Genel

Geçmişten Günümüze Karantina

Bu makaleyi 12 dakikada okuyabilirsiniz

 

Hazırlayan: Muhammed Buğrahan Selçuk

Karantina Kelimesinin Kökeni

Sözlükte “yolcuların gözlem altında tutulma süresi” demek olan ve İtalyanca “kırk” anlamına gelen “quarantena”dan gelir. Osmanlı Devleti’nde bu ifadenin yerine “usul-i tehaffuz” lafzı kullanılmaktadır.

Karantina Uygulanan Yer

Özellikle tedavi edilmesi çok güç olan ya da bulaşıcı olan hastalıkları toplumdan izole etmek için tasarlanmış bir tür hastane / Çoğunlukla ihata duvarı ile çevrilmiş, enfekte olmuş insanların ve malların karantinaya alındığı yer manasında kullanılan “lazzaretto”lar genellikle liman yakınlarına inşa edilen yapılardır. Osmanlı’da bu yapılara “tehaffuzhane” denmiştir.

lazzaretto

Eski Ahid’de Karantina

Sayılar, 31/16-24’te savaştan sonra orduda çıkan veba salgını sebebiyle askerlerin 7 gün ordu dışında konaklamaları, tam dezenfeksiyon ve eşyaları ateşten geçtikten sonra tekrar orduya katılmalarına müsaade edildiği yazar.

Yazılı kaynaklardaki ilk izolasyon bu faaliyettir.

Bergamalı Galen’in Tavsiyesi

Henüz karantina adını almamışken kaynaklarımıza göre bir hekim tarafından ilk karantina tavsiyesi ikinci büyük veba salgını (M.S 161-180 Roma İmparatorluğu) sırasında Bergamalı Galen tarafından “Hastaların derhal uzaklaşması” şeklinde olmuştur.

“Bergamalı Gallen”

Eski Türklerde Çadır Önünde Mızrak

Eski Türk tıbbında, kötü ruhların sadece hastanın vücudunda kalmayıp sağlıklı kişilere de geçeceğine inanılır, her hastalık bulaşıcı olarak telakki edilir, hastanın tedavi ve bakımı özel çadırlarda yapılırdı. İbn Fazlan, Plano Carpi ve Rubruck gibi gezginlerin gözlemlerine göre, hastanın yanına ekmek ve su konur, ona yaklaşılmazdı. Çadırının önüne, içeride hasta olduğunu belirtmek amacıyla mızrak dikilirdi. Orduda biri hastalandığında etrafına nöbetçiler konurdu. Tedaviyi sürdüren kam hariç, en yakınlarının dahi hastanın yanına girmesi yasaktı. Bunun temelinde, kötü ruhun veya rüzgârın ziyaretçilerle beraber gireceği korkusu vardı. Kam, tedavi için geldiğinde hastanın uzağına otururdu. Hasta ölürse olduğu yerde bırakılır, yöre terkedilir, hastanın eşyası ateşten geçirilerek temizlenirdi.

“Kam”

Peygamber (aleyhisselam) Zamanında Karantina Tavsiyeleri

Hz. Peygamber bir yerde veba çıktığını duyanların oraya girmemelerini, bu hastalığın bulundukları yerde zuhur etmesi halinde ise oradan çıkmamalarını emretmiştir.. Aynı şekilde cüzzamlı hastalardan kesinlikle uzak durulmasını isteyen Hz. Peygamber, kendisine biat etmek üzere Medine’ye gelmekte olan Sakīf kabilesi heyetinde cüzzamlı bir hastanın bulunduğunu haber alınca onun geri dönmesini istemiş ve biatının kabul edildiğini bildirmiştir.

Hastalık mı Kader Karantina mı Kader?

Halifeliği döneminde Suriye’ye gitmek üzere yola çıkan Hz. Ömer’e bölgede veba salgını olduğu haber verilince geri dönmüş; kendisine, “Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsun?” diyenlere Allah’ın kaderinden yine O’nun kaderine sığındığını söylemiştir.

İlk Gerçek 40 Gün

14. yüzyılda Ortaçağ Avrupası’nı yok eden tekrarlanan veba salgınlarına Adriyatik Denizi’ndeki liman yetkilileri ilk yapılandırılmış karantina düzenlemeleriyle yanıt verdi. İtalya’nın Venedik kentine gelen gemiler lagünde gözaltında tutulurken, Ragusa’da(günümüzde Dubrovnik, Hırvatistan )1377 fermanı, enfekte ülkelerden gelen insanları ve malları ıssız bir adada bir ay vakit geçirene kadar şehre girmeyi yasakladı. Bu uygulama daha sonra 40 gün oldu ve bu yüzden ‘karantina’ terimi İtalyanca “quaranta”dan (40 anlamına geliyor) geliyor.

İlk Lazzaretto

Venedik Lagünü’ndeki Santa Maria di Nazareth Adası, 1423’ten itibaren bilinen ilk deniz karantina istasyonuna ev sahipliği yaptı. Hem veba hem de cüzzam hastanesi olan istasyon, muhtemelen St Lazarus Lepers Hastanesi ile olan ilişkisi nedeniyle “Lazzaretto” olarak adlandırıldı. Bugün Venedik’in Lido’sundaki terk edilmiş ürkütücü binaları ziyaret edebilir, yaşamı gözaltına alınanların korkusunu ve toplumdan izolasyonunu hayal edebilirsiniz.

Santa Maria di Nazareth Adası”

Osmanlı Devleti’nde İlk Karantina

Osmanlı’da karantina tedbirlerinin alındığını gösteren vesikalar vardır. 1565’te mühimme defterindeki Sakız Adası Beyi’ne gönderilen belgede, vebalı yerden gelen tüccarın 25 gün hapsedildiği, bunun eski bir kanun olduğu kayıtlıdır.

Avusturya’nın Osmanlı’ya Karantinası

Yazılı kaynaklarda geçen karayolu karantinaları da mevcuttur. Bunların en meşhuru Avusturya’nın Osmanlı’ya uyguladığı karantinadır. Pasarofça Antlaşması’nın ardından Osmanlı Avusturya ticari münasebetlerinin artması nedeniyle Avusturya Osmanlı Devleti’nden gelen yolcuların ve malların karantinaya uğramadan sınırdan geçişine izin vermemiştir.

Osmanlı’da İlk Usul-i Tehaffuz

Osmanlı Devleti’nde ilk sistematik karantina uygulaması Sultan II. Mahmud döneminde, 1831 yılındaki büyük kolera salgını sırasında olmuştur. Rusya’da ortaya çıkan hastalık üzerine İngiltere, Fransa, Nemçe sefâret tercümanları Rusya’dan Osmanlı limanlarına gelecek gemilere karantina tatbik edilmesini istediler. Bunun üzerine II. Mahmud devlet ricâlinden karantina konusunun müzakere edilerek uygulamaya başlanmasını emretti.

Evvela Fetva Meclisi Sonra Sıhhiye Meclisi

II. Mahmud’un isteği ile Meclis-i Meşveret toplandı. Konu önce şer-i açıdan incelendi Şeyhülislam Mekkızâde Asım Efendi karantina uygulamasının caiz olduğuna fetva verdikten sonra karantina hakkında bilgili kişilerden oluşan ve haftada birkaç gün toplanacak olan Karantina Meclisi’nin (Sıhhiye Meclisi / Bilim Kurulu) kurulması uygun görüldü. Mecliste alınacak kararların ve oluşturulacak nizamın şer‘î yönü Esad Efendi, tıbbî yönü Abdülhak Molla, askerî yönü de mansûre feriklerinden Selim Paşa’nın sorumluluğundaydı.

“Sultan II. Mahmud”

Karantina Uygulaması İçin Uzman Getirilmesi

Karantina uygulaması hakkında Osmanlı Devleti’nde uzman kimse bulunmadığından Avusturya’dan Zemun Karantinahanesi Başdirektörü Dr. Minas İstanbul’a getirildi. Dr. Minas’ın tavsiyesiyle Meclis-i Nizamat-ı Tehaffuzıyye adında bir meclis kuruldu. İlerleyen dönemde meclisin üyeleri değişkenlik gösterdi. Bu meclis daha sonrasında kapitülasyonlar meselesinde Osmanlı Devleti’ni sıkıntıya soktu.

Sarı Bayrak

Osmanlı Devleti herhangi bir geminin limana yaklaşacağı vakit bulaşıcı hastalık kontrolü için sarı bayrak çekmesini zorunlu kıldı. Sarı bayrak gemiden hiç kimsenin çıkamayacağını ve karantina memurlarında başka kimsenin giremeyeceğini temsil ediyordu.

Kontrolleri sağlanan gemi içerisinde hastalık barındırmadığını ifade eden “pratika” adlı belgeyi almayı hak kazanırdı. Devam eden yıllarda pratika vesikasını güneş battıktan sonra verilmemesi Rusya ile Osmanlı arasında ticaret geciktirme gerginliğine yol açmıştı.

“Sarı Bayraklı Gemi”

Kız Kulesi Karantinası

Osmanlı zamanında vebalı hastaları halktan izole tedavisi için denizin ortasındaki Kız Kulesi kullanıldı. Bu merkezin başında Antuvan Lago bulunuyordu. Daha sonraları rehber niteliğinde kullanılacak bulaşıcı hastalıklar hakkında bir risale yazmıştır.

“İstanbul Kız Kulesi”

Tebhirhaneler

Avrupa’da etüv ve benzer kimyasal maddelerle gelen gemideki malzemeler dezenfekte ediliyordu. Bu işlemin yapıldığı merkezlere Dezenfeksiyon İstasyonu adı verilirdi. Osmanlı’da ise bu merkezlere “tebhirhane” deniliyordu.

Dr. Âkil Muhtar ve Dr. Besim Ömer, mükemmel bir tebhirhânede bulunması gerekenleri şu şekilde sıralamıştı:

– Yüksek dereceli buharla tebhir eden etüvler

– Yüksek dereceli buhardan zarar görecek eşyaların tebhirine mahsus “formül etüvü”

– Kirli eşya için çamaşır makinaları

– Bazı eşyayı kimyasal madde ile dezenfekte için yalaklar

– Etüvden çıkan rutubetli eşyaları kurutma alanı

– Kirli çamaşırları yıkamakta kullanılan suları lağıma akıtmak için gerekli makina

– Bit-pire gibi canlıları öldürmek için pülverizatör

Osmanlı’da Hacılar ve Umreciler İçin Tedbirler

Hac dönemlerindeki yoğunluk nedeniyle bulaşıcı hastalıkların artma riskine binaen 1866 yılında İstanbul’da toplanan Milletlerarası Sağlık Konferansı’nda her yıl hac mevsiminde Hicaz’a bir sağlık komisyonu gönderilmesi kararı alınmıştır. Daha sonraki süreçte Osmanlı Hükümeti diğer dönemler için de tedbiren Kızıl Deniz’in Osmanlı sahillerinde karantinalar teşkil etmeye başladı. İlerleyen vakitlerde Avrupalı Devletler umumi sağlık bahaneleriyle hacca müdahale arzusu gütmüştür. Osmanlı bu durumu önlemek için ek ıslahatlar uygulamıştır.

Günümüz Karantinaları

Şu içinde bulunduğumuz günlerde olduğu gibi yakın zaman salgınlarında toplu mekanların kapatılması ve sokağa çıkma kısıtlaması ile devlet kontrollü bireysel karantinalar uygulanmıştır. Geçmişten günümüze uygulanan karantinalar ek 1’de tablo halinde verilmiştir.

 Ek 1

-Büyütmek İçin Görselin Üstüne Tıklayınız-

Sonuç

Sağlığın için hastalığı yaymamak için #EvdeKal

Comment here