Genel Türk Tarihi

İl Kağan

Bu makaleyi 8 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Mustafa Can Tiryaki

Abilerinden kalan güçlü bir ordu ve teşkilatla hakan olduğu andan itibaren sürekli olarak Çin’e sefer düzenlemesi ve Çin ülkesini sürekli yağmalaması, İl Kağan’ın T’ang ailesinin güçlenmesini istemediğinin açık bir delilidir. Ayrıca her sene gelen Çin elçilerine hor davranıyordu ve gönderilen haracı da az buluyordu1 621 yılında Yen-men’e saldırdı, birkaç ufak geri püskürtülmeden sonra Yen Kalesi’ni ele geçirdi. Kendisine gönderilen elçileri de hapsettirdi. Buna karşılık da Kao-tzu Göktürk elçilerini hapsettirdi. Lakin saldırılara dayanamayan Kao-tzu, bir prensesini İl Kağan’a vermeyi ve 10 chin ağırlığında balık tutkalı göndermeyi kabul etti. Ayrıca hapsettirdiği elçileri de hediyeler ile gönderdi.2 Lakin anlaşmadan sonra akınlar ve Çin sınırlarına taciz devam etti. Yen-men’i kuşatan ve Ma-i şehrini alan İl Kağan’a karşı, ülkesinde kıtlık olduğu duyumunu alan Çinli general derhal bu fırsattan yararlanmak adına saldırdıysa da güçlü ordu karşısında yenildi.  

Bu dönemden sonra T’ang Hanedanlığının muhalifleri bertaraf ettiğini ve güçlenmeye başladığını görüyoruz ki Göktürkler bu dönemde Çin’e birkaç ufak muharebede kaybetmiştir. Lakin bu dönemde İl Kağan’ın yönettiği 150 bin kişilik ordusu Yen-men’i de geçerek Ping Eyaletine kadar girdi ve buraya akın etti. Lakin hemen sonrasında Çin’e barış teklif eden İl, herhalde barış yoluyla haraç almayı düşünmüştür. Çabuk karar veremeyen Çin cephesi, Göktürklerin ilerlemesi sonucu bu sefer barışı isteyen taraf olmuştur. Hatta Kao-tzu’nun elçisi, İl Kağan’ı ikna etmeyi başarmıştır.3 

Yapılan barışa uymayan Çinli generaller, sınırda Göktürklerin bazı ordularına saldırmışlardır. Ma-i şehrini ve birkaç şehri ele geçirdiler. Ma-i’yi geri almak için gelen Göktürkler, öncesinde birkaç kere Yuan adındaki muhalifi gönderdiyseler de; o başarılı olmayınca bizzat kağanın komutasında Ma-i’ye kadar girdiler. Tam bu sırada İl Kağan, daha önce söz verilen prensese karşı kuşatmayı kaldırdı. Bunun nedeni, çok büyük ihtimalle, bu şehrin ele geçirilse de yoğun Çin nüfusunun bastırılamayacağıydı. Yani İl Kağan, Mete’den beri devam eden “saldır, yağmala ve haraç al” taktiğini devam ettiriyordu. 

624 yılında yeğeni “Küçük Kağan” Tu-li ile Çin’e karşı sefere çıkan İl Kağan, anlaşmaya rağmen Çin’in güç kazanmasını istemediğini gösteriyordu. Yuan-chou eyaletinden güneye doğru bu seferi yaptığında ona karşı koyan ordunun başında imparatorun oğlu vardı. Li-shih-min adındaki bu prens, ordusunun savaştan çekindiğini ve erzakın şiddetli yağmur dolayısıyla geciktiğini fark edince, kendisini koruyan yüz atlıyla beraber Göktürk ordusunun önüne çıktı ve İl Kağan’ı anlaşmayı bozmakla suçladı. Ardından da Tu-li’ye kan kardeşi olduklarını hatırlattı. İl, bundan ötürü yeğeninden şüphe duydu ki, ona bir daha hiç güvenmedi. Ayrıca İl, nehri geçme gibi bir dertlerinin olmadığını ekleyerek barışı kabul etti. Yine de Çinliler yağan yağmuru fırsat bilerek Göktürklere saldırmaya çalıştılar. Neyse ki Göktürkler bunu fark etti ve oradan ayrıldılar.4 

626 yılında yüz bini aşkın kişiyle Wei Irmağına kadar gelen İl Kağan’ın karşısına 2 yıl önce bir prens olarak çıkan Li-shih-min, bu sefer Tao-tsung adıyla T’ang hükümdarı olarak çıkıyordu. Kendisine gelen elçiyi, hakanın isteklerini çok abartılı bularak saraya hapsettirdi. Ardından bakanları ile İl Kağan’ın karşısına çıktı. Onu anlaşmayı bozmakla suçladı.5 Tao-tsung, bir bozkırlının saygı duyacağı tek şeyi, yani cesareti kullanmıştı. Bu sayede İl Kağan’la anlaştı ve barış yaptılar. Bu barış kayıtlara “Wei Nehri Anlaşması” olarak geçecekti ve sonuçları Göktürkler için ağırdı. Artık Çin ülkesi ve Türk ülkesi, denk olmamalarına rağmen denk sayılıyordu. 26 Eylül 626’da at kurban ederek Pien köprüsü kenarında ant içtiler. İl Kağan askerleriyle geri döndü.6 

Bundan sonra gerek yoğun kuraklık ve ani iklim değişiklikleri, gerek İl Kağan’ın yönetime soktuğu Çinli ve Soğd yöneticiler yüzünden devlet toparlayamamıştır. Türk beyleri özellikle bu durumdan şikayetçi olmuşlar ve 627’den itibaren isyanlar patlak vermeye başlamıştır. Önceleri Uygur, Sir-Tarduş ve Bayırkuların isyanına ardından Moğol kökenli birkaç boy daha eklenince Göktürkler ne yapacağını şaşırır oldular. Üstelik T’u-li Kağan da bu sıralarda Çinlilere kaçmıştı. Bunu fırsat bilen Çinliler Wei anlaşmasını hiçe sayıp Göktürk sınırlarına girdiler. 629’da Sir-Tarduş Beyi kendini kağan ilan etti. Boylar yavaş yavaş Çin boyundurluğu altına giriyordu. Çin’e sığınmak için elçi gönderen hükümdara Çinliler tarafından saldırı gelince, amcası İşbara’nın yanına kaçtı. Lakin İşbara, Çinlilere katılmayı yeğliyordu. Buradan da kaçan İl Kağan, İşbara’nın oğlu tarafından yakalanarak Çin imparatoruna teslim edildi. Böylece Göktürk Devletinin sonu da gelmiş oldu. Çin’de bir tutsak hayatı yaşayan İl Kağan, daha yaşadığı dört yıl boyunca sessiz ve kederliydi. Muhafız Generali ve Vali yapıldıysa da bunlar Türklerin sakin kalması adınaydı. Kağan’a iyi davranılmıyordu. 634 yılında hayata gözlerini yuman İl Kağan’ın yönettiği dokuz yılda Göktürkler, Çin’e tam 67 kez saldırmışlardı.7 

[1] Baykuzu, Tilla Deniz, Son Bilgiler Işığında Kürşad isyanı, Kömen, Konya 2016, s.13

[2] Ercilasun, Ahmet Bican, Türk Kağanlığı ve Bengü Taşları, Dergâh, İstanbul 2016, s.160, Baykuzu, a.g.e, s.14

[3] Taşağıl,Ahmet, Göktürkler I-II-III, TTK, Ankara 2018, s.91

[4] Gömeç, a.g.e, s.34, Baykuzu, a.g.e, s. 16-17

[5] Togan, Kara, Baysal, a.g.e, s.11

[6] A.g.e, s.13

[7] Baykuzu, a.g.e, s.26

Kaynakça

Baykuzu, T. D. (2016). Son Bilgiler Işığında Kürşad İsyanı. Konya: Kömen.

Ercilasun, A. B. (2016). Türk Kağanlığı ve Türk Bengü Taşları. İstanbul: Dergah.

Gömeç, S. (1997). Kök Türk Tarihi. Ankara: Türksoy.

Taşağıl, A. (2018). Gök-Türkler I-II-III. Ankara: TTK.

Togan, İ., Kara, G., & Baysal, C. (2017). Çin Kaynaklarında Türkler Eski T’ang Tarihi (Chiu T’ang-shu). Ankara: TTK.

 

Comment here