Genel Türk Tarihi

Hun-Çin İlişkilerinde Evlilik Rüzgarları

Bu makaleyi 8 dakikada okuyabilirsiniz

Hazırlayan: Aykut Çağlar

 

Özellikle Avrupa Tarihi üzerinde okuma yapanlar bilirler ki; yakın zamanlara kadar evlilikler, diplomaside çok önemli bir yer işgal etmekteydi. İki hanedanı birleştiren bu evlilikler, haritaların ve siyasi dengelerin hiç umulmadık şekillerde değişmesine sebep olmaktaydı. Ben bu yazımda; Mete Han’ın evlilik teklifi üzerinden yürüttüğü diplomasiyi gözler önüne sererek, Hun siyasetinde daha sonralarda Attila tarafından da uygulanan, bu diplomasinin amaçlarını anlatmaya çalışacağım. Fakat konumuz gereği inceleyeceğimiz mektuplara geçmeden önce dönemin siyasi koşullarına değinmekte fayda görüyorum.

 

Tung-huları ve Yüe-Çileri hakimiyet altına aldıktan sonra Çin’e yönelen Mete, Mö. 197 yılında yaşanan Pe-Teng kuşatmasında İmparator Kao ve birliklerini kuşatmış ve günlerce süren savaşın ardından İmparator Kao’nun yenilgiyi kabul etmesiyle Çin’i yıllık vergiye bağlamıştı. Bundan birkaç yıl sonra, takvimler Mö. 194’ü gösterirken, İmparator Kao’nun ölümü üzerine Çin siyasetinde bir bunalım yaşanmaya başladı. Tahta çıkan yeni imparator 7 yaşında olduğu için, İmparatoriçe Lü yeni imparatora naiplik yapmaya başladı. Fakat bu imparator 6 sene sonra Mö. 188 de varis bırakamadan öldü. Bunun üzerine İmparatoriçe Lü, yine küçük yaştaki üvey oğlunu başa geçirdi. (Çin’de hükümdarın diğer eşlerinden olan çocukları da ilk eşine ait sayılırdı.) Bu yeni imparatorun da 1 yıldan kısa sürede ölümü üzerine İmparatoriçe Lü, Mö. 187 tarihinde tahtı tamamen eline geçirdi. İşte Mete Han’ın ilk mektubunu tam da bu sıralarda aldı.

 

“Ben artık yalnız ve ayakları üzerinde duramayan bir hükümdarım. Irmaklar ve (bataklıklar) göller arasında doğdum. Sığırlar ve atlar arasında, geniş ovalarda (ve bozkırlarda) büyüdüm. Sık sık Çin sınırlarına geldim. Şimdi de Çin’i ziyaret edip, (şöyle bir) gezmek istiyorum. Siz majesteleri de (bir dul olarak) yalnız oturuyorsunuz. Ben de tek başıma ayakları üzerinde duramayan (biri olarak), tamamı ile yalnız oturuyorum. Bizler, yani iki hükümdar için, artık bir mutluluk kalmadı. Bizim için teselli ve zevk olabilecek bir şey de kalmadı. Sizin neyiniz varsa (onu alarak), neyiniz yoksa (onu vererek), karşılıklı değiştirmek istiyorum.”

 

Mete’nin bu mektubu birkaç sebepten ötürü Çin sarayında bomba etkisi yaratmıştır. Bunlardan ilki mektubun Çin görgü kurallarına göre oldukça kaba bir üslupla yazılmış olmasıdır. İkincisi mektupta geçen “Şimdi de Çin’i ziyaret edip, (şöyle bir) gezmek istiyorum.” ifadesidir. Bu ifade açıkça İmparatoriçe’nin Çin toprakları üzerindeki egemenliğine bir saldırı anlamını taşımaktadır. Üçüncü ve son sebep ise Mete gibi vahşi (!) bir yabancının İmparatoriçe Lü ile evlenerek İmparator olmak istemesidir. İmparatoriçe vezir ve generallerini topladığında aralarından bazıları 100.000 kişilik bir ordu ile Hunların üzerine gidilmesi gerektiğini söylemişse de diğerleri Pe-Teng kuşatmasını hatırlatarak İmparatoriçe’yi itidalli davranmaya çağırmıştır. Nitekim aşağıda okuyacağınız mektup ile İmparatoriçe Çin diplomasisinin kurnazlığını gösteren bir yanıt vermiştir.

 

“Hun İmparatoru, benim mütevazi devletimi, (veya fakirhanemi) unutmamışlar. Ayrıca, bir de mektup göndermeyi düşünmüşler. Benim alçak gönüllü devletim, şimdi korku ve dehşet içinde bulunuyor. Artık gücümün azaldığı bugünlerimde kendi kendime düşünüyorum. Çok ihtiyarladım. Nefes darlığım da var. Saçlarım ve dişlerim dökülüyor. Ayaklarım da yürürken normal adımlarını kaybetti. Siz Majesteleri Hun İmparatoru, benim hakkımda yanlış bilgi edinmiş olmalısınız. Bundan dolayı bize gücenmeniz, yerinde olmaz. Ayrıca bundan dolayı benim mütevazi devletimin hiçbir suçu yoktur.  Sizden özür dilemeyi yerinde görüyorum. Ben, size layık olmasa da iki takım atla çekilen, iki imparatorluk arabası sunuyorum. Onlara binerek gezebilirsiniz.”

 

Bu mektupla beraber Çin İmparatoriçesi Lü Çin diplomasisinin kurnazlıkları sayesinde en az tavizle kurtulmayı başarmıştır. Çünkü mektup incelendiğinde Çin İmparatoriçesinin; yaşlanmasını ve güzelliğini yitirmiş olmasını gerekçe gösterip evlenmeyi reddettiği, Mete’ye iki Çin arabası göndererek Çin’i kendi atıyla değil ancak Çin arabasıyla gezebileceğini söylediği ve bu sayede hem egemenlik haklarını koruyup hem de evlilik yoluyla Mete’nin Çin İmparatoru olmasını engellediği görülür. Fakat bunlara rağmen İmparatoriçe Lü, Mete’nin gücünü ve hakimiyetini kabul etmek durumunda kalmıştır. Zira kendi ülkesinden “mütevazi” şeklinde bahsetmesi ve “bizi unutmayıp bir de mektup göndermişsiniz” gibi ifadeleri bunu açıkça ortaya koymaktadır. Mete Han bu mektubu aldığında elçisini çağırtıp şu mektubu yazdırır.

 

“Ben şimdiye kadar, Çin’de yürürlükte olan, görgü (li) ve nezaket (İ) yollarını öğrenemedim. Siz Majesteleri İmparatoriçe, bundan dolayı beni affederlerse, bana mutluluk verirler!”

 

Ve bu mektupla beraber İmparatoriçeye at hediye eder. Mete’nin bu mektubundan kısa süre sonra Çin hanedanından bir prenses ile Mete evlendirilir.

 

Mete hakimiyeti altındaki Çin’in siyasetini takip etmiş, arka arkaya ölen İmparatorlardan ötürü Hun-Çin ilişkilerinde oluşan belirsizliği gidermek için ve Çin üzerindeki Hun baskısını arttırmak için böyle bir mektup yazdırmış, bunların akabinde Çin İmparatoriçesi Mete’nin hakimiyetini ve hanedandan bir prenses ile evlenmesini kabul etmek zorunda kalmıştır. Tüm bunlar bize Hunların evliliği hakimiyet altına alınan bir topluluğun üzerindeki baskılarını arttırmak amacıyla kullandıklarını göstermektedir.

 

Kaynaklar

 

ÖGEL Bahaeddin, Büyük Hun İmparatorluğu Tarihi, I, Kültür Bakanlığı Yay. 375, 1981, Ankara, s. 426-435.

 

Onat, Ayşe; Orsoy, Sema; Ercilasun, Konuralp, Han Hanedanlığı Tarihi Hsiung-nu (Hun) Monografisi, TTK, 2004, Ankara, s. 11-12.

 

Koca, Salim, “Büyük Hun Devleti”, Türkler I, Yeni Türkiye, 2014, Ankara.

 

Ercilasun, Konuralp, Türk Tarihinde Asya Hunları Birinci Hakimiyet Dönemi, Dergâh, 2019, İstanbul, s. 52-53.

Comment here