GenelSiyasal Bilimler

Siyasetname Geleneğine Genel Bakış ve Adalet Mefhumu

Bu makaleyi 7 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Safa AYDIN

GENEL BAKIŞ

İnsanoğlu var olduğu günden bugüne tabiatla ve çevresiyle iç içe olmuş tefekkür ettikçe var olduğu çağa etki etmiş, geliştirmiş ve anlamlar kazandırmıştır. İnsanoğlu çoğaldıkça birtakım sosyal ilişkileri oluşturmuş bu ilişkiler zamanla, toplumsal ahlakı ve birlikte yaşamın şifrelerini fısıldamıştır. Tabi birlikte yaşamın, yani toplumsal yaşamın en vazgeçilmez organizması Devlet’tir. Birleştirici en güçlü aygıt olarak gördüğümüz devleti oluşturan unsurlar, ondan mesul olanlar yani hükümdarlar, bürokratlar, kurumlar ve memurlardır. Milletin refah, sıhhat ve esenlik içinde olması devletin gücü ve onu yönetenlerin kabiliyeti ile olur. Türklerin devlet yönetme noktasında devlet adamlarına yol gösterici, nasihat edici metinlerinin olduğunu biliyoruz. Türk Tarihine bakıldığında ki biz bunu İslamiyet Öncesi ve İslamiyet sonrası olarak ikiye ayırsak da Türk hükümdarlık sanatında siyasetname geleneğinin var olduğunu görmekteyiz. İslamiyet öncesi Orhun Yazıtları, İslamiyet sonrasında Balasâgunlu Yusuf Has Hacib’in Kutag-u Bilig’ini ve Nizâmülmülk’ün Siyasetname’sini örnek gösterebiliriz. Siyasetnameler’in amacı salt hikayeler nakletmek değil, üslubun vakti zamanında muktedir olanların yaptığı hataları sen de yapma ders çıkar manası yüklüdür. Hükümdarın bu eserleri okuyup tefekkür etmesi hedeflenirken satır aralarında iyi hükümdar olmanın adaletle olacağından adaletin emanet duygusundan, emanet duygusu, ahlak ve erdemle, ahlak ve erdemin, ilim ve hikmetle olacağından haber verir. Siyasetnamelerde iyi ve güzel hasletlerle kendini donatan hakan, halkının sevgisini ve minnetini kazanır ve onun ülkesinde fitne ve tefrika yapmak güçleşir, nasihati verilmektedir. Siyasetnameler doğu medeniyetlerinde devletin yönetim felsefesini oluşturmaya yönelik metinler olarak karşımıza çıkarken batı medeniyetlerinde de örnekleri mevcuttur. Örneğin Floransalı yazar Niccolò Machiavelli’nin Prens eserinde hükümdar ile tebaası arasındaki bağlantıları, devlet idaresinde nasıl davranacağını özelliklede yegâne amaç olan hükümdarın iktidarını nasıl koruyacağı, noktasında nasihatler verdiğini görmekteyiz. Bu sebep ile doğu siyasetnamelerinden özellikle Nizâmülmülk’ün ‘’Siyasetname’’ sinden onu ayırır. Çünkü Nizâmülmülk ‘’Devlet ve Saltanat, hükümdara mazluma ve düşküne el uzatıp yardım ihsan etsin diye Allahtan bir ihsandır’’ anlayışı neşrederken, Machiavelli pragmatik (faydacı) yaklaşarak iktidarını korumak için her hileye ve aldatmaya başvuracağını öğütler.

Bu noktada adına ister nasihatname ister siyasetname adını ne koyarsanız koyun, yönetsel anlamda yöneticilerin yolunu aydınlatan bu eserler, tarihin çoğu döneminde mevcuttur.

 

ADALET MEFHUMU

Siyasetnamelerin genelinde, özelliklede doğu medeniyetinin ürünleri olan siyasetnamelerde, adalet mefhumunun ön planda durduğunu görmekteyiz. Adalet mefhumunun bu denli önemli oluşunun sebebi, doğu medeniyetleri için söyleyecek olursak bu durumun temel dinamiğinde, din oluşundan gelir.

Nizâmülmülk’e göre ‘’Din ve hükümdar kardeştir’’. Tabi hiçbir din yoktur ki adaletsizliği emretsin fakat burada dikkat edilmesi gereken husus eşitliğin değil de adaletin gözetilmesidir. Öyle ki adalet Nizamülmülk’ün Siyasetname’sinde Sasani hükümdarı Nüşirevan ile zulüm gören eşeğin misalinde olduğu gibi zulüm gören bir hayvan olmuş olsa dahi adaletin hükümdar tarafından tecelli ettirilmesi, hayvan sahibine ceza kesilmesi ile birlikte eşitlik sağlanıyor olması, bu bedelin ‘kısas’ ile gerçekleşmesi ile hem adalet hem de eşitlik sağlanıyor. Ezcümle adalet ile eşitlik sağlanabilir fakat eşitlik ile adalet sağlanamaz. Çünkü eşitlik her daim rasyonel olanı getirmez.  Yine Nizâmülmülk’den nakledecek olursak ‘’Saltanat küfür ile devam bulur amma zulüm ile ve gaddarlıkla payidar olmaz.’’ bu söz adaleti teokratik olmaktan çıkarıp, adalet mefhumunu daha beynelmilel bir iş yapar.

 

Kınalızade Ali Efendi’nin Devlet ve Aile Ahlakı Siyasetnamesinde “Melik ile adalet ikiz kardeştir. Birbirlerinden ayrılmazlar” denilmiştir. Hükümdar siyasal organizmanın başı olarak görüldüğü için birbirinden ayrılmayacağından bahsetmesindeki düşünce, adaletten ayrılan bir melikin, halkının fakirleşmesi, bozgunculuğun ve yolsuzluğun artması, toplum ahlakının, toplumun esenliğinin, güvenliğinin, birliğinin ve dirliğinin yok olmasına yol açacağındandır. Hükümdarın halkını gadre uğrattığını ve adaletten ayrılan tüm hükümdarlarında gadre uğrayacağını, Nizâmülmülk’ün siyasetnamesinin satır aralarında okuyabiliyoruz. Öyle ki insan omuzları üzerinde baş olmadan yaşayamaz, adaletin olmadığı yerde ‘başta’ varlığını sürdüremez.

 

KAYNAK

 

Kemal ATAKAY, Niccolo Machiavelli, Prens, Can Yayınları, İstanbul

Kınâlızade Ali Efendi, Devlet ve Aile Ahlakı, İlgi Kültür Sanat, İstanbul

Mehhmet Taha AYAR, Nizâmülmülk, Siyasetname, (Farsça aslında çev. Mehmet Taha Ayar), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul

Özgür ÖNDER, Yönetimde Adalet ve Saadet/ Bir Nasihatname Geleneği, Lotus Yayınevi, İstanbul

Comment here