İncelemeTürk Dünyası

Güney Türkistan (Kuzey Afganistan) Türkleri ve Türkçenin Durumu

Bu makaleyi 26 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Selim Özdemir

Giriş

Binlerce yıldır farklı medeniyetlere, topluluklara ev sahipliği yapmış ve jeostratejik olarak Asya’nın kilit noktalarından biri olan Afganistan, bölgeye yapılan ilk Türk akınlarından günümüze yaklaşık 1500 yıldır Türk varlığının bulunduğu bir coğrafyadır. Bölgede Sakalarla başlayan Türk hakimiyeti Selçuklu İmparatorluğu ,Gazneli Devleti, Timur İmparatorluğu ve Babür Şah Devleti dönemlerinde zirveye ulaşmıştır.1747’de İngiliz ve Rus İmparatorlarının anlaşması sonucu yüzyılladır süren kesin Türk devlet varlığı yerini “Afganistan” devletine ,hakimiyet ise Türklerden Peştunlara geçmiştir.Bu tarihten sonra özellikle 1919’dan günümüze kadar ki süreçte emperyalist devletlerin konumlandırdığı idareciler tarafından,Güney Türkistan olarak isimlendirdiğimiz Kuzey Afganistan da ki Türk varlığı yok sayılmış ve bu hakikat sistemli bir şekilde yok edilmeye çalışılmıştır.Güney Türkistanlı soydaşlarımızın bölgedeki varlıkları ve kültürlerinin temeli olan dillerini korumak onlarla ilmi açıdan alakadar olmak Türkiye Türkleri için tarihsel bir görevdir. Ancak Güney Türkistan meselesi Türk kamuoyunda pek bilinmeyen bir meseledir.Bu nedenle hem insanımıza bu meseleyi anlatmak hemde orada bulunan soydaşlarımız ile alakalı kamuoyunu bilgilendirmeliyiz.Yazımızda bu amaç doğrultusunda Güney Türkistan Türklerinin bölgede ki varlığı ve dillerinin durumu ile alakalı bilgi vereceğiz.

Günümüz Afganistan Topraklarının Siyasi Tarihi:

Afgan ismi ilk kez X.yüzyılda Gazneli kaynaklarında İran ile Hindistan arası dağlık bölgeyi tanımlamak için geçmekte olup, “Afganistan” adı ise 16.yüzyılda Babür Şah’ın vakayinamesinde geçmiştir. Bu kaynak da Afganistan ,Kabil ve Pencap  arasındaki bölge olarak belirtilmiştir.

Afganistan, coğrafi konumunun özelliği bakımından tam bir anahtar ülke durumundadır. Coğrafi, tarihî, kültürel ve stratejik olarak Orta Asya ve Güney Asya arasında toprakları bulunan Afganistan,siyasi ve dinî olarak da Güney Asya ve Ortadoğu dairesindedir. Jeostratejik ve jeopolitik konumundan dolayı tarihte birçok kez işgallere uğramıştır. Bu durum göz önünde bulundurularak Afganistanın tarih boyunca yayılmacı bir poltika izleyen devletlerin önemli hedeflerinden biri olduğu açıktır.M.Ö. 500’de Perslerin bölgeyi kontrol altına almaları bu bölgedeki ilk işgal olarak sayılabilir. 200 yıl boyunca Pers hakimiyetinde kalan bu coğrafya M.Ö. 331’de Büyük İskender’in eline geçti. Büyük Makedonya İmparatorluğu’nun dağılmasından sonra kurulan Yunan Baktriyan İmparatorluğu, M.Ö. 250’den M.S. 50’ye kadar Afganistan’ı elinde tuttu. Sakalar’ın M.S. 50 yılında Çin’den sürüldükten sonra  Maveraünnehir yoluyla Afganistan’a gelmelerine paralel olarak gerçekleşen Saka işgali bölgede ki ilk Türk varlığıdır. Afganistan da ki M.S. 125-480 yılları arasında Türk oldukları iddia edilen Kuşanlar’ın istilası bölgedeki ikinci Türk fethidir. Afganistan, Kuşanlardan sonra M.S. 480’de Akhunlar tarafından işgal edildi. Halaç Türkleri olarak da bilinen Akhunlar, yaklaşık bir asır boyunca bu ülkenin topraklarında hüküm sürdüler. İslamiyet’in Afganistan’da yayılmaya başlaması 8.yüzyılda Halife Osman(r.a.) zamanında olmuştur. İslamiyeti yaymak için bölgede bulunan Arapların uzun süre kalması Afganistan topraklarındaki İslam varlığını sağlam temellere oturtmuştur (Saray 1988:404). M.S. 654 yılında Arap orduları Afganistan’ı yerle bir etmişlerdir.Afganistan’da İslamiyet’in yayılmasıyla birlikte sırasıyla Samaniler, Gazneliler, Büyük Selçuklular, Harzemşahlar, Timûriler ve Babüriler gibi Müslüman Türk Devletleri hüküm sürmüşlerdir.10. yüzyılın ilk çeyreğine kadar  Gazneli hâkimiyetinde olan Afganistan, Gûrilerin hâkimiyetine girmiştir. (MEB 1946:174) 1214 yılında Gurîlerin parçalanmasının ardından ülkeye Harezmşahlar hakim oldu. Fakat Harezmşahların hâkimiyeti çok kısa sürdü. Afganistan 1220 -1483 yılları arasında Moğolların hâkimiyeti altında kaldı. 1483’te Timûr, Moğol İmparatorluğuna son verdi. 1404 yılında Timûr’un ölümünden sonra,ülke Timûroğulları ve Safeviler arasında paylaşıldı. Timûr’un torunu olan Babür Şeybanî 1507’de Afganistan’ı da ele geçirerek Hint-Türk İmparatorluğunu kurdu (Cuyeni 1362:88-89).Bu devletin merkezi zamanla Hindistan’a doğru kaymıştır. Devletin merkezinin Hindistan’a kayması ile kuzeyden Özbek Türkleri, kuzeybatıdan da Safeviler Afganistan topraklarına dâhil olmuştur. 18. yüzyılda Babür Devleti’nin giderek zayıflaması sonucunda otorite boşluğundan faydalanan yerel kabileler daha özerk davranmaya başlamıştı. Kabilelerin kendi başlarına hareket etmeleri iç karışıklıklara sebep olmuştur. Bu karışıklık ortamında Nadir Şah,himayesindeki Türkmenlerle; Afganistan ve İran’ı ele geçirmiş, Hindistan’da bulunan Babür Devleti’ni ise vergiye bağlamıştır. Nadir Şah’ın 1744 yılında suikaste uğraması sonucu yerine oğlu Ahmed Şah geçmiştir.1744’te Ahmed Şah Baba tahta geçtikten sonra ülkenin ismi Afganistan olarak anılmaya başlanmıştır. Ahmet Şah’ın 1772’deki vefatından sonra yerine oğlu Timûr Şah geçti. 1775 yılında devletin başkenti Kandahar’dan bugün de başkent olan Kabil’e taşındı. Timûr Şah’ın ölümü üzerine 1793’te yerine oğlu Zaman Şah geçti. Afganistan’da süren bu iç karışıklıklardan faydalanarak Zaman Şah’ı iktidardan uzaklaştıran kardeşi Mahmut Şah 1799 yılında onun yerine geçti. Bu tarihlerde İngilizler Afganistan-Pakistan-Hindistan alanında nüfuz elde etmeye başlamışlardı. İngilizlerce desteklenen Şah Şûca 1826 tarihine kadar iktidarda kaldı. 1826-1863 yıllarında Dost Muhammed Han, Şah Şûca’yı mağlup ederek tahta geçti. 1838’de Afganistan’ın batısı, İngiliz hâkimiyeti altına girdi. Ancak Afganistan halkı Batı emperyalizmini kabullenmedi ve üç yıl süren mücadele sonunda İngilizler ülkeden çıkarıldı.1863 yılında Dost Muhammed Han’ın ölümünden sonra büyük oğlu Şir Ali Han yerine kral oldu.1868’de Şir Ali Han’ın kuzey sınır komşusu Ruslarla yakınlaşması üzerine 1878’de Afganistan bir kez daha İngilizler tarafından işgal edildi. İşgale engel olamayan Şir Ali Han, Ruslara sığındı ve orada 1879 yılında öldü. Afgan (Peştun) aşiretlerin mücadeleleri sonunda İngiliz işgali 1880’de son buldu ve daha önce amcası Şir Ali Han’a yenilip Türkistan’da Ruslara sığınmış olan Abdurrahman Han Afganistan’a dönerek tahta geçti. 1919’da yenilikçi olarak bilinen Emanullah Han başa geçti. Emanullah Han, 1927-1928’de büyük bir geziye çıkarak Avrupa’yı, Türkiye’yi ve İran’ı gezdi. Bu geziden aldığı izlenimlerle Afganistan’da kökten bir inkılap yapmaya karar vermişken halkın çok ciddi bir tepki göstermesiyle 1919’da çıkarılan ayaklanma sonunda Hindistan’a kaçtı. Beççe Sakau boş kalan tahta oturmuşsa da, iç karışıklıkları bastıramadığı için tahta Nadir Şah geçti. 1933’te Nadir Şah’ın öldürülmesi üzerine oğlu Zahir Şah tahta çıktı. Zahir Şah döneminde Afganistan tarafsız bir politika izledi. Bu tutumunu II. Dünya Savaşı sırasında da sürdürdü. 1947’de Pakistan’ın Hindistan’dan ayrılmasıyla Afganistan ve Pakistan, Hayber Geçidi konusunda ihtilafa düştüler. İngilizlerin Pakistan’a modern ve güçlü silahlar vererek onları desteklemesi Afganistan’ı Rusya’ya yakınlaşmaya mecbur etti. 1954-1961 yılları arasında Rusya ve Afganistan, karşılıklı ziyaretler sonunda ekonomik ve kültürel anlaşmalar imzaladı. Ancak Ruslara karşı muhafazakâr halkın ayaklanmaları devam etti ve mevcut hükümete direnen halkın önüne geçmek bahanesiyle 1979’da Rus ordusu Afganistan’a girdi. Bu arada Afganistan Bayrağı değiştirilerek Sovyetler Birliği Bayrağına benzer kızıl bir bayrak benimsenmiş, ülkenin adı da Afganistan Demokratik Cumhuriyeti olarak değiştirilmişti. Rus ordusunun Afganistan’ı ilhak etmesiyle, halkın direnişi arttı ve ilk cihat örgütü Hizb-i İslâmî kuruldu. Amerika’nın da arkasında olduğu bu direnişe karşı başarılı olamayan Sovyetler, 1986’da Muhammed Necibullah’ı devlet başkanlığına getirdi. Necibullah da doğal olarak Sovyet taraftarı bir politika benimsedi. Fakat mücahit gruplar Ruslara ve Necibullah’a karşı Pakistan yoluyla Amerika’dan silah ve para desteği alarak direnişlerine devam ettiler. Sovyet ordusu 1989’a kadar mücahitlere karşı savaştı ve ağır kayıplar verdi. Sonunda Sovyetler, Afganistan’dan 1989 yılında çekilmek zorunda kaldı. Necibullah’ın başkanlıktan çekilmesiyle Afganistan muhtelif mücahit gruplar arasında feodal yapılara parçalandı. Mücahitlerin kurduğu şûranın kararıyla 1992’de Sıbgatullah Mücedidi geçici olarak devletin başkanı oldu. Bu dönem Afganistan halkı için nispeten refah ve huzur içinde geçti. Şûrada varılan karara göre Sıbgatullah’tan sonra Burhanettin Rabbani bir yıl sonra devletin başına geçecek ve ardından seçim yapılacaktı. Afganistan’da herkes seçim beklerken mücahit grupların kendi aralarında yaşadıkları ihtilaflar, kanlı bir iç savaşa dönüştü. Bu iç savaşın sonucu olarak yeniden yerel özerk yapılar ortaya çıktı. Bu gruplar kendi aralarında savaşmaya devam ederken 1994’te Taliban, ilk kez Kandahar’da varlığını göstermeye başladı. 1996 yılında Kâbil’i Şah Mesud’un elinden alan Taliban, hızla ülkenin diğer önemli yerlerini de hâkimiyeti altına aldı. Rabbani hükümetini destekleyen Şah Mesud ile General Abdürreşit Dostum, Taliban kuvvetlerine karşı mücadele etmek zorunda kaldılar. Taliban kuvvetlerine direnen Dostum, Abdülmelik’in ihaneti sonucunda yenildi. Fakat Hazaraların desteğini alan Dostum, Taliban’ı kuzey bölgesinden çıkarmaya muvaffak oldu. Ancak 1998 yılının son aylarında tekrar Taliban’ın eline geçen Kuzey bölgesi, 2001 yılının eylülüne kadar Taliban hâkimiyeti altında kaldı. İngiltere’nin ve Rusya’nın artık küresel güç olmadığı dünya düzeninin baş aktörü Amerika, terörü bahane ederek 2001 yılında Afganistan’ı işgal etti.2002-201 yılları arasında yapılan birçok zirve ve konferansta alınan kararlar doğrultusunda Afganistan’ın yaraları sarılmaya çalışılmış, imkanlar ölçüsünde modern bir devlet teşkilatlanması gerçekleştirmiştir. Başkanlık sistemi ile yönetilen Afganistan’ın mevcutta ki devlet başkanı Eşref Gani Ahmedzai,birinci dereceden yardımcısı ise Özbek asıllı Abdullah Reşit Dostum’dur.

Kuzey Afganistan ve Güney Afganistan’ın Coğrafi ve Etnik Yapıları:

Muhammed İkbal’in ifadesiyle “Asya’nın kalbi” tanımlamasıyla bilinen bugünkü Afganistan toprakları aynı zamanda dağlık ve içine girilmesi zor bir alan olmasından dolayı Asya’nın İsviçre’si olarak da anılmaktadır. Batısında İran, kuzeyinde Türkmenistan, Özbekistan ve Tacikistan, kuzeydoğusunda Çin, doğu ve güneyinde Pakistan ile komşudur. Bütün bu özellikleri Afganistan coğrafyası bir köprü vazifesi görmektedir. Ülke dünyanın ikinci en büyük sıradağları olan Hindukuş dağları tarafından doğal bir şekilde kuzey-güney olarak bölünmüştür.Bu bölünme doğal bir tesadüf gibi gözükse de çok keskin etnik ve dinî ayırımlara sebep olmuştur ve bütün çabalara rağmen Afganistan’ın hala bir ulus devlet olamamasının en büyük sebeplerinden biridir. Bunun yanında Afganistan coğrafi olarak; Kuzeyde ovalık, Güneyde dağlık, Güneybatıda plato bölgesi olmak üzere üç bölgeye ayrılabilir.

Ülke topraklarının yalnızca %12’si ekime müsaittir. %46’sı otlak %3’ü ormanlık kalan kısmı ise dağlıktır. Verilerden anlaşılacağı üzere en yaygın ekonomik uğraş hayvancılıktır.

Etnik gruplar temel alınarak Afgan toplumu incelendiğinde, karşımıza on sekiz grup çıkmaktadır.Bunlar: Peştunlar, Tacikler, Türkler (Özbek, Türkmen, Kızılbaş, Kazak, Kırgız, Karakalpak), Hazaralar, Aymaklar, Beluciler, Brahuiler, Beluçlar, Nuristaniler, Rajasthaniler, Araplar, Hindular, Pamiriler, Sihler, Yatlar, Pencabiler, Darvaziler, Paşhailer.(Yaklaşık olarak) Peştunlar ülke nüfusunun %40’ını,Türkler %30’unu,Tacikler %27’sini,kalanınıda diğer halklar oluşturmaktadır.

Güney Türkistan Türkleri yoğun olarak ; Samangan, Ser-i Pol ,Cevzcan ,Belh , Faryâb vilayetlerinde yaşamaktadır.

Güney Türkistan’da ki Türklerin Kültürel ve Siyasi Varlıkları:

Afganistan’daki Türk halkları genel itibariyle; Afganistan Türkmenleri,Afganistan Özbekleri ve az da olsa Pamir Kırgızlarıdır. Halihazırda Kuzey Afganistan’ın beşeri sınır komşuları Türkmenistan ve Özbekistandır. Kuzeydeki halkın büyük çoğunluğunun da bu iki devletin yerlisinin oluşturması, mevcut otoritenin burayı sonradan ilhak ettiğini gösterir niteliktedir. Tabi dünya üzerindeki diğer örneklerle karşılaştırıldığında aksinin iddaa edilmemesi için bu bölgenin Türklerinin yaşadığı yerlerin toponomisine de bakmak lazım gelir.Birde meseleye bu noktadan bakıldığında yerleşim yerlerinin büyük kısmının adı üzerinde Türk Gazneli Devleti tarafından oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Mezar taşları, soy kütükleri ve etnografik envanter ile de bu sabittir. Siyasi noktada General Dostumdan sonra Afganistan Özbekleri bira olsun zulümden ve siyasi yalnızlıktan kurtularak resmi temsil hakkı bulmuşlardır. Ancak aynı durum diğer Türk halkları için ne yazık ki söylenemez. Özellikle nüfus olarak önemli bir yüzde teşkil eden Türkmen nüfus eğitim, terör ve siyasi yalnızlık noktasında ciddi anlamda muzdariptir.Ayrıca Taliban tarafından zorunlu olarak bölgeden çıkarılmaya çalışılan Türk nüfus hem canını hem malını hem kültürünü korumak zorundadır.

Afganistan Türklerinin edebi ürünlerinin çoğunluğunu şifahi halk edebiyatı ürünleri olması ve bunları derleme konusunda yeterli çalışma olmaması da bölgedeki Türk kültür varlığı için dışarıdan müdaheleye bile gerek bırakmayan bir tehlikedir.

Afganistan Halklarının Dillerinin Değişen Statüsünün Kronolojisi:

Afganistan 1919 yılında bağımsızlığını kazandığı tarihten itibaren nüfusun çoğunluğunu teşkil eden Peştunlar tarafından yönetilmiş, Peştu dilinin tek resmi dil olması için bölgede önemli bir kültürel varlığı olan Türk kimliği ülkede yok edilmeye,yok sayılmaya çalışılmıştır.Yüzyıllardır Kuzey Afganistan’a isimlerini dillerini ve kültürlerini kazıyan Güney Türkistan Türklerinin statüsü sürekli alçaltılmaya çalışılmıştır.

Kuruluşun hemen ardından Peştunların Peştuca’yı ülkede tek hakim dil yapma gayesi bariz bir şekilde ortaya çıkmış ve bu yönde uygulamalara geçilmiştir. Peştuca zorunlu ders yapılmış ve işyerlerinde açılan kurslarla bu dil millileştirilmeye çalışılmıştır.1920’lerde devlet dairelerine  Peştuca bilmeyenler alınmamaya başlamıştır. Afganistan halklarına yapılan bu dayatmalara karşın Peştuca millileşememiş ve halk okulda, iş de, sokakta Derice(Darica)’yi resmi ve ortak dil olarak kullanmıştır.1965 anayasasında bu durum göz önünde bulundurularak Derice, Peştuca ile birlikte ülkenin resmi dili olmuştur.

Reform niteliğinde ki bu değişime rağmen ülkede ki Türk unsuru 2. Sınıf vatandaşında altında bir muamele görmeye devam etmiş ve bütün Türk ağızları eve hapsedilmştir. Özbekler ve Türkmenler sözlü gelenek vasıtasıyla şifahi edebiyat ürünlerini korumayı başarmıştır. Ancak ülkedeki sert kısıtlamalardan dolayı yazılı edebiyatla alakalı girişimler bireysel olarak kalmışıtr.1965 anayasasının getirdiği özgürlükçü ortamda Türklerin faydasına olan en önemli gelişme 1 saatlik Türkçe radyo yayın hakkıdır. Ancak bu hakta 1973’te Davut Han darbesiyle ile birlikte ellerinden alınmıştır.1978 yılı Afganistan’da emperyalizmin en acı hissedildiği yıllardan biridir. SSCB destekli güçler tarafından devrilen Davut Han hükümetinin yerine gelen komünist hükümet tüm azınlıklara anadilde eğitim vaat etmişti. Ancak azınlıkların statüsü konusunda temel bir değişim olmadı yalnızca propaganda malzemesi üretecek şekilde düzenlemeler yapıldı. Özbek ve Türkmen Türkçelerinde radyo yayını, ilkokul kitabı hazırlama ve dergi çıkarma gibi faaliyetlere izin verildi. Önemli ve kalıcı sonuçlar doğurabilecek adımlardan bir tanesi de 1985 yılında Kabil Üniversitesi Dil ve Edebiyat Fakültesi’nde  Özbek Dili ve Edebiyatı Bölümü açılması olmuştur. 1987 yılında Dr.Necibullah tarafından çıkartılan anayasa ile birlikte Peştunca ve Darica’nın resmi dil olarak devam etmesinin yanında Özbekçe, Türkmence, Beluçca, Paşayıca, Kırgızca, Kazakça ve Nüristanice millî diller olarak tanınmıştır. Yani Peştunlar ve Taciklerin dışında kalanların yok sayıldığı Afganistan’da bu yenilik ile birlikte diğer halklarında varlığı tanınmıştır. Devlet diğer halklarında dilini, dinini, kültürünü, edebiyatını korumayı taahhüt etmiştir.Ayrıca yargıda,Peştuca ve Darica’nın yanında tanınan milli dillerde de savunma yapılabilme hakkı getirilmiştir.1992’de Sosyalist rejimden İslamî rejime geçilmesiyle birlikte Rabbani hükümeti beklenilenin aksine Peştucanın etkisini azaltmıştır.Ancak 1996’da Taliban’ın başa geçmesiyle devletin resmi dili yalnızca Peştuca olmuş ve bütün resmi yazışmalar Peştuca yapılmıştır.2001’de Taliban’ın devrilmesinden sonra kabul edilen 2004 anayasasında bölgede konuşulan milli diller o bölgenin üçüncü remi dili olarak kabul edilmiştir.Bu anayasa Peştuca ile Darica arasında dengeyi sağlamak ve diğer halkların dillerini de korumaya alma amacı gütmektedir.Günümüzde de geçerliliğini koruyan dil politikası bu yöndedir.

Güney Türkistan’da Türkçe Eğitimi:

Afganistan da Türkçe eğitimini ilk olarak Ali Şir Nevâi ile başlatabiliriz. Türkçe’nin Farsçaya olan üstünlüğünü gösterdiği Muhakemetül Lügateyn isimli eseri iki dili münakaşa ederken aynı zamanda bir Türkçe eğitim kitabıdır. Yaklaşık 30 edebi eseri Türk Çağatay edebiyatına kazandıran Ali Şîr Nevâiden sonra bölgede Türkçenin eğitimi geleneksel yollarla veya dönemin milliyetçi halk şairleri tarafından  devam ettirilmiştir.Modern Türkiye Türkçesinin eğitimi ise 21. Yüzyılın başında başlamıştır.

1981-1982 yıllarında Türkiye Büyükelçiliği tarafından ilk defa Türkçe dil kursu verilmiştir.1983 yılında Kabil Üniversitesinde Özbek Dili ve Edebiyatı bölümü açılmıştır. Ancak eldeki akademik imkanların azlığı ve çeşitli sebeplerden çok bir etki bırakamadan faalliğini yitirmiştir. Taliban rejiminin devrilmesinin ardından 2003 yılında Afganistan Hava Harp Okulunda Türkçe dil kursu açılmıştır.2003 yılında da Kabil Üniversitesinde Türk Dili ve Edebiyatı bölümü açılmıştır. Özbek Dili ve Edebiyatı tecrübesinden sonra, bu bölümde dünya standartlarına uygun bir akademik program oluşturuldu.2004-2013 yılları arasında bölüm TİKA tarafından eğitim görevlisi desteği sağlanmıştır. TİKA ve Yunus Emre Kültür Merkezi hem Türkoloji bölümüne destek vermiş hem de bölümü harici öğrencilere de Türk dili ve kültürünü öğretme noktasında fayda sağlamıştır. Günümüzde Türkiye dışında, TİKA’nın en çok ofisinin olduğu yer Afganistandır. Bu da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Afganistan’a ve Afganistan Türklerine verdiği önemi gösterir niteliktedir.

Sonuç:

Dünya üzerinde jeopolitik konumundan dolayı emperyal güçlerin,tarihin her döneminde ki güç odaklarının gözünün olduğu bir bölgede bulunan Afganistan’ın bölge halkları kendi özyönetimlerini oluşturmadıkları dönemlerde büyük acılar çekmişlerdir.Yüzyıllarca adaletiyle, kültürüyle ve devlet geleneğiyle bölgeye ve halkına nizam veren Türk devletlerinin bu topraklarda 18.yy’ın sonlarında hakimiyeti kaybetmesi sonucu bölgede sonu gelmez bir kaos hüküm sürmüştür. Özellikle İngilizlerin güdümünde bölgede güçlenen Peştunlar, hakimiyeti elde ettikten ve yapay bir devlet kurduktan sonra 1000 yıldan fazla bir süredir orada bulunan Türk halklarına türlü zulüm, asimilasyon politikalarına başlamışlardır. Güney Türkistan dediğimiz, Afganistan’ın kuzeyindeki bölgede hakim olan Afganistan Özbekleri ve Türkmenleri’nin dilini ,siyasi varlığını ,etnografik envanterini ve bölgeye has kültürel birikimini korumak, yaşatmak ve geliştirmek hem 3000 yıllık Türk devlet geleneğimizin hem de Cumhuriyetimizin vizyonunun doğal bir getirisidir. Afganistan’ın 1920’li yıllarda ki modernleşme süreciyle Türkiye bizzat alakadar olmuştur. Aynı şekilde 2000 sonrası özellikle TİKA ve Yunus Emre Enstitüsünün girişimleri ile bölgede modern Türkiye Türkçesi ve kültürü öğretilmektedir. Son günlerde General Reşit Dostum’un devlet kademesindeki gücünü arttırması Afganistan Türklüğü için sevindirici olmakla birlikte bu olumlu gelişmeler yeterli değildir. Buradaki bariz Türk varlığının hem devlet kademesinde önemsenmesi hem de kamuoyu desteği ile birlikte vakıf, STK çalışmalarının daha da verimli olması gerekmektedir. Bu çalışmamızın amacı ve ulaşmak istediği sonuçta tam olarak budur.

KAYNAKÇA:

Temizyürek Fahri, Barın Erol, Ustabulut Mete Yusuf(2016). Afganistan’ın Dil Politikası ve Afganistan’da Türkçenin Durumu.TürkBilig/32

http://sahipkiran.org/2019/05/02/guney-turkistanda-turk-varligi/

Aysultan Hayri. Afganistan’da Dil Politikaları. TSA / Yıl: 14, S: 1, Nisan 2010

Albayrak Recep. Afganistan Türkleri2010. Berikan Yayınevi.Ankara

Savaş Şahin. Afganistan’da Türkmen Varlığı Üzerine. TEKE Dergisi 2016 5/3

Firuz Fevzi. Afganistan’da Türk Dili Eğitimi. Tehlikedeki Diller Dergisi. Kış 2015

Duman Selçuk. Afganistan’da Türkler.2019.Berikan Yayınevi.Ankara

Comment here