Genel

Coğrafyayı Yurt Yapan Zafer: Malazgirt

Bu makaleyi 8 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Kemal Ramazan Haykıran

Tarih boyunca Anadolu’daki Türk varlığı incelendiğinde şu şekilde bir tasnif yapılabilir:    

I.Selçuklular Öncesi Anadolu’ya Yapılan Türk Akınları

II. Selçuklular Çağında Anadolu’ya Yapılan Akınlar ve Göçler

III. Moğol Tazyikinden Sonra Anadolu’ya Yapılan Göçler

Malazgirt öncesi Anadolu’ya yapılan Selçuklu göçlerini genel olarak; 1018’de Çağrı Bey’in Anadolu’ya yaptığı keşif akını, 1048’de Sultan Tuğrul’un emri ile Kutalmış ve İbrahim Yınal Beylerin komutasında yapılan ve Pasinler Savaşı ile neticelenen 1048 seferi, 1054 yılında bizzat Sultan Tuğrul’un katıldığı; Malazgirt kalesinin kuşatılması ve Erzurum’un fethedildiği sefer-i hümâyûn ve 1064 yılında Sultan Alparslan’ın çıktığı Kafkasya ve Gürcistan seferi neticesinde Doğu Anadolu’ya gelerek ünlü Anı kalesini fethettiği ve Abbâsî halifesi tarafından ‟Fethin Babası” unvanını aldığı sefer oluşturmaktadır.

1071’den sonra Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasını en iyi anlatan ve somutlaştıran örnekler veren, devrin çağdaş kaynaklarıdır ve bu dönemde Anadolu’ya adeta bir sel gibi akan Türk göçü hareketini canlı bir şekilde tasvir etmektedirler. Bir Gürcü kaynağı olan Brosset, Arran(Karabağ) Azerbaycan ve Kafkasya’ya yığılmış bulunan Türklerin Anadolu’ya gelişlerini şu şekilde tasvir etmekte: ‟Türklerin kudreti dolayısıyla Rumlar, şarktaki bütün şehir ve kaleleri bırakıp gidiyor; bu ülkeleri onlara terk ediyor ve onların yerleşmelerine imkân veriyorlar Büyük Emîr Ahmedkumandasında bulunan Türkler, Kars’ı aldıktan sonra ani bir saldırış ile Kral Giorgi’yi kaçmaya mecbur ettiler; çok esir ve ganimet alarak döndüler. Dönüşte Rum memleketlerine Türk kitleleri götüren Ayaz ve Mengücek adlı iki büyük emîrerastladılar. Ellerindeki ganimetleri göstererek; ‘Neden Rum beldelerine gidiyorsunuz? İşte Gürcistan, hâli ve servetle dolu’ dediler. Bunun üzerine onlar da bu sebeple yollarını değiştirip çekirgeler gibi bu memlekete yayıldılar. Böylece 1080 yılı Haziran’ında Acara, Şavşat, Karthli ve denize kadar bütün ülkeler Türkler ile doldu. Rumların devleti çöküntü halinde idi. Zira Türkler, denizin berisinde kalan bütün memleketleri (Marmara ve Adalar Denizi sahillerinin doğusundaki Anadolu’yu) İşgal etmişlerdi.

Devrin önde gelen vakanüvislerinden Süryani Mikail: ‟Türklere yenilen Rumlar, bir daha onlara(Türkler) karşı duramadılar. İmparator Mihail korkuya düştü. Korkak ve kadınlaşmış müşavirlerinin sözlerine bakarak bir daha saraydan çıkmadı. Hristiyanlara acıyarak adamlar gönderip Pont’ta (Dânişmend) kalmış halkın bakiyelerini, eşyaları ile birlikte, atlara ve arabalara yükletti; denizin ötesine(Anadolu’dan Balkanlara) nakletti. Böylece nüfusu kalmayan bu bölgede Türklerin yerleşmesine yardım etti. Bu sebeple İmparator tenkide uğradı diyerek durumu tasvir etmekte. Dönem için önemli müelliflerden

Urfalı Matheus ise: ‟1080 yılı Mart’ına doğru Okyanus denizi berisinde (Anadolu) bulunan bütün Hristiyan beldeleri Türklerin istilasına uğradı; Hiçbir vilâyet onların işgalinden kurtulamadı… Birçok bölgeler boşaldı. Artık Şark milleti mevcut değildi demektedir. Konu ile ilgili burada verilecek son örnek yine bir Bizans/Rum kaynağı Malazgirt Savaşı’nın ardından gerçekleşen göçler, fetihler, değişen kültürel durum ile ilgili olarak, Türklerin Anadolu’ya öncesinden farklı olarak yurt tutma ve vatan eyleme amacıyla geldiklerini belirtmektedir.

Anna Kommena, Alexiad adlı eserinde durumu: ‟Aslında bu ülkede (Anadolu) Rum egemenliği artık son bulmuş durumdaydı. Çünkü doğudaki (Anadolu) birlikler her yere sızmış olan ve Karadeniz ve Çanakkale Boğazı ile Adalar Denizi ve Suriye Denizi (Kuzeydoğu Akdeniz), Saros/Seyhan ve diğer ırmaklar, özellikle Pamphylia (Antalya yöresi), Cilicia/Kilikya (Çukurova) boyunda akan ve Mısır Denizine dökülen ırmaklar arasındaki ülkenin hemen hemen tümüne Egemen bulunan Türkler… Sözleri ile durumu anlatarak tasvir etmektedir.

Malazgirt Zaferinin ardından Anadolu’ya gelen büyük Türk kitleleri, zaferin ardından kendilerinin bölgeye gelmeye başlaması ile korkuya düşüp bulundukları bölgelerden batı beldelerine ve Balkanlara göç eden yerli Ermeni, Süryani, Gürcü ve Rumlardan kalan şehir, köy ve arazilere, ilk İslam fetihleri sırasında ele geçirilmiş ama harap durumda bulunan yerleşim bölgelerine ve yerli Rumlardan savaşarak ele geçirdikleri beldelere yerleştiler. Bunların dışında, Anadolu’ya gelen Oğuzlar ve sair Türk boyları maddî ve manevî kültür ögelerini ve medeniyetleri de Anadolu coğrafyasına taşımışlardır. Bu kültürel miras günümüze kadar yaşamış olup; bugün için mezarı Sır derya/Seyhun ırmağı boylarında olan Dede Korkut’un öykü ve destanları o dönemde Anadolu coğrafyasına gelmiş olması, Bilâd-ı Rum’un Türkleşmesi ve İslamlaşmasına verilebilecek en güzel örneklerden birini teşkil etmekle birlikte, yaşanan demografik, kültürel, dinî ve kimlik değişimin en güzel örneklerinden birini teşkil eder..

Anadolu coğrafyasını ‟Bilâd-ı Rum”dan ‟Türkiye”, yani Türk vatanı haline gelmesini sağlayan ana etmen -Selçuklu ve diğer Türk ordularının yanında ve ondan çok daha etkili olan- toplu halde gerçekleştirilen ve bunun neticesinde kültürel, maddî-manevî ve demografik değişimi sağlayan büyük Türk muhacereti olduğu gerçeği yadsınamaz bir olgudur.

Binlerce yıldır pek çok ırk, kültür ve medeniyete sahiplik etmiş ama Roma dışında hiçbir tek bir kimlik hüviyetine bürünmemiş olan Anadolu coğrafyası, 1071’den I. Haçlı Seferi’nin gerçekleşeceği 1096 senesine kadar 25 yıllık bir süreçte süratle Türkleşmiş ve hem Bizans hem de Haçlılar karşısında verilen çetin mücadeleler neticesinde takriben 50 yıllık bir süre zarfında tamamen Türkleşerek ve İslamlaşarak ve ‟Diyâr-ı Rum/Romania” olmaktan çıkarak XII. Yüzyılın ilk yarısında, üstelik batı kaynaklarına geçtiği ve günüme kadar bu şekilde anılacak biçimde ‟Türkiye” ve ‟Bilâd-ı Türk” olmuştur. Böylece Malazgirt Zaferi ile birlikte Türkler, zaten aşina oldukları Anadolu coğrafyasını en az Türkistan kadar rafinire bir Türk Yurdu haline getirip buruda Türk kültürünün en canlı ve zengin formlarından birini üretmişlerdi.

Comment here