Kitap İncelemesi

“Orta Çağ’da İslam’ın Kılıcı- Hristiyanlığın Çekici: Selçuklular-Franklar” Kitap İncelemesi

Bu makaleyi 6 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Musa Yılmaz

 

Tarihin 19.yy’dan itibaren bilimsel bir niteliğe kavuşmasıyla beraber çeşitli ana bilim dalları ve bunların yanında uzmanlık alanları ortaya çıkmıştır. Bu tarihin daha profesyonel bir yapıya bürünmesi açısından faydalı olmasıyla beraber, tarihçinin kendi uzmanlık sahası içine hapsolmasına neden olmuştur. Bu da tarihçinin sadece kendi dünyasına ait unsurları bilmesine neden olur ve benzer nitelikleri taşıyan dünyaları keşfetmesine mâni olur.  Ortaçağ özelinde baktığımızda İslam dünyası merkezli çalışan biri, Avrupa dünyasını hakim düzeyde bildiğini söylemek oldukça zordur. Bu nedenle ülkemizde iki dünyayı benzerlikleri ve farklılıkları ile inceleyen eser sayısı oldukça az olduğunu söyleyebiliriz. Fakat bu durum en azından Selçuklu tarihçiliğinde değişim göstermeye başlamıştır. Bu değişimin ilk adımlarından biri olarak görülebilecek olan Murat Tural’ın Selçuklular-Franklar isimli eseri bu yazımızın konusu olacaktır.

Eserin geneline baktığımızda amacına uygun olduğunu söylemek mümkündür. Yazarın da belirttiği gibi eserin amacı “…iki devletin dindarlaşması meselesine önem atfedilecektir.” şeklindedir. Bu tip  bir çalışmada yazar metod olarak Annales’in kurucu isimlerinden olan Marc Bloch’un mukayese yöntemini kendisine örnek aldığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu durum eserin yapısına yansımıştır. Bunu yapmak için yazarın tercih ettiği yol öncelikle iki tarafında durumunu okuyucuya aktarmak ve akabinde oradaki bağlantıyı açık bir şekilde göstermek olmuştur. Bir taraftan bunu yaparken, diğer taraftan kendinden önceki tartışmaları aktarmış ve bunun gerçek ile ne kadar uyuştuğunu göstermeye çalışmıştır. Böylece okuyucuya teorik bilginin pratikte her zaman bir karşılığının bulunamayacağını göstermektedir. Esere buradan baktığımızda gayet iyi olduğunu söylemekle beraber eksik taraflarını da belirtmeliyiz. Akademiye hitap eden bir eser olmasından ötürü bazı hadiseleri açıklamadığını gördüğümüz yazar, bunu sıradan insanlarında okuyabileceği dikkate alarak bazı siyasi hadiseleri en azından dipnot kısmında açıklamasının daha doğru olacağını düşünmekteyiz. Eserin başka bir özelliği ise tarihçiliğimize getirdiği eleştirilerdir. En kesin eleştirisi ise Selçuklu tarihçiliğimizde kaynakta geçen ifadeleri doğrudan aktarıldığıdır.

Eserin ilk bölümü Ortaçağ’ın Hristiyan ve İslam Dünyasında İktidar ve İstikrardır. Bu bölüm okuyucuya farklı unsurların ne şekilde din değiştirdiğini ve bunun unsurlar üzerindeki tesirlerine değinmektedir. Bunun için öncelikle İslam ile Hristiyan dünyasının nasıl doğduğu ve geliştiğini açıklamaktadır ve bunu yaparken dinin mi devleti inşa ettiğini yoksa devletin mi dini şekillendirdiği üzerinde durmaktadır. Bununla beraber iki dünyanın da feodalite anlayışlarına da değinmiş ve Köprülü’nün Türk-İslam Feodalitesinin tartışmasını yapmıştır.

İkinci kısım ise Franklar ve Selçukluların Dini Serüvenidir. Bu kısımda yazar iki tarafın kendi köklerini ne şekilde gördüklerine değinmiş ve kendilerini seçilmiş olarak görmelerinden bahsetmektedir. Dini değişimlerinin hangi politik nedenler neticesinde gerçekleştiğine değinen yazar bir süre sonra kendilerine muhalif olarak pozisyon alan unsurları ne şekilde düşman ilan ettikleri üzerinde enteresan kabul edilebilecek fikirleri vardır. Bu bölümde aynı zamanda Halife-Sultan ve Papa-İmparator arasındaki ilişkiyi inceleyerek din-iktidar ilişkisini incelemiştir.

Eserin son kısmı ise Kökler ve Kanatlardır. Bu kısım her iki unsurunda eğitime ve bilime ne şekilde önem verdikleri üzerinde durmakta ve Selçuklular’da bunu daha sistemli bir biçimde gerçekleştiğini göstermektedir. Böylece her iki unsurun da içine girdikleri dünyayı şekillendirecek birikime sahip olduğu bir dönüşümden geçtiğini göstermeye çalışmıştır.

Ülkemizde hem Hristiyan hem de İslam dünyasına hakim uzmanların az olduğundan dolayı bu tip çalışmaların da sayısı azdır. Bu tip bir mukayeseli çalışmanın ortaya çıkması tarihçiliğimiz için iyi bir gelişme olduğunu düşünmekteyim. Bu tip mukayeseli çalışmaların sayısının artmasını dilerim.

Comment here