Kitap İncelemesi

“Cemal Paşa Suriye’de” Kitap İncelemesi

Bu makaleyi 12 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Ahmet Emir Dağdeviren

Yaklaşık bir ay önce Kronik tarafından yayınlanan kitap, hâlihazırda İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde görev yapmakta olan M. Talha Çiçek’in doktora tezinin gözden geçirilmiş, düzenlenmiş ve kitaplaştırılmış halidir. 445 sayfalık eser, “Giriş” kısmı da dâhil olmak üzere toplam dokuz bölümden oluşmaktadır.

Bu dokuz bölüm şu başlıklardan oluşmaktadır;

– Giriş

– Arapçı Muhalefetin Tasfiyesi: Cemal Paşa Ve Milliyetçi Hareket

– Devlet Otoritesinin İkincil, Yerel Ve Otonom Yapı Ve Gruplara Kabul Ettirilmesi: Siyonizm, Hıristiyan Topluluklar Ve Cebel-İ Lübnan Mutasarrıflığı

– Zararlı Külliyetlerden Zararsız Cüz’iyetlere: Cemal Paşa Ve Ermeni Tehciri

– Tam Bağımsızlık İçin Yabancı Nüfuzuyla Mücadele

– Makbul Vatandaş Ve Makbul Şehirler Peşinde

– Cemal Paşa Rejimi, Dürzîler Ve Bedeviler

– Savaş, Kıtlık Ve Salgın Hastalık

– Cemal Paşa’nın Suriye’deki Sonu

Giriş [17-59]

Yazar bu bölümde genelde İttihat Terakki Cemiyeti’nin, özelde ise Cemal Paşa’nın düşünce dünyasını irdelemiştir. Yazara göre İttihatçılar kendilerini toplumu tedavi edecek doktorlar olarak görüp, bu temel üzerinden hareket etmekteydiler. Bu anlayış onların pozitivist dünya görüşlerinin bir yansımasıydı.

Bunun yanı sıra Cemal Paşa’nın Suriye Valiliği’nden önceki yaşamı aktarılmış, Adana, Bağdat Valiliği ve İstanbul Muhafızlığı sırasındaki icraatleri değerlendirilmiştir.

Giriş bölümünün son kısmında ise konu ile alakalı literatür değerlendirilmiş, eser oluşturulurken yararlanılan kaynaklar aktarılmıştır.

Birinci Bölüm [77-123]

Eserin bu bölümünde Büyük Savaş’ın öncesinden Şerif Hüseyin İsyanı’na kadar olan süreçteki Suriye’deki Arapçı varlığı incelenmiş, Cemal Paşa’nın bu oluşumla olan ilişkisi okuyucuya aktarılmıştır. Yazar’a göre Cemal Paşa’nın amacı Arap uyanışını engellemekten, Arapları Türkleştirmekten ziyade onları “Osmanlı” kimliği altında sadık birer vatandaş yapmaktı. Bu hedefine ulaşmasındaki en büyük engel ise yabancı devletlerin etkisindeki Arapçı yerli elitlerdi. Cemal Paşa bu engeli idam etme, Anadolu’ya sürgün etme gibi yöntemlerle çözmeye çalışmış, devlet ile vatandaş arasındaki engelleri kaldırmaya çalışmıştır. Bunu yaparken de ölçülü davranmış, sadece kültürel alanda faaliyet gösteren Arapçıları cezalandırmamış, destek olmuştur.

İkinci Bölüm [132-163]

Yazar bu bölümde 4. Ordu bölgesindeki Yahudilerle, Lübnan’daki Hıristiyan özerk yapıların Cemal Paşa ile olan ilişkisine, Cemal Paşa’nın bahsi geçen toplulukları denetim altına alma çabasına değinmiştir.

16. Asırda azınlıklara bahşedilen ayrıcalıklar Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında Anadolu dışında merkezi otoritenin neredeyse kaybolmasına yol açmış, İmparatorluğun birçok bölgesinde kendi mahkeme ve milis gücü olan birçok ayrıcalığa sahip otonom bölgeler oluşmuştu. Cemal Paşa bu otonom yapıları merkeze entegre etmek için mücadele etmiş, ABD, Almanya ve Avusturya gibi ülkelerin tepkisini çekmiştir. Zaman zaman katliam ve anti semitizm ile suçlanmasına rağmen uzun vadede alınacak sonuçlar için tüm bu tepkilere göğüs germiştir.

Cemal Paşa Yahudi kolonilerinin statüsünü değiştirmiş, özel mahkemeleri kaldırmış ve Yahudi kolonistlerin elindeki silahları toplatmıştır. Siyonizmle alakası olan Yahudiler sınır dışı edilmiş, Yahudilerin Osmanlı vatandaşlığına geçmesi teşvik edilmiştir. Bu entegrasyon çabalarına karşı çıkanlar başta sürgün olmak üzere çeşitli şekillerde cezalandırılmıştır.

Cebel-İ Lübnan da ise Ali Münif Bey gibi gayretli bürokratlar vasıtasıyla zorunlu askerlik uygulamasına geçilmiş, ayrıcalıklar kaldırılmış, seçimler yapılarak bölgenin mecliste temsili sağlanmıştır.

Üçüncü Bölüm [178-225]

Bu bölümde genelde 4. Ordu bölgesine tehcir edilen Ermeniler ile Cemal Paşa’nın ilişkisi incelenmiştir. Yazara göre İttihat Terakki Cemiyeti Ermeniler konusunda ikiye ayrılmış, daha ılımlı kanadı temsil eden Cemal Paşa “muzır Ermeni külliyetlerini gayr-ı muzır cüziyetlere” dönüştürmek istemiştir. Bu bağlamda Ermenileri olabildiğince sosyal hayata entegre etmeye çalışmış, yetimleri himaye etmiş ve Ermenileri çeşitli iş kollarında istihdam ederek hayat şartlarını yükseltmeye çalışmıştır. Yine aynı şekilde Ermenilere karşı kötü davranan görevlileri cezalandırmış, hatta idam etmiştir. Cemal Paşa tüm bunları yaparken askeri nakliyatın, güvenliğin zafiyete uğramasına izin vermemiştir.

Yazara göre Cemal Paşa Ermenileri, radikal kanadın hışmından korumak için en azından Müslüman isimlerini edinmelerini teşvik etmiş, onları yarının ideal vatandaşları haline getirmek için çabalamıştır.

Dördüncü Bölüm [236-267]

Eserin bu kısmında Cemal Paşa’nın başta Fransa olmak üzere yabancı devletlerin bölgedeki nüfuzu ile olan mücadelesi ele alınmıştır.

Yazara göre Cemal Paşa bölgedeki İngiliz-Fransız nüfuzunu, eğitim sisteminde, bürokraside yaptığı değişiklerle, İngiliz-Fransız taraftarı zümreyi çeşitli baskı ve cezalarla sindirerek, yabancı malları kamulaştırarak kırmaya çalışmıştır. Bu çabasının yanı sıra bölgedeki boşluğun Almanya ve Avusturya gibi dönemin müttefik ülkeleri tarafından doldurulmasının önüne geçmek istemiştir. Fakat bunu yaparken de makul davranmış, bahsi geçen ülkelerin teknik desteğini bölgenin yararına kullanmaktan kaçınmamıştır. Yine aynı şekilde Cemal Paşa sadece düşman ülkelerin nüfuzunu değil, bölgedeki tüm yabancı nüfuzunu kırmaya çalışmıştır.

Beşinci Bölüm [277-324]

Bu bölümde Cemal Paşa’nın Suriye toplumunu mobilize etme çabası, eğitim-kültür faaliyetleri ve bayındırlık hizmetleri anlatılmıştır.

Yazara göre savaşın başlarında Arap toplumunu Türk bayrağı etrafında toplayan en büyük motivasyon dini ve ekonomik (ganimet) bakımdan süslenmiş “Mısır Seferi” idi. Fakat bu hedefin başarıya ulaşamaması, İngilizlerin müdaafa durumundan taarruza geçmesi, Şerif Hüseyin İsyanı, Cemal Paşa’nın sert idaresi ve son olarak ekonomik zorluklar toplumu Türk idaresinden yıldırmıştır.

Cemal Paşa’nın ideal-modern Osmanlı vatandaşı yaratma hedefi kendisini özellikle eğitim-kültür alanında göstermiş açılan “Selahaddin-i Eyyubi Üniversitesi” ile Pan İslamist ideolojiyi yayacak havariler yetiştirmek istenmiştir. Yine bu bağlamda Şam’da bir doğu eserleri kütüphanesi kurulması fikri gündeme gelmiş, 4. Ordu bölgesindeki tarihi eserler koruma altına alınmıştır. Ayrıca şehirlerde büyük bayındırlık faaliyetleri yapılmış, bulvarlar, yollar inşa edilmiştir. Fakat bu sivil bayındırlık faaliyetleri birtakım askerler tarafından eleştirilmiştir.

Yazara göre Cemal Paşa bu faaliyetleriyle Osmanlı üst kimliği altında, Türkçe bilen ve devlete bağlı aydın bir Arap toplumu kurmayı amaçlamıştır.

Altıncı Bölüm [334-357]

Bu kısımda Cemal Paşa idaresinin Dürzilerle ve Bedevilerle olan ilişkisine değinilmiştir. Yazara göre bu özel toplumlara sadakatleri kadar serbestlik verilmiş, kritik zamanlarda olası bir ayaklanmadan kaçınmak için ayrıcalıklarının büyük bir kısmına dokunulmamıştır. Askeri bakımdan ise düzenli birliklerden ziyade kabile kabile yardımcı birliklerde istihdam edilmişler, Osmanlı savaş çabasına lojistik ve istihbarat gibi alanlarda katkı sağlamışlardır.

Yedinci Bölüm [374-399]

Bu bölümde savaş sırasında bölgede görülen büyük kıtlık anlatılmış, kıtlığın sebepleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Yazara göre kıtlığın en önemli iki sebebi Osmanlı seferberliği ve İtilaf devletlerinin Akdeniz’de uyguladığı ablukadır. Kıtlığın sebepleri analiz edildikten sonra Cemal Paşa’nın mücadelesine değinilmiştir.

Sekizinci Bölüm [411-420]

Kitabın son bölümünde kapanan yahut stabil cephelerdeki kaynakların yerleştirilmesindeki görüş ayrılıkları, Cemal Paşa’nın Falkenhayn başta olmak üzere Alman komutasıyla yaşadığı yönetim krizi ve akabinde görevini bırakarak İstanbul’a dönmesi işlenmiştir.

Sonuç

M. Talha Çiçek’in Alman-Avusturya ve Osmanlı askeri arşivleri başta olmak üzere dönemin konsoloslarının tuttuğu günlüklere kadar geniş bir yelpazede kaynak taraması yaparak meydana getirdiği bu eser tam manasıyla “Taçsız Kral” Cemal Paşa yönetimindeki Suriye’nin dört başı mamur bir görüntüsünü okuyucuya sunuyor. Çiçek ortaya koyduğu bu titiz çalışmayla, İTC’nin yaptığı her işi “Türkleştirmek” veya“asimile etmek” olarak lanse eden, dar ideolojik kalıpların tutsağı olan yahut “Hain Arap”, “Dünkü çocuk, beceriksiz İttihatçılar” gibi söylemlerle kolaycılığa kaçan yerli/yabancıyazarlardan ayrılıyor.

Çiçek’in eserinde ortaya koyduğu özgün ve makul çıkarımlar dönemi ve Cemal Paşa’nın ülkenin yarısını nasıl idare ettiğini anlamamızda bir hayli yardımcı oluyor. Özelde Cemal Paşa’nın, genelde ise İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin “merkezi devlet, ideal-makul vatandaş” hedefi bağlamında zihin dünyalarını anlama, icraatlerini açıklama çabası kitabın en önemli özelliklerinden birisi.

Birinci Dünya Savaşı’nın önemli bir oyuncusu olarak sahnede yer almamıza rağmen dönemle alakalı Türkçe telif eser yokluğu büyük bir problem olarak hala karşımızda durmaktadır. Ülkemizde Birinci Dünya Savaşı’nı “Çanakkale Muharebeleri”nden ibaret zannedenlerin sayısı hiç de az değildir. Onlarca yıldır aynı konular etrafında, sürekli aynı şeyleri tekrar eden Türk tarihçiliğinin son yıllarda özellikleYakınçağ Askeri Tarih alanında kayda değer ilerleme sağlamasına rağmen bu dönemle alakalı çalışmalar henüz istenen düzeye gelmemiştir.

Bu gibi çalışmaların çoğalması dileğiyle…

Comment here