ÇocukGenel

Çocuk Edebiyatında Fabl ve Efsane

Bu makaleyi 6 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Gaye Nur Avşar

FABL

Fabl, “Kahramanları çoklukla hayvanlardan seçilen, sonunda ders verme amacı güden, genellikle manzum hikȃye, öykünce” şeklinde tanımlanmaktadır. Masallarla benzerlik gösteren fablların en önemli iki özelliği teşhis ve intaktır diyebiliriz. Kahramanları yalnızca insan olan fabllar varsa da çoğunlukla hayvanların konuşturulduğunu ve onlara insanȋ özelliklerin verildiğini görmekteyiz.

Beydeba’nın Kelile ile Dimne’si, Ezop’un fablları en eski fabl örneklerindendir. Türkçe ilk fabl örneği olarak Şeyhȋ’nin Harnȃme adlı eseri çıkmaktadır. Daha sonraki yıllarda Ahmet Mithat Efendi ve Şinasi de fabl türünde eserler ortaya koymuşlardır.

Fabl Örneği

Aslan ile Fare

Herkes herkese yardım etmeli,

Ben büyük, o küçük dememeli

İki masalım var bunun üstüne,

Başka da bulurum isteyene.

Aslan toprakla oynuyormuş bir gün;

Bir de bakmış pençesinde fare,

Aslan, aslan yürekliymiş o gün,

Kıymamış canına, bırakmış yere.

Boşuna gitmemiş bu iyiliği.

Kimin aklına gelir,

Farenin aslana iyilik edeceği?

Etmiş işte, hem de canını kurtarmış.

Günün birinde aslan

Biraz çıkayım derken ormandan,

Düşmüş bir tuzağa,

Ağlar içinde kalmış;

Kükremiş durmuş boşuna;

Bereket fare usta yetişmiş imdada;

Bu iş kükremekle değil,

Kemirmekle olur demiş.

Başlamış incecik dişlerini işletmeye

Gelmiş ipin hakkından kıtır kıtır.

Bir ilmik kopunca ağdan hayır mı kalır?

Sabır, biraz da zaman

Güçten, öfkeden daha yaman.

 

EFSANE

Efsane, “Eski çağlardan beri söylenegelen, olağanüstü varlıkları, olayları konu edinen hayalî hikâye, söylence” olarak tanımlanmaktadır. Kimi zaman masallarla karıştırılan efsaneler, masallara göre daha kısa soluklu olmakla birlikte içerisinde sıkça abartma barındırırlar. Aynı zamanda masallar çoğunlukla mutlu bir sonla biterken efsaneler çoğunlukla acıklı bir biçimde bitmektedir. Efsaneyi anlatan da dinleyen de efsanenin gerçek olduğuna inanırken masal anlatıcıları ve dinleyicileri masalın bir hayal ürünü olduğunun bilincindedir. Türk tarihinde yer etmiş dinȋ ve tarihȋ şahsiyetlerin yaşamlarından ya da kerametlerinden bahseden efsanelere “menkıbe” denilmektedir.

 

Efsaneler konularına göre şu şekildedir:

  1. Yaratılış ve dünyanın sonu ile ilgili efsaneler
  2. Tarihȋ efsaneler, medeniyet tarihi
  3. Olağanüstü kişi, varlık ve güçlerle ilgili efsaneler
  4. Dinȋ efsaneler

Türkiye’de efsane ile ilgili yapılan önemli çalışmalardan bazıları şunlardır:

  1. Saim Sakaoğlu-101 Anadolu Efsanesi
  2. Bilge Seyidoğlu-Erzurum Efsaneleri
  3. Ahmet Yaşar Ocak-Bektaşi Menakıbnamelerinde İslam Öncesi İnanç Motifleri
  4. Ali Berat Alptekin-Fırat Havzası Efsaneleri: Metinler
  5. Zekeriya Karadavut-Yozgat Efsaneleri: İnceleme-Metin

Efsane Örneği

Tortum Şelalesi

Çok eski zamanlarda Tortum Gölü’nün bulunduğu yerde bir köy ve bu köyün de güngörmüş bir çobanı varmış. Günlerden bir gün çoban koyunlarını gütmek için köyün yakınında bulunan dağın eteklerine gitmiş. Sopasını bir kenara dikerek uyumaya başlamış. Bir süre sonra gürültü duyarak uyanmış. Dağın arkasından, ‘Çıkın, çıkın’ diye sesler geliyormuş. Çoban bir de bakar ki dağ değneğine kadar ilerlemiş. ‘Belki rüya gördüm’ diye kimselere bir şey söyleyememiş. İkinci ve üçüncü gün yine aynı sesleri duymuş. Dağ da gittikçe köye yaklaşıyormuş. Çoban bunun üzerine hemen köye dönerek durumu, halka bildirmiş. Köy halkına, bulundukları yerleri terk etmeleri gerektiğini söyleyip tekrar geri dönmüş. Çobanın sözlerini kimse dinlememiş. Çoban da sürüsünü alıp köyden ve dağdan uzaklaşmış.

Çobanın köyü terk edişinden bir gün sonra köy şiddetli bir zelzele ile sarsılır, dağ büyür bir gürültü ile köyün üzerine gelir. Kısa bir süre sonra da köy ortadan kaybolur. Köyün önünü dağ kapatır burada göl oluşur. Bu göle bugün ‘Tortum Gölü’ denmektedir. Dağdan göle doğru akan şelaleye de ‘Tortum Şelalesi’ denir.

Köyün ortadan kalkmasından sonra çoban da ortalardan kaybolur bir daha onun izine rastlayan olmaz.

Comment here