Kitap İncelemesi

“Sakarya; Türk Bitti Demeden Bitmez” Kitap İncelemesi

Bu makaleyi 6 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Kazanlı Yusuf Bey

Hobileriniz nelerdir? Bu soru, genelde özgeçmiş benzeri belgeleri doldururken karşımıza çıkan klişe sorulardan birisidir. Kim bilir, belki de yeni bir aşka yelken açarken karşınızdaki kişiyi tanımak için sormuşsunuzdur. Sizin hobiniz nelerden oluşur bilmem ama, benim hobilerimin başında Millî Mücadele araştırmaları gelir. Minnet ve hayranlık duyduğum bu dönemde atılan her bir adımı takip etmekten büyük keyif duyarım. Hülasa bu inceleme yazısında sizlere geçen günlerde okuduğum Dr. Selim Erdoğan’ın “Sakarya; Türk Bitti Demeden Bitmez” isimli kitabını tanıtacağım.

Kitap, İzmir’in işgali ile İnönü Muharebeleri arasında geçen zamanı güzelce özetledikten sonra I. ve II. İnönü Muharebeleri, Eskişehir-Kütahya Savaşı ve son olarak Sakarya Savaşını gün gün, cephe cephe tüm ayrıntılarıyla işlemektedir. Muhtemelen okuyucuyu yormamak ve kitaba romanvari bir cazibe katmak maksadıyla yazar, gerçek kişi ve karakterleri karikatürize ederek çeşitli diyalog ve canlandırmalarla kitabı zenginleştirmiştir. Öyle ki kendinizi bir an için cephede süngüsünü temizleyen bir er ya da komutanlarının sohbetine iştirak eden bir subay gibi hissetme imkanını yakalayabilirsiniz. Bazı sahnelerde zamanlar arası ileri geri geçişler yapıldığını, bu usulün kitaba ayrıca bir akıcılık kazandırdığını söylemeliyim. Kitabın arka tarafına eklenen harita ve fotoğraflar da savaş sırasındaki gelişmelerin anlaşılması hususunda kolaylık sağlamaktadır. Kısacası yazar, cephe hattında meydana gelen çatışmalar, savaş esnasındaki kayıp ve kazançlar, stratejik hamleler, içerisinde bulunulan coğrafi şartlar gibi teknik ve ayrıntılı konuların okuyucuyu boğmasına izin vermemiş ve okuyanın gözlerini kitapta tutmayı layıkıyla başarmıştır.

Şanlı geçmişimize ait anıların yıpratılmaya çalışıldığı şu dönemde, tarihte yaşanılmış bir vakayı doğru kaynaklardan, en azından genel hatlarıyla öğrenmek hem övünç dolu Türk tarihine olan inancımızı pekiştirir hem de atalarımızın yaptığı fedakarlıkları anmamıza vesile olur. Dr.  Selim Erdoğan’ın bu kitabını, söz konusu doğru kaynaklar arasına eklememiz gerekir. Türk ordusunun nasıl olup da, İngilizlerin desteğiyle “kusursuz bir savaş makinesi” hâline gelen ve tüm savaşlarda kendisinden sayıca üstün olan Yunan ordusunu galebe çaldığını anlamak için bu kitabın mutlaka okunması gerektiğini düşünmekteyim. Söz konusu kitap, Balkan Harbi ve I. Dünya Savaşı’nda pek çok cephede savaşarak pişen, üstün askeri niteliklerle donanmış komuta kademesini; teçhizatı zayıf, üstü tozlu, ama yüreği temiz, imanı güçlü olan, hakikaten bir memleketi kanıyla sulayan, “düştüğü toprakta memleket olan” Mehmetçiği; tüm dünyanın saygısına mazhar olmuş üstün dehasıyla Mustafa Kemal Paşa’yı layıkıyla tanımak için okunması gereken eserler arasında yerini bulmuştur. Nerede çetin bir çarpışma varsa oraya gönderilen 57. Alay, 61. Tümen, 5. Kafkas Tümeni, 3. Süvari Tümeni gibi kahraman askeri birlikler; Mangal Dağı, Çal Dağı, Güzelcekale, Toydemir gibi toprağından şehit taşan mevkiler, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin ne tür fedakarlıklara mâl olduğunun anlaşılabilmesi açısından her Türk vatandaşının zihninde birer karşılık bulmalıdır.

Dr. Selim Erdoğan’ın, “Sakarya; Türk Bitti Demeden Bitmez” isimli eserini incelediğim bu yazıya, kitap içerisinde Egeli iki Efe asker arasında geçen ve beni derinden etkileyen bir pasajı paylaşarak sonlandırmak istiyorum:

Bak gördün mü Harun Efem? Dediğim tam da budur. Koskoca alay kumandanı, Osman Binbaşıyı şu derenin dibine gömdük. Başına koyduğumuz iki taş! Kim bulacak onu bu dağ başında? Ya dün göçüp giden Yarbay Salih Zeki Bey? Tepenin birine gömdüler, üzerine de bir sürü taş yığdılar. Kim bilecek o yığının ona ait olduğunu? Seferihisarlı Tevfik, bir acayip çocuk. Onun bu soğuk, suskun tavrını önce korktuğuna yoran Harun, âdeta kanla yıkandıkları bunca günden sonra anlamıştır ki bu çocuğun korkusu ölmek değil, hatırlanmamak!” [1]

Nerede gömülü olduğu dahi bilinmeyen, adı şanı hatırlanmayan nice şehitlerimizin kutlu tinleri şad olsun. Esenlikler…

Comment here