İnceleme

Jojo Rabbit, Naziler ve Sempatiklik

Bu makaleyi 8 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Ömer Faruk Sandıkçı

Bugüne kadar izlediğimiz birçok İkinci Dünya Savaşı veya Faşizm filminden farklı olarak ‘’Jojo Rabbit’’ bize Auschwitz, Buchenwald veya Dachau’yu göstermiyor ama bir delinin, bir çocuğun zihninde kurabileceği hapishaneyi gözlerimizin önüne seriyor. Faşizm ve Nazizm ile ilgili daha önce yapılmış filmlerde işlenen birçok konu Jojo Rabbit’te de işleniyor fakat bu filmi farklı yapan şey bu konuların işleniş biçimi, tatlı bir hale getirilmeye çalışılan karakterler ve masum çocuklar.

Filmde gördüğümüz karakterler bize nazilerin karşı olduğu her türlü bireyi, grupları ve düşünceleri gösteriyor. Yahudiler, eşcinseller ve muhalif bireyler bunların başında geliyor. Jojo’nun ve arkadaşlarının aslında içlerinde bulundurdukları masumluk ve içinde büyüdükleri propaganda rejiminin onları nasıl etkisi altına aldığı ve bu kötücül rejimin kendi destekçilerinin bile en yakın çevresine girip, onlardan şüphelenmeleri ve sevdiklerini katletmesi filmin ana teması olarak söylenebilir. Jojo’nun annesi Rosie’nin çocuğunu, kendi muhalifliğini kamufle etmek, çocuğunun babasının eksikliğini hissetmemesi ve nazi karşıtı damgası yememesi için ‘’Hitlerjugend’’ (Hitler Gençliği) kamplarına göndermesi ilgi çekicidir. Küçük yaşına rağmen siyaset konuşmayı seven ve savaş güzellemeleri yapan holigan ‘’nazimiz’’ Jojo katıldığı bu kamplarda bazı şeylerin propaganda afişlerinde gösterilen gibi olmadığını görmüş ve eline verilen bereketi ve üremeyi temsil eden tatlı bir tavşanı öldürememiştir. Onun kaçması için elinden geleni yapmış fakat ondan yaşça büyük olan Hitler gençleri o tavşanı onun bütün reddetmelerine ve çabasına rağmen öldürmüştür. Bunun üzerine ormanda tek başına kalan Jojo, her anlamda kahramanı olan Hitlerin yanında belirmesi ile tekrar onu dinlemiş bu sefer de ona yapıştırılan korkak ve güçsüz damgasını alt etmek için yüzbaşına doğru koşmuş ve el bombasını alarak tecrübesizliğinden olsa gerek kendi yanına fırlatmış ve talimini kendisine zarar vererek tamamlamıştır. Daha önce yediği korkak damgasının yanına bir de beceriksizlik eklenmiş ayrıca bombanın verdiği hasarla birlikte yüzünde ve vücudunda kalıcı hasarlar oluşmuş, Nazizm ve Hitler onu kötü görünen bir çocuk haline getirmeyi başarmıştı. Her türlü olumsuzluğa rağmen yine de partizanlığa devam eden Jojo, annesiyle beraber gençlik merkezi bürosuna gitmiş artık daha basit işlerde çalışmaya başlamış, celp evraklarını dağıtma görevini yapmış ve propaganda afişlerini duvarlara yapıştırmaya başlamıştı. İş günü bittikten sonra eve dönen Jojo, 10 senelik hayatını alt üst edecek bir hayaletle karşılaşır. ’’Bir Yahudi.’’ Jojo bu ‘’çirkin, aptal ve boynuzlu’’ Yahudi ile savaşmayı denemiş fakat her defasında yenilmiştir, bir süre sonra bu siyaseti bırakıp o hayalet ile sohbet etmeye başlamış, ve bu Yahudi’nin de ‘’normal bir insan gibi’’ ağladığını, geceleri yarasalar gibi uyumadığını, Brüksel lahanası gibi kokmadığını, güçsüz veya aptal olmadığını anlamıştı. Nazizmin temelinde hiç bulunmayan ve en karşıt olduğu şeylerden biri olan sevgi, Jojo’nun içinde belirmişti. 10 buçuk yıllık hayatındaki en önemli şey olan holiganlığına rağmen Jojo, kendisinden büyük bir Yahudi kıza aşık olmuştu. Annesinin Nazi rejimi tarafından katledildiğini gören Jojo, bir Yahudi’ye aşık olmasının ardından artık gönüllülük esasını bir kenara koymuş ve eline verilen silahı, el arabasını, afişleri sadece eline tutuşturulduğu için kabul etmek durumunda kalmıştı. Amerikalıların ve Rusların yaşadığı yeri kuşatması, her zaman yanında olan Hitler’in kafasına bir kurşun sıkarak intihar etmesi ve saf Aryanları yalnız bırakmasıyla Jojo için her şey bitmişti, savaş da dahil.  Jojo Rus askerlerin elinden eşcinsel bir Alman Yüzbaşısı olan Klenzendorf’un ona yapıştırdığı Yahudi damgasıyla kurtulmuştu.

Jojo Rabbit, izleyenler ve eleştirmenler tarafından çokça eleştirildi çünkü filmin nazileri sempatik gösterdiği söyleniyordu. Bu eleştirilerin Avrupa ve Amerika’dan gelmesi insanı düşünmeye sevk ediyor, yıllarca Naziler ile ilgili yüzlerce filmin yapıldığı bu bölgelerde Nazilerin kötü olduğunu gösteren filmlere ve bu kötülüğün zararlarını görmelerine rağmen hala anlayamamış olmaları büyük bir sorun. Nazilerin sempatik gösterilebilmesi için tatlı şekilde konuşan karakterlerden, esprilerden daha fazlası gerekiyor. Hitler’in bir çocuğun yanında durması, onunla konuşması ve şakalaşması nazileri tatlı gösterebiliyorsa bu filmin sorunu değil insanların sorunudur. Milyonlarca insanı demir pençesi altında tutan, farklı etnik kökene sahip milyonlarca insanı ve farklı gruplara aidiyet hisseden binlerce insanı katleden bir rejim ve bir tiran bu kadar kolay sempatik bir hal almamalı. Ayrıca bu filmden saf bir gerçeklik beklemek de doğru olamaz, bazı izleyici yorumlarında yüzbaşı ve yaverinin nasıl eşcinsel olabileceği tartışılıyor, bu ‘’Wehrmacht’’ da illaki var olan bir şeydi fakat bunlar gizleniyordu ve yönetmen Taiki Waititi de bunu göstermek istemiş.

Sonuç olarak, Jojo Rabbit insanların devamlı gördüğü ve belki de artık midelerini bulandırmaya başlayan hepsi birbirinin kopyası olan Nazi Almanya’sı filmi algısını gayet güzel yıkıyor. Bize farklı bir görsel şölen ve farklı bir hikaye sunuyor. Filmin Nazi sempatizanlığı yaptığı veya Nazileri sempatik gösterme çabası içinde olduğu eleştirileri ise politik doğruculuk sonucunda ortaya çıkmış ve filme yakıştırılmaması gereken bir etikettir.

Comment here