İnceleme

Nizamülmülk Siyasetnamesinde Bulunan Siyasi Noktalar Üzerine

Bu makaleyi 11 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Berkay Aris*

 

İKİNCİ FASIL: Padişahların, Allahü Teala’nın Kendilerine Sunduğu Nimetlerin Kadrini Bilmelerine Dair

Bu babta Nizamülmülk devletin başındaki hükümdarların halkına sahip çıkmasını, onların dertlerini sorunlarını dinlemesini başka bir deyişle halkın derdiyle dertlenmesini, sorunları sıkıntılarını gidermesi gerektiğini öğütler bunu yaparsa Allah Teala tarafından bereketleneceği, halkının hayır duasının alınması sonucu o memleketin ayakta daimi duracağı öğütlenmiştir. Hace Nizamülmülk şu sözüyle düşüncesini dasdiklemektedir: “Saltanat küfür ile devam bulur; amma zulüm ve gaddarlıkla payidar kalmaz.”

ÜÇÜNCÜ FASIL: Padişah’ın Divan-ı Mezalim’e Oturuşu, Adalet, Güzel Ahlak Ve İyiliği İcrası

Bildiğimiz gibi Mezalim Divanı çoğu Türk Devletlerinde görüldüğü gibi Büyük Selçuklular’da da görülmüştür. Erdoğan Merçil hocaya göre Tuğrul Bey 1038 yılı Haziran ayında Nişabur’da pazar günleri ve çarşamba günleri Divanı Mezalim’e başkanlık yapıyordu. Yine Sultan Melikşah ve Muhammed Tapar’ın Divanı Mezalim’de zaman zaman başkanlık yaptığını görüyoruz.[1] Vezir Nizamülmülk ise hükümdarların Divanı Mezalim’e mutlaka belirli günler ve zamanlar bu divana başkanlık etmesini araya aracı almadan halkın dertlerini dinlemesini önemli olan olayları yazılı kağıt olarak sultana arz edildiğini, sultanın bu sorunları ivedilikle çözüme kavuşturması ve takipçisi olması gerektiği önemle vurgulanmıştır.

DÖRDÜNCÜ FASIL: Vezirlerin Ve Mutemetlerin Hallerine Dair:

Bu bölümde Vezirlerin devlet kademesinde önemli bir rol üstlendiği, Vezirin iyi olması halinde devletin ileri yönde refaha kavuşacağı hükümdarın üzerinden yük eksileceği, kötü olması durumunda devletin başından melanet eksik olmayacağı huzursuzluk baş gösterileceği açıklanmıştır. Anlatıma kuvvet katmak maksadıyla Sasani Hükümdarı Behram Gur ve Veziri Rast Ruşen’den bahsedilmiştir.

YEDİNCİ FASIL: Amil, Kadı, Reis, Şahne ve Muhtesibin Vaziyetlerini Teftiş Ve Şartlarına Dairdir:

Bu fasılda hükümdarın birtakım emir ve üst düzey devlet görevlilerini kontrol ve teftiş etmesi gerekliliği vurgulanmış devlet görevine seçilmesi gereken kişilerin tabiatlarının “Her şehirden dini hükümleri kollamakta dikkatli, kalbinde Allah korkusu olan, halktan kimselere ve görev arkadaşlarına kin ve küfür beslemeyen olması gerektiği vurgulanmıştır. Hükümdar başlıkta bahsi geçen görevlere atadığı kişilerle konuşmalı onlara Allah önünde hesap verecekleri hatırlatılmalıdır. Ayrıca verilen mesajı kuvvetlendirmek maksadıyla en son Sultan Gazneli Mahmud ve Hz.Peygamber ve Halife Mutasım devrinden örnek verilmiştir.

DOKUZUNCU FASIL: Devletin Nazırlarının Maddi Durumlarına Ve Vaziyetlerine Dair:

Bu bölümde Nazırlık vazifesinin önemine, görevlerine ve göreve getirilecek kişinin özelliklerinden bahsedilmiştir. Bölümün hemen başında bu vazifenin bir nevi hükümdarın memleket içerisindeki gözü kulağı olduğu anlaşılmıştır. Haliyle bu görevdeki kişi veya kişilerin sultana en başta sadık ve dürüst olması önem arz etmektedir. Ancak yine de bu kişilerin rüşvet ve yolsuzluk yapma ihtimaline karşılık eğer bir ihtiyaç ve istekleri olması takdirde bunun hazineden yani Beytül Mal’den karşılanması Vezir Nizamülmülk tarafından öğütlenmektedir. Yine Nazırların görevleri arasında vergi tahsili, gelir-gider denetimi, şehirlerin ve beldelere sahip çıkma ve göz kulak olma gibi işlerle meşgul olmuşlardır.

ON ALTINCI FASIL: Vekil-i Has Ve İşlerinin Niteliğinin Revnakına Dairdir:

Bildiğimiz gibi Vekil-i Has’lık görevi Gazneliler ve Büyük Selçuklular’ında bulunan bir makamdır. Ayrıca bu makam bahsi geçen devletlerde Divan- Vekalet ve Divan- Has olarak ayrı bir divan türü olarak dikkat çekmektedir. Bu vazifede bulunan kişi hükümdara ve aile efradı içerisine dahil bulunan hanedan azalarının gelir gider ve emlak işlerini düzenleme ve denetlemenin yanında sarayda işlerin rayında yürümesini de sağlama vazifesi de bulunmaktaydı. İşte bu görevde bulunan kişilere Vekil-i Has denmektedir. Nizamülmülk kaleme aldığı Siyasetname’sinde bu görevlinin önemini şöyle vurgulamıştır: Her ay, hatta her gün meclis-i alide bulunup memleket hakkında söz söylemeli, huzura çıkıp durum tesbiti yapmalıdır. Nizamülmülk ayrıca bu makama karşı saygı gösterilmesi ve itibar edilmesi gerektiğini önemle vurgulamıştır.

ON YEDİNCİ FASIL: Padişahın Nedimleri Ve Yakınlarının İşlerinin Düzenlenmesine Dairdir:

Bu babta hükümdarın Nedimlerinden yani bir nevi musahibinden bahsedilmiştir. Padişahın daha önce önemli görevlere getirdiği kişilerin Nedim olmaması gerektiği aksi durumda bu mansıptaki görevlinin hükümdardan yüz bulup görevini layıkıyla yapmayacağını ve sultanın verdiği emirlere karşı kayıtsız kalacağını belirtmektedir. Devlet içinde bulunan siyasi görevlilerin padişahtan kokması gerektiği, Nedimin ise aradaki dengeyi sağlayıp pervasız olması gerektiği belirtilmiş aynı zamanda Nedimin sır tutmayı bilen, iyi terbiyeye sahip, dürüst biri olmasının öneminden bahsedilmiştir. Burada dikkatimizi bir bölüm dikkat çekmektedir. Vezir Nedimin görevleri arasına ilginç bir tanım daha katmıştır o da şudur: Padişah ne derse ne karar verirse Nedim onu alkışlamalı ve tasdik etmelidir. Bu sözle biz şunu anlıyoruz Nedim bir nevi padişahın gönlünü hoş tutan bir mevki olarak görebiliriz.

ON SEKİZİNCİ FASIL: Devlet Meselelerinde Padişahların Alimlerle İstişare Etmesine Dair:

Bu bölümde hükümdarın devlet ricaliyle birlikte birtakım siyasi durumlar karşısında istişare yani onların fikrini  sormasının önemi vurgulanmıştır. Lakin burada Vezir bir noktaya dikkat çekmektedir ki o da herkese fikir danışılmamasıdır. Bir mesele hakkında herkesin bilgi seviyesi aynı olmayabilir bir kişi daha fazla bilgi, belge sahibi olurken diğeri az bilgi veya yüzeysel olarak bilgi sahibi olabilir o yüzden danışılan kişiye de dikkat etmek önemlidir. Büyük Vezir Hace Nizamülmülk’e göre hükümdarın ilim erbabına ve yarenlerine danışması fikir teatisinde bulunmasını böylelikle en doğru kararı bulmalıdır. Aksinin başına buyrukluk olacağını öğütler.

YİRMİ SEKİZİNCİ FASIL: Saray Gulamlarının Terfi Ve İşlemlerinin Tanzimine Dairdir:

Bu bölümde Nizamülmülk Samani Devleti’nde bulunan bir uygulamadan bahsetmiştir. O da şudur: Bir Gulamın rütbesi liyakatı nisbetince yükseltiliyordu. Bir Gulam satın alındığında ilk evvel 1 yıl boyunca at binmesine izin verilmezdi. Bindiği takdirde ise cezalandırılırdı. 1 yıl sonra uygun görüldüğü takdirde işlenmemiş deriden bir eyer ve Türk tayı verilirdi. Daha sonraki süreçte kılıç, sadak, kırban, gem, kaftan, çomak vs. Malzemeler verilirdi. Liyakati arttıkça her yıl emrindekilerin sayısı yükseltilirdi. Buna en önemli örnek olarak Samanilerin Gulamı daha sonra Gazneli Devleti’nin temellerini atan Alp Tegin görülmektedir.

OTUZ DÖRDÜNCÜ FASIL: Hata Eyleyen Yüksek Mevkidekilerin Paylanmasına Dair:

Bu fasılda Vezir Nizamülmülk hata ve kusur işleyen devlet kademesinin bir görevlisine nasıl davranılması gerektiğini anlatmaktadır. Vezir mevki sahibinin hor görülüp kalp kırıklığı yaratılmaması için yaptığı ilk hatada uyarılıp affedilmesi gerektiğini eğer hatalar zinciri devam ederse bu kişiyi mevkisinden uzaklaştırmak gerektiğini bildirmektedir. Anlatımı kuvvetlendirmek maksadıyla Hz.Ali, Muaviye’den hikayeler anlatılmıştır.

OTUZ DOKUZUNCU FASIL: Memleket Ve Hükümdarlık Meselelerinde Acele Edilmemesine Dair:

Bu kısımda siyaset ve hukuk işlerinde acele karar verilmemesi gerektiği öğütlenmektedir. Herhangi bir mesele veya olay hükümdara arz edildiğinde ilk evvela mesele tetkik edilmeli delil toplanmalı, meselede dahli olanlar dinlenmeli daha sonra hüküm verilmelidir. Nizamülmülk’ün dediği gibi acelecilik güçlünün değil zayıf adamın karıdır. Hucurat Suresi 6.Ayetten bir bahis verilmiştir. Aynı zamanda Sultan Alparslan döneminden bir hikaye verilmiştir.

*Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tarih Bölümü

*Nizamülmülk, Siyasetname, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2018

 

 

 

 

 

[1] Merçil, Erdoğan, Selçuklular Zamanında Divan Teşkilatı, Bilge Kültür Sanat, İstanbul, Mart 2015

 

 

Comment here