Genel

Malazgirt Zaferi ve Türklerin Anadoluya Girişi

Bu makaleyi 14 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Lütfi Bergen

 

Mehmet Kaplan “Ziya Gökalp ve Yahya Kemal’e Göre Malazgirt Savaşının Mana ve Ehemmiyeti” başlıklı makalesinde Bernard Lewis’in Türk tarihçiliğinin başlıca üç merhaleden geçtiği görüşünden bahseder. Bunlardan birincisi Osmanlı-İslâm devridir. Birinci grup Türk tarihçilerine göre Osmanlı Devleti, daha önceki İslâm devletlerinin bir devamıdır. Bu görüş İttihad-ı İslâmcılık ve Osmanlıcılık taraftarları tarafından savunulmuştur. İkinci grup tarihçiler Avrupa’da yapılan Türkoloji araştırmalarına dayanarak bütün Türk kavimlerinin dil ve gelenek bakımından bir bütün olarak görülmelerini mümkün olduğu fikrini savunarak Türkiye Türklerini de içine alan geniş bir tarih görüşünün doğmasına öncülük yapmışlardır. Ahmed Vefik Paşa ile Süleyman Paşa, bu tarih görüşünün öncüleri olarak daha sonra Türkçülük ve Turancılık ideolojisinin temelini atmıştır. Üçüncü grup olarak Bernard Lewis, Cumhuriyet devrinde, Turancılığa bir reaksiyon olarak Anadolu’yu ve Anadolu’da teşekkül eden eski medeniyetleri kaynak olarak kabul, eden yeni bir tarih görüşünün (Kemalist tarih tezinin) doğduğunu ileri sürer. Atatürk, Türklerin dünya medeniyeti üzerinde oynadıkları rolü ilmî olarak aydınlatmak maksadı ile Türk Tarih Kurumu’nu tesis etmiştir (Kaplan, 1972: 149-150). Kaplan’a göre Anadolu tarihinin Türklerden önceki devirlerini millî tarih içine katmak teşebbüsü ilmî bakımdan yeterince temellendirilemediği için ikna edici olmamıştır.

Mehmet Kaplan, Bernard Lewis’in üç ekol olarak değerlendirdiği tarih anlayışlarını aktarmakla beraber bir de “Anadolucu” perspektiften bahseder. Kaplan’a göre Türk tarihinin 1071 Malazgirt zaferi ile başlatılması tezini ilk defa Anadolu mecmuasını çıkaran grup öne sürmüş, daha sonra Yahya Kemal bu fikri benimsemiştir. Yahya Kemal’in yazılarında Cumhuriyet devrine kadar bu fikre rastlanılmamıştır. Önceleri Yahya Kemal, Yakup Kadri ile beraber, Nev-Yunanîlik ve Akdeniz medeniyeti tezini müdafaa etmiştir. Hilmi Ziya Ülken, 1919 yılında taşbasması ile neşrettikleri Anadolu mecmuasının ilk sayısında bu fikri ortaya attıklarını söylemiştir (Kaplan, 1972: 149-152).

Gerçekten de Yahya Kemal önce nev-Yunanîlik tezini ileri sürmekteyken Fransa’da temasta bulunduğu Barres ile tarihçi Michelet’in “Fransız toprağı bin senede Fransız milletini, yaptı” görüşünü Türk tarihine uygulayarak Ziya Gökalp’in Türk tarihinin evvelini Anadolu dışında arayan görüşünü reddetmiştir. Yahya Kemal bu yaklaşımdan hareket ederek “Aziz İstanbul” kitabındaki makalelerinde Malazgirt Savaşı’nın Türk tarihinde yeni bir başlangıç olduğu tezini ileri sürer. Müellife göre “Malazgirt muharebesinin açtığı bu vatanda, Müslüman Türkler yerleşik toplumla karışarak yeni bir millet, yeni bir ırk, olarak teşekkül etmiştir.” Yahya Kemal’e göre “Malazgirt muzafferiyetiyle Anadolu’nun kapıları denizlere kadar açılmış bulunuyordu. Vakıâ 1071’den sonra on senede Selçuk orduları Anadolu içerilerinden Karadeniz sahillerine, Akdeniz sahillerine, Marmara sahillerine kadar her taraftan boşandılar. 1081’de Türk atlıları ilk defa İstanbul’un karşı sahilinde Fenerbahçe’yle Üsküdar arasında göründüler.” (Beyatlı, 1974: 15-16).

Türk tarihini benzer şekilde okuyan bir diğer isim Nurettin Topçu’dur. Topçu’ya göre de Türk’ün Anadolu tarihi Müslüman olduktan sonra Bizans ordusu ile 1071’de Malazgirt’te karşılaşıp zafer kazanmasıyla başlamıştır. Eski Türkleri şaman olarak gören Nurettin Topçu, Türk tarihinin Hz. Peygamber’e iman etmeden önceki dönemini kabul etmez. “Kuruluşumuzun başlangıcı sayılan hadise, Malazgirt zaferinin kendisinden ziyade, Bizans İmparatoru Romen Diyojen’e karşı Selçuklu Sultanı Alp Arslan’ın âlicenaplık ve serapa yapılmış bir ruh abidesi yaratması olmuştur.” (Topçu, 1997: 142).

Remzi Oğuz Arık da Türklerin tarihini 1071’de başlatmaktadır: “Anadolu denilen bu yeni vatanda, 1071’den sonra yerleşenlerin hayatı İslâmca idi (…) Anadolu’daki yıkıntılar üstünde yerleşen Türkmenler, buradaki vatanlarını yeniden ve yeni imana göre kurdular. Bu iman, İslâmiyet’ten geliyor, kavmin ananesine dayanıyordu” (Arık, 1955: 79); “Tarihimizin şahitliğine bakarak anlıyoruz ki, 1070’den beri Önasya’nın kaderini ellerinde tutan Türklerin o zamanki mukaddes endişesi, ıstırabı din olmuştur. Bir Tuğrul Bey, hapishaneden çıkardığı halifenin atını, bu din adına yedmişti. Anadolu’yu çiğnemek isteyen Haçlılara göğüs geren Türkler, bu müthiş fedakarlığı, Müslüman oldukları için, Müslüman kalmak için yapmışlardı.” (Arık, 1990: 54).

İsmet Özel 2 Kasım 2013’teki İzmir konuşmasında Türkiye’nin ilk kez 11. asırda dâru’l İslâm haline geldiğini ifade etti ve 1071 vurgusunda bulundu: “1071’de Malazgirt Muharebesi sonunda Bizans ordusunun akınları önleyici gücü bertaraf edildikten sonra bu toprakların daru’l İslâm haline gelmesi bir devamlılık arz ediyordu.” (Özel, 02 Kasım 2013). İsmet Özel, başka bir beyanında Türklerin tarihinin 1071’de başlayıp başlamadığı tartışmasını kenara iter ve Türklüğü Anadolu coğrafyasının daru’l İslâm haline gelmesiyle ilişkilendirerek aslında Yahya Kemal’in tezini günceller: “İsterseniz 1071 ile başlatın, isterseniz biraz önce biraz sonra, ama o civarda. XI. yüzyılda Türklük başladı. Daha önce Türkmenlik vardı, Tatarlık vardı, Kırgızlık vardı, Özbeklik vardı, Azerilik vardı, ama Türklük bu toprakların İslâmlaşmasıyla başlıyor. Bu toprakların dâru’l-İslâm haline gelmesiyle Türklük başlamıştır” (Özel, 2012: 276).

Türklerin Anadolu’ya 1071’de girdiği tezi Anadolucu tarihçilerden bazıları tarafından kabul edilmemektedir. Mükremin Halil Yinanç, Anadolucu düşünce içinde yer alan bir tarihçi, olmakla beraber Türklerin Anadolu’da Türk milleti olarak yerleşmesini Selçukîlerin eseri sayar. Yinanç, Türk’ün Anadolu’daki tarihini dört döneme ayırmaktadır: 1) Anadolu’ya muhârecet ve fetih zamanı (1019-1079); 2) Derebeyliklerin teşekkülü ve harici düşmanlarla savaş zamanı (1079-1192); 3) Anadolu vahdetinin tesisi ve medeniyet zamanı (1192-1256); 4) Anadolu saltanatının sükûtu ve harici düşmanın (Moğol) istilası (1256-1307) (Yinanç, 2011: 95).

Nevzat Kösoğlu, Türklerin 1071’le Anadolu’ya girdiği tezini ileri süren Anadolucuları eleştirir: “Milli varlığımızın 1071 Malazgirt zaferinden başlayarak tarih içinde oluştuğunu söyleyen Yahya Kemal, kendisinden önce gelen Remzi Oğuz (Arık) ve Nurettin Topçu gibi, niçin bu tarihin başlangıç olduğunun ikna edici açıklamasını yapmaz.” (Kösoğlu, 2009: 169).

Nihal Atsız da Türklüğü başlatan tarih olarak 1071 tezini kabul etmez. Ancak 1071 tezi Nihal Atsız’da başka bir gerekçeyle önem kazanır. Ona göre Türkler tarihte sadece iki devlet kurmuşlar ancak “çok hükümdar” modeliyle hareket etmişlerdir. “X. asırda Türkistan’da atalarımız olan Türkmenler, yani Oğuzlar Gaznelilerle 1040’ta yaptıkları Dandânekan Meydan Savaşı ertesinde Horasan’da bağımsız bir devlet kurdular. İşte bu devlet, adı Selçuklu Devleti olan “bizim devletimiz”dir. Horasan’da kurulan bu devlet, Azerbaycan, Irak, Suriye’yi fethetmiş ve en son 1071 Malazgirt Savaşı ile Anadolu’nun kapılarını açmıştır.” (Atsız, 2015: 33).

Türklerin Anadolu’ya ilk girişinin 1071 Malazgirt Savaşı olmadığı kesindir. Ancak Anadolucuların bu tarihi öne çıkarmasının gerekçesi -büyük ihtimalle- Bizans kralı Romen Diyojen’in (Romanos Diogenis) esir alınması olmalıdır. Nitekim gerek Yahya Kemal gerekse Remzi Oğuz Arık 1071 öncesi Anadolu’da Türklerin bulunduğunu kabul etmektedir. Remzi Oğuz bu hususta şunu yazmaktadır: “Bu muharebede Komnenos ailesinden dördüncü Romain Diogéne’in bulunması, Anadolu’da Türkmenlerden önce Türk soyunun bulunduğunu gösterir.” (Arık, 1955: 79).

Ali Sevim’in ifade ettiği üzere Müslüman Türklerin Anadolu’ya ilk girişleri Mehdi (775-785), Harun Reşid (786-809), Memun (813-833) ve Mutasım (833-842) zamanlarında gerçekleşti. İslâm-Bizans mücadeleleri kapsamında Anadolu’ya Abbasi halifeleri tarafından sevk edilen Türkler Tarsus, Adana, İskenderun, Maraş, Amid (Diyarbekir), Malatya, Bitlis, Malazgirt, Ahlat, Erciş, Kalikala (eski Erzurum) gibi şehirlerde yerleştirildi (Sevim, 2014: 29).

Ali Sevim’in ifade ettiği üzere Çağrı Bey de daha önce Türk gazilerinin “yurt/vatan” yaptığı Anadolu ülkesinde ileride yurt edinmek gayesiyle bir keşif seferi için Tuğrul Bey tarafından görevlendirilmiştir. 1015’te üç bin Türk atlısıyla Anadolu’ya giren Çağrı Bey, Bizans ordusunu “yağmur gibi atılan oklar” ile yenilgiye uğratmıştır (Sevim, 2014: 33-34).

Türklerin Bizans’a karşı Malazgirt Savaşı öncesinde önemli sayılacak başka bir zaferi de “Pasinler Savaşı”dır. Selçuklu Devleti, 1048’de Pasinler Ovasında Bizans ordusunu mağlup etmiştir. Bu galibiyet de Müslüman Türklerin Anadolu’ya giriş tarihini askeri zafer anlamında daha önceki zamandan başlatan bir okuma yapılmasını gerektirir.

Türklerin Anadolu’daki tarihinin 1071’de başlamadığını kabul eden Yahya Kemal’e göre Türkler (Peçenekler, Kumanlar, Vardarlar) Balkanlar-Avrupa içlerine kadar Anadolu’ya 1071’de giren Oğuz’dan çok önce yerleşmiş vaziyette idiler (Beyatlı, 1974: 23). Müellife göre İslâm’ın Anadolu-Rûmeli’de yayılmasının sebebi de daha önce bu havzaya gelen Hıristiyanlaşmış Peçenek/Kuman/Vardar Türkler; yani soy yerleşimleridir. Anlaşılacağı üzere Türklüğü “İslâm-Türk” olarak anlamaya çalışan Anadolucuların beslediği tarih tezi tutarlı bir açıklama modeli vermemektedir. Anadolucu tarih tezinin bu yaklaşımı Arap tarihine uygulandığı takdirde “Araplar Medine’ye Hz. Peygamber’in hicret tarihi olan 622’de girmişlerdir” gibi bir tez ortaya çıkacaktır.

Milletlerin tarihini dinin ahkâmını kabul tarihlerine göre belirleyen tezlerin “tarihte süreklilik” ilkesini kaybettikleri görülmektedir.

 

  • Arık Remzi Oğuz, İdeal ve İdeoloji, Burhan Kitabevi, 1955.
  • Arık Remzi Oğuz, Coğrafyadan Vatana, Kültür Bakanlığı Yayınları, 1990.
  • Atsız Nihal, Türk Tarihinde Meseleler, Ötüken Yayınları, 2015.
  • Beyatlı Yahya Kemal, Aziz İstanbul, İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları, 1974.
  • Kaplan Mehmet, Ziya Gökalp ve Yahya Kemal’e Göre Malazgirt Savaşının Mana ve Ehemmiyeti, Türkiyat Mecmuası, Cilt: 17, 1972.
  • Özel İsmet, “Son Ocak, Sönmez Ocak, Bizim Ancak” başlıklı İzmir Konuşması, http://ismetozel.com.tr/Yazi.aspx?YID=1292&KID=37&PGID=0, 02 Kasım 2013.
  • Özel İsmet, Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklâl Yürüyüşü I, Tiyo Yayınları, 2012.
  • Sevim Ali, Anadolu’nun Fethi-Selçuklular Devri, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2014.
  • Topçu Nurettin, Yarınki Türkiye, Dergâh Yayınları, 1997.
  • Yinanç Mükremin Halil, Anadolu Tarihi-Milli Tarihimizin Mevzuu, Anadolu Mecmuası, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Haz: Arslan Tekin-Ahmet Zeki İzgöer, 2011.

Comment here