Genel

Malazgirt Zaferi (26 Ağustos 1071)

Bu makaleyi 8 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Büşra Güler

Selçuklular döneminde Anadolu’ya yapılan ilk akınlar Çağrı Bey ile başlamış, Tuğrul Bey döneminde de devam etmiştir. Tuğrul Bey döneminde devletin sınırları genişlemiş, özellikle Amid (Diyarbakır) bölgesinin zenginliği, bu bölgeye yapılan akınları sıklaştırmıştır. Anadolu’nun Türk yurdu hâline gelmesinde ise Sultan Alp Arslan komutasındaki Selçukluların, Bizans ile yaptığı Malazgirt Savaşı en önemli yeri tutmaktadır.

SULTAN ALP ARSLAN DÖNEMİ

  Tuğrul Bey’in vefatından sonra, onun vasiyeti üzerine tahta Çağrı Bey’in oğlu ve Alp Arslan’ın üvey kardeşi olan Süleyman oturdu. Tuğrul Bey’in bu vasiyetinin nedeni, kardeşi Çağrı Bey’in vefatından sonra Süleyman’ın annesiyle (Çağrı Bey’in eşi) evlenmesidir. Bir diğer yandan hanedanlığın başka bir üyesi olan Kutalmış da taht mücadelesine katılmıştır.

1063 yılında bu şehzade isyanlarını bastıran Alp Arslan, devlet kontrolünü eline alarak çeşitli bölgelere fetihler yaptı. Yüzünü Anadolu’ya çeviren sultan ilk olarak Azerbaycan bölgesine, daha sonra Ani bölgesine fetihler yaptı.

Fatımî Devleti’ne son vermek için Mısır üzerine sefere çıktığı sırada dönemin önemli komutanları olan Afşin ve Gümüştegin’i Rum diyarına sefere göndermiştir. Halep’te fetih hareketleri içinde olan Alp Arslan, Rum diyarında olanlardan henüz habersizdi.

I. ROMANOS DİOGENES

İkinci asırda duraklama devrine giren Bizans İmparatorluğu, II. Basileius’tan sonra liyakat sahibi bir imparator tarafından yönetilmemiştir. Liyakatsiz imparatorlar döneminde dul kalan İmparatoriçe Eudokia, Romanos Diogenes ile evlenmiş ve böylece IV. Romanos Bizans imparatoru olmuştur.

Memleketi Kapadokya’da savaş meclisini toplayan Romanos, tecrübeli komutanları dinlemedi ve yanlış bir karar vererek Doğu seferine doğru yola çıktı. Kırsal bölgelerden asker toplayamayan Bizans, tamamı ücretli askerlerden oluşan bir orduyla savaşmıştır. Bu durum ordunun savaşta çözülmesine yol açmıştır.

MALAZGİRT SAVAŞI

1071 yılında Alp Arslan Fatımî Devleti’nin varlığına son vermek amacıyla Mısır’a doğru sefere çıkmıştır. Bu seferin en önemli nedeni halifenin, Fatımîlere karşı sultandan yardım istemesidir.

Azerbaycan bölgesinden Anadolu’ya doğru fetihler yaparak ilerleyen Alp Arslan, Anadolu’da Malazgirt, Erciş, Diyarbakır, Ergani ve Siverek kalelerini fethetti. Bu şekilde ordusuna asker de toplayarak Mısır’a ilerleyen Alp Arslan, Halep bölgesinde direnişle karşılaştı. Halep emiri Mahmud b. Mirdâs hem sultana itaatini bildiriyor hem de sultanın huzuruna gitmiyordu. Mahmud’un bu itaatsizliği ve kale içinde yaptığı savaş hazırlıkları Alp Arslan’ı kızdırmış bu nedenle Nisan 1071 yılında Halep kuşatılmıştır.

Halep’te bunlar yaşanırken Rum bölgesinde önemli gelişmeler yaşanıyordu. Sultan tarafından Rum diyarına gönderilen Selçuklu komutanları Afşin ve Gümüştegin arasında anlaşmazlıklar sonucu, çıkan savaşta, Gümüştegin ölmüş ve Afşin kaçmıştı. Afşin, Alp Arslan’dan korktuğu için Marmara önlerine kadar fetihler yaparak gelmiştir. Bu sırada Bizans imparatoru Romanos Diogenes, Doğu’ya doğru yaklaşık 50.000 kişilik bir orduyla yola çıkmıştır. Bu orduda Türklerde bulunmaktaydı. Ulakları aracılığıyla bu seferi bildiren Afşin, Alp Arslan tarafından affedilmiştir.

Romanos’un askerleri Malazgirt Ovası’na varınca Alp Arslan ve ordusu da savaş için yerini aldı. Kaynaklara göre Bizanlılar 50.000, Selçuklular 24.000 kadar askerden teşekküldü. Savaş sırasında Bizans ordusunda bulunan bir kısım Türk askeri Selçuklular tarafına geçmiştir.

Alp Arslan, savaş öncesinde 26 Ağustos Cuma günü askerleriyle Cuma namazını eda etmiş ve onlara şöyle demiştir: “Ey askerlerim ve kumandanlarım! Daha ne zamana kadar biz azınlıkta, düşman çoğunlukta olmak üzere, böyle bekleyeceğiz? Ben bizzat Müslümanların minberlerde bizim için dua etmekte oldukları bu saatte düşmanların üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek arzu ettiğimiz sonuç hâsıl olacaktır, aksi takdirde şehit olarak cennete gideriz. Beni izlemek isteyenler gelsinler, geri dönmek isteyenler ise serbestçe geri dönebilirler. Bugün burada ne emreden bir sultan, ne de emir veren bir emir alan bir asker vardır. Bugün ben de sizlerden biriyim ve sizinle birlikte savaşacağım.”

Malazgirt Ovası’nda başlayan savaşta Bizans ordusu saldırgan bir tavırla savaşırken, Türkler ise hilal taktiği ile Bizanslıları kapana sıkıştırmıştı. Bizanslıların yanlış savaş taktikleri Selçukluların işine yaramıştı. Kısa sürede Selçukluların zaferiyle sonuçlanan bu savaş, Türk ve Dünya tarihini derinden etkilemiştir.

ZAFERİN SONUÇLARI

Kazanılan bu zafer sonrası tekrar şekillenen Anadolu, Türklere yurt olmuştur. Bizans’ın kuvveti kırılmış ve Türkler etkili bir akınla karşılaşmadan bu bereketli topraklara yerleşmeye başlamıştır.

Bu savaş sonrası siyasi dengeler değişmiş, Bizans Anadolu’dan çekilirken Selçuklular bu bölgeye doğru akınlar yapmıştır. Özellikle Fatih döneminde İstanbul’un fethiyle birlikte Bizans’ın tamamen ortadan kalkmasıyla Anadolu, Türklerin öz yurdu olmuştur ve yabancı unsurlardan arındırılmıştır.

Malazgirt Savaşı, bugün içinde bulunduğumuz bu toprakların anahtarı olmuş, günümüzdeki Türkiye haritasının da şekillenmesinde önemli rol oynamıştır.

 

 

 

KAYNAKÇA

  • BİLİNİR, Sedat; “Malazgirt Savaşı’nın Kaderine Etki Eden Gelişme Kapsamında İstihbarat Teşkilatının Değerlendirilmesi”, Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Hatay, 2019
  • DEMİR, Mazlum Şahin; “XI. Asırda Değişen Anadolu’da Türkler: Malazgirt Savaşı (26 Ağustos 1071)”, Akademik Tarih ve Düşünce Dergisi, C.IV/S.XI, Mayıs
  • KESİK, Muharrem; “Sultan Alparslan’ın Liderlik Vasıfları”, FSM İlmi Araştırmalar/İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi, S.IV, 2014
  • MERÇİL, Erdoğan; “Büyük Selçuklu Devleti”, Nobel Akademik Yayınları, Ankara, 2011

Comment here