Genel Türk Tarihi

Türklerde Renk Kuramı

Bu makaleyi 8 dakikada okuyabilirsiniz

 

Hazırlayan: Tuba Öksüz

Çağlar boyunca atlı göçebe bir hayat süren ve tabiatla iç içe yaşayan Türk insanı yeşil, sarı, kara, mavi, kızıl renklerinden payına düşeni almıştır. Türklerin renk dünyası özellikle göçebe hayatın beslediği sözlü edebiyatta yoğun olarak işlenmiştir. Geleneklerden, örf ve adetlere, giyim kuşamdan, yeme içme alışkanlıklarına kadar pek çok kültürel malzemeyle örülen destanlar renklerin çağrıştırdığı anlamlar hakkında önemli bilgiler verir. Tarih boyunca dilden dile, anlatıcıdan anlatıcıya aktarılan Dede Korkut Hikâyelerinde renkler günümüze kadar uzanan gelenekler ve inançlarla ilgili özel anlamlar taşır. Bu hikâyelerin hâkim renkleri ak, kara, kızıl, boz, gök ve sarıdır.  

Eski Türklerin birçoğunda dünyanın dört bölüme ayrılması ve bu yönlerin renklere göre düzenlenmesi fikri vardı. Türkler eskiden beri beş ana rengi esas olarak görmüş ve bunların her birini bir yön ismi olarak kullanmışlardır. Merkezi; altın rengi olarak ifade edilen sarı renkle, Doğuyu; yeşil veya gök rengiyle, Batıyı; ak, Güneyi; kızıl, Kuzeyi ise; kara renkle ifade etmişlerdir. Bu renkler aynı zamanda soğuğu ve sıcağı da belirtiyordu. Örneğin; Karanın kuzeyi ifade etmesinin sebebi; Kuzeyin güneşsiz, gölgeli, soğuk olduğunu göstermektedir. Türklerin geniş coğrafyalara yayılmaları ile birlikte yönlerin renklerle ifade edildiği, bu anlayışlarının bugünde devam ettiği görülmektedir. Onların denizlere verdiği isimlerde bu çerçevede değerlendirilebilir. 

Türkiye’nin kuzeyinde Karadeniz, güneyinde Kızıldeniz, batısında Akdeniz ve doğusunda Gökçe göl yer almaktadır. Bu isimler geleneğe uygun olarak verilmiş ve Türk kültür çerçevesinde yerlerini almıştır. Ek olarak Gökçe gölün, Dede Korkut destanlarında hep Gökçe deniz olarak ifade edildiğini de görmekteyiz.  

Türk kültüründe renklerin asıl anlamı ve kullanımı dışında farklı anlam ve kullanımları da vardır. Renkleri ayrı ayrı ele alacak olursak; 

Sarı renk: Merkezin hâkimiyetini ve gücü ifade etmekteydi. Türklerin en eski inançlarından olan Şamanizm’de de sarı renk bunu ifade etmektedir. Türk kültüründe sarı renk aynı zamanda felaketin, kötülüğün, hastalığın, yabancılığın ve nefretin simgesiydi. Zira bilindiği üzere Türkmenler yüzyıllarca sarı çizme giymişlerdir. Halkımız arasında bugünde çok yaygın olarak kullanılan ‘Sarı çizmeli Mehmet Ağa’ deyiminin de kaynağı işte bu tarih ve kültür geleneğimizdendir.  

Beyaz (Ak) renk: Türklerin en eski inançlarından olan Şamanizm etkisiyle bu rengin çağrıştırdığı şey; ululuk, adalet ve güçlülüktü. Ayrıca ak renk, yön olarak da batı yönünü ifade etmekteydi. Bununla bağlantılı olarak da batı da bulunan denize Akdeniz denilmiştir.  

Siyah (Kara) renk: Genelde eski Türklerde acıyı, hüznü, kötü talihi ifade etmek için kullanılmaktaydı. Yön olarak da geçmişten günümüze hala kuzey yönünü belirtmektedir. Buna binaen kuzeyde bulunan denize de Karadeniz denilmiştir. Ayrıca bu yönden gelen rüzgârlara da karayel isminin verildiğini görmekteyiz. 

Yeşil (Yaş) renk: Ümit, sevinç, niyet, kutsallık ve bereket bildiren bu renk eski Türklerde yaşıl ya da göğ diye de ifade edilmekteydi. Yeşil kelimesinin kökünün yaş (ıslak) olması dolayısıyla bu renk, bolluk ve rahatı ifade eden bereketin sembolü haline gelmişti. Ayrıca Türkler müslümanlığı kabul ettikten sonrada bu rengi müslümanlığın / islamiyetin sembolü olarak sancaklarda kullanmışlardır.  

Kızıl (Al) renk: Al renk manevi ve milli renk olarak algılanmış aynı zamanda Türk duygusu ve ruhunu anlatan milli bir sembol hüviyeti kazanmıştır. Bunun yanı sıra güney yönü al renkle ifade edilmiştir. Bu yönde bulunan deniz ise Kızıldeniz diye adlandırılmıştır. Dikkate değer bir başka noktada XI. Yüzyılda Türklerde al sözünün artık bir renk adı olmasının dışında ‘bayrak’ adı olarak da kullanılmaya başlandığı görülmektedir.  

Mavi (Gök) renk: Sonsuzluğu, emniyet ve dinginliği çağrıştırır. Dostluk, sadakat, refah, aydınlık, temizlik ve ruhanilik simgesidir. Bunun yanı sıra eski Türkler doğu yönüne gök mavisi demişlerdir. Bu yönde bulunan Gökçe göl (Gök/çe göl) de bu isimle anılmaktadır. Ayrıca mavinin bir tonu olan turkuaz da Türk rengi olarak bilinmektedir. 

         Türklerin müslüman olmadan önce kendi hayatlarında manevi ve milli olarak rol oynamış olan bazı renkler müslümanlar tarafından da kullanılmaktaydı. Türklerin islamiyeti kabul etmelerinden sonra giderek bu renkler dini motif olarak da algılanmaya başlanmıştır. Örneğin; İslamiyetin kabulünden sonra yeşil rengin çağrıştırdığı şeyler; iyilik, güzellik, türbe, cami, cennet gibi kavramlar olmuştur. Bu örnekten de anlaşılacağı gibi renkler, islamiyeti kabul etmelerinden önce milli hayatların da oynadıkları role ek olarak islamiyeti de çağrıştırmaya başlamıştır.  

Türk devletlerinin kullandığı bayrakları incelediğimiz zaman, eski Türklerde mukaddes sayılan tibet öküzünün kuyruğundan bayrak yapılır ve kullanılırdı. Sonraları nesli yavaş yavaş tükenen tibet öküzünün yerine at kuyruğundan yapılmış bayrak (tuğ) kullanılmaya başlanmıştır. Zamanla ise bayraklarda renk kullanımı ön plana çıkmıştır. Örneğin; Batı Hun İmparatorluğu, Büyük Hun İmparatorluğu, Uygur Devleti gibi devletler bayraklarında sarı rengi kullanırken, Göktürk İmparatorluğu, Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Hazar İmparatorluğu, Büyük Timur İmparatorluğu gibi devletler de bayraklarında mavi rengi kullanmışlardı.  

Diğer taraftan yas ve mezar bayrakları da Türk kavimlerinin inanışlarında büyük bir yer tutmaktaydı. Bugünkü Doğu Türkistan da mezarlara bezden bir bayrak asılmaktadır. Altayların kuzeyindeki Şamanist Türkler ise mezara bir paçavra bağlamakla yetinirler. Bizim yatırlara bez bağlama geleneğimizde bu inancın günümüze uzanan kalıntısıdır. 

 Sonuç olarak; Renk anlayışı yönünden bazı farklılıklara rastlanan Türk lehçelerinde yerleşim birimi, devlet adı, ırmak, göl ve dağ adlarında renk adlarının kullanımı, bugün de devam ettirilmekte ve geçmişteki adlandırmaların büyük ölçüde korunduğu gözlenmektedir. Devlet olmanın göstergelerinden biri sayılan bayraklarda kullanılan renkler ve yerlere verilen kimi simgeler kısmî değişikliklerle birlikte eskiye sadık kalınarak bugün hala korunmakta ve yaşatılmaktadır. 

Yararlanılan Kaynaklar 

  • Reşat Genç – Türk İnanışları İle Milli Geleneklerinde Renkler Ve Sarı, Kırmızı, Yeşil 
  • Salim Küçük – Eski Türk Kültüründe Renk Kavramı 
  • Elvin Yıldırım – Türk Kültüründe Renkler Ve İfade Ettikleri Anlamlar 

Comment here