, bağırarak (şehir düştü, fakat ben yaşıyorum!) savaşa girip gözlerden kayboldu. Bir zamanların muazzam başkenti 1.100 yıldan daha fazla var olduktan sonra düşmüştü.

10. Bizanslılar Antik Dönem’den Kalan Çok Sayıda Eseri Muhafaza Ediyorlardı

Eğer Bizans olmasaydı, Platon, Homeros, Galen, Batlamyus gibi birçok yazar tarihin derinliklerinde kaybolabilirdi. Genellikle pagan düşmanı olarak bilinen Bizanslılar bu yazılara rağmen, pagan düşünceleri müstensihler tarafından kopya edilerek batıda kaybolmaya yüz tutmuş metinleri Bizans kütüphanelerinde bugüne kadar sakladılar. Tahmini bugüne kadar muhafaza edilen Yunan ve Roma düşünürlerinin 2/3’ü bugüne kadar hayatta kalmayı başarmıştır.

Çeviri metin; https://www.history.com/news/10-things-you-may-not-know-about-the-byzantine-empire 

Kaynaklar; The Fourth Crusade and the Sack of ConstantinopleMemoirs of the crusades Paperback– August 4, 2010 by Geoffroi de Villehardouin(Author), The Fourth Crusade: Event and Context 1st Edition by Michael J Angold(Author)Fourth Crusade 1202-04 (Campaign) First Edition Edition by David Nicolle1453: The Holy War for Constantinople and the Clash of Islam and the West Paperback– August 15, 2006 by Roger CrowleyConstantinople: The Last Great Siege, 1453 Kindle Edition by Roger Crowley﷟HYPERLINK “https://www.amazon.com/Constantinople-Last-Great-Siege-1453-ebook/dp/javascript:void(0)”(Author)https://libguides.ku.edu.tr/c.php?g=623293&p=4591441 

Comment here