İktisat

Osmanlı Merkantilist Dalgayı Neden Yakalayamadı?

Bu makaleyi 8 dakikada okuyabilirsiniz

 

Hazırlayan: Mustafa Emircan Yaman

Neredeyse hepimizin bildiği gibi Yeniçağ Avrupa’sını kasıp kavuran, altın ve servet avcılığına yol açan bir ideoloji daha doğrusu bir “akım” vardı: Merkantilizm.

Merkantilizm kökenini tüccar anlamına gelen “Merchant” kelimesinden almaktadır. Ülkelerin gücünün ve milletlerin refahının sermaye birikimine dayandığını savunan Merkantilizm akımı, daha sonra Feodalizmi yıkacak ve Sanayi Devrimine sebep olacak burjuvazi toplumunun doğmasına sebep olmuştur.

Merkantilizmde mantık basittir; bir ülkenin ne kadar altını ve gümüşü varsa ülke o kadar güçlü ve müreffeh kabul edilir. Bu anlayıştan dolayı sömürgeci Avrupa devletleri sömürgelerinden getirtebildiği kadar altın ve gümüş getirterek ülkelerini güçlü kılmaya çalışmışlardır. İspanyol hazine filosu bu durumun en önemli örneklerinden biridir.

Ayrıca bu akım iktisat biliminin ortaya çıkmasına sebep olmuştur da diyebiliriz. İktisadın ayrı bir bilim olması gerektiği bu dönemde John Hales tarafından ifade edilmiştir. Hales’i Adam Smith, David Ricardo, John Stuart Mill gibi iktisat biliminin kurucuları kabul edilen düşünürler izlemiştir.

Şimdi gelelim yazımızın konusu ve nesillerdir düşünülen soruya: Osmanlı en elverişli ticaret yollarıyla bağlantıları olmasına rağmen neden bu dalgayı yakalayamadı?

Bu konuyu üç başlık altında ele alacağım:

-Tüccar sınıfının güçsüzlüğü ve Sermaye birikiminin engellenmesi

-Teknoloji Yetersizliği

-Coğrafi keşfe ihtiyaç duyulmaması

Tüccar Sınıfının Güçsüzlüğü ve Sermaye Birikiminin Engellenmesi

Osmanlı devletinde şehir yapılanmasının ve şehir ekonomisinin en önemli kurumlarından biri loncalardır. Bu loncalar kurallarla, esnafı kontrol eden bir çeşit devlet destekli esnaf örgütlenmesiydi. Bu örgütlerle devlet hem gerekli hammaddeyi gerekli alana yönlendiriyor hem de esnafları kontrol altında tutuyordu. Fakat bu kurumlar “tüccar” sınıfının güçlenmesinin önündeki en büyük engeldi.

Öncelikle bu kurumların ortaya çıkardığı “ihtisap” kuralları esnafların ve esnaf olmak isteyenlerin, herkes dükkan açamazdı, ne kadar dükkan açılabileceğini ve bu dükkanların ne üzerine olabileceğini devlet belirlerdi. Piyasa diye bir şey yoktu. Bir malın nasıl üretileceğine, hangi kâr oranıyla satabileceğine dahi devlet karar verirdi. Ayrıca bazı durumlarda devlet malı kime satıp kime satamayacağınıza bile karışmaktaydı. Örneğin 16.Yüzyılın ikinci yarısında devlet İstanbul ve devletin pamuklu kumaş ihtiyacını karşılatabilmek için piyasalara müdahale etmiş, malın daha yüksek fiyat veren Avrupalı tüccarlara satılmasını engelleyerek dokunan kumaşların İstanbul’a gönderilmesi talimatında bulunmuştur.

Bu tarz mutlakiyetçi ve baskıcı uygulamalar hem tüccar sınıfının teşvikini kırmış hem de sermaye birikimi oluşmasını önlemiştir. Bu durumun bir benzerini İtalyanlar da yaşamış ve 16.Yüzyıla kadar ticareti domine eden İtalyanlar mevkilerini Hollandalılara kaptırmıştır.

Bu katı kurallar 19.Yüzyılda kaldırılsa da çok geç kalınmış, atı alan Üsküdar’ı geçmiştir.

Ayrıca vefat eden vezirlerin, devlet adamlarının birikimlerinin direkt olarak devlete devredilmesi de sermaye birikiminin önüne büyük bir set daha çekmiştir.

Teknoloji Yetersizliği

Denize kıyısı bulunan Osmanlı toprakları genellikle Akdeniz ve Karadeniz kıyılarında bulunmaktaydı.15 ve 16.Yüzyıllar arasında Karadeniz bir Türk gölüne çevrildiği için Akdeniz’i ele geçirmek Osmanlı açısından bir derece daha önemliydi. Fakat Akdeniz gerek kıyılarındaki resif toplulukları ve kayalıklar gerekse elverişsiz rüzgarlar dolayısıyla denizcilik yapmaya çok elverişli bir deniz değildi.

Ayrıca başlıca ticaret yollarından olan İpek ve Baharat yolları doğuda yani Müslümanların elinde yer alıyordu ve bu yüzden kendini sıkıştırılmış hisseden Avrupa devletleri Okyanusları kullanarak doğuya gitmenin ve farklı bir ticaret yolu bulmanın arayışı içerisindeydiler.

Bu durumdan dolayı Atlantik Okyanusuna kıyısı olan İspanyollar ve Portekizliler kalyon tipi, okyanusa dayanıklı büyük gemiler inşa etmeye başladılar, bu gemilerin yanında Osmanlı filosu daha çok kadırgalar boyutunda kalmıştır.

Ambarlarındaki yiyecek ve su en fazla iki hafta civarında yetebilecek olan ve neredeyse Cebelitarık boğazını geçemeyecek durumda olan kadırgalarla bir okyanus seferi düzenleyerek Atlantik ticaretinden pay almak pek mümkün gözükmemektedir. Bu yüzden Osmanlı devleti birkaç Hint okyanusu seferi dışında Akdeniz’de kalmak zorunda kalmış, Hint Okyanusu seferleri ise başarısızlıklarla sonuçlanmıştır.

Ticaret rotasının Atlantik üçgenine kayması ve Osmanlı’nın bu ticarette yer alacak denizcilik teknolojisine ve tüccar sınıfına sahip olmaması, bu yüzden Osmanlı topraklarından geçmekte olan İpek ve Baharat yollarının önemini yitirmesi Osmanlı’nın Merkantilist dalgayı yakalayamamasının en önemli sebeplerinden biridir.

Coğrafi Keşfe İhtiyaç Duyulmaması

Avrupalı devletlerin coğrafi keşifleri amaçlamasının temel nedenlerinden biri büyük ticaret yollarının çoğunlukla Müslümanların elinde olmasıdır. Coğrafi keşifler kendini batıya sıkıştırılmış hisseden Avrupalı devletlerin Atlantik okyanusunda bir çare aramasıdır. Oysa Osmanlı’nın o dönemde böyle bir endişesi bulunmamaktaydı zira İpek ve Baharat yolu gibi büyük ticaret yolları kendi topraklarından geçmekteydi.

Coğrafi keşifler bir nevi ihtiyaçtan doğmuştur, Osmanlı’nın böyle bir ihtiyacı yoktu. Zira sömürgeci devletlerin değerli madenlerden sonra ikinci odak noktası olan tütün, pamuk , şeker gibi malzemeler zaten Osmanlı topraklarında yetişmekteydi.

Coğrafi keşiflerin başladığı dönemlerde Osmanlı devletinin Atlantik ticaretine katılabilmesi için ne gerekli teknolojisi ne de buna ihtiyacı vardı. Bugün Merkantilizmi ateşleyen en önemli faktörü coğrafi keşifler olarak kabul etmekteyiz. Dolayısıyla Osmanlı ne coğrafi keşiflere ne de Atlantik ticaretine katılmadığından dolayı Merkantilist dalgayı kaçırmış böylece Sanayi devrimine giden yolu ören “Burjuva” sınıfından mahrum kalmıştır.

 

Yararlanılan Kaynaklar

Güran,Tevfik;”İktisat Tarihi”,Der Yayınları,İstanbul,2017

Pamuk,Şevket:”Osmanlı-Türkiye İktisadı Tarihi 1500-1914”,İletişim Yayıncılık,İstanbul ,2019

Gürkan,Emrah Safa;”Sultanın Korsanları”,Kronik Kitap,İstanbul,2019

Comment here