ÇocukGenel

Çocuk Edebiyatında Masal

Bu makaleyi 6 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Gaye Nur Avşar 

Masal, “olağan dışı olayları anlatan hikȃye…” şeklinde tanımlanmaktadır. Türk masalları hakkında ilk çalışmaları yapan Türkologlardan biri olan Ignacz Kunos, “Masal dediğimiz şey, her milletin dönen aynasıdır. Bu aynaya bakacak olursak hem eskilerin ibadetlerini hem eski zamanlarımızın ahlakını da görmüş oluruz.” demektedir. Neredeyse bütün edebȋ türlerde olduğu gibi masalda da esas olan insandır. Kahramanlar hayvan da olsa olağanüstü varlıklar da olsa asıl anlatılmak istenen insan ve ona ait olan yaşamdır. Yapılan iyilikler, kötülükler, haksızlıklar, fedakȃrlıklar insani özellikler olarak masallarda sıkça yer almıştır. Masal anlatıcısı bu özellikleri bazen bir hayvana bazen olağanüstü bir varlığa yüklese de amacı bu motifleri kullanarak insanlara seslenmektir.

Masallarda dikkati çeken bir başka husus, olaylarda kadınların da aktif olarak rol almalarıdır. Bunun sebebi, masal anlatıcılarının çoğunlukla kadın olmaları ve hemcinslerini arka plana atmak istememeleridir. Masallarda iyi-kötü, güzel-çirkin, cömert-cimri, haklı-haksız gibi zıt kavramları sıkça görmekteyiz. İyinin karşısında bir kötü, haklının karşısında bir haksız ve güzelin karşısında bir çirkin vardır mutlaka.

Çocukların masalı severek ve heyecan duyarak okumaları için anlatılanın ilgi çekmesi ve anlatımın hem düzgün hem de çocuklara göre olması gerekmektedir. Bu özeliklere sahip olan her masal çocuklara kendisini sevdirir ve okunmayı başarır.

Türk halk masallarının derlenmesi ve değerlendirilmesinde Ziya Gökalp’ın da önemli çalışmaları vardır. Gökalp, “halka doğru” diyerek çıktığı yolda halkı ve ona ait ürünleri neredeyse didik didik etmiştir. Masallar da bu maksatla değer verdiği bir tür olarak karşımıza çıkmaktadır. Gökalp, derlediği masalları kendisi yeniden yazmış ve bu masalları Altın Işık adlı kitabında toplamıştır.

Türk halk masallarını derleyen ve inceleyen önemli araştırmacılarımızdan ikisi de Eflatun Cem Güney ile Pertev Naili Boratav’dır. Güney’in “En Güzel Türk Masalları”, “Bir Varmış Bir Yokmuş”, “Açıl Sofram Açıl”, “Evvel Zaman İçinde”; Boratav’ın “Zaman Zaman İçinde”, “Az Gittik Uz Gittik” adlı çalışmaları kıymetini günümüzde de kaybetmemiş olan çalışmalardandır.

 

Masal Örneği

Sevimli Tavşan Yavrusu

Bir varmış, bir yokmuş. Ormanın bi­rinde sevimli bir tavşan yavrusu yaşarmış. Ormanda yaşayan bütün hayvanlar, bu sevimli yavruyu çok seviyorlarmış. Sevimli yavru, bütün yaz ormanda gezmiş, tozmuş, bir güzel oynamış. Der­ken yaz tatili bitmiş, okullar açılmış. Fakat yavru tavşan okula gitmek istemiyor­muş. “Okumaya ne gerek var ki? Ben okumadan da her şeyi öğrenebilirim.” diye düşünüyormuş. Bütün arkadaşları okula gittiği hâlde yavru tavşan okula gitmemiş. Yine ormanda gezmiş, tozmuş, oyunlar oynamış. Bir müddet sonra yalnızlıktan canı sıkılmış çünkü tüm arkadaşları okuldaymış. Yavru tavşan, ördek amcanın dükkânına gitmeye karar ver­miş. “Bana masal anlatır, ben de dinlerim.” diye düşünmüş. Ördek amcanın dükkânına geldiğinde kapı kapalıymış. Se­vimli tavşan, bu arada kapıda asılı duran bir kâğıt görmüş, fakat okuma bilmediği için yazıyı okuyamamış. Mutsuz bir şekilde evi­ne giderken önüne ördek amca çıkıvermiş. “Ördek amca, biraz önce sizin dükkâna uğramıştım, fakat yoktunuz. Ben de geri dö­nüyordum.” demiş. Ördek amca “Kapıdaki yazıyı okumadın mı? Malzeme alma­ya gidiyorum, 10 dakika sonra geleceğim diye yazmıştım.” Sevimli tavşan “Okuma bilmiyorum.” diyememiş. Aradan birkaç gün geçmiş. Yavru tavşanın canı yine sıkılmış. “Tavşan teyzemi bir ziyaret edeyim.” diye teyzesinin evine gitmiş.  Evin önünde bir sandalye varmış. Sandalyenin üzerinde de bir kâğıt asılıymış. “Teyzem, herhâlde bu kâğıda 10 dakika sonra geleceğim yazmıştır.” deyip sandalyeye oturmuş ve teyzesini bek­lemeye başlamış. Ama oturur oturmaz sandalyeye yapışmış. Sandalyeden kurtulmak için çabalarken teyzesi pencereden sevimli tavşanı görmüş. “Yavrum, sandalyenin üzerindeki kâğıdı okumadın mı?” diye sormuş. “Okudum teyzeciğim. Kâğıtta 10 dakika sonra geleceğim ya­zıyordu. Ben de seni beklemek için sandalyeye oturdum.” Tavşan teyze gülümsemiş: “Yavrucuğum, yalan söylemek çok günahtır. Kâğıtta ‘oturmayın boyalıdır’ yazıyordu.” demiş. Sevimli tavşan, yaptığı hatayı anlayıp çok utanmış. Teyzesine bir daha yalan söylemeyeceğine söz vermiş, sonra evine dönmüş. Evine gelir gelmez yatmış, sabahı zor etmiş. Gün doğar doğ­maz, kalkıp doğruca okula gitmiş. Çok kısa zamanda okuma yaz­mayı öğrenmiş.

Comment here