Genel Türk Tarihi

X. Yüzyıl Selçuklu Öncesi Oğuzlarının Konar-Göçerliğinin İncelenmesi[1]

Bu makaleyi 14 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Mustafa Can Tiryaki

GİRİŞ

Oğuzların yaşamı hakkında yapılan çalışmalar, onların -bir kısmının- göçebe yaşadığı üzerinde hemfikirlerdir. Fakat bu göçebeliğin türü hakkında çeşitli tartışmalar bulunur. Aslında bu tartışmalar Oğuzlara özgü olmaktan çok Avrasya göçebelerinin tümünü kapsar. Oğuzların sürekli göç halinde olduğu, ot ve suyun peşinden -bilinçli- bir şekilde ilerlediği ya da kış-yaz hayvancılığı yaptığına dair değişik düşünceler, tartışmaların genel yapısını oluşturur. Özellikle “göçebe” kavramını inceleyen Khazanov’a göre Avrasya göçerleri “pastoral tam göçebe” ile “yarı göçebe pastoralizmi” arasında bir yerdedir. Ama her şekilde yarı göçebeye daha uygundur.[2] Divitçioğlu’na göre ise otlak ve suyun mevsimlik ilerleyişine göre göçme durumu hayvan-göçebeliği olarak adlandırılır.[3] Kafesoğlu’na göre ise Türkler “atlı göçebe” idi.[4] Vasary ve Golden da göçebeliğin gelişi güzel yapılmadığı konusunda hemfikirlerdir.[5]

Oğuzların Konar Göçerliği Hakkında Kaynaklar

İbn Fazlan Seyahatnamesi, bize Oğuzlar konusunda bilgi veren en önemli eserlerdendir. Oğuzların yaşamıyla ilgili “Bu dağdan geçtikten sonra Oğuzlar adı ile bilinen Türk kabilesinin bulunduğu yere ulaştık. Onlar, kıl çadırlarda oturan ve konup göçen yörüklerdi. Göçebelerde adet olduğu gibi sık sık yer değiştirdiklerinden yer yer onlara ait çadırlar görünüyordu. Çok güç şartlar altında yaşıyorlardı. Bular yolunu kaybetmiş eşekler gibidirler.”[6]

Bir İslam coğrafyacısı olan Mesudi, Oğuzların Yenikent şehri ile ilgili bilgi verirken Oğuzlara değinir “Bu göl kenarında Türkler’in Yenişehir (Yengikent) denilen bir şehirleri vardır. Orada Müslümanlar yaşarlar. Çoğunluğu Türk’tür. Burada göçebe ve yerleşik Oğuzlar otururlar. Türkler’in

bu grubu aşağı, yukarı ve orta tabaka olmak üzere üç tabakaya ayrılır.” [7] Aynı yer Ramazan Şeşen’de şu şekilde çevrilmiştir. “Oğuzlar üç sınıftır: Aşağılar yukarılar, ortalar (el-esafıl, e l-‘avali, el-evasıt).”[8]

Yine Mesudi’den naklen “Burada, Hazar hükümdarının bu denizden ve bu tarafta Hazar denizi ile Nitas denizinin bitiştiği kolun bulunduğu kara parçasından gelenlere mini olan iyi teçhizat askerleri bulunur. Zira, Oğuz Türklerinin göçebeleri gelip bu kara parçasında kışlarlar. Çok kere Hazar nehrinden Nitas Halici’ne bitişen su (Ural Nehri, Yayık) buz tutar. Ve Oğuzlar atlarıyla Hazar ülkesine geçerler. Bu su büyük olup fazla buz tuttuğu için Oğuzlar geçerken buzları göçmez. Bazan Hazar ülkesine giren bu Oğuzları görevlendirilen askerler defedemez”[9]

Mesudi’nin verdiği bilgiler bununla sınırlı değildir. “Bu denizin (Balkaş Gölü) etrafındaki çöllerde Türklerden çok miktarda Oğuz göçebesi bulunur… (s. 62) …Bu denize dökülen meşhur büyük nehirlerden biri de Ak İrtiş’tir. Bu nehirlerin her biri Dicle ve Fırat’tan daha büyüktür. İkisinin denize döküldüğü yerler arasında on gün kadarlık mesafe bulunur. Bunların etrafında Türklerden Kimakların ve Oğuzların kışlak ve yaylakları vardır.”[10]

Başka bir İslam coğrafyacısı İdrisi’de de bilgiler vardır. “Oğuzlar Türklerden bir sınıf olup ahlaklarında berberilere benzerler. Bozkırlarda ve otlu meralarda otururlar. Kıldan çadırları vardır”[11]

Hudûdü’l Alem’de ise şu sözler geçmektedir; “Ğûzlar yaz kış otlaklar ve meralar boyunca gezerler. Zenginlikleri at, inek, koyun, savaş eşyaları ve az miktarda avdır. Aralarında çok sayıda tüccar bulunur. İslam ülkeleri içinde akınlarda bulunurlar. Ğûzlar yol üzerindeki her yeri vurur, yağmalar ve mümkün olduğunca hızlı bir şekilde geriye çekilirler.”[12]

Oğuzların Konar Göçerliği Hakkında Araştırmalar

Yukarıda yazılmış çevirilerin birçoğunu bizzat yapan Ramazan Şeşen’in Oğuzların yaşamı hakkında notları şunlardır “(İbn Fazlan’ın seyahat zamanını kastederek) Oğuzlar bu sırada müstakil yapguluklara ayrılmışlar. Fakat aynı asrın sonlarında yerleşik hayata alışmaya başladılar… X. yüzyılın sonlarında Oğuz Yabgusu kışın Yeni-kent’de oturuyor, yazın göçebe hayatı sürüyordu.”[13]

Oğuzlara dair en kapsamlı çalışmalardan biri hiç şüphesiz Faruk Sümer’in çalışmasıdır. Faruk Sümer’e göre X. yüzyılda Oğuzlar, yazın Karakum, Emba Irmağı’nda ve Mankışlak arasında; kışın ise Aşağı Seyhun’da yaşamışlardır. Hükümdar ise kışın Yeni- Kent’te yaşamıştır.[14] Birçok Oğuz şehrinin varlığı da bilinmektedir. Örneğin, Yangıkent (Yenikent), Savran, Sıgnak, Sütkent, Karaçuk ve Karnak gibi şehirler vardır.[15]

Zeki Velidi Togan ise Oğuzların Göktürkler gibi bir göçebelik yaşamadığını, tam göçebe olduğunu belirtmiştir. Oğuzlar, Hunlar ve Moğollar halis göçebedirler. [16] Bu göçebeliğin sınırlarını Oğuzların eseri olan Oğuz destanının Yazıcıoğlu Ali naklinden almıştır.[17]

Aslında bir sosyolog olan ve Türklerin sosyolojisi ile ilgili araştırmalar ortaya koyan Orhan Türkdoğan, Reşideddin Destanı’ndan naklen Oğuzları yaylak kışlak göçebesi olarak ele almıştır.[18] Gariptir ki Reşideddin Destanı’nı çeviren Togan[19], Oğuzların göçebeliği meselesinde yaylak ve kışlak tanımlarını hiç kullanmamış, aksine onları “daimi göçer” olarak tanımlamıştır.

Barthold’un İbn Havkal’dan nakline göre İsficab şehrinin sınır boylarına yerleştiren Müslüman göçebe Türkler, gayrimüslim soydaşlarına karşı mücadele ettiler.[20] Bu bilgi aslında önemlidir çünkü birçok araştırmacıya göre İslam, göçebelikten yerleşikliğe geçiş nedenlerinden biri olmuştur.

Dede Korkut Kitaplarının Latince olarak “bilinen tamamının” ilk defa çevirisini yapan ve birçok eleştiriye rağmen[21] birkaç baskı ve araştırma daha yapan Şaik Gökyay, Dede Korkut Hikayeleri ve mevcut araştırmalar üzerinden Oğuzların göçebeliğini çözememiş ve “Bir tam ya da yarı göçebelik” diyerek bu konuyu açıklamaya çalışmıştır[22]

Peter Golden, Oğuz göçebelerini yağmacı akıncılar olarak görür. Bölgenin şansı, Oğuzların birçok nedenden ayrılmış olmasıdır. Aslında onlar Hazarlar, Harezmliler ve Samaniler arasında bir kurbandı.[23]

Sonuç

  1. Yüzyılda Selçuklular öncesinde Oğuzların hayatı, Mesudi’nin belirttiği “üç tabaka” Oğuzların üç farklı yaşamına örnek olarak verilmiş olabilir. Çünkü şehirli Oğuzlar, yarı yerleşik Oğuzlar ve göçebe Oğuzlar farklı bölgelerde yaşamışlardır. Fakat bu konuda yapılan araştırmalar görüldüğü üzere çok yetersizdir. Anlaşıldığı üzere Oğuzların birçoğu konar göçer yaşamışlardır. Bu konuda Faruk Sümer’in incelemesi doğru gibi duruyor. Çünkü, Oğuzlar hakkında en mühim bilgiler onların kışlak ve yazlakları olduğunu gösteriyor. Bu kışlak alan Yeni-şehir ve çevresi olmalıdır. Hatta bir kısmı da kışın şehirde kalıyor, yazın yazlağa gidiyor gibi gözüküyor.

Ayrıca Oğuzlar, bir siyasi teşekkül olarak anlatılmış ve kültürleri çoğunlukla es geçilmiştir. Ödevde, yalnızca “Oğuzların yaşamı” bahsi üzerinde durulduğundan kültürlerine değinilmemiştir fakat görüldüğü üzere en basit tabirle kıl çadırda yaşayan, konup göçen Yörükler olan Oğuzlar, buna uygun olarak koyun ve at ticareti yapmış ve yine konar-göçer kültüre uygun olarak avcılık yapıp kürk satmışlardır.

Son olarak Oğuzlar, Samani Devletinin, Hazar Devletinin ve Karahanlı Devletinin uçlarında birbirleriyle mücadele etmişlerdir. Bu yüzden kendi aralarında bir birlik sağlayamamışlardır. Bu yüzden onların kültürlerini tekmiş gibi incelemek mümkün değildir. Bu yüzden, Selçuklu öncesi Oğuzlar konusunda daha fazla inceleme gerekmektedir.

Kaynakça

BARTHOLD, V. V, Moğol İstilasına Kadar Türkler, çev. Hakkı Dursun Yıldız, İstanbul, 2017

BECKWİTH, Christopher I, İpek Yolu İmparatorlukları, çev. Kürşat Yıldırım. Ankara, 2011

ÇETİN, Kaya, VIII. VE X. Asırlar Arasında Türkistan Coğrafyasında Oğuzlar, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Edirne, 2014

DİVİTÇİOĞLU, Sencer, Oğuzdan Selçuklu’ya, İstanbul, 2015

—, Orta Asya Türk İmparatorluğu, İstanbul, 2016.

GOLDEN, Peter B, «Orta Asya’da İslamiyetin İlk Dönemleri ve Karahanlılar.» Erken İç Asya Tarihi içinde, Denis Sinor, ed. A. Gün Soysal, 459-499. İstanbul, 2019.

—, Türk Halkları Tarihine Giriş, çev. Osman Karatay, İstanbul, 2018

GÖKYAY, Orhan Şaik, Dedem Korkudun Kitabı, Ankara, 1973

GÖMEÇ, Saadettin, Türk Kültürünün Ana Hatları. Ankara, 2006

KAFESOĞLU, İbrahim, Türk Milli Kültürü, İstanbul, 2000

KARATAY, Osman, İlk Oğuzlar, İstanbul, 2017

KHAZANOV, A. Mikhailovic, Göçebe ve Dış Dünya, çev. Ömer Suveren, İstanbul, 2015

MESUDİ, Altın Bozkırlılar, çev. Ahsen Batur, İstanbul, 2004

SÜMER, Faruk, Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri- Boy Teşkilatı- Destanları, İstanbul, 2016

ŞEŞEN, Ramazan, İbn Fazlan Seyahatnamesi, İstanbul, 1975

—, İslam Coğrafyacılarına Göre Türkler, Ankara, 2000

TOGAN, Zeki Velidi, Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul, 2019

TÜRKDOĞAN, Orhan, Türk Tarihinin Sosyolojisi, Ankara, t.y

 

 

[1] Mustafa Can Tiryaki, İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü Lisans 3.Sınıf Öğrencisi, 0302170058

[2] Anatoly M. Khazanov, Göçebe ve Dış Dünya, çev. Ömer Suveren, İstanbul, 2015 s.98

[3] Sencer Divitçioğlu, Orta Asya Türk İmparatorluğu, İstanbul, 2016 s.228

[4] İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, İstanbul, 2000 s.220

[5] İstvan Vasary, Eski İç Asya’nın Tarihi, çev. İsmail Doğan, İstanbul, 2016 s.29; Peter B. Golden, Türk Halkları Tarihi’ne Giriş, çev. Osman Karatay, İstanbul, 2018, s.21

[6] Ramazan Şeşen, İbn Fazlan Seyahatnamesi, İstanbul, 1975, s.30

[7] Mesudi, Altın Bozkırlılar, çev. Ahsen Batur, İstanbul, 2004, s.30

[8] Şeşen, İslam Coğrafyacılarına Göre Türkler, Ankara,2000, s.43

[9] Şeşen, a.g.e, s.49

[10] a.g.e, s.56

[11] a.g.e, s.113

[12] Çetin Kaya, VIII. VE X. Asırlar Arasında Türkistan Coğrafyasında Oğuzlar, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Edirne, 2014 s.65

[13] Şeşen, İbn Fazlan, s.131

[14] Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri- Boy Teşkilatı- Destanları, İstanbul, 2016, s.67

[15] Divitçioğlu, Oğuzdan Selçuklu’ya, İstanbul, 2015 s.24

[16] Zeki Velidi Togan, Umumi Türk Tarihi’ne Giriş, İstanbul, 2019 s. 147 “Göktürkler, Oğuzlar ve Moğollar gibi “daima göç etmiş” değiller, esas kütleleri kışın şehirlerde ve köylerde yaşamış olup yazı Tiyanşan yaylalarında geçirmişlerdir.

[17] Togan, a.g.e, s.146

[18] Orhan Türkdoğan, Türk Tarihinin Sosyolojisi, Ankara, t.y, s. 398

[19] Reşideddin Oğuznamesi’nin çevirisi için bkz; Togan, Oğuz Destanı Reşideddin Oğuznamesi, tercüme ve tahlili, İstanbul, 1982

[20] V.V. Barthold, Moğol İstilasına Kadar Türkistan, İstanbul, 2017, s.197-198

[21] Eserin 1939’da yapılan ilk baskısı hakkında yapılan tenkitler ve cevaplar için bkz; Orhan Şaik Gökyay, Dedem Korkudun Kitabı, Ankara, 1973, s.IX-XI

[22] Gökyay, a.g.e, s.CCCXXXIII

[23] Golden, Türk Halkları, s.228; Golden, “Orta Asya’da İslamiyetin İlk Dönemleri ve Karahanlılar”, Erken İç Asya Tarihi, der. Denis Sinor, ed. A Gün Soysal, İstanbul, 2019, s.485

Comment here