Kitap İncelemesi

“Timur’un Sarayında”

Bu makaleyi 15 dakikada okuyabilirsiniz

 

Hazırlayan: Murat Arapoğlu

AHMET DENİZ ALTUNBAŞ, ,Sultaniyeli Johannes, Timur’un Sarayında ,( Fransa’ya Gönderdiği Elçinin Kaleminden Emir Timur’un Hayatı, Devleti ve Halkı), Kronik Kitap, İstanbul 2020, 108 s, ISBN978-605-7635-41-9

Ahmet Deniz Altunbaş ,Timur tarafından Avrupa’ya elçi olarak gönderilen din adamı kimliği de bulunan Sultaniyeli Johannes ‘in 1403 senesinde kaleme aldığı eseri dilimize çevirmiş ve dünya tarihinin önemli cihangirlerinden biri olan Timur ve dönemi ile ilgili çalışmalar yapan araştırmacıların istifadesine sunmuştur. Altunbaş bu eserden önce Doğu Seyahatnamesi (Bir Dominikan Keşişin Anadolu ve Ortadoğu Yolculuğu 1289-1291) ile Haçlı Seferleri Tarihi (Selahaddin Eyyubi ve Kudüs’ün Fethi) eserlerini dilimize çevirmiştir.

Altunbaş Sultaniyeli Johannes’in kaleme aldığı satırlarının çevirisi ile yetinmemiş, çalışmasının dipnotlarında Johannes’in kesin olarak tanımlayamadığı veya eksik bıraktığı kısımları dönem ile ilgili farklı kaynaklardan tamamlama gayretine girmiştir. Yazar Batılı bir din adamı olan müellifin eserinde ortaya koyduğu görüşleri dipnotlar bölümünde yorumlamıştır. Okurun objektif bir değerlendirme yapabilmesine imkan tanımak için Timur’un torunu Mirza İbrahim Sultan’ın isteği üzerine dönem tarihçisi Şerefeddin Ali Yezdi[1] ‘nin 1425 yılında tamamladığı Timur’un hayatı ve fethilerini anlattığı Zafernâme’si ile beraber Semerkand doğumlu ünlü XV. Yüzyıl tarihçisi İbn Arabşah[2]’ın Acâʾibü’l-maḳdûr eserlerinde geçen ilgili bölümleri dipnotlarda paylaşmıştır.

VII. ve XVI. Yüzyıllar arasında Doğu Avrupa tarihi üzerine yaptığı önemli ve titiz çalışmaları bulunan Özcan sunuş bölümünde Timur’un Ortaçağ tarihindeki önemini vurguladığı satırlardan sonra eseri kaleme alan Johannes hakkında kısa bilgiler vermiştir.[3] Özcan’ın paylaştığı bilgiler esere başlamadan önce okurun Ortaçağ dünyasının neredeyse bütününü etkilemiş olan Timur ve dönemini idrak ederek esere başlamasına imkan tanımaktadır. Sultaniyeli Johannes ile ilgili kısa bir bilgi sonrasında eserin Timur dönemi Doğu ve Batı dünyası arasındaki siyasi ve ticari ilişkilere dair bilgiler barındırmasının önemini belirtir.

Altunbaş eserin önsöz bölümünde Timur dönemi tarihi olayları ve siyasi ortamı hakkında bilgiler verdikten sonra Sultaniyeli Johannes’in 1398 yılında dönemin Papa’sı IX. Bonifacus tarafından Sultaniye şehrine başpiskopos olarak atandığından bahseder. Yazar daha sonra Johannes’in saray ile kurduğu yakın münasebetlerden sonra ,Timur tarafından Ankara muharebesinden kazanılan zaferin akabininde elçi olarak Avrupa ‘ya gönderildiğini ifade eder. Eserin bu bölümünde Johannes’in Avrupa ‘da bulunduğu dönemde krallar ve soylular ile kurduğu ilişkilerin gayesinin sadece Timur ve Avrupa devletleri arasında siyasi bir ittifak için değil ticari bir amacı olduğu yorumunu yapar. Altunbaş’ a göre Johannes elçilik makamının verdiği yetkileri aşarak Fransız ve Moğol ittifakı kurulması için çalışmalar yapmıştır. Önsöz bölümünün sonunda yazar Johannes’in eserinin günümüzde dört kopyasının olduğunu çalışmasında bunların üçünden faydalandığını zikreder. Altunbaş çeviride en erken tarihli olan nüshayı esas aldığını , diğer iki nüshayı karşılaştırma ve nüshalar arasındaki farklılıkları göstermek gayesi ile kullandığını belirtir.

Altunbaş Johannes’in eserinin çevirisini üç ana bölüme ayırmıştır. Söz konusu bölümlere geçmeden önce Sultaniyeli Johannes’in 1398 senesinde Papalık fermanı ile Sultaniye başpiskoposluğuna getirilmesinden 1410 senesinde Kırım Balıklava diyakozluğuna[4] atandığı tarihi süreç ile ilgili bilgiler verdiği kısa bir bölüm bulunur. Johannes ’in Sultaniye başpiskoposluğu makamından hiyerarşi içerisinde daha alt bir makama getirilmiş olmasını zikreder fakat bu ilgi çekici hadise ile ilgili yorum yapmaz. Ayrıca İlhanlı hükümdarı Olcaytu Han’ın başkent yaptığı Sultaniye şehri başpiskoposluğu vazifesinden Kırım’da bir liman şehri olan Balıklava kilisesindeki diyazkozluk makamına getirilmesinin bir tenzilirütbe olduğu söylenebilir, fakat Altunbaş satırlarında bu konu ile ilgili bir değerlendirmede bulunmaz.

Eserin birinci bölümü Emir Timur ve oğlu Miran Şah ‘ın Fransa kralı VI. Charles arasındaki yazışmalar üzerinedir. Bölüm Timur’un Fransa kralına gönderdiği mektubun farsça orjinalinden tercüme edildiği belge ile başlar. Bu mektupdan sonra Johannes tarafından Timur’un Farsça yazılmış orjinalinden farklılıklar bulunan latince tercümesinin yapıldığı belge yer alır. Timur’un gönderdiği orjinal mektup ile Johannes tarafından çevirisi yapılan mektubun farklarının tespit edildiği ilgi çekici bölümden sonra Miran Şah’ın Avrupalı hükümdarlara gönderdiği mektubun tercümesi bulunur. Bölüm Fransa Kralı VI. Charles’in yanıt olarak Timur ‘ a gönderdiği mektubun çevirisi ile son bulur. Söz konusu bölümdeki belgelerden Osmanlıların Timur ve Fransa kralı tarafından ortak düşman olarak görülmesini göstermesi açısından ilgi çekicidir. Ayrıca Timur ve Fransa kralı VI. Charles ‘in ticari münasebet kurulmasının ve geliştirilmesinde aynı fikirde oldukları karşılıklı mektuplardan anlaşılmaktadır. Miran Şah’ın mektubunda da ticari ilişkilerin geliştirilmesinden bahsedilir.

Eserin çok kısa olan ikinci bölümünde Fransa kralı VI. Charles dönemi ile ilgili kronikde Timur’un gönderdiği mektup ile alakalı kısmın tercümesi bulunur. Bu kısa tercümeden sonra anonim bir tarihçi tarafından kaleme alınan eserde Sultaniyeli Johannes ve eseri hakkında kısa bir bilgi bulunan giriş bölümünün tercümesi yer alır.

Eserin Timur’un nizamı adını taşıyan üçüncü bölümü 24 kısımdan bir araya gelir. Bu bölümde ilk olarak Timur’un ufak bir birlikten büyük bir hükümdarlığa giden hayat hikayesi anlatılır. Timur’un ilk zamanların anlatıldığı bölümde etrafında bir kaç atlı olduğu bilgisinin Clavijo[5]’nun eserindeki anlatılar ile paralellik gösterdiği belirtilir. Eserde Timur’un isminin anlamı ile ilgili olan bölümlerdeki bilgiler gene notlar kısmında Clavijo ve İbn Arapşah ‘ ın eserindeki konu ile ilgili kısımlar karşılaştırmalı olarak ortaya konulur. Timur’un ünvanı ve soyunun anlatıldığı , Timur’un yakın çevresi ile bilgilerin bulunduğu bölümlerde Timur’un oğulları ve hanımlarından söz edilir. Timur ‘un hükmettiği coğrafyanın anlatıldığı bölümde bazı illerdeki üretilen ürünlerin isimleri zikredilir. Timur’un kişiliğine dair konulardan bahsedilen bölümlerin birinde hükümdarın ihtişamı ve kudretinden bahsedilirken bir diğerinde merhametinden ve acımasızlığından bahsedilir. Timur ‘un ordusu ve askeri kişiliğinin anlatıldığı bölümlerde; emirin 1400 senesindeki Sivas’ı kuşatması ve ele geçirmesi ile başlayan Halep, Şam ve Bağdat şehrini hakimiyeti altına aldığı muharabelerden bahsedilir. Bu muharabeler ile ilgili eserde anlatılan satırların dipnotlarında Şerefeddin Ali Yezdi’nin Zafername’sinde ve Schiltberger[6]’in seyahatnamesindeki ilgili bölümlerdeki bilgiler karşılaştırmalı olarak incelenir. Johannes’in verdiği bilgilerin söz konusu eserler ile ilgili askeri bilgiler dışında olaylar ile ilgili farklılıklar gösterdiği ortaya konur. Johannes Sivas’ın hakimiyet altına alındıktan sonra şehirde Rumlar dışındaki kimselerin tutsak alındığını ve askerlerin zırhlı elbiseleri ile canlı canlı gömüldüğünden bahsederken , Zafername ‘de Müslümanların canlarının bağışlandığını şehirdeki gayri müslümlerin tutsak alındığı bilgisi bulunur. Şerefeddin Ali Yezdi Sultan Bayezid adına savaşan çoğunluğu Ermeni olan süvarilerin dört bin tanesinin ibret için kuyuya atıldığından ve üzerinin toprak ile örtüldüğü anlatılır. Schlitberger ise eserinde süvarilerin Sultan Bayezid tarafından gönderildiğini ve ibret olarak canlı canlı gömüldüğünden şehirdekilerin esir edildiğinden bahseder. Sivas muharebesinde olduğu gibi Halep başta olmak üzere diğer muharebelerin anlatıldığı satırların dipnot kısımlarında özellikle Schlitberger ‘in eserindeki bilgiler ile farklılıklar ortaya konulmaktadır. Emir Timur ve Yıldırım Bayezid arasındaki Ankara savaşının ve Yıldırım Bayezid’in esir alındığının anlatıldığı satırların eserin en ilgi çekici bilgilerin yer aldığı bölüm olduğu söylenebilir. Ankara savaşında Timurlular tarafında yer alan Johannes’in anlatıları ile Osmanlılar tarafında yer alan Schlitberger’in eserinde bahsettiği bölümler karşılaştırmalı olarak ortaya konulmaktadır. Eserin bu en can alıcı bölümünden sonra Timur ‘un kurduğu siyasi yapı ve diğer hükümdarlar ile ilgili ilişkilerinden bahsedildiği bölümler yer alır. Eser Timur’un dini inancının, yaşının ve en sevdiği şeylerin anlatıdığı bölüm ile eser son bulur.

Altunbaş’ın daha önceki kaynak çevirileri gibi söz konusu eserde Ortaçağ tarihi üzerine çalışmalar yapan araştırmacılar için faydalı bir çalışma olduğu söylenebilir. Timur’un Fransa kralı başta olmak üzere Avrupalı devletlerin hükümdarları ile olan siyasi ve ekonomik ilişkilerinin ortaya konduğu bilgilerin yanında oğlu Miranşah’ın aynı minvalde olan mektubunun Timurlular siyasetinin devamlılığını gösterdiği ifade edilebilir. Eserde Timur’un Avrupalılar ile ticari bir münasebet kurma gayretinin aktardılığı bölümlerin Clavijo’nun eserindeki anlatılar ile paralellik göstermesi Timurluların Avrupalı devletler ile ilgili siyasi ilişkilerinin niteliğini göstermesi açısından önemli bir bilgidir.

Timur ile ilgili kişisel bilgilerin farklı inanç ve etnik kimliğe sahip biri tarafından aktarıldığı bölümler esere farklı bir kimlik katmaktadır.

Eserde Johannes ‘in Ankara savaşında verdiği bilgilerin , muharebenin farklı tarafında ve canlı tanığı olan Schlitberger’in anlatıları ile karşılaştırmalı olarak izah edildiği bölümler konu ile ilgili çalışmalar hazırlayan araştırmacıların ilgisini çekeceğini söylemek yanlış olmayacaktır. Eserin genelinde yer alan bilgilerin Schlitberger, Clavijo ,Şerefeddin Ali Yezdi ve İbn Arabşah tarafından kaleme alınmış eserler ile karşılaştırmalı olarak ortaya konulması eseri bir çevirinin ötesinde kaynak bir çalışma haline getirdiği söylenebilir. Altunbaş eserinde harita ve resimlere yer vermemiştir. Kitapta okurun Timur’un kurduğu devletin kudretini görebileceği, hakim olduğu coğrafya ile ilgili değerlendirme yapabileceği bir haritanın bulunmayışı eserdeki eksiklik olarak göze çarpmaktadır.

Altunbaş’ın Timur dönemi üzerine yapılan çalışmalara değerli katkılar sağlayacak bir eseri dilimize kazandırmıştır.


[1] Kaan Dilek “Şerefeddin Ali Yezdi “ TDV İslam Ansiklopedisi , C.18, (2010), s.550-552.

[2] Abdülkadir Yuvalı “İbn Arabşah “ TDV İslam Ansiklopedisi, C. 19, ( 1999), s.314-315.

[3] Özcan 2014 senesinde Sultaniyeli Johannes ‘in Libellus (Brevis) de Notitia Orbis dilimize çevrilmiş hali ile Dünya Bilgisine İlişkin Kitapçık adlı eserinde dönemin siyasi ve kültürel ortamı ile ilgili kısımları incelediği bir çalışması bulunmaktadır. Detaylı bilgi için Altay Tayfun Özcan, Timur’un Elçisi Sultaniyeli Johannes ve Libellus de Notitia Orbis adlı eserinden bazı parçalar, Tarih Araştırmaları Dergisi 33.55 (2014), s. 121-162.

[4] Hıristiyan kilise yönetimin hiyerarşisi içerisinde piskopos ve papaz makamından sonra gelen makam diyakozluktur. Diyakozlar papaz yardımcısı olarak da isimlendirmektedirler. Yönetim içerisinde toplanan yardımların dağıtılması ve vaftiz ayinlerinin düzenlenmesi gibi vazifeleri üstlenirler. William E. Addis, Thomas Arnold, A Catholic Dictionary, Kegan Paul, Londra, (1884), s. 85.

[5] Clavijo, Ruy Gonzales De. “Timur’ un Hayatı: Kadiz den Semerkant’a Seyahatler” çeviren Zeynep Ertan, İstanbul (2008).

[6] Memluk sultanı tarafından Yıldırım Bayezid ‘ a destek için gönderilen ve Ankara savaşında esir düşen Bavyeralı şövalye Schiltberger Timur döneminde süren üç senelik esareti ve sonrası yaşadıklarını anlatan bir seyahatname hazırlamıştır. Kemal Beydilli “Schiltberger, Hans Johannes” TDV İslam Ansiklopedisi, C.36, (2009), s.228.

Comment here