Genel

“Türk Evi” Kitap İncelemesi

Bu makaleyi 14 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: İbrahim Saygın

 

ESER: TÜRK EVİ

YAZAR: CENGİZ BEKTAŞ

YEM YAYINEVİ: İSTANBUL – MART 2016

ÜÇÜNCÜ BASKI 168 SAYFA

 

1934 Denizli doğumlu Cengiz Bektaş, orta öğrenimini İstanbul Erkek Lisesi’nde, lisans eğitimini Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde Mimarlık Bölümü ile Münih Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde tamamladı. 1959 yılında ise yüksek lisans eğitimini tamamladı. 1960’ta Alman şehircilik kurslarına katıldı. Almanya’da serbest mimar olarak çalıştı. Almanya’da girdiği iki yarışmada ödül aldı. ODTÜ’ye öğretim görevlisi olarak çağrılınca, Türkiye ‘ye döndü. 1962-1963 öğretim yılında ODTÜ İnşaat İşleri Başkanlığı Mimarlık İşliğini bir yıl yönetti.

1963’te Ankara’da Oral Vural ile birlikte kendi mimarlık işliğini kurdu. 1963-1969 yılları arasında yalnızca altı yıl süreyle mimarlık-şehircilik yarışmalarına girdi. 25’in üzerinde ödül kazandı. Cumhuriyet dönemi mimarlık tarihi örnekleri arasında sayılan yapılar tasarladı. İki kez Ulusal Mimarlık Ödülü aldı. Akdeniz Üniversitesi(Antalya) ‘Sosyal-Kültürel Özek’ yapısıyla 2001 yılında Uluslararası Ağa Han Ödülü’nü kazandı. Tasarladığı Türk Dil Kurumu yapısı mimarlarca Cumhuriyet dönemini simgeleyen yirmi yapıdan biri sayıldı. 2014 yılında Uluslararası Mimar Sinan ödülü ilk kez Cengiz Bektaş’a verildi. Cengiz Bektaş 20 Mart 2020’de vefat etmiştir.

Bu yazımızda okuyucularımıza Cengiz Bektaş’ın inceleme kitapları arasında bulunan Türk Evi kitabını tanıtacağız.

Cengiz Bektaş bu kitapta yaşadığı coğrafyada mimarlık disipliniyle temas halinde olan birçok alanı inceliyor ve irdeliyor. Doğup büyüdüğü coğrafyada ev, mahalle, semt ve şehir gibi mimari ögelerin nasıl şekillendiğini ve süreç içerisinde nasıl bir değişime uğradığını kitabın konusu haline getiriyor. Kitap, içindekiler bölümünde 11 ana başlığa ayrılıyor. Yazar, mimarinin dünü ile bugününü kendi gözlemleri ile kronolojik bir şekilde sıralıyor. Kitap boyunca yazılara eşlik eden görseller mimari çizimler ve fotoğrafların birçoğu da Cengiz Bektaş’a aittir.

  • Giriş

Yazar, bu bölümde doğup büyüdüğü coğrafyanın yarattığı ev kültürünü incelemek için yaptığı araştırma-inceleme gezilerini anlatıyor. Asırlar boyu, inşa faaliyetlerinin nasıl başlayıp tamamlandığını güzel bir anıyla okuyucuya aktarıyor. Antalyalı bir inşaat ustası olan Mustafa Dizdar; Cengiz Bektaş’ın sorularıyla sanki o günleri tekrar yaşıyor. Mustafa Usta iş tekliflerinin ustalara nasıl geldiğini, işverenin ustaları nasıl ikna ettiğini, iş tamamlandıktan sonra yapılan ritüelleri tek tek anlatıyor. Mustafa Usta estetikten de bahsediyor, komşuluktan da geleneğin bize neler getirdiğini de aktarıyor. Örneğin Mezopotamya’da güneş tanrısının adı ‘Şamaş’, süregelen zaman içerisinde Antalya’da ev inşaatlarının bitiminde yapılan bir ritüelin adı oluyor. Evinin inşaatı biten ev sahibinin komşularıyla yaptığı bir kutlama tertibi, diğer bir adla ‘keser oynatma’ geleneği. Yazar buna benzer ritüellere Anadolu’nun başka bölgelerinde de şahit olduğunu ekliyor.

  • Geçmiş

Yazar, bu bölümde Anadolu’da binlerce yıl önce yaşayan insan topluluklarının mimari deneyimlerini kronolojik ve bölgesel bir ayrımla yazıya döküyor.

Anlatıya Şanlıurfa’nın merkezinden 15 km uzaklıktaki Göbekli Tepe’den başlıyor. Çünkü bu yapı günümüzden 12.000 yıl öncesine tarihleniyor. İnsanların ilk yerleşim yeri olarak Kuzey Mezopotamya’yı yani bugün sınırlarımız içerisinde bulunan Güneydoğu Anadolu bölgesini seçtiğini aktarıyor.

Sonra sırasıyla Çayönü, Aşıklı Höyük, Çatalhöyük ve Beycesultan ile ilgili bilgiler veriyor.

Örneğin Çayönü’nde (Diyarbakır-Elazığ arasında, Ergani’den 6 km uzaklıkta) yapılan kazılara göre Anadolu evlerinin yerden azıcık kaldırılarak altının havalandırılması o günlerden başlamış. Çayönü’nde ilk yerleşme 10.000 yıllıktır.

Orta Anadolu’da Aksaray yakınlarında bulunan Aşıklı Höyük günümüzden 10.000 yıl öncesine tarihlenen bitişik düzen kerpiç evlerden oluşan bir yerleşimdir.

Çatalhöyük’te yapılan kazılara göre ise bugün Anadolu’da yaygın olarak kullanılan düz damlar ilk olarak burada uygulanmıştır. Çatalhöyük günümüzden 9.400-8000 öncesine tarihleniyor.

  • İlkeler

Bu bölümde yazar, mimarideki asırlar boyu meydana gelen değişimi somut örneklerle ortaya koyuyor. Zaman içerisinde bazı bakım onarım işlemleri görse de hala ayakta olan yapıları fotoğraf ve mimari çizimlerle incelemektedir. Somut örneklerde yaptığı bu çalışmalar artık arkeolojinin değil mimarinin araştırma sahasıdır.

Yazar, geçmiş dönemlerde yapılan inşa faaliyetlerinin insanın tepeden baktığı bir anlayışla değil doğanın bütün paydaşlarını kucaklayan bir anlayışla yapıldığını bir örnekle okuyucuya anlatıyor. Bu anlayışın somut bir örneğini bu satırlarla okuyucuya aktarıyor.

  • “Evin kapısı atlı araba için açılırken biri kanadında, insan için, daha küçük ayrı bir kanat, kedi için küçücük bir başka kanat açılabiliyor.”

Yazarın aktardığına göre inşa faaliyetinin tasarım aşamasındaki sıralaması ise bugünün aksine bir seyir izliyor. Bugün ‘Modern Mimarlık’ akımının deyişiyle biçim işlevi izlemiyor, işlev biçimi izliyor. Tasarım içten dışa doğru gelişiyor. Bir başka deyişle önce işlev çözümleniyor. Devamında iç-dış uyumuyla bir bütünlük sağlanıyor.

Bu dönemde yapılar, ölçülerini insan vücudundan alıyor. Bu sayede insan boyutundan kopmuş devasa yapılar ortaya çıkmıyor. İnşaat malzemeleri ve yapım yöntemleri yörenin ihtiyaçlarına ve sunduğu imkânlara göre değişiyor. Lükse kaçmadan akılcı ve tutumlu bir yol izleniyor. Yapılar için tasarım aşamasında esnek kararlar alındığı için yıllarca kullanıldıktan sonra bile kullanıcıya ekleme veya bölme gibi imkânlar sağlıyor.

 

 

 

  • Ana Gereçler

Yazar bu bölümde inşa faaliyeti için gerekli olan malzemenin iklime, yağış rejimine ve toprak yapısına göre değişimini açıklıyor. Anadolu’nun iklime ve toprak yapısına göre farklılaşan bölgelerini haritalarla destekleyerek okuyucuya sunuyor.

Yazarın aktardığına göre;

  • Gaziantep, Hasankeyf ve Ürgüp’te kayaların içine oyulmuş yaşam alanları yaygındır.
  • Göreme’de ise peribacalarının içine oyulmuş yerleşim yerleri bulunur.
  • Orta ve Güneydoğu Anadolu yörelerinde kerpiç malzeme kullanılır.
  • Bodrum, Nevşehir, Kayseri, Erzurum, Mardin gibi yörelerde taş malzeme kullanılır.
  • Bolu, Kastamonu, Rize ve Trabzon gibi ormanlık yörelerde ahşap malzeme kullanılır.

Yazar, bölümün sonuna doğru günümüz yaygın yapı sistemlerinden prefabrike yapı sistemini 19.yüzyılda Amasya’da bir günde kurulan bir konakla örneklendiriyor.

  • Kentten Konuta

Yazar bu bölümde, insanın çağlar boyunca değişiminden ve gelişiminden mimarinin nasıl etkilendiğini konu ediyor. Yazarın bakış açısıyla ilk başlarda ihtiyaçlarını karşılamak, hayatını idame etmek için tek yolun tüketmek olduğunu sanan insanoğlu, zamanla üretimin de başka bir yol olabileceğini fark ediyor. Üretmeye başlayan insan; zamanla ürettiğini istife, istiflediğini ise diğer insanlarla paylaşmaya başlıyor.

Bu gelişme insanın yaşadığı bölgeyi de şekillendiriyor. Mimari de zamanla insan için bir ihtiyaç haline geliyor. Bu süreçte mimari ve insani gelişim at başı giderek bize abidevi yapılar ve gelişmiş toplumlar meydana getiriyor. Bu gelişmiş toplumlar bugün bizim gelenek dediğimiz şeyi bir yaşam biçimi, bir ritüel haline getirmişlerdir.

Evlerin kapı tokmaklarından bahsedilen bölümden iki örnekle bunu okuyuculara aktaralım.

  • Halkalar kimi kapılarda iç içe, kimilerinde ayrı ayrı, biri küçük, biri daha büyük olmak üzere iki tanedir. Örneğin, kapıya gelen bir kadınsa küçük olanı çalar. Evin içindekiler gelenin bir kadın olduğunu anlarlar…
  • Ya da iki kanattaki halkalar bir kurdele ile birbirine bağlanmışsa evde kimse yok demektir bu…

 

  • Türk Evinin Plan Tipleri

Yazar bu bölümde hocası Sedad Hakkı Eldem’den alıntı yaparak onun plan tipi sınıflandırmasını kendisinin de kabul ettiğini belirtiyor. Yıllar boyu uygulanan bu plan tiplerinin bugün de geçerli olduğunu vurguluyor. Sedad Hakkı Eldem’in plan tipi sınıflandırması ise basitten karmaşığa doğru aşağıdaki gibidir.

  • Sofasız Çözüm
  • Dış Sofalı Çözüm
  • İç Sofalı Çözüm
  • Orta Sofalı Çözüm

 

  • Esneklik, Büyüyebilme, Küçülebilme, Bölünebilme

Bu bölümde yazar kullanılmakta olan bir evde ihtiyaç halinde yapılabilecek değişiklikleri incelemektedir. Geniş ailelerin yaşadığı evlerde, yıllar geçtikçe evlerde yapılabilecek değişiklikler de belli bir düzene göre yapılmaktadır. Örneğin yan sofalı olarak inşa edilen bir ev yapılan eklerle L sofalıya veya U sofalıya dönüştürülebilir. Diğer yandan U sofalı olarak inşa edilen bir ev bölünerek L sofalıya dönüştürülebilir, hatta iki ayrı eve bile bölünebilir. Yazar, bölümün ilerleyen sayfalarında evin odalarında kullanılan tefrişleri, süsleme ögelerini ve malzemeleri de anlatmaktadır.

  • Biçem(Üslup)

Yazar, bu bölümde Anadolu’nun farklı bölgelerinde insanların oluşturduğu biçemden(üslup) bahsetmiştir. Sedad Hakkı Eldem’den alıntı yaparak onun yedi ana bölüme ayırdığı Anadolu üslubunu okuyucuya aktarmaktadır.

  • Karadeniz sahili-Hinterlandı
  • İstanbul-Marmara Bölgesi
  • Ege Bölgesi-Hinterlandı
  • Akdeniz Bölgesi
  • İç Anadolu Bölgesi
  • Doğu Anadolu Bölgesi
  • Güneydoğu Anadolu Bölgesi

 

  • Dönemler

Yazar, bu bölümde Türk evinin gelişim ve değişimini incelemiştir. Kullanılan malzemeden süsleme ögelerine, değişen biçemden(üslup) etkilenen sanat akımlarına kadar birçok konuya değinmiştir. Yapılan tespitleri desteklemek için görsellere çokça başvurmuştur. Yazar bu bölümde Türk evinin yıllar boyu seyrini bu şekilde dile getirmektedir.

  • ”Süslemedeki bütün bu biçem etkilerine karşın, 19.yüzyılda Türk evi en gelişmiş dönemini yaşamıştır denilebilir.”

 

  • Sona Doğru

Yazar bu bölümde 20.yüzyılından başlayarak günümüze doğru mimarinin seyrini incelemektedir. Yerel mimarinin biçem(üslup) sorunu yaşayarak ithal mimari anlayışlar edindiğinden yakınmaktadır. Örneğin; 1930’larda Bauhaus etkisini, 1950’lerde ise Le Corbusier ve Niemeyer’den bahsetmektedir. Bölümün sonuna doğru gecekondu ve TOKİ konularına değinen yazar, yaşanılabilir bir çevre oluşturmak için ihtiyacımız olan ilkeleri bu şekilde sıralamaktadır.

  • Doğanın kan dolaşımı içinde olmak…
  • Havayı, suyu, toprağı kirletmemek…
  • Doğaya, çevreye insana saygı…
  • Kimsenin havasını güneşini, göz hakkını kesmemek…
  • Katılımcılık…

 

  • Özgeçmiş

Bu bölümde yazarın biyografisi, aldığı ulusal ve uluslararası ödüllerin isimleri, çevirilerinin yanında şu ana kadar yayımlanmış şiir kitapları, çocuk kitapları, deneme-inceleme kitapları, sıralanmıştır.

Comment here