Kitap İncelemesi

“Toplumsal Değerler Ve Türkiye Gerçeği” Kitap Tanıtımı

Bu makaleyi 15 dakikada okuyabilirsiniz

 

Hazırlayan: Rabia Sümeyye Karapınar

TOPLUMSAL DEĞİŞME KURAMLARI VE TÜRKİYE GERÇEĞİ

YAZAR: Prof. Dr. EMRE KONGAR

REMZİ KİTABEVİ

İSTANBUL- 2018, 21. BASKI,

463 SAYFA

1941’de İstanbul’da dünyaya gelen Kongar, 1963’te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden, 1966’da Michigan Üniversitesi’nden mezun oldu. 1968’de Hacettepe Üniversitesi’nde Sosyal Çalışma Yüksek Okulu’nu kurdu;1976’da Toplumsal Değişme Kuramları adlı teziyle Doçent, 1981’de Atatürk ve Devrim Kuramları adlı takdim teziyle profesör oldu.

1983’te askeri rejimin üniversite konusundaki uygulamalarını protesto etmek için istifa etti. 1983-1987 arasında Hürriyet Gazetesi’nde danışmanlık, 1987-1991 Kamuoyu Araştırma Şirketi’nde yöneticilik yaptı. 1992’de Kültür Bakanlığı Müsteşarı oldu. 1996’da üniversite hayatına geri döndü ve 2000’de emekli oldu. 2001’den beri Cumhuriyet Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapmaktadır.

Yazarın aldığı ödüller: 1996’da Federal Almanya Devleti tarafından ‘’Üstün Hizmet Madalyası Büyük Liyakat Haçı’’, İtalya Devleti ‘’Commandatore Madalyası’’, Polonya Devleti ‘’Commandor nişanı’’ ile ödüllendirildi. Türkiye’nin Toplumsal Yapısı adlı kitabı ile 1977 yılında ‘’Türk Dil Kurumu Bilim Ödülü “nü, Toplumsal Değişme Kuramları ve Türkiye Gerçeği adlı kitabı ile 1979 yılında ‘’Sedat Simavi Vakfı Sosyal Bilim Ödülü ”nü, 21. Yüzyılda Türkiye adlı kitabı ile 1998 ‘’Aydın Doğan Sosyal ve Beşeri Bilimler Ödülü ”nü kazandı. 1998 yılında Nokta Dergisi tarafından Sosyal Bilimler alanında “Doruktakiler” ödülüne layık görüldü. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından verilen “Yılın İletişimcisi” ödülünü Sosyal Bilimler alanında kazandı. 200 yılında “Kızlarıma Mektuplar” adlı kitabı ile Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin “Zirvedekiler 2001; En Beğenilen Kitap” ödülünü aldı.

Kitabın ilk sayfalarında yazarın kısa biyografisi, birinci, ikinci ve dördüncü baskılar için yazılan önsözler, yazarın çalışmayı yapmaktaki amacı, çalışmanın düzenlenişi, niteliği ve sınırlılıkları yazar tarafından neşredilmiştir. Yazar bu bölümlerde özeleştirisini oldukça güzel yapmış; dil ve terminoloji alanında bilgi vermiştir. Kitap 463 sayfadan ve yedi bölümden oluşmaktadır. Kitabın sonunda dil ve terminoloji sözlüğü, oldukça geniş ve kabarık kaynakça ve dizin bölümü yer almaktadır. Kitap ilk defa Bilgi Yayınları tarafından 1972 yılında basılmıştır. Bizim incelediğimiz 2018 tarihli 21. Baskısıdır.

“GİRİŞ” adı verilen birinci bölüm, birçok alt başlığa sahip olmakla birlikte diğer bölümlere hazırlık mahiyetinde yazılmıştır. Temel bir alan bilgisi, toplumsal değişmenin dinamiği, niteliği ve yönü, toplumsal bilimlerin konusu ve niteliği, ana kavram ve terimler, toplum modelleri ve toplumsal bilimlerde modeller, toplum tanımları bu bölümde oldukça güzel anlatılmıştır. Kitabın ilerleyen bölümlerinde işlenen mesele ve kuramların anlaşılabilmesi için bu giriş bölümünün çok iyi incelenmesi gerekir. Toplumsal bilimcilerin toplum yapılarını inceleyip ortaya attıkları çeşitli kuramlar yazar tarafından büyük, orta ve küçük boy kuramlar olarak kümelere ayrılmıştır. Ayrıca diğer bölümlerin şemalaştırılmış hali Giriş bölümünün son sayfalarında verilmiştir.

“BÜYÜK BOY KURAMLAR” ikinci bölümün adıdır. Büyük Boy Kuramcılar, toplumları incelerken başlangıçtan günümüze kadar tüm insanlık tarihini ele almışlardır. İnceledikleri bu tarihsel süreçlere göre kendi toplumsal değişme kuramlarını ortaya koymuşlardır.  Büyük Boy Kuramlar kendi aralarında Organizmacı, Evrimci ve Diyalektik Modeller olarak üçe ayrılırlar. Organizmacı Modeller uygarlık ve kültürleri canlı organizmalar gibi doğan, büyüyen ve ölen varlıklar olarak nitelendirirler. Bu grubun en önemli kuramları ve kuramcıları: İbni Haldun ve Asabiyyet, Nicoolai Danilevsky ve Tarihsel-Kültürel Varlıklar, Oswald Spengler ve Kültür Organizmaları, Arnold Toynbee ve Meydan Okuma. Evrimci Modeller insanlığın doğrusal bir çizgi üzerinde sürekli değiştiği ve geliştiği fikri üzerinde birleşirler. Bu grubun en önemli kuramları ve kuramcıları: Gordon Childe ve Kültürel Evrim, Hesbert Spencer ve Müdahalesiz Evrim, Auguste Comte ve Üç Hal Kanunu, Max Weber ve Karizma, Emile Durkheim ve İş Bölümü ile Farklılaşma, Ziya Gökalp ve Ulusal Kültür- Uygarlık, Üçlü Devrim Komitesi Bildirisi. Diyalektik Modeli benimseyenler için her şey her zaman değişir ve her şey zıddıyla var olur. Bu grubun önemli kuram ve kuramcıları: Pitirim Sorokin ve Kültür Üstsistemleri, Karl Marx ve Sınıf Çatışması.

“ORTA BOY KURAMLAR” adlı üçüncü bölüm kendi arasında Yapısal-Fonksiyonel ve Çatışma modelleri olarak ikiye ayrılır. Orta Boy Modeller genellikle toplum birimleri üzerinde odaklaşırlar ve bu kuramın amacı toplumların değişme kanunlarına erişmektir. Yapısal-Fonksiyonel yaklaşım ile ekolojik ve demografik değişimler, iç göçler, kentleşme, alt kültürler ve sapan davranışlar toplumsal tabakalaşma ve toplumsal hareketlilik gibi konuları incelerler. Her yapı fonksiyon sahibi olduğu için gelişir ilkesine göre kuramlarını belirlemişlerdir. Bu grubun en önemli kuramları ve kuramcıları: Talcott Parsons ve Toplumsal Farklılaşma, Robert Merton ve Anomie, Francesa Cancıan ve Fonksiyonel Sistem, William Ogburn ve Kültür Boşluğu, Mübeccel Kıray ve Tampon Kurumlar. Çatışma Modelleri, toplumun ahenkli ve bütünleşmiş bir varlık olduğu görüşünün antitezi olarak karşımıza çıkar. Bu modele göre, toplum birbiriyle çatışan birimlerden ve öğelerden oluşur. Herhangi bir şekilde ortaya çıkan çatışma topluma hayat verir. Bu grubun en önemli kuramları ve kuramcıları: Vilfredo Pareto ve Seçkinlerin Dolaşımı, Ralph Dahrendorf ve Çatışma Grupları.

KÜÇÜK BOY KURAMLAR” adı verilen dördüncü bölümdeki modeller genellikle birey ve gruplar üzerinde odaklaşırlar ve amaçları toplumsal değişmeye yol açan grupsal süreç ve kişilik değişmelerini saptamaktır. Bu kuramlar Grupsal Modeller ve Bireyci Modeller olarak ikiye ayrılır. Grupsal Modellerdeki grup kavramı, birbirleriyle temasta olan ve birbirlerinden etkilenen kişiler topluluğu olarak tanımlanır. Toplumun en küçük öğesi bireydir ve bireyler bir araya gelerek grupları, gruplar da bir araya gelerek toplumları oluşturur. Bu grubun en önemli temsilcisi: Moreno ve Sosyometri kuramıdır. Bireyci Modeller ise toplumsal değişmeyi en küçük düzeyde bireye indirgerler. Bu modellerin temel yaklaşımı toplumsal değişmenin bireyin temel kişilik niteliklerine bağlı olarak ortaya çıktığını savunurlar. Birey toplum içine girince çeşitli rollere sahip olur ve artık o bir aktördür. Birey toplum içinde sahip olacağı rollere aile faktörüyle hazırlanır. Bu grubun en önemli kuramları ve kuramcıları: Richard Lapiere ve Asosyal Değişme, Everet Hagen ve Yaratıcı Kişilik.

“MODERNLEŞME” adlı beşinci bölüm kitabın ana konularından birini oluşturur. Bu bölüm Modernleşme Modelleri, Haberleşme ve Değişme olarak iki gruba ayrılır. Modernleşme Batılı toplumsal bilimciler tarafından, bütün gelişmekte olan toplumların batı toplumlarına benzer aşamalardan geçecekleri anlayışından hareketle oluşturulmuş bir kavramdır. Yani bu modeller batı modelini evrensel boyuta taşırlar. Temelde modernleşmek Batılılaşmak demektir onlar için. Oysa modernleşme herhangi bir ideolojiden tarafsız olarak tanımlanmalıdır. Modern kelimesi içinde yaşanılan çağa ve günlere uygun demektir. Kentleşme, okur-yazarlık oranı, kitle haberleşmesine katılma ve empati bu grubun üzerine eğildiği ana kavramlardır. Bu modelin en önemli temsilcisi ve kuramı: Marion Levy ve Modernleşme. Toplumsal değişmenin itici güçlerinden biri de haberleşme meselesidir. Haberleşmenin içeriğini insan ilişkilerinin temeli sayan görüş haberleşme akışını bütün dinamik toplumsal gelişmeyi belirlediğini savunur. Bu görüşe göre bütün toplumsal süreçleri haberleşmenin yapısı, içeriği ve akışı ile çözümlemek mümkündür. Bu bölümde haberleşmenin öğeleri, işleyişi, haberleşme sistemleri, haberleşme sürecinin sorunları, etkili haberleşme mekanizmaları ve haberleşme önerileri okuyucuya en kaliteli biçimde sunulmuştur.

“BİR SENTEZE DOĞRU” adlı altıncı bölümde bu bölüme kadar anlatılan kuramların birbirleri ile olan ilişkileri, tarihsel etkileşim ve değişmenin yönü, toplumsal yapının nitelikleri, bütünlük, etkileşim ve sınıflar, toplumsal bilimler ve sınıflama çabaları, örgütsel yapı, Osmanlı-Türk toplumsal yapısının incelenmesi, değişmenin itici gücü ve yayılması, teknoloji-ideoloji ilişkisi ve kuramsal önermeler işlenmiştir.

“TÜRKİYE GERÇEĞİ” adı verilen yedinci ve son bölümde ise yazar sosyolog kimliği ile içinde yaşadığı toplumu objektif ve tarafsızlık ilkelerine uyarak incelemiştir. Türkiye’de toplumsal değişme çözümlemeleri, Osmanlı toplum yapısı ve Cumhuriyet Türkiye’sini nasıl etkilediği, teknoloji-ideoloji etkileşimi açısından Türkiye, cepheleşme ve sınıfsal gelişme, teknolojik bakımdan geri kalmış ülkeler doğru tanımlamalarla okuyucuya aktarılmıştır. Bin yıllar boyunca dünyaya hükmeden bir millet olan Türkler, parlak tarihlerine rağmen Osmanlı Devleti’nin batıdaki gelişmeleri yakalayamaması; siyasal, dinsel, ekonomik, toplumsal ve askeri konularda dünyanın gerisinde kalmasına sebep olmuştur. Kendi çağdaşlarının bu gelişmişliğini yakalama yolunda çeşitli yenileşme hareketlerine başlayınca aynı zamanda toplumsal olarak da değişmeye başlamıştır. Yenilikçi Osmanlı aydınları 1. Ve 2. Meşrutiyet hareketlerini başlatmış, bu yenilikçi çalışmalar Atatürk tarafından Cumhuriyet Türkiye’sinde tamamlanmış ve amacına ulaştırılmıştır. Bu bölümde toplumsal yapı devletçi-seçkinci ve gerici-liberal diye adlandırılan iki cepheyi tarihsel süreçte olaylar açısından incelemiştir. Çok partili hayata geçiş denemeleri, 27 Mayıs 1960 İhtilali, 1968 öğrenci olayları 12 Mart 1971 Muhtırası, 12 Eylül 1980 İhtilalini getiren iç savaş ve günümüze kadar gelen sosyal ve siyasal olaylar hep bu iki cephenin çerçevesi içerisinde gelişmiştir. Bizce yazar burada siyasal ve toplumsal bilimler açısından ne kadar donanımlı olduğunu ve ne kadar doğru tespitler yaptığını okuyucuya sunmuştur.

DEĞERLENDİRME
            İncelediğimiz kitabın dili sade olduğu kadar terminolojik terimlerle doludur. Yazar kitabın önsözünde bunu belirtmiş, yer yer terimlerin anlamını yazının içinde açıklamış ve ayrıca kitabın sonuna oldukça geniş bir terminoloji sözlüğü bölümü koyarak okuyucunun işini kolaylaştırmıştır. Kullanılan sade dile, verilen terminoloji sözlüğüne ve eserin 21 defa basılmasına karşın örnek verilemeyecek kadar çok yazım ve imla hatası yapılması oldukça büyük ve göz tırmalayıcı bir eksikliktir. Bu eksikliğe karşılık okuyucuya sunduğu sağlıklı, tarafsız ve objektif bilgi ve tespitler takdire şayandır. Ayrı ayrı kategorize edilmiş kuramcıların ortaya koyduğu kuramların tek tek eleştirisi ve bulundukları grubun genel bir eleştirisi yazar tarafından, kuramların ve bölümlerin sonuna eklenmiştir. Eserdeki dipnot bölümlerinin yeterli ve doğru kullanıldığı kanaatindeyiz. Yazar eseri ve kendi kuramını ortaya koyarken ciddi sayıda kaynaktan yararlanmış ve kitabın somumda kaynakça bölümünde bunlara oldukça geniş yer vermiştir. Ayrıca kaynakça bölümünden sonra bir de dizin bölümü yer almaktadır. Okuyucu bu kitapta toplumsal yapıların nasıl oluştuğunu, toplumsal değişmenin ve modernleşmenin nasıl olduğunu, Osmanlı Türk toplumsal yapısının ve siyasal olaylarının hangi cepheler etrafında geliştiği, batılı toplum bilimcilerin kendilerinden farklı toplumları nasıl ve hangi bakış açısıyla inceledikleri bilgilerini kazanabilir.

Comment here