Genel Türk TarihiYağmur Avşar

Türk Mitolojisinde Kültler: Ağaç Kültü

Bu makaleyi 7 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Yağmur Avşar

Altın yapraklı Kayın Ağacının İyesine…

Ağaçlar insanların düşünce dünyasında çoğu zaman hayatı, ölümsüzlüğü, bilgeliği, gücü ve kudreti simgelemiştir. Bu sebeptendir mitolojide ağaçlara birçok anlam yüklenmiştir. Ağaçlara ritüellerde de yer verilmiştir. Türk mitolojisi ve inancında da ağaçların bir ruhu olduğuna inanılmıştır. Türkler tarafından ağaçlar ve beraberinde onların oluşturduğu ormanlar kutsal kabul edilmiştir.

Ağaçların ve ormanların kutsallığı kimi uygulamalara bakıldığı zaman atalar kültü ile bağlantılı olduğu görülmektedir. Bunlardan biri Hunlar arasından nakledilen bilgidir. Hunlar, hakanın soyu için kurban verdikleri alana, törenin ardından ağaç dikmişler ve oluşan ormanı ise tanrısal ve kutsal kabul etmişlerdir[1]. Tobaların arasından nakledilen bir uygulamaya göre ise Toba hükümdarının mezarının üzerinde bir orman oluşmuştur. Bu orman da atalar kültü ile ilişkilendirilip kutsal sayılmış olmalıdır[2]. Yeni yurt kurma ayininde dikilen ağaçlar ve oluşturdukları ormanlar kurucu sülalenin hükümdarlık simgesi sayılmıştır. Bunun yanında bu ağaçlar ata ruhlarının da makamı olarak bilinmiştir[3].

Efsane ve destanlarda en önemli imgelerden biri ağaçlar olmuştur. Cüveyni’nin aktardığı Uygurlar ile ilgili olan efsanede iki ağaç arasında bulunan bir dağdan bahsedilmektedir. Bu ağaçlardan biri fesuk, diğeri tur ağacıdır. Ağaçların arasındaki dağda bulunan sahipsiz erkek bebekler konuşmaya başladıklarında fesuk ve tur ağaçlarının kendilerinin babası olduğunu söylemişlerdir. Etrafta bulunan insanların bu ağaçlara büyük saygı göstermesi üzerine ağaçlar dile gelmiştir[4]. Uygurlarla ilgili efsaneye benzer şekilde Oğuz Kağan destanında Oğuz Kağan’ın ikinci eşini bir göl ortasında bulunan ağacın kavuğunda bulduğu anlatılır[5].

Şamanist Altay Türklerinin bir efsanesinde ise çam ağacı motifi dikkat çekmektedir. Efsaneye göre dünyanın göbeğinde ve her şeyin merkezinde bir çam ağacı bulunmaktadır. Bu çam ağacı ağaçların en ulusudur ve ağacın en tepesinde ise Bay Ülgen oturmaktadır[6].

Çam ağacıyla ilgili olarak Moğollar arasından da bir örnek vermek isterim. Efsaneye göre Tanrı ilk insanı yarattıktan sonra onu ölümsüz kılmak istemiştir. İnsanların ölümsüz olabilmesi için gerekli olan hayat suyunu gökten getirmesi için bir kargayı gönderir. Karga gagasında hayat suyunu taşırken dinlenmek üzere bir çam ağacının üzerine konar. Bu esnada gagasındaki hayat suyunu çam ağacının üzerine döker. Bu yüzden çam ağacı yaz kış yeşil yeşildir[7].

Efsanelerde geçen ve en çok bilinen ağaç motifi Altay yaratılış destanında bulunan dokuz dallı ağaçtır. Tanrı Ülgen bu ağacı yarattıktan sonra her dalında bir insan yaratmıştır[8]. Dokuz dallı ağaç Şaman ayinlerinde de karşımıza çıkmaktadır. Bir Altay Şamanının yaptığı ayin sırasında üzerine dokuz çeltik atılmış bir kayın ağacının dalı kullanılırdı. Bu çeltikli dal ile Şaman göğe yolculuk yapardı. Dalın üzerindeki dokuz çeltiğin her biri göğün katlarını temsil etmektedir. Yakutlar arasındaki kurban ayininde ise Şaman bu yolla kurbanı Tanrı’ya iletmekteydi[9].

Ağaç kültüne dair eski inancı din değiştirenler arasında ad gözlemleyebiliriz. İlhanlı hükümdarı Gazan Han Müslüman olmasına rağmen üçüncü Suriye seferi esnasında Kirmanşah yakınlarında rastladığı bir ağacı görmesi üzerine orada bir eğlence tertip etmiştir. Bu eğlence esnasında Moğol emirleri ağaca adaklar adamıştır. Daha sonra bu ağaç ziyaretgâh olarak algılanmış ve öyle devam etmiştir[10].

Ağaçların insanların gözünde bu denli dinsel bir özellik kazanmalarının sebebi, yaşam döngüsünü insan ömrüne göre çok daha kısa bir süreçte yaşıyor olmalarıdır. Yani bir ağacın dimdik durabilmesi, yapraklarını kaybedip yeniden kazanması, kendisi defalarca yenileyebilmesi (ölmesi ve tekrar dirilmesi) ve süslü ve güzel olması yaşam döngüsünün tümünü kapsamaktadır. Tüm bu özellikler ağacın kutsallığını ortaya koyan niteliklerdir[11]. Ayrıca bu nitelikler ağacın hayat kaynağı olarak görülmesine sebep olmuştur. Böylece hayat ağacı kavramı da ortaya çıkmıştır.

 

[1] Wolfram Eberhard, Çin’in Şimal Komşuları: Bir Kaynak Kitabı, çev. Nimet Ulutuğ, TTK Yayınları, Ankara, 1942, s. 79-80

[2] Eberhard, a.g.e., s. 80-81.

[3] Emel Esin, Türk Kozmolojisine Giriş, Kabalcı Yayınları, İstanbul, 2001, s. 160

[4] Alaaddin Ata Melik Cüveyni, Tarih-i Cihan Güşa, çev. Mürsel Öztürk, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1999, s. 102-103.

[5] Willi BANG ve G. R. Rahmeti, Oğuz Kağan Destanı, İÜ Yayınevi, İstanbul, 1936, s. 15; Ferruh Ağca, Uygur Harfli Oğuz Kağan Destanı Metin-Aktarma-Notlar-Dizin-Tıpkıbasım, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara, 2016, s. 108

[6] Uno Harva, Altay Panteonu, çev. Ömer Suveren, Doğu Kütüphanesi, İstanbul, 2014, s. 53.

[7] Harva, a.g.e., s. 100.

[8] Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi, C. I, TTK Yayınları, Ankara, 1995, .s. 486-487.

[9] Harva, a.g.e., s. 37-38

[10] Osman G. Özgüdenli, Gâzân Hân ve Reformları (1295-1304), Kaknüs Yayınları, İstanbul 2009, s. 408.

[11] Mircea Eliade, Dinler Tarihine Giriş, Kabalcı Yayınları, İstanbul, 2003, s. 270.

Comment here