Destanlar

“Mitten Yazıya veya Gizli Dede Korkut” Tanıtımı

Bu makaleyi 5 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Oğulcan Ersöz

Kamal Abdula’nın kaleme aldığı Mitten Yazıya veya Gizli Dede Korkut adlı eserinde, çeşitli mitolojik yaklaşım tarzlarıyla beraber yorumlanmıştır. Düalizm’ anlayışından yola çıkarak, Dede Korkut destanlarını söz-yazı, ilkellik-medenilik, cehalet-bilgi, kaos-kosmos  gibi çeşitli ikili durumlar çerçevesinde de yorumlanmıştır. Bu eserde, Dede Korkut Kitabı’ının tanımı yapılırken sözden yazıya, mitten edebiyata geçiş olarak değerlendirilmiştir. Bununla beraber, başka destanlardan da yararlanılarak destanlar arasında karşılaştırma yapılmıştır. (Odysseus, Basat ve Tepegöz gibi.)

Kamal Abdula, Dede Korkut’un tarifini yaparken bilimsellikten ve mecazlardan yararlanmıştır. Bu şekilde hem akademi literatürüne katkı sağlamış hem edebiyat severleri etrafına toplamış, hem de milli benliğin var olmasına katkı sunmuş oluyor. Felsefe Profesörü Dr. Rahman Bedelov’un dediği gibi; Ya milli hafızamızı devamlı güncelleyeceğiz, soğuma bilmeden, hoşlanma bilmeden, durmak bilmeden ve bu hafızamızda ‘’Dede Korkut’’ arayışları, ‘’Dede Korkut’’ yazıları, ‘’Dede Korkut’’ tecessümleri en önemli yeri tutacak ya da…

..Ya da milli bilinçsizliğin ‘’kara deliği’’ne yuvarlanacağız.

‘’Söz mitin reel bir tezahürüdür ve onu toplum üyeleri de bu şekilde kabul etmelidir. Söz kültü, kendi kendine mit kültüne ulaşmalıdır. Aynı zamanda söz, bütünüyle toplumu sembolize eder’’. (s,79)

Kamal Abdula Dede Korkut destanlarından bahsederken, sadece olağanüstü hikayelerden değil, bu hikayelerin sonunda meydana çıkacak olan toplumsal normlardan da söz eder. Özellikle aile, toplum ve bireyden yola çıkarak, örf ve adetlerin nasıl olması gerektiğini de belli başlı kurallar çerçevesinde bizlere aktarıyor. Bunun en güzel örnekleri ise; düşmanın korunması, anne baba sevgisi, kahramanların birbirini sevmesi gibi. Tabi daha sonraki aşama ise, medenileşen toplumlarda yargıların kendilerine göre şekil alıp dönüşüyor olmasıdır.

Ona göre destanın en önemli kısmı, mitten yazıya geçiş evresidir. Bu evreleri meydana getiren unsurlar ise (ifade ve düşünce, inanç ve tecrübe, seyircilik ve analiz) gizli katmanları oluşturmaktadır. Bu gizli katmanların sonucunda, geçiş sürecini başlatan birbirine bağlanmış halka şeklinde destanlardır.

Destanlar,  yazının ilk kısmında belirttiğim gibi zıtlıklardan meydana gelmektedir. ‘’Tabiat-medeniyet’’, ‘’kural-kuralsızlık’’ gibi iki ana varyantın oluşması ile genel bir görüş ortaya atılmıştır. Ortaya atılan genel görüş ise, örnek hikayeler verilerek ayrıca desteklenmektedir. ‘’Tabiat-medeniyet’’, av merasimlerini oluşturur. Av zamanında kahramaların başından geçen hikayeleri anlatmaktadır. Düşman ise, olağanüstü güçlerle süslenir. ‘’Kural-kuralsızlık ise, Kanturalı ve Selcan Hatun’un düşman karşısında galip gelmesine rağmen birbirlerine düşman kesilmesidir.

Destanda yazının rolü çok büyüktür. Mitin hafızası ve perspektifi belli bir açıdan bakarken, yazının gücü ise farklı tahliller yarattı. Bununla da kalmayıp, ayrıntılı olarak kolektif yapıyı meydana getirdi.

Mitin yasaklarına da dağinecek olursak, hukuki yasaklarla beraber ahlaki yasakları oluşturmaktadır. Bu yasakların temel işlevleri ise, toplumun iç bütünlüğünü ve kültürel yapısını korumak içindir. Örnek verecek olursak; kan bağına dayalı akrabalığı engelleyen yasaklar, kabile içi nifak yasağı gibi.  Eserin sonuna doğru geldiğimizde ise, Dede Korkut’un farklı tanımları örnek hikayelerle desteklenmiş ve tanıtılmıştır. Farklı uygarlıklardan alınan mitolojik hikayeler eşliğinde karşılaştırmalar yapılarak, mit ve destanın ne kadar evrensel bir değer olduğu gözler önüne serilmiştir.

Comment here