Genel Türk Tarihi

Türk Mitolojisinde Kültler: Yön Kültü

Bu makaleyi 8 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Yağmur Avşar

Yönlerin dünya üzerindeki inançlar için önemi büyük olmuştur. Yönlere göre daimi ibadet ettikleri mekânları konumlandırmışlardır. İster beşeri ister ilahi dinlerde olsun, yönler işlevsel olarak da önemli olmuştur. İnsanlar ibadetlerini gerçekleştirirken bir yöne doğru dönme eğiliminde olmuşlardır. Kimi inançlarda bu, bir tapınak veya kutsal yapıya doğru olur. Müslümanların Kâbe’ye doğru Yahudilerin ise Kudüs’e doğru dönmesi buna örnek olarak gösterilebilir. Bunun dışında bir de tabiat varlıklarının olduğu veya tabiat olaylarının gerçekleştiği bir yöne doğru dönme durumu vardır. Örneğin, Kutsal sayılan bir ağaca veya Güneş’in doğduğu yöne dönmek gibi.

Türkler de kendilerince bir yön sistemi belirlemişler ve bu yön sistemine göre dünyadaki unsurların her birini temsil eden bir yön tayin etmişlerdir. Bu yön sistemine göre dünyanın merkezine hükümdarın otağı konumlandırılmıştır. Hükümdar otağının bulunduğu yer aynı zamanda devletin başkentidir. Devletin merkezi ise sarı renkle ifade edilmiştir[1]. Toprak yer-su sisteminin simgesi olarak bu yön sisteminin merkezinde bulunmaktadır. Kuzey ve güney yönünde su ve ateş, doğu ve batıda ise ağaç ve maden konumlandırılmıştır. Bu unsurlarla beraber gök cisimlerine de yönler tayin edilmiştir. Doğunun gök cisimleri Gök-Ejder denilen yıldız takımı, Ağaç yıldızı ve Ongay (Jüpiter) gezegenidir. Güneyin gök cisimleri Kızıl-saksağan denen yıldız takımı, Mars ve Sin yıldızıdır. Batının gök cisimleri Ak-bars denen yıldız takımı, Venüs ve Kara-alp yıldızıdır[2].

Dört yöne tayin edilen tüm unsurlara bakıldığında kâinatın tamamı burada görülmektedir. Aslında dört yön ve bir merkez özelde dünyayı genelde ise evreni ifade eden bir tasviri oluşturmaktadır. Bu yüzdendir ki Bilge Kağan yazıtında dört yöne olan vurgu çok açık şekilde görülmektedir. Kağan halkı doğuda Güneş’in doğduğu yere, güneyde aydınlığın ortasına, batıda Güneş’in battığı, kuzeyde ise karanlığın ortasına kadar yerleştirdiğini ifade etmektedir[3]. Tasavvur ettikleri dünya algısına göre olabildiğince geniş bir alana hâkim olmuşlar ve buralarda halkı yönetmişlerdir.

Destan ve efsanelerde de dört yöne vurgu yapılmaktadır. Kansız kurban olarak nitelendirdiğimiz saçı saçma âdeti yönlere tayin edilen ruhlar için de yapılmıştır. Tıva Kangıvay-Mergen destanında da aynı şekilde dört yöne doğru saçı saçıldığı görülmektedir. Destan kahramanının ablası, kendisine destanın başkahramanı tarafından sunulan rakıyı içmeden önce parmağını batırmak suretiyle dört yöne doğru serpmiştir. Karakterin bunu yaparken dua ettiği görülmektedir[4]. Yukarıda her yöne bir unsurun atfedildiğinden bahsetmiştik. Burada dört yönde bulunan unsurların (ateş, su, ağaç ve maden) iyelerine saçı saçılmış ve onların memnuniyetini kazanmak için dua edilmiştir.

Türklerde her yönün bir renk simgesi vardır. Buna göre doğunun rengi yeşil-mavi, batının rengi ak (beyaz), kuzeyin rengi kara ve güneyin rengi ise kızıldır. Türkler için kuzey olumsuzluk ifade eder. Kuzey yönünün rengi karadır. Geceyi ve karanlığı simgeler[5].

Kâinatın merkezinde yaşadıkları yurtların bulunduğuna inanan Türkler, bulundukları yerin dört yönün kesiştiği kavşak noktası olduğu düşüncesine sahiptirler. Göktürk kağanlarının ordugâhı olan Ötüken için de bu durum geçerlidir[6] Çünkü dört yönün merkezinde yer-su ruhlarını temsil eden toprak bulunmaktaydı[7]. Yer-su kültü başlığında da açıkladığımız gibi bu kült, vatan kavramıyla bağlantılıdır. Otağ, Türklerde kâinatın timsali gibi düşünülmekteydi. Bu otağlar dört yön temel alınarak oluşturulur ve kapısı mutlaka doğuya bakardı. Otağın kurulduğu yer dünyanın merkezi olarak görülmekteydi[8]. Çin kaynaklarında geçtiği üzere Güneş’in doğduğu yer kutsal sayıldığından kağanın çadırı doğuya bakardı[9].

Doğunun kutsallığı sadece yurtların konumu ile anlaşılmamaktadır. Çin kaynaklarından anladığımız hunların yönlere olan hassasiyeti vardı. Çin kaynaklarına göre Hun hükümdarı sabahları otağdan çıkarak Güneş’in doğuşuna yani doğuya doğru saygısını sunardı. Kuzeyde oturarak yüzlerini güneye dönüp sol tarafa önem verirdi[10]. Yine Çin kaynaklarına göre Türkler arasında hükümdar seçilen kişi merasim sırasında toplumca en yüksek rütbeli kişilerce bir keçe örtünün üzerinde taşınarak, güneş yönünde yani batıdan doğuya doğru dokuz kez döndürülmekteydi. Her dönüşte bütün tebaa onun önünde eğilirdi[11].

Dünyadaki tüm diğer unsurlarda olduğu gibi Türkler için yönler de önemli olmuş ve bu yönler ritüellerde öne çıkmıştır. Günlük yaşamda ve dinî hayatta işlevsel olarak yönlerin kutsallığı açıkça görülmektedir.

[1] Reşat Genç, ”Türk İnanışları ile Milli Geleneklerinde Renkler ve Sarı-Kırmızı-Yeşil”, Erdem İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi, C. IX, S. 27, 1997, s. 1076.

[2] Emel Esin, Türk Kozmolojisine Giriş, Kabalcı Yayınevi, İstanbul 2001, s. 25-26.

[3] Mehmet Ölmez, Orhon–Uygur Hanlığı Dönemi Moğolistan’daki Eski Türk Yazıtları, Bilgesu Yayıncılık, Ankara 2015, s. 149.

[4] Metin Ergun ve Mehmet Aça, Tıva Kahramanlık Destanları 1, Akçağ Yayınları, Ankara 2004, s. 529.

[5] Ali Rafet Özkan, ”Türk Kültüründe Yönler”, Türkler, C. III, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2002, s. 430-432.

[6] Esin, a.g.e., s. 21.

[7] Esin, a.g.e., s. 25.

[8] Emel Esin, Türk Kültür Tarihi İç Asya’daki Erken Safhalar, AKM Yayınları, Ankara 1997, s. 3.

[9] Liu Mau Tsai, Çin Kaynaklarına Göre Doğu Türkleri, Çev: Ersel Kayaoğlu, Deniz Banoğlu, Selenge Yayınları, İstanbul 2011, s. 23.

[10] Ayşe Onat vd., Çin Kaynaklarında Türkler: Han Hanedanlığı Tarihi Bölüm 94 A/B: Hsiung-Nu(Hun) Monografisi: (Açıklamalı Metin Neşri), TTK Yayınları, Ankara 2004, s. 8.

[11] Tsai, a.g.e., s. 20.

Yorum Yazın (1)

  1. yazıları büyütebilir misiniz genel olarak

Comment here